türban yasağı

öncelikle anlaşılması gereken nokta türban ile baş örtüsü kavramlarının ayırt edilmesidir.türban 60’ların sonuna doğru milli görüş geleneğinin simgesi olarak bir siyasi araç amaçlı kullanılmaya başlamıştır.erbakan’ın o zaman için kullandığı politik argümanlara bakılabilir.hal böyle iken bunun gibi siyasi bir aracın dahi kullanılmasının yasaklanması yanlıştır ve insan hakları kavramının özüne aykırıdır.ülkemizde sıkça kullanılagelen ’’kamusal alan’’ kavramı ise bir yanlışlığa işaret etmektedir.bu kavramların hukuksal birer açıklama aracı olarak kullanılması dikkatli davranmamızın önemini arttırmaktadır.maalesef bizim hukukumuzda kamusal ve özel ayrımı yapılmaktadır ve bu oldukça yanlıştır.oysa ki avrupa birliği hukukunda bu ayrım özel alan, toplumsal alan ve kamu alanı olarak üçe ayrılmaktadır.bu ayrımdan yola çıkarak bu soruna ilişkin değerlendirmelerin yapılması hukuk tekniği açısından daha uygun olacaktır.bu konudaki ayrıntılı bilgi için ibrahim kaboğlu’nun kitaplarına bakılabilir.dini irtica tehlikesinin bahane edilmesi ’’ya bizim özgürlüğümüz kısıtlanmaya başlarsa’’ gibi haklı bir gerekçe ile dahi uygun değildir;çünkü aslolan demokrasi ve temel hak ve hürriyetlerin korunmasıdır.eğer ki politik alternatifleri yaratamayan bir demokrasi biçiminiz varsa ve her türlü irticayı önleyemiyorsak bu bizim hatamızdır.
ne zamandir belli bir dinin inananlarinin yarisinin güya allah emri adi altinda kapanmaya zorlanmasi, kendi inanc grubunun diger yarisindan birkac kisi disinda kopartilmasi insan hakki olmus da bilmiyoruz yasagi. türbanin temelinde nasil adlandirirsaniz adlandirin özgürlük degil baski yatmaktadir. böyle sacma sapan bir baskiyi özgürlük olarak dikte ettirmek islam ülkelerindeki en büyük carpikliklardan birisirdir. carpikligin en göz alici yeri ise beyinleri yikanmis, aile, cevre baskisi altinda kalmis kadinlarimizin erkek krallardan daha baskici olup allah’in emirlerini sözde yorumlamasidir.
bu tartismada en sicak nokta ise türbanin bir simge olmasidir. herkesin yasalar konusunda esit, din, etnik köken ayrimina göre degil yurttaslik bagina göre devletle iliskilerinin baglanmis oldugu aydinlanmaci düsüncede devletin garantisinde yer alan bir alanin dini, etnik, cinsiyet dayali sembollerle bezenmeye calisilmasi kabul edilemez. tarafsizlik prensibine aykiridir. azinligin haklarinin da gözetimi altinda cogunlugun halki yönetmesi olan demokraside böyle bir uygulama sakattir. konunun özü de budur.
konunun diger önemli bir kismi ise islam’in sadece uhrevi degil dünyevi hayati asiri derecede düzenlemis olmasidir. suan ki islam’in yorumlarina bakinca sicmaya giderken bile dinsel etki altinda kalan cemaat, bilmem kac yasindaki kizini sevmek istemeyen gizli seksist ulema tiplemeleriyle karsilasmaktayizdir.
bu haliyle islam’in gercek manada bir reforma ihtiyaci oldugu izlenimi ortaya cikiyor. cikiyor da dogmalara dayanan bir yapiyi nasil reform ediceksin? din bu, 1000 yil önce böyleydi simdi bu diye kabul ediyoruz kivirtmalarina gelemez ki...

konunun basligi esasinda türban yasagi degil, türban dayatmasi olmaliydi.

ek yorum: insanligin gidisatina bakildigi zaman 1000 yil öncesinin parlayan medeniyeti olan islam medeniyetinin insanligin gelisme sürecindeki kosu bandinda bugün yetersiz kalmis olmasi bu gercege de uymaktadir. ne yazik ki sunu da belirtmek isterim: bir din gelir bir din gider. islam’in etki alaninin yeryüzünde ne kadar sürecegi de tartisilir su anki haliyle.
siyasal islam diye tabir edilen bizleri toz duman icerisinde birakmalarina sebep olan durum. saygi sevgi cercevesinde kimse kimsenin giyimini kusamini baskasina zarar verdirmemek sartiyla sürdürebilecegi kanaatindeyim. insanlari yasaklarla yasatmak yerine onlarla baglantilarla yasama alternatifleri kurulabilmeli. bu ülkenin bir zamanlar basbakanlik, cumhurbaskanlik yapmis birileri de turbanlilar suraya buraya gitsin deme hakkini elde ediyorsa gerisini bilemiyorum!. turban sorununda suc genellikle siyasal islam’a atilir. peki soguk savas dönemi denilen zamanda komunizme karsi islamin kullanilmasi ve 12 eylülden sonra okullarda din egitimi politikalarinin bu yasanan türban meselelerinde hic rolü yok mu!? diye düsünemeden de edemiyorum hani!. ne kadar ortak paydalarimizdan ayrilirsak bu ülkeninde bütünlügü o kadar catirdamaya elverisli oluyor o yüzden ortak paydalarimiz da bulusmak dilegiyle.
türbanı kimin gerçekten inançları nedeniyle,kimin siyasal amaçlı taktığı anlaşılamayacağı için yerinde ve gerekli bir yasak.
kurunun yanında yaşın da yanmasını isteyenlerin icraatı. küresel anlamda hiçbir mantığa ve demokrasiye sığmaz.
götünden anlaşılmış laiklik sonucu yaşanan durumdur bu yasağın savunucaları avrupada da yasak diyerek kendilerini savunurlar örnek vermekten başka söyleyecek sözleri yoktur zaten aslında örnek verdikleri avrupada türban okumak için sorun teşkil etmemektedir ha illa avrupada bu yasak var deniliyorsa aynı avrupada bazı bölgelerde g-string yasağıda mevcuttur bunu da uygulamak lazım o zaman ne de olsa avrupada var böyle yasak okula gelen öğrenciler başörtülü olmamalı ve g-string giymemelidir kontroller hergün düzenli olmalıdır.
(bkz:renkli külot yasağı)
avrupa’da var bu yasak diye iddia edenler sanirim avrupanin, ’boyle bir yasak turkiyede var’ diyerek turbani yasaklamaya calistigindan bihaberdir.
avrupalilar bu konuda ulkemizi ornek almaya calisiyor. ama ulkemizdeki gibi en laik! olanlari degil, en sagci, irkci olanlari.
yav kardeşim kime ne, kimin zararına benim kapanıp kapanmamam kimi ilgilendirir...özgürlük özgürlük diye bağırır dururuz pek bi güzel yeri geldiğinde peki bunun benim özgürlüğüm olduğunu kabul etmek niye bu kadar dokunuyor...düşündüm, denedim, gereğine inandım kapandım huhzurluyum dedikten sonra kim hangi zihniyetle ve neden hayır bu bir dayatmadır asıl bu özgürlüklere müdaheledir der anlamam..değil yahu değil bırakın beni kendi halime vallahi billahi ben böyle çoook özgürüm çook mutluyum hayır bu yasaka amacınız beni özgürleştirmekse istemiyorum cnm kardeşim gölge etmeyin başka ihsan istemiyorum ben..
sanirim bazi arkadaslarin hala yanlis anladigi uygulamadir. tekrarlamak gerekirse kamusal alanlarda yer alan yasaktir. yani evde, sokakta, özel isyerinde, camide takilamayacak gibi bir kaide yoktur. kapsam gercegini saptirmak gereksizdir.
özgürlük her alandaysa , kişini başkalarınnı hakkını ezmeden dilediğni yapabilme özgürlüğü varsa merak ediyorum türbanlılar, başörtülüler,kapalılar...bu kuralın hangi kısmını ihlal ediyolar kime ne zararları var..rejimimi korumaya çalışıyosunuz bu şekilde benim ülkemi benden mi koruyosunuz neden bu kadar korkuyosunuz baş örtümden neden bu kadar korkuyosunuz benden..bu ülkenin temelinde başörtülü kadınların da payı yok mu..ayrıca anlayamadığım neden kapalı açık diye iki grup haline getiriyosunz kadınları insanları neden yaşam biçimleriyle inanış şeklleriyle giyimleriyle kuşamlarıyla fişliyosunuz neden insana mark atfediyosunuz...ve yasakların haklıyı caydırdığını ne zaman gördünüz
türban yasağı ile amaçlanan şey türbandan ya da takandan korkmak değildir.bu yasak ile amaç türbanın bir siyasi simge olması hasebiyle bunun bir süre sonra diğer insanların haklarını ve özgürlüklerini kısıtlayıp kısıtlamayacakları endişesidir.özgürlük diyerek başkalarının özgürlüğünün kısıtlandığı, kadınların zorla kapatıldığı iran, afganistan ve benzerleri buna neden olmaktadır.türban ile baş örtüsü kavramının da ayırt edilmesi gerekir ki ikisini aynı şeymiş gibi göstermek bizi yanlış yerlere sevkeder.siyasal islam ’’bu hak ve özgürlükleri kısıtlamayız’’ diyemediği için resmi ideolojinin karşısında özgürlüklerden yana olanlar dahi bu yasağa destek vermektedirler.
kamusal alanda türbandan etkilenen manyetiklermi var nedir bu kamusal alan türban zıtlaşması siyah beyaz durumuna geldi resmen barıştrısak artık kamusal alanla kamuoyunu ne güzel olur değil mi..bana hizmet etmek için oluşturulmuş birimlere ben ben şeklinde değilde olmadığım biri şeklnde giricem yani devlet diyorki yani ya sen bu şekilde tehditsin git şeklini değiştir öyle gel...sayın devlet babcım şöyle izah edeyim sana ozaman ...tehdit kişilerin beyninde olur, düşüncede olur,içsel yani babcım içsel sen beni nasıl giydirirsen giydir canım... yanlış yoldasın yanlış şeylerle uğraşıyosun babacım sen benle uğraşırken asıl tehditler çoktaaaaaaan üsküdarı geçti haberin olsun....
ya anlıyorum aslında siyasal tehdit siyasal obje bilmemnesel simge yav bölücüler bile siyasal tercihlerini rahatlıkla söyleyebiliyor bu ülkede hayırdır ...bu arada devlet benim özgürlüğümü bir elime versin zaten korktuğu başına gelmez ozaman çünkü kimse kimseyi rahatı yerindeyken kışkırtamaz .. istenen sedece şahsi özgürlük kimsenin şunun bunun özgürlüğünde gözü yok.. tek istediğim tek isteiğimiz benden hiç bir fazalsı olmayan insanlardan artık ayırt edilmemek okula girerken ayrı bir işlem yaopmak zoruda kalmadan taviz vermeden rahatça girebilim benim sosyalliğimin önüne geçmeyin emin olun kisme kimseye karışmayacak ..ha kötü niyetlilr yok mu var e ama canlarım onlar bu ortamda daha rahat çalışyolar bulanık suda daha kolay ürüyorlar bunu görmek zor değil ki...
türkiye nin maalesef karayüzlü yasağıdır her dürtlü bahaneyle kolayca ortaya atılabilir, irtica hortladı etiketi takılabilir yasaktır. bir de baş kapama ve türban arasında fark arayan kişiler vardır; kimin nasıl kapanacağı en azından başını kapatacağı bellidir bu bilgiçlerin türban tarifini doğru yapmaları gerekir. nerdeyse tamamının öyle ya da böyle müslüman olduğu bir ülkede ters görülmesi şaşırtıcıdır bunun etkili olmasında şaşırtan zümrenin çok küçük ama tesirli olmasıdır.
ya bizi sınıflandırdılar yetmedi şimdi bide başıı örttüğüm örtümümü sınıflandırmışlar türban ne başörtüsü ne ben size bunu tam on adını sayarım adının şeklinin bizce önemi yok asıl önemli olan işlevi ama bunu birilerinin anlamasını beklemiycem tabii okadar da iyimser değilim...
sag hükümetler döneminde itinayla islenen siyaset sonrasinda 12 eylül öncesinde siyasallasmadigindan kimsenin iplemedigi ve yürütülmeyen bir uygulamadir. günümüzde kampüs ortalarinda cemberler icerisinde siyasi dualar eden, ramazanda degir kantinin kösesinde yemek yiyebilmeyi, oruc tutmadigi icin insanlari döven, birakin dekolte giymis olmayi basi acik oldugu icin baskalarina orospu diyen, plajlari kendi kapatmalariyla doldurmaya calisip, kendi hakki olmamasina ragmen bikiniyle dolasanlari sürmeye calisan, birakin ergenligi dinen bile kabul edilmeyen yasta körpecik cocuklari sarip sarmalayip cocuk yasta günesten mahrum eden, cükkafa olup muhafazakarligin alasini yapip muta nikahi adi altinda kadinlari kullananlar siz mi özgürlükten bahsediyorsunuz. özgürlügün ne oldugu acikken kisitlamayi, sikistirmayi dünyanin en güzel duygularindan birisini kullaniyorsunuz. orada burada gösterilerde bayrak gibi salliyorsunuz türbani.
tarih sahittir ki ileride bu beyhudelikte sonra erecektir bu yasak gibi.
yorumladiginiz nasil bir tanridir ki kendi yarattiklarinin yarisini sarmalamaya calissin, sacinin gözükmesini günah saysin, cehennemlerde yaksin.
bu nasil bir tanridir ki bütün örtünmeyenleri erkekler tarafindan potensiyal tahrik edici gibi görsün.
bu nasil tanridir ki erkekleri karsi cinsi icin sapik gib görsün.
bu nasil tanridir ki altin cagini yasamis bir dini sulandiranlara, karalara boganlara izin versin.
benim bilemedigim tanri bu gözlerimle, aklimla, yüregimle ulastiklarima bakarak buna izin veremez.
kadinlari erkeklerin saklamaci, baskici kanunlari, uyduruklari altinda ezdirmez.
bunu diyen tanri degildir. olsa olsa haremlere sahip sözde kadin-köle tüccarlaridir.
cezasini ceken ise buna inandirilan, bu yönde egitilen, allah’la korkutulanlardir.

gelecek sizlerin uygulamalarinizi insanligin diger kutsalliklari, aydinliklari, fikirleri altinda yok edicek.
bizlere ise simdiden önlem alip, ayni bulundugumuz gemiyi batirma ihtimaline karsi önlem almak kaliyor.

anladiysan ne ala. anlamadiysan da benim bilemedigim, ama hissettigim bu güc sana aktif ya da pasif sekilde akil versin.

benim uğruna dünyevi bir takım zevklerden geçici olarak vazgeçtiğim dinim, beni yaratan yüce rabbim öyle büyükki hem bana ve benim gibi inananlara hemde yaratanını,yani varlık sebebini hala farkedememiş olanlara aynı nimetleri sunuyor inansakta inanmasakta onun evinin misafirleri olarak yaşıyoruz ve rabbim öyle misafirperver ki misafir ayırt etmiyor ...insanlar nedense ne görmek istiyorlarsa onu görüyorlar benim dinim kadınlara, hanımlarınıza itina edin diyor onları koruyun üstüne titreyin diyor onlar benim size emanetimdir sizde onlara emanetsiniz diyor...ama öylede bir sınamadır ki bu beyazın yanına siyahda konuluyor...ve işte kimilerimiz sadece siyahları görüyoruz..oysa her toplulukda iki grup vardır iyiler, kötüler...kullanan saptıranlar,gerçekten samimiyetle yaşayanlar...nedense kötü kısmı görmekde direten insanların verdikleri örnekler medyadan hep göz önüne serilenlerden hep göstermek istenilenlerden dikkat çekici değil mi..nedeninide sölim çünkü samimi inananlar rant sağlamaz medyaya malzeme olacak şeyler yapmaz ..göz önünde olmaz çünkü göz önüne getirmeye değmiyecek mmedyaya malzeme olmayacak bir hayat yaşar... öğrenmek isteyen dinini öğrenir anlamak isteyen anlar...

bu arada dediğin gibi o saydığın saçmalıklar dinen kabul edilmiyor yani dinin gereği değil yani rabbimin emri değil yani onlar tamammen şahsi uygulamalar ve şahsi uygulamalarla kimse bir topluluğuyargılayamaz yasaklar koyamaz
ve o saydıkların nekadar abartılı gösterilirse gisterilsin sadece yüzey siz aldanın devam edin bir gün gerçek görülecek ama şöyle birşey vardır her zaman en net görüntüler en uzaktan alınır yaklaşıldıkça görünütü bulanıklaşır tıpkı bunun gibi islamın güzelliği rabbimin büyüklüğü okyanusların ötesinde daha net görülüyor biz burumuzun dibindeki nimeti tepiyoruz..bu arada kapanmak benim ve benim gibi düşünenler için kesinlikle dünya güzellikleirnden mahrum kalmak değildir benim dünyamın güzelliği bu bırakında dünyamı neyin güzelleştireceğine de ben karar vereyim benim olmayan aklımı(!)başıma sizin olağan üstü zekanız mı getirecek ben bu aklımla yolumda mutluyum tek tasam sizin hayatıma ve tercihlerime müdahale etmeniz bu da olmasa emin olun bizde dünyadan fazlasıyla zevk alıyoruz hatta iddia ediyorum hayattan senin aldığından daha fazla zevk alıyorum çünkü ben senin göremedeğin renklerini e görüyorum hayatın...cevaplayamadığım kara sorularım yok öncemie biliyorum sonumuda...
yaşamak istiyoruz yaşicaz
hemde yasaksız bahçelerde
tıpkı tören gibi
tıpkı şölen gibi
dolu dolu doya doya tamam mı...
çekirdeksiz üzüm, zeytin dalı,
çiçek balı, kan portakalı tadında
umut dolu, hayat dolu
peki ya siz ...devam mı....
0 /