wuhan virüsü

bu virüsle alakalı bin kere at izi it izine karıştı gibi cümleler kurdum. artık bu izleri birbirinden ayırıyorum, size yaşadığımız her şeyi nokta nokta açıklıyorum. başlamadan önce uyarı, bunları okurken açık bir kafayla yaklaştığınız sürece anlam ifade edecek bir yazı olacak; yani radyasyon kelimesini görünce kaçmak yok. ayrıca daha önce farklı yerlerde incelediğim konuların hepsini de gerekli yerlere link olarak bırakacağım, ama onları okuyup devam etmenize gerek yok - sadece kafanıza takılan ya da aklınıza yatmayan yerleri okursanız yeterli.

başlayalım. arkaya müzik:

tıp bilimi, günümüzdeki haliyle en azından, üç aşamadan geçer.

1) hastalanma. burada "asemptomatik" bir yalandır, bunun tıptaki adı en fazla "taşıyıcı"dır. eskiden, eğer bir semptomunuz yoksa, doktorlar size siktir çeker ve "hastalanınca gel" derlerdi haklı olarak. yani bu aşamada kastettiğimiz şey aslında vücudunuzda ters giden ve bunu dışarıdan görebileceğimiz koşullar - hapşırmaktan tut parmağınız kesilmesine kdar hepsi birer semptom olarak geçer. "ben bıçak yarası taşıyıcısıyım" cümlesi ne kadar saçmaysa, virüs ya da bakteri taşıyıcısına "hasta" demek için aynı ölçüde saçmadır.

2) teşhis. doktorlar çeşitli testler yaparlar, semptomlarınızı incelerler ve derler ki "sende şu rahatsızlık var". burada dr.house gibi bir hasta geldi de kanser semptomu gösterip aslında gizli gizli boya yalıyormuş gibi şeyler gerçek hayatta karşılığı olmayan şeyler. teşhis konması da, "senin hastalığın şu" demektir; diplomasını hakeden hiç bir doktordan "sen şu şu şu hastalıklara sahip değilsin" diye bir teşhis duyamazsınız.

3) tedavi. bu noktada artık o hastalığın ya da vücuttaki o tersliğin giderilmesi için gerekli adımlar uygulanır. parmağınıza dikiş atmak da bir tedavidir, antibiyotik kullanmak da. hipokrat yemini etmiş hiç bir insan, gereğinden fazla tedavi uy-gu-la-ya-maz. çünkü yeminin ilk cümlesi şudur: "öncelikle zarar verme". bir örnek verelim; misal parmağınız morarmaya başladı ve doktor bunun nedeninin kangren olduğundan 100% emin değilse, o parmağı kesemez. bakın 99.999% demiyorum; çünkü öbür türlü hastaya zarar vermiş oluyor.

şimdi gelin bu wuhan illeti konusunda, kasım 2020 itibariyle, bu üç aşamanın nasıl işlediğine bakalım. bu kısımla ilgili size tablolar hazırladım. her bir tabloda; bize medya ve yöneticiler tarafından pompalanan seçenek, ve benim kafama yatan en olası alternatifi koyacağım (radyasyon). size demiyorum ki "alternatif gerçek olandır, doğrudur", dediğim gibi bana en olası gelenle kıyasladım. tek amacınız medya kolpasını çözmekse, o kısımlara bakmanıza gerek bile yok.

1) hastalanma
tablo 1: hastalık aşamasındaki olası seçenekler.


eğer bu virüsü kapmışsanız bunun semptomları radyasyon zehirlenmesi ile birebir aynı farkındaysanız. taşıyıcılık imkanı, eğer bu virüs ise, tabi ki var - ama sizin taşıyıcı olmanız hasta olduğunuz anlamına gelmiyor. bu cümle çok önemli. hasta olmanız için, hastalığın semptomlarını göstermeniz gerekiyor, taşıyıcı birine hasta diyemezsiniz. o bir taşıyıcıdır. ben değil, tıp diyor bunu.

ama bakın şimdi ikinci aşamamız; teşhis aşamasında ne yapıyor bu puştlar.

2) teşhis
tablo 2: teşhis yöntemleri ve olası sonuçları


bu aşamada işlerin boku çıkmaya başlıyor. daha önce pcr testini, ve antikor testinin ne anlama geldiğini yazmıştım. bu yapılan testlerin pozitif ya da negatif çıkması, sizde o virüsün var olup olmadığı konusunda yazı tura atmaktan farksız. pozitif çıkıp sizde hastalık semptomları da olmayabilir, virüs vücudunuzda kalmamış bile olabilir. negatif çıkarsanız sonrasında grip olabilirsiniz, vücudunuzdaki virüsü bulamamış olabilirler.

bu teşhis aşamasında biri gelip size iki şey diyebilir arkadaşlar:
1) ben hasta oldum
2) benim testim pozitif çıktı

ve bu ikisi aynı şey değil. şimdi medya orospularının gözümüze gözümüze soktuğu "covid olmuş ünlüler"in, nasıl açıkladıklarına bakalım. kendi twitleri videoları duruyor zaten.
ekrem imamoğlu: "covid testim pozitif çıktı"
boris johnson: "covid testim pozitif çıktı"
donald trump: "covid testim pozitif çıktı"
tom hanks: "covid testim pozitif çıktı"

ve böylece uzar gider. e neydi, testin pozitif çıkması bir şey ifade etmiyordu. bu adamlar da "hastayım ben" demiyor, çünkü değiller ulan. testleri pozitif çıkıyor. gene, neydi? hastalık olması için semptom olması ge-re-ki-yor.

3) tedavi:
tablo 3: uygulanan tedavi yöntemleri, ne yaptıkları, ve yan etkileri


bu tablodaki bilgiler, adamların kendi araştırmaları ve bize sunduğu bilgiler. clexane için şurayı (bkz:#1164402), hastaneye yürüyerek gelip boğazına tüp sokunca ölenler için şurayı (bkz:#1164348) okuyabilirsiniz. peki dikkatinizi çekti mi, bu clexane denen ilacın yan etkileri covid-19 semptomları! şok şok şok.
peki hasta olmayan birine bu ilaçları verirseniz ne oluyor, o kişi kovik semptomları göstermeye başlıyor.
pekii hasta olan birine bu tedaviyi uyguladığınızda virüsü öldürüyor mu, hayır; semptomları gideriyor.

*****

buraya kadar, her aşamada medya ve yöneticilerin nasıl ve ne boyutta basiretsiz davrandığını görebilirsiniz. basiretsiz diyorum, ama bence kötü niyet. her ikisi de insanlığın ya da senin-benim hayrıma olacak şeyler değil.

yazının son kısmı da, sen-ben-biz hakkında sevgili okuyucu. ortada dolaşan bir "şey" var, ve bizim başımıza gelebilecek ihtimalleri yazıyorum. ki zaten iki tane ana kol var: hastasınızdır ya da değilsinizdir.
1) nefes darlığı, ishal, tat-koku kaybı şikayetleri çekmeye başlarız.
2) hiç bir şikayetimiz yoktur.

bu iki ihtimalden birincisnde doktora gidersiniz, ikincisinde gitmezsiniz. tıp bilimi açısından, siz ilk aşamadasınızdır ya da değilsinizdir. eğer hasta değilseniz, gerçek doktorlar size teşhis koymaz, tedavi etmeye hiç başlamaz.

veeee işte burası zurnanın "zıııırrrsikicem yapacağınız işi" dediği nokta. siz hasta değilsiniz, ama ne oluyor:
1) çevrenizde birinin testi pozitif çıkıyor
2) "filyasyon" yapıyorlar ve geçen hafta otobüs durağındaki güzel kızın / yakışıklı çocuğun covid olduğunu söylüyorlar.

e sizde bir şey yok, ama şu anda ya kendinizi 14 gün karantinaya alacaksınız, ya da "şanslıysanız" kovid testi yaptıracaksınız. yoksa ceza, yoksa sopa. evde karantinada geçirirken başka bir filyasyon raporu geldi, ve siz sonsuza kadar ev hapsindesiniz böyle böyle.

test yaptılar, ve pozitif çıktınız (ki çıkacaksınız; çünkü (bkz:#1164581) ). geçmiş olsun, siz bir hastasınız. tıp bilimine göre değil, pandemi korku pornosuna göre.

siz hasta mısınız? geçmiş olsun, şu 16 tane hapı alacaksınız, boğazınızdan içeri tüp sokacağız. ilacın yan etkisinden ateşiniz mi çıktı, ishal mi oldunuz, öksürüyor musunuz? tüpü çok derine sokmuşuz da ciğeriniz hasar mı gördü?

eee biz demiştik siz zaten govik hastasısınız diye, bak. neyse ki asimptomatik iken yakaladık hastalığı.

******

şu kadar yazdım, elimden geldiğince objektif ve bilimsel yaklaştım. bu son kısım biraz kişisel yorumum, ilgilenirseniz. ben ortada insanların sağlığını etkileyen bir şeyler olduğunu düşünüyorum. buna 5g diyen var, radyasyon diyen var (ben: (bkz:#1163973), gerçekten virüs sanan var, varoğlu var.

ama bu adımdan sonraki kalan her şey, medya orospularının korku pompası ve yöneticilerin insanlığın tamamını ev hapsinde ve kontrolünde tutma çabası. teşhis koymasından tedavisine, maske kullanımından filyasyon çalışmalarına tamamı.

en önemlisi ise şu: korkmayın bu hastalıktan. başımızdaki satanist köpeklerin en çok korktuğu şey, aklını kullanan yetişkin bir insan. ve bunların kolpasına inanmayan, yalanlarına karşı gülebilen tek birimiz bile bu adamların bütün planlarını bozmaya yeter.

ben yukarda kendi sorgulamamı, ve neden böyle düşündüğümü yazdım. siz de düşünün, ve isterseniz bambaşka sonuçlara varın. biraz düşünüp incelediğiniz zaman farkedeceksiniz ki, gerçeğin ne olduğunu saklamaya çalışıyor olabilirler; ama kendi söylediklerinin gerçek olmadığı net.

güvenli kalın, dikkat edin kendinize.

covid-19 aşısı

aşının tanesi 666 dolar olduğundan, 1 milyon dozu alabiliyor olması bile mucize ülkenin.

halbuki bakınız amerikaya, milyarlarca doz aşı sipariş etti (gene bu başlığa yazmıştım sanırım). ingiltere açıkladı, önümüzdeki sene sonuna kadar 350 milyon doz almışlar. fahrettin kibarca sorsa türkiye'ye verirler herhalde bir miktarını di mi?

ya da acaba asıl sorulması gereken; bazı ülkelerin neden nüfuslarının 3 katı kadar alırken bazı ülkelerin nüfusunun çeyreği kadar bile alamaması mı?

eğer türkiye'ye satarlarsa geçmiş olsun, ülkemizin fişini çekmişler demektir.
eğer hayrına verirlerse geçmiş olsun, çünkü eğer bir şey bedavaysa ürün bizizdir.

bu aşının neresinden tutarsam tutayım insanlığın iyiliği için bir şey çıkmıyor.

wuhan virüsü

kaynak: ekşisözlük'te zaharoff isimli yazarın "pandemi" başlığına, 27 nisan 2019 tarihli entirisi. aynen alıntıyorum gerekli kısımları.

amerika'da türk bir ilaç şirketinin yönetiminden öğrendiğim kadarıyla çok yakında dünya çapında ölümcül büyük bir salgın gerçekleşecek. salgını yapacak olan kişilerse aralarında bill gates gibi zenginlerin bulunduğu, dünya nüfusunu azaltma projesinin mimarları olan bir grup. hatta daha bu salgın hastalık dünyaya yayılmamışken aşılarını bile üretime geçirdiler. “kulağa çok komplo teorisi gibi geliyor” dediğinizi duyar gibiyim. ama değil malesef. hatta türkiye cumhuriyeti olarak yaklaşık 2 hafta önce bunun hazırlıklarını başlattık.

konuyla alakalı cumhurbaşkanlığı'nın resmi gazete'de yayınladığı 2019/5 sayılı genelge

yanı başımızda bulunan yunanistan'da bu salgın hastalık küçük çapta denenmekte. ve yunanistan'da ani ölümler gerçekleşmekte.
bu olayın türk medyasında yer bulmaması ise işin ilginç tarafı. internette arattığımda haberi sadece haber türk'ün şubat ayında verdiğini gördüm.

haber türk ilgili haberi (bu link artık ölmüş, bulabilirsem ekleyeceğim)

wuhan virüsü

bir deney yapıyorsunuz, atıyorum pet şişede fasülye yetiştireceksiniz. bu deneyi ne zaman "sonuç verdi" dersiniz? 1 hafta sonra mı, yoksa 2 fasülye çıkınca mı?

hah işte iki fasülye çıkınca deneyi bitirmek ne kadar saçmaysa, bu aşıyı yaparken "164 kişi hasta olunca saymayı bırakıyoruz" o kadar saçma.

e hani kuluçka süresi? hani 14 gün karantina? diyelim o 164 kişide saymayı bıraktınız, ertesi gün 100 kişi daha oldu onlar ne olacak?

işte bu wuhan virüsü'nün aşısını araştıran pfizer'ın deneyi böyle. 4.400 kişiden 164 tanesi hasta olunca "deney tamamlandı oo %95" diyip geçiyorlar.

çünkü aceleleri var, o aşı 20 ocak'a yetişmek zorunda. 20 ocak'ta ne olduğnu google'layabilirsiniz, ben de zaten o zamana kadar vurmaya devam edeceğim.

klaus schwab

göremediğiniz virüs




dünya ekonomik forumu denen baronbaba teşkilatının başı.

korona korku pornosunu başlatma emrini verenlerden birisi.. hani var ya hep bizim iyiliğimizi düşünen, aşılarla filan hayatımızı kurtaran, filantropik, yararlı zenginler onlardan biri.

zengin derken dünyaağğ liderleri denen kuklaları satın alabilecek bir zenginlikten bahsediyorum.. daha doğrusu zenginliğin de ötesinde bir şey. bunlarınki zenginlik değil bunlarınki paranın sahibi olmak. cebinde duran para dahil.


klaus öngörü sıçıyor.. önümüzdeki kısa vadede bir internet saldırısı olacak, tüm sistemler duracak, bir de enerji kaynaklarına saldırı olacak elektrikler kesilecek filan diyor.. artık nasıl bir geleceği görme gücüyse bu..



koronoyu dünyayı sıfırlamak için bir fırsat olarak kullanmaktan da bahsediyor.. işte bunlar hep iyi niyet..

sıfırlamanın manasını da biraz deşeyim isterseniz ilk etapta 2 milyar insanın öldürülmesi var.

hadi şimdi sikilmiş suratlarınıza sikilmiş maskelerinizi takın ve ağzınızın önünde oluşturduğunuz sıcak ve nemli ortamda üreyen bakterileri ve mantarları akciğerlerinize çekin.. ikinci dalga lazım.. sıfırlama yapcaz.. sizin iyiliğiniz için..

dünya sağlık örgütü

yani hiç böyle bir başlığa yazacağım aklıma gelmezdi ama...

dünya şerefsiz örgütü (halk adıyla dsö) yöneticisi demiş ki: "dünyada aslında en iyi ihtimalle şu anda insanların %10'unun virüse yakalandığını düşünüyoruz." yani 780 milyon kişi.

780 milyon kişide 1.1 milyon kişi ölmüş. ki bu da "en iyi ihtimalle". bu oran da sezonsal gripten bile daha düşük bir oran. size nasa cinsi söyleyeyim: "ölüm oranı bir bok sayılmaz".

bununla alakalı burada çok güzel bir yazı vardı, bulursam ekleyeceğim. şunu diyordu: "bulaşma oranını arttırıyorlar, herkes pozitif çıkıyor. ama herkes pozitif çıktıkça, aynı zamanda ölüm oranı düşüyor ve bunu açıklayamıyorlar".

bu dsö'nün en başından beri her yalanını, söyledikten bir ya da iki gün içinde gömdük burada. devam da edeceğim ben, hiç gocunmadan yorulmadan hem de.

sizden tek bir ricam kendinize şunu sorun: bir kişiye güvenmeyi bırakmanız için size kaç tane yalan söyleme hakkı var? hele fahrettin gibi tanımadığınız, dsö gibi tüzel bir kişi için mesela?

emin olun o eşiği geçene kadar yalanlarını sıralamaya devam edeceğim. siz sadece eşiğinizi bulun, ve takipte kalın.

wuhan virüsü

gün geçmiyor ki korona korku pornosu ekibi yeni bir bilimsel sefalete imza atmasın

bu seferki haberimiz aşı geliştirme tiyatrosundan

44 bin kişide deneme yapmışlar.. sonuçlar hurafeloji bilimi açısından tam bir başarıymış
https://www.nytimes.com/2020/11/18/health/pfizer-covid-vaccine.html

şöyle olmuş
ikiye bölmüşler bu 44,000 kişiyi sonra bakmışlar 170 tanesi enfekte olmuş.

"Enfekte olan 170 kisinin, 162'sinin kontrol grubunda 8'inin ise asi grubunda oldugu, ayrica agir covid-19 geciren 10 kisinin 9'unun kontrol grubunda, birinin ise asi grubunda oldugu bildirildi."

çalışmanın sayfaları var ama bir takım renkli grafiklerden filan ibaret.
https://www.pfizer.com/news/press-release/press-release-detail/pfizer-and-biontech-conclude-phase-3-study-covid-19-vaccine

https://www.pfizer.com/science/coronavirus/vaccine
güya her yaştan ırktan kişi filan var ama detay yok.. nedir mevcut sağlık sorunları vs..


açıkçası bu tip "çalışmaların" sadece kağıt üstünde olduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam..

her neyse devam edelim.. 170 hasta varmış... insanlar üzerinde bu tip denemelerde "challenge" yapmaman gerek yani aşıyı aldın hadi bakalım şimdi damarından vürüz enjekte edicez demek kolay değil. nasıl enfekte olmuşlar, havadan mı sudan mı bilmiyorum, bulamadım.. göremedim. varsa bir şey söylersiniz bakarız.

yalancıları sevmem ama matematik bilmeyen yalancıları hiç sevmem..

170 hastadan 162 tanesi plasebo gruptaymış 8 tanesi aşı grubundaymış.

hasta olanlardan 10 tanesi hastalığı ağır geçirmiş. bunlardan 9 tanesi plasebo grubunda 1 tanesi aşı grubundaymış.

matematik şu, aşı olmayan 22,000 hastadan sadece 9 tanesi iddia edilen hastalığı ağır geçiriyor... 162 hastanın %5.5'i.


iddia edilen "aşıyı" yaptırmış olanlardan 8 tanesi hasta oluyor 1 tanesi ağır hasta oluyor.. oran? %12.5.. diğer grubun iki katından fazla..

nasıl bir aşıysa bu piyangoyu vurman zorlaşıyor ama vurdu mu da büyük ikramiyeyi buluyorsun..

şöyle anlatayım hiçbir şey yapmazsan %99.96 ihtimalle herhangi bir problem yaşamadan hayatına devam ediyorsun. ama eğer aşı yaptırırsan bil ki ağır hasta olma riskin iki kat daha fazla. yalanlar, kahrolası yalanlar ve gülücük..

normal şartlar altında bu kadar risk için insanlar aşı filan yaptırmaz.. çünkü bir de daha hiç konuşulmayan yan etki meselesi var.. kuşe kağıtlı dergilerde "hiçbir yan etki olmadı" yazmasından bahsetmiyorum insanların hissiyatından bahsediyorum..

e bir de evrensel bir tıp kuralı var, hiçbir insana rızası dışında tıbbi müdahalede bulunamazsın diye.. buna testi dahil, aşısı dahil, tedavisi dahil.. nolcek?

dalga geçiyorum be oğlum.. etik ahlak vicdan filan bunları takan biziz.. kayzer fayzerin sikinde bile değil bu kavramlar.. onların varmak istediği nokta bir an önce aşı pasaportu düzenine geçebilmek..


neydi o sıralama? yalanlar, kahrolası yalanlar, istatistikler, domuzlar, domuz bokunda yaşayan sinekler, medya, politikacılar diye giden bir alçaklık hiyerarşisi vardı sanki di mi?


neyse şimdi işin istastistik kısmına bakalım

mesela new york'ta 574 bin kişi enfekte olmuş 33,576 kişi ölmüş.. linkleri google'dan atacaktım ama adresler çok uzun. kendiniz de bakabilirsiniz.

ölen kişi oranı : %5.9

türkiye'de 426 bin pozitif olmuş 11,820 kişi ölmüş ..ölüm oranı %2.8

niye pozitif çıkıyoruz, verilen tedavi nedir filan yakın zamandaki entirilerde var hepsi..

her neyse.. ölüm oranlarına bakarsak 170 kişide kaç tanesinin ölmesi gerekiyordu? new york'a göre 10 kişi.. türkiye'ye göre 5 kişi..

yapıldığı iddia edilen çalışmadaki ölüm oranı ne? 0... sıfır nokta sıfır..

kayzerim fayzerim tebrik ediyorum. aşıyı siktiret siz tedaviyi bulmuşsunuz be hacı!!! keşke tanıdık bir hurafeci olsa da pfizer'e bu güzel haberi iletse..

https://www.medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/gecici/birincilik_Dr_MeldaCelik_.jpg

medya

rektal yoldan döllenmiş haysiyetsizler sürüsü

orospularımıza söyleyin çocuklar koronyodan etkilenmiyor yazsınlar


orospu medya hemen başlığı yapıştırıyor

"Koronavirüs neden yaşlılara bulaşırken çocukları etkilemiyor?"


https://medyascope.tv/2020/03/10/koronavirus-neden-yaslilara-bulasirken-cocuklari-etkilemiyor/

yazıyı özetleyecek vaktim yok.. bilimsel görünümlü hurafeleri yalan dolanları okuyacak vaktiniz varsa kendiniz bakarsınız.


sonra devran dönüyor.. bu sefer tam tersi..

orospularımıza söyleyin çocuklar çok etkileniyor yazsınlar.

ruhunu vicdanını satmış orospular da emri ikiletmiyor.

"Korkutan sayı! 1 milyon çocuk yakalandı
ABD'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında 1 milyondan fazla çocuğun virüse yakalandığı açıklandı."

https://www.milliyet.com.tr/dunya/korkutan-sayi-1-milyon-cocuk-yakalandi-6356308

lan haysiyetsiz köpekler biraz omurganız olsun lan..

covid-19 aşısı

inekler için yıllardır var olan aşı



"Kompozisyonu: inaktive edilmiş sığır rotavirus G6 ve G10 serotiplerini (≥1.31 ve 1.00 RP*), coronovirus (≥ 1.2 RP*) suşları ve K99 pilusu tasıyan E.coli bakterini (≥ 1.00 RP*) ve adjuvant olarak quil A içermektedir. Koruyucu madde olarak gentamisin ve merthiolate içermektedir."

https://vetrehberi.com/scourguard-4k

şimdi koyunlar için olanını geliştirme tiyatrosunu izliyoruz..


önce aşı.. artık içinde her ne varsa..

sonra her dükkanın girişine bir elektronik okuyucu.. aşı kartsız girilmez şeysi.. sonra ay bu aşı kartı yerine daha kolay bişi olsa goygoyu ve meşhur çip...



görünümü artık bu mu olur başka bir şey mi olur bilemiyoruz.. ama bunlar hep gomple teyorisi... biliyorum hep komple... hep teori..

bu arada çin aşısını yaptırmam diyenleri ben tutup zorla çin aşısını vurdurmaya götürücem... şimdiden söyleyeyim..

çin'den gelen çakma videoları ciddiye alıp piğandeğmic (bilgeyt telaffuzu bu) ilan etcen, sonra çin'den aşı gelince ben yaptırmam onu.. yok öyle numara.. bizzat kulağından tutup götürcem sağlık ocağına, yapın bu ibneye çin aşısını, enjektörü de götüne sokun aklı başına gelsin diye konuşcam hemşirelerle..

ama öte taraftan da geleceği iblis belirlemiyor.. dolayısıyla işinize gücünüze devam edin. son düdük çalana kadar sahadayız.

amerika'da köleliğin devam etmesi

bize sürekli "ya biz iç savaş yaptık" ve "olm zenciler için en çok kurucu üyelerimiz bir şeyler yapıtı" goygoyu çeken amerika'da, hala daha köleliğin olması durumudur.

çok sevdikleri anayasa kanun maddesi 13, birinci bent der ki: Neither slavery nor involuntary servitude, except as a punishment for crime whereof the party shall have been duly convicted, shall exist within the United States, or any place subject to their jurisdiction.

tercümesi "kölelik ve gönülsüz işçilik kesinlikle birleşik devletler ya da onların hükmü geçen yerlerde yasaktır; sadece kişinin işlediği bir suça ceza olarak kullanılabilir."

yani biri bir suç işlemişse, onu hapse atıp onu köle gibi çalıştırabiliyorsun ceza olarak.

amerika 2015 yılı verilerine göre dünya nüfusunun %4.4'üne sahip, ama dünyadaki toplam mahkum nüfusunun %24.7'sine sahip. şu grafik ırklara göre hapse düşme oranını gösteriyor:


ve son olarak, amerika'daki (erkek) mahkumların %34'ü siyahilerden oluşuyor.

ortamlarda "köleliği bitirdik" dersiniz, kim bilecek.

pcr testi

bugün itibariyle, wuhan virüsününü kapıp kapmadığımızla ilgili yapılan başlıca test çeşidi. başlamadan kısacık ön bilgi: bizim hücrelerimizde dna var, virüslerde ise rna.

burada pek çok yazıda "pcr testi neye bakıyor" sorusunu cevaplayamayan doktorlardan bahsedilmiş. haydi cevabı da biz verelim o zaman.

pcr'ın açılımı: polymerise chain reaction, yani türkçesi polimeraz zincir reaksiyonu. (vallahi bu kadar türkçe oldu). polimeraz ise, hücrelerde dna ve rna üretimini tetikleyen bir enzim.

normalde pcr ne için kullanılıyor peki? diyelim elinizde bir tane dna örneği var, ama bununla ilgili binlerce ölçüm yapmanız gerek. bu yüzden dayıyorlar polimerazı, ve genetik materyal kendini kopyalamaya başlıyor. böylece bir tane dna'dan onbinlerce oluşturabiliriyorsunuz ve istediğiniz kadar deney yapabiliyorsunuz.

böyle işleyen bir sistem, nasıl test aracı olarak kullanılıyor ona da bakalım. önce, burnunuza eşşek gibi bir çubuk sokuyorlar. çubuk sokanın bu videodaki gibi doktor olmayan birisi olması tercih sebebi, ama illa da bi şirketin vice-president'ı olmasına gerek yok.



daha sonra bu sürüntüyü bir kaba koyup, içinde sadece rna örnekleri kalmasını sağlıyorlar. daha sonra, bu rna örneğini yukarıda söylediğimiz pcr yöntemi ile çoğaltıyorlar, çoğaltıyorlar, ve çoğaltıyorlar.

diyeceksiniz ki "hah çoğalınca bakıyorlar kovid var mı diye" ama öyle değil. bu tüpün içine, bu wuhan virürüsü ile tepkimeye giren başka malzemeler koyuyorlar ve eğer bu malzemeler tepkimeye girerse govik çıkmış oluyorsunuz.

bu aşşşırı bilimsel yöntemin sıçtığı noktaları (aramızdaki mühendisler için, fail point) şunlar:
1) eğer testinizde bir tane virüs çıkarsa, tek bir hücre diyorum, alıp biri bin yapıyor. ama hasta olmanız için ne demişlerdi, virüse ne kadar maruz kaldığınız ve vücudunuzdaki virüs sayısı çok önemli. dolayısıyla eğer 1 tane virüs hücresi bulurlarsa, size pozitif diyorlar ve siktiri çekiyorlar. daha da komik olanı, eğer o 1 virüsü aldılarsa zaten sizin vücudunuzda kalmamış oluyor hhfsjs.
2) acayip fazla basamak olduğu için, ortalama 30% gibi bir hata payı var. tüpü kırdık, içine kıl kaçtı, yanlış etiketledik filan gibi şeyler bunlar. kendileri diyor ki, "bu birine iyidir demek için değil, birinde virüs olduğunu söylemek için daha mantıklı". eğer insanların pozitif çıkması benim işime gelse, ben de bu testi kullanırım.
3) ilk başlarda bunu deneme amaçlı yapıp zaman içerisinde daha da geliştirmişler, ve şu anda virüsü 80-85% oranında yakalayabiliyormuş yer yer. e daha yukarıda anlattım, bir tane bile virüs varsa bunu çoğaltabilen muhteşem bir yöntem bu; nasıl oluyor da bulamıyor ki acaba.

bu testin saçmalıkları daha önce yazıldı pek çok başlıkta, ama hiç irdelenmemiş nasıl işlediği konusunu da böylece incelemiş olduk. son olarak, bunun ne kadar kolpa ve yalan bir vürük ve test süreci olduğuyla ilgili şu haberi bırakıyorum:

https://www.ntv.com.tr/saglik/corona-virusun-2019-eylulden-beri-oldugu-ortaya-cikti,3HexcF1kiUKxilghIG7Zuw

burada da antikor var mı diye bakmışlar. antikor da demek oluyor ki, sen bu hastalığı atlatmışsın ve artık bağışıklık kazanmışsın.

işine geldiği zaman işine geldiği yalanı söyleyen bu medya ve bu yöneticilerin burnunuza çubuklar sokmasına izin vermeyin. çünkü pozitif çıkacaksınız zaten, ve bugün burnuna çubuk sokmaya çalışan, ilerde nerelere neler sokar.

çiple kalmazlar gibi geliyor bana.

pcr testi

ocak ayında dünya sağlık örgütü bir genelge yayınlıyor

iddia edilen corona hastalığında aranması gereken dna dizilimlerini söylüyor

https://www.who.int/docs/default-source/coronaviruse/real-time-rt-pcr-assays-for-the-detection-of-sars-cov-2-institut-pasteur-paris.pdf?sfvrsn=3662fcb6_2


tabloyu resim olarak atayım.. bunları arayacaksınız diyor


tablonun 2. satırında yazan dna dizilimi şudur.. bunu aklımızda tutalım
CTCCCTTTGTTGTGTTGT

yukarıdaki entiride pcr testindeki çoğaltma sayısı açıklanmış.. tavsiye
(bkz:#1164581)

her bir kopyalamada eldeki test malzemesi miktarı 2 katına çıkıyor.. 45 kat çoğalttığında en ufak bir dna parçası bile tespit edilebilir hale geliyor.. yani "pozitif" çıkıyor.. eğer tur sayısını azaltırsan testler negatif çıkıyor..

... da aradıkları şey nedir?


bu da insan dna'sı
https://dokumentarac.com/wp-content/uploads/2020/08/Homo-sapiens-chromosome-8-GRCh38.p13-Primary-Assembly-Nucleotide-NCBI.pdf

dosyanın en altına bakarsanız


ben genetikçi değilim ama turuncuyla işaretli yerlerin aynı olduğunu görmek için genetikçi olmaya gerek yok.


sonuç: bana göre sonuç şudur tur sayısını artırdıkları zaman herkes pozitif çıkar..

tur sayısını düşürdüklerinde de herkes negatif çıkar.. "tedbirler işe yaradı" zırvalığını böyle desteklerler.

"asemptomatik pozitif" saçmalığının nasıl olduğunu da çakmışsınızdır.
(bkz:#1164561)

ama daha tehlikeli olanı hastaneye hangi şikayetle gitmiş olursan ol pozitif çıkınca korona tedavisi alırsın.. sağlık bakanlığının protokolü vardı bulamadım şimdi.. bulursam atarım.

tedavi belli, protokolde hekime ayrılan karar noktaları belli.. onların da eli kolu bağlı bir yerde.

edit: tedavi protokolleri
https://tip.ikcu.edu.tr/Share/537D8B54AE9DE65F755E784F9716DC6C
https://covid19.saglik.gov.tr/TR-66301/covid-19-rehberi.html


peki hatalı pozitifseniz ve gerçek sorununuz bakteriyel bir enfeksiyonsa? 10 gün yanlış tedavi görürseniz? sorun yüksek tansiyonsa? kanser başlangıcıysa?


siz daha iyi değerlendirin derim çünkü göreceğiniz tedavinin şakaya gelir tarafı yok

(bkz:#1164402)
(bkz:#1164431)
(bkz:#1164359)
(bkz:#1164369)
(bkz:#1164374)
(bkz:#1164402)
(bkz:#1164424)

the great reset

çekimlerine 2020 yılında hız verilmiş ve 2021 yılında seyirciyle buluşması planlanan kurgu film. türü: korku, dram, porno.

girişi böyle yaptım, ama ne yazık ki bu bir film değil, gerçekten ulaşılmaya çalışılan bir hedef. kısaca irdeleyelim bakalım planlayıcısı kimdir, ne amaçlanmaktadır, hayır mıdır şer midir.

dünya ekonomik forumu diye bir örgüt var. bu örgüt bir silahsız terör örgütü, organize suç şebekesi. bunlar 1971 yılında kurulmuş, ve amaçları şu: "committed to improving the state of the world by engaging business, political, academic, and other leaders of society to shape global, regional, and industry agendas."

tercüme bile etmiyorum, gerçekten nasıl işlediğini söylüyorum. dünyanın iş, politika ve akademiden en önemli insanlarını bir araya topluyorlar ve bu dalyaraklar hep birlikte "dünyayı nasıl daha iyi bi yer haline getiririz" diye kafa patlatıyor - yersek.

bu oluşum 1971 yılında kurulmuş dedik; dikkatli okuyucular bu tarihte ne olduğunu hatırlar: nixon amerikan doları ile altın rezervi arasındaki bağlantıyı koparttı (bkz:#1164478). aynı sene de bunlar bir araya gelmişler tesadüf olarak.

kurucusu klaus schwab (dolu bkz) denen bir şerefsiz, ve hala daha başkanlık yapıyor. onun dışında da bir grup insan yönetiyor bu oluşumu. yukarıda demiştik ya, akademi falan fıstık gibi alanlardan insan toplamaya çalışıyorlar diye? şu andaki yöneticilerin sektör dağılımları şöyle:

zenginler: 16
politikacılar: 4
bilim insanı: 1 (bonus puan: cern'in yöneticisi. şu kapısında şiva heykeli olan bilim kurulunun (bkz:#1163892))
sanatçı: 1 (ünlü çellist yo-yo ma)
sivil toplum çalışanı: 1
kraliçe: 1

görüldüğü üzere dünyanın iyiye gitmesi konusunda çabalayan bu ulvi kurum tamamen zenginlerden ve politikacılardan kurulu esasında. kraliçe dediğim, ürdün kraliçesi bu arada, yani zengin sayabilirsiniz.

neyse bu kadar şerefsiz bir araya toplanıp ne yapmak istiyorlar? the great reset. türkçesi, "büyük sıfırlama". tam olarak bu sıfırlamayla neyi kastettiklerini bulmaya çalışırsanız bulamıyorsunuz kendi web sitelerinde, ben söyleyelim o yüzden. (bu kısmın kaynakçası, okan bayülgen'in 15 kasım 2019 tarihli "para" programı. yazdıklarım ilginizi çektiyse açıp izlemenizi tavsiye ederim linki şu: https://www.youtube.com/watch?v=ZI9ZtDj9BG4).

diyorlar ki, dünyada şu anda çok fazla borç, çok fazla hayali para, ve çok az gerçek kaynak var. şimdi bu govik ile harika bir eşikteyiz, ve bütün dünyadaki para piyasasına bir reset atıp mülk sahipliği olayını kaldırmak için bulunmaz bir fırsat bu.

mülk sahipliğinin kalkması demek, artık size hiçbir şeyin olmaması demek. verdikleri youtube reklamlarında da bunu diyorlar; "hiç bir şeye sahip olmayacaksınız ve mutlu olacaksınız".


peki bu teknik olarak mümkün mü kısmına geçmeden, işi tam olarak nasıl planladıklarını da söyleyeyim. projenin adı "ice-9"; bilim kurgu yazarı vonnegut'un kitabına bir gönderme. yapacakları olay şu: herkesin hesapları dondurulacak. 2 hafta boyunca piyasalar kapalı kalacak, piyasalar açıldığı zaman herkesin gerçek olan neyi varsa o kadar parayla hayatımıza devam edeceğiz.

yani bankada 1 milyar dolarınız varsa, ama sadece 1 tane eviniz varsa, o bir tane eviniz kalacak geriye. eğer şanslıysanız ve sizin banka altın rezervi bulunduruyorsa, belki 30-50 para verecekler (özellikle dolar demedim).

ama bankaların altın rezervi tutmadığını biliyoruz, çünkü altının dolar karşısında denkliği kalktı. bunu daha önce bu kadar net yazmadım ama burası tam yeri, hep beraber yarraklara yan basıyoruz yani.

bitti mi peki? tabi ki bitmedi. o eviniz de artık sizin değil desem? o evi artık "100 yıllığına" size kiralamış sayacaklar. tam olarak çin'de uygulanan sistem bu, yani mal sahipliği diye bir şey yok. herkes müzmin kiracı artık, hayatın her alanında. sıfır mal mülk.

pekiiii haklı olarak diyeceksiniz bu mal dağıtımın kim yapacak? dünya ekonomi forumu tabi ki. o forumdaki kişileri de yukarıda yazdık. bence benim ev sahibim yo-yo ma olsun, en azından arada gıygıy çalar bişiler.

bunların tamamı hayal gibi geliyor, ama bu angutlar pandemi süreci başladığından beri toplaşıp toplaşıp "ooohhjksd reset atıcaz ooyhhşş" diye mastürbasyon yapıyorlar. bu fantezi dünyalarını anlattıkları tartışmalar youtube'da var, kendi resmi sayfalarında. son 8 ayda 500'den fazla video yüklemişler akajgahkjda mahalle yanarken...

bu korkunç planı, ve 8 milyar insanın 15-20 kişinin eline düşmesini engelleyen şey nedir? tam olarak 8 milyar insan. adamlar şu ana kadar bütün insanları takip edecek ve onların ekonomik karşılığını hesaplayacak kadar iyi bir teknolojiye sahip değildi. teknoloji olsa bile, bunu insanların tamamı benimseyemiyordu. misal telefonla bizi takip ediyorlar, ama dünyada herkesin telefonu yok. ya da facebook'u yok herkesin. nakit para ya da değerli madenler tutanlar var öte yandan.

işte geldik, bu adamların bu korkunç emellerini yerine getirmek için gerekenlere. basit olarak üç şey lazım bu adamlara:
1) tamamen dijital bir ekonomi
2) herkesi takip edecekleri bir teknoloji
3) madde 1 ve 2'yi destekleyebilecek internet alt yapısı

bonus 4) bu 8 milyar insan ne kadar azalırsa, işleri o kadar kolaylaşıyor doğal olarak

pandemi döneminde olanlara bakalım:
1) kripto paraların ve "cashless society"nin giderek yaygınlaşması. nakit kullanırsanız govik bulaşıyor di mi?
2) elon musk'ın gösterdiği, yıllar önce bill gates'in patentini aldığı insana entegre çipler
3) 5g internet

ve her şeyin bir araya gelmesi için gereken son adım: bu çipleri herkese takmak. benim görebildiğim başka bir şey kalmadı ya da. eğer siz görebiliyorsanız söyleyin.

dünyadaki tüm insanlara zorunlu kılmaya çalıştıkları şey ise ne? kovik aşısı. daha dün hollanda bakanı dedi bakın:

eyvallah be hacı, iyi ki zorunlu kılmamışsınız.

yani arkadaşlar bütüüüüün bu pandemi siksokunda, bu 15-20 tane satanist köpeğin amaçlarına ne kadar yaklaştıklarını görebiliyor musunuz? pandemi yalandır, virüs bilmemnedir filan hepsini kenara koyuyorum.

bu kadar mı dört ayak üstüne düşer bir örgüt
?

bunları gören kişiler hiç az sayıda değil; ama görmek istemeyenler diyor ki "ahah bill bize çip takıcakmış hani çip?". size şu anda aşının içindeki çipi çıkartıp gösteremem evet, haklısınız.

ama yukarıdaki kadar çok şey bir araya geldikten sonra bir "acaba?" diye sorulmalı bence.

sırf fahrettin, pfizer, ya da ben dedim diye vücudunuzla alakalı bir karar almayın. kendiniz bir düşünüp karar vermseniz yeter. korkuyla değil, aklınızla karar verin.

güvenli ve sağlıklı kalın.

beyin yakan zırvalamalar

kanimca son zamanlarda top 10 un tepesine oturmasi gereken zirvalar sunlar olsa gerek;

(bkz:17 kasım 2020 koronavirüs tedbirleri)

tum mekanlar saat 20:00 de kapaniyor, 65 yas ustu ve 20 yas alti insanlar gunde 4 er saat disari cikabiliyor ama sen cumartesi aksami saat 20:00 den pazar sabahi saat 10:00 a kadar sokaga cikma yasagi koyuyorsun. dostlar alisveriste gorsun misali tedbir.

yahu her yer zaten kapali, sokaga cikma yasagina, en azindan o saatlerde baslayacak bir sokaga cikma yasagina ne gerek var? baslatsana sen sunu cuma gecesi 00:00 itibari ile pazartesi sabahi saat 05:00 e kadar? oyle yap ki bir ise yarasin, yoksa uygulanan bu kisitlama zerre faydali degil. zaten hava buz, millet evinde aksamlari, mekanlar kapali, kim ne etsin disarida saat 20:00 den sonra.

17 kasım 2020 koronavirüs tedbirleri

yukaridaki kalabaliği okumak istemeyenler icin ozet geceyim;

1- 20 kasım 2020 cuma aksami saat 20:00 itibari ile yeni bir karara kadar hafta sonlari saat 20:00 den sabah 10:00 a kadar sokaga cikmak ciz tü kaka, yasak.

2- 65 yas ustu insanlar icin sokaga cikma saatleri sabah 10:00 / 13:00 arasi olarak duzenlendi.

3- 20 yas alti kisiler icin sokaga cikma saatleri 13:00 / 16:00 saatleri arasi olarak duzenlendi.

4- restaurant, cafe gibi yerlerin calisma saatleri aksam 20:00 ye kadar, sonrasi paket servis.

5- avm, market, guzellik salonlari, kuaforler, berberler aksam sabah 10:00 / aksam 20:00 ye kadar.

6- kıraathaneler, internet cafeler ve benzeri yerler yeni bir karara kadar kapali.

7- okullar yilsonuna kadar online eğitime devam.

nasanın sikinin ucuyla iş yapması

ahahs bu sefer de ispanyol-fransız ortak nasa'sı uydu fırlatıp 8 dakika sonra kaybetmiş https://www.mynet.com/ispanyol-uydusu-firlatisindan-8-dakika-sonra-uzayda-kayboldu-110106650020.

maliyet: 200 milyon avro. *düzeltme için independence'a teşekkürler ^^

siz aman evden çıkmayın aman acil durum birikimlerinizi kullanın bir süre ispanyol kardeşlerim. bu 200 milyon sizden çıkacak nasılsa.