bilgi sözlük

üç yıldır edbloksuz giriyorum sözlüğe .. istiyorum ki sözlük reklam alsın indo bey para kazansın, mecramız yaşasın filan.. ben de sağdan soldan fışkıran jartiyer sütyen morhipo tiçibo reklamlarını göreyim moral bulayım diye.. fakat yoktu reklam meklam..

nihayet devlet beyin deyişiyle ekönömik sebeplerden reklam alınmaya başlanmış. güzel bir gelişme.. para paradır.. helali hoş olsun..

adblock zaten bu sitede hep devre dışı tam devre dışı.. jartiyerleri bekliyoruz.. duy bizi tiçibo.

wuhan virüsü

dalga dalga geldiği / geleceği iddia edilen bir salgın vürüsü. tabi bize söylemedikleri şey, bu hastalığı yenerken bazı ülkelerin tur bindireceği.

"nalaka lan" demeyin - yeni zelanda ülkede tekrar sıfır aktif vakaya düştüklerini açıkladı. biz diyoruz "türkiye şu an ikinci dalgada", amerikalılar dalga geçiyor "biz daha birinciyi bitirmedik ehe ehe" diye.

yeni zelanda'yı daha önce de yazmıştım, hem de gene bu başlıkta (#1163972). 0 vaka ile 102 gün geçirdikten sonra, tekrar hasta çıkmıştı. çıkmıştı derken, yoktan peydah olmuştu diyorum.

eylül ortasındaki haberlere göre, yeni vaka sayıları günlerce üstüste sıfır çıktı. şu anda yeniden 3-5 bir şeyler çıkıyor, o yüzden "acaba biraz kısıtlasak mı insanları" diyorlar.

dalgalar farklı farklı vuruyuor. bunun sebebi tabi önlemlerin farklılığı, nüfus bilmemne. ama gelin başka bir şey göstereyim. aşağıda, dünya çapında günlük yeni vaka ve aktif vaka sayıları grafikleri var (kaynaklı filan).





çizdiğim noktalardan biri, bu korku pompalamasının en yoğun olduğu, nisan ortası dönemleri. hatırladınız mı, "hepimiz ölcez" diye haberlerin bağırdığı, "flatten the curve (eğriyi düzleştirelim)" dedikleri dönemler.

o dönemlerdeki hastane görüntülerini hatırlıyor musunuz peki? yoğun bakımda aynı makineye dört kişi bağladıkları, ağlayan hemşireleri, yorgunluktan bayılmış doktorları? bize evden çıkmayın diye yalvaran tom hanks'i, bill amcayı, bütün o ünlüleri?

şu anda o dönemden 3 katı kadar yeni vaka çıkıyor, 3 katından fazla ise aktif vaka var. nerede lan bu videolar? ağlayan hemşireler? hani "lütfen evde kalın" diyen keanu reaves?

yukarıda dalga dalga yayıldığından bahsetmiştim, bazı ülkeler daha iyi daha kötü diye. şu anda rusya, hindistan yıkılıyor virüsten (hiç görüntü bulamıyorum ama hadi güvenelim). aktif ve yeni vakalara sadece amerika için bakalım bir de madem:





gördüğümüz gibi, gene 3-5 kat yüksek rakamlar. tekrar soruyorum, nerede lan bu görüntüler?

benim görebildiğim kadarıyla iki tane ihtimal var. birincisi, başımızdakiler kafalarını kuma gömüyorlar / bizden bilgi saklıyorlar. ikincisi ise, bu virüs artık "eski haber". o kadar tık getirmiyor, o yüzden normalden 3 katı fazla hasta olmasına rağmen, haber değeri taşımıyor. yani bu adamlar ya yalancı, ya çıkarcı, ya da ikisi birden.

peki, bu adamlar yalancı ve çıkarcı ise.
bu virüsle ilgili diğer söyledikleri herhangi bir şeye nasıl güvenebiliyoruz ki?

bir de bonus vereyim. amerikanın aktif vaka sayıları döneminde, george floyd protestolarının etkisini görebiliyor musunuz? mayıs sonunda protestolar başlıyor, haziran ortası-sonu gibi (yani kuluçka dönemi sonrası) vakalar atağa kalkıyor.

halbuki o zamanlar "yani protestoya gitmek için çıakbilrsiniz ama işe gidemezsiniz" bile demişlerdi.

ekşi sözlük

mekanda yine ipler gerilmiş, yine boykot üstüne boykot cagrilari. hala daha bu oluşumun demokratik, hak hukuk taniyan, adalet bilen bir yer oldugunu dusunen kemik bir kitle var ya, ben ona sasiriyorum. adamlar bize bile "sahte evraklar duzenlendi" dedikleri halde "haksiz rekabet" suclamasi ile dava acabildi ancak.

kanzuk evleniyormus, allah mesut bahtiyar etsin, mutluluklari insallah daim olsun, o kismi beni ancak bu soyleyebileceklerim kadar ilgilendiriyor. öte yandan yine kanzuk eksi sozluk'e 3 saat önce kayit olan alexandraarzat nickli müstakbel eşini sozlukte hemen yazar yapivermis, bunu elestiren bir yazari da sozlukten ucurmus. caylaklar senelerdir yazar olmayi beklerken nasil oluyorda 3 saat once uye olan ve bir entry dahi girmeyen kisiyi hemen yazar yaparsin diye protestolar baslamis, kimi kisiler ucurulan yazardan ozur dilenip yeniden sozluge alinmasi ve alexandraarzat'in caylak yapilmasina kadar entry yazmayacaklarini beyan etmis.

guzel ve hakli bir protesto ancak ben eksi sozluk yazar kitlesini biraz olsun taniyorsam biliyorsam bu protestolarin ömrü 3 gundur. eksi sozluk yazarlarinin hafizalari da turk insaninin hafizalari ile ayni dogal olarak, 3 gun, baliklardan bir tik yukarida. 3 gun sonra bak bakalim bu konularin esamesi okunacak mi.

15 ekim 2020 twitter olayları

türkiye saati ile 15'i 16'sına bağlayan gece yaşanan olaylardır. genel olarak kullanıcıların "erişemiyoruz yha" nidalarıyla farkettiği durum, aslında öncesi incelendiğinde ilginç olaylar barındırmaktadır.

başlamadan önce, twitter platformdaki trollere ve paralı operasyonlara karşı bir takım önlemler uyguluyor. bakınca faydalı gözüken bir sistem; ama içeriğini engelleyebildikleri iki tane kategorigizli bilgiler ve hassas içerik. çok uzatmadan sıkıntıyı söyleyeyim, kime göre neye göre gizli / hassas?

olay 1) twitter dün amerikan meclisinin yayınladığı bir linki "gizli bilgi" diye kaldırdı.



bu engelledikleri link, amerikan başkan adayı joe biden'ın oğlu, hunter biden ile ilgili. bilahare ikisinden ayrı bahsederim, ama buradaki olay şu: joe biden zamanında amerikan başkan yardımcısıyken, kişisel çıkarları için ukrayna'nın iç işlerine karışmış.

bununla ilgili çok önemli bir kanıtı sunan amerikan meclisi, dün gece twitter tarafından sansürlendi.

2) mavi tık'lı hesapların hacklenmesi

aralarında jeff bezos, bill gates, elon musk, ve evet joe biden olan bazı isimler peşpeşe hacklendi. daha doğrusu işin nasılını bilmiyoruz ama hack diyelim. hepsinden şöyle bir tweet atıldı:


bildiğin eski knight online kurnazlığı, "bana şu kadar para gönder sana iki katını göndereyim". bu sayede 100 kadar bitcoin kaldırdıklarına dair iddialar dolaşıyor.

3) twitter'ın çökmesi / kapanması

bu olayların üstüne twitter erişilemez hale geldi dünya çapında ve yaklaşık bir saat sürdü bu kesinti. bu hacklenme muhabbetinde dolaşan, ama dedikodu dışında kanıt bulamadığım bir iddia şuydu: mavi tık ve two-factor-authentication ile ilgili bir sıkıntı olduğu. bu sistemlerin de kırılabilmesi için en makul olan açıklama, bu işi twitter'ın içinden birinin yaptığı. benim tahminime göre twitter hack vs. değil, kendi isteğiyle sorunu çözene kadar erişime kapattı.

bütün bu olayların peşpeşe olması tamamen tesadüf de olabilir tabi ki. öyle düşünüyorsanız bundan sonrasını okumayabilirsiniz.

benim görüşüme göre bu olay eski orduların kaybedip geri çekilirken bıraktıkları yerleri yakıp yıkmasına benziyor. twitter 2016'dan beri bir savaş alanı, ve paralı troller yıllardır kapışıyorlardı. hangi taraf kazanmıştır, hangisi kaybetmiştir belki ipuçları görebiliriz, ama twitter'ı yıkıp öyle hayatlarına devam etmek istiyor olabilirler.

unutmayın, amerikan başkanlık seçimi yalan dolan, ama dünyanın geri kalanının kaderini etkileyecek bir yalan dolan.


tiktok

biraz uzun oldu, o yüzden arkaya müzik de verelim.


eylül 2016'da çıkan çin menşeili sosyal medya. kendisiyile ilgili araştırıp, okuyup, haberleri takip edip, en sonunda da deneyen biri olarak sosyal medya denen araçların tartışmasız en iyisi. önce sosyal medya kavramının gelişimine değinip, neden tiktok'un bu işte en iyi olduğuna bakalım.

zuckerberg isimli şahıs facebook fikrini çalmadan önce de, bugünkü sosyal medya'ya benzer araçlar vardı. fb'nin bunlardan farklı yaptığı tek şey aslında, sınırsız fotoğraf koyabilme özelliğiydi. peki sadece bu kadar basit bir değişiklikle nasıl bugünkü yerine gelebildi?

sosyal medya dediğimiz şey aslında insanların birbirleriyle ve dünya ile etkileşim kurma çabasından ibaret. bu yüzden, iletişim teknolojisindeki gelişmeler ile her zaman elele ilerliyor. bu basit bir kural ile hangi sosyal medya şirketinin geçmişte neden tuttuğunu / tutmadığını ve gelecektekilerin başarısını az çok kestirebiliriz hatta.

bir kaç örnek verelim. yonja, hi5 vs. çıktığında "fotoğraf" insanların rahat kullanabildiği bir iletişim aracı değildi. o zamanlar yazışıyorduk; sms, msn, icq filan. herkesin kamerası yoktu telefonunda; varsa da 12*12 pixel filan çekiyordu. Facebook'un hızlı yükselişi, aslında iphone'un çıkışı ve kameralı telefonların yaygınlaşmasıyla denk düşmesinden. ve hatta, twitter'ın şansı da bu teknolojideki "geçiş" döneminde kurulmasından. ve yazmak her zaman kolay ve tercih edilir bir şey, tıpkı bu sözlük gibi.

biraz ilerleyince vine vardı, bumerang vardı misal. onların sıkıntısını tahmin edebiliyor musunuz? evet kamera var ve foto çekiliyor, ama ön kamera gibi bir kolaylık yok. ya da gene kötü kalite videolar, editing yetenekleri kısıtlı. vaktinden erken çıktığı için şu anda unutulmuş sosyal mecralara örnek bunlar. şu anda tiktok'un yaptığının biraz daha kötüsünü yapıyordu bu uygulamalar sadece halbuki.

aşağı yukarı bu zamandan itibaren facebook'un tekelleşmesi başlıyor zaten. instagram ve whatsapp'ı satın almasıyla birlikte batı dünyasındaki en fazla kullanıcıya sahip şirket oluyordu hatta. bu yüzden eğer şu anda "tutmuş" bir yenilik varsa bile, genellikle bu şirketin başının altından çıkmış oluyor. çünkü para.

ama batı dünyası dedim, çünkü dünyanın öteki yarısında işler hiç öyle değil. orada devlet eliyle bu tekelleşme destekleniyor, ve kendi kurdukları 3-4 milyar insanlık bir eko sistemleri var. wechat mesela dünyada facebook dışında en çok kullanıcısı olan mesajlaşma uygulaması, 1 küsür milyar ile. ya da hindistan'n şu anda nakit para kullanımı çok az ve bazıları devlet destekli, bazıları desteksiz bir çok çözümleri var takas için. takas yani bakınca bildiğin.

işte tiktok bu bölgelerde doğmuş ve parlamış bir uygulama. bu uygulamanın "içeriği" diye bir şey yok, tıpkı diğer sosyal medyalar gibi. ama bu adamların yaptıkları şey, sunum tekniğini mü-kem-mel hale getirmeleri.

uygulamaya giriyorsunuz, üye oldunuz. size bir tane soru soruyor: "ilgileriniz seçin". öyle yazmalı filan da değil, sadece tıklıyorsunuz. ve o andan itibaren sonsuza kadar kaydırmanızı engelleyen hiç bir şey yok. size video yükle bile demiyorlar, ne isterseniz onu yapıyorsunuz. başka konular mı görmek istediniz? iki tık. video mu yükleyeceksiniz? çekip, editleyip, ses efekti koyup atması 8-10 tık.

ve hiç reklam yok. sıfır.

işte sıkıntının başladığı nokta da bu. social dilemma'yı izlemeyenler varsa, bu sosyal medyaların en büyük derdi nasıl para kazanılacağı. facebook'un bir başka "dehası" da reklam göstermek. öncesinde zuk amcamız "eheh aylık ücret olsun" gibi sığ, paragöz ve vizyonsuz bir yaklaşımdayken şirketin strateji danışmanı öneriyor reklamları. daha sonra baktılar çok para var, ayrım yapmadan her türlü reklamı almaya başlıyorlar. daha sonra sana hangi reklamları göstereceklerini öğrenmek için bilgilerini çalmaya başlıyorlar. daha sonra, senin daha fazla reklam görmen ama kullanmayı bırakmaman için ne yapabiliriz onu araştırıyorlar. en son geldiğimiz noktada, "biden seçilirse aylık kullanıcı sayımız düşer" diye trump'ı seçtirtmeye çalışıyorlar.

asıl konumuz tiktok, ama iki farklı yaklaşımı görün istedim. tiktok nasıl para kazanıyor? uygulama içinde "coin" satıyor. bunların gerçek hayatta hiç bir denkliği yok, internet puanı sadece. ve tabi ki şu anda ne kadar kazanıyorlar, ne yaptılar belli değil ve sadece aldıkları yatırımlar ve şirketin satılma parası ile dönüyor.

pekiiii kapitalizm 101: bir şirket zararına iş yapar mı? yapmaz. bu yüzden de adamlar bulabildikleri (büyük harf) bütün verileri (büyük haf) topluyor sizden. yukarıda fb'nin yaptığını söylediklerim zaten, bunlar da yapıyorlar onları. bu topladıklarını da çin hükümetine satıyorlar. olay bu.

sistem inanılmaz başarılı dediğim gibi. tiktok uygulaması gerçekten "sosyal medya" kavramının en iyisi. kendini saatlerce izletiyor, paylaştırıyor, hiç reklam göstermiyor ve verileri otoriter bir rejime satıyor.

alan memnun, satan memnun, veren habersiz, harika bir sistem.

eh şimdi haberimiz var, yani napalım bırakalım mı? cık. gene çok basit bir bakış açısı var insanların önerdiği. bütün bunlar birer "araç", tıpkı çekiç filan gibi. ama ben "beni kullan git resim as" diye notification gönderen bir çekiç görmedim.

siz istediğiniz zaman kullandığınızdan emin olduğunuz sürece sıkıntı yok. aman zuk'a uymayın.


ama şunlara da uymayalım.


o değil de, kuzey kore'de StarCon isimli bir sosyal medya başlattıklarını biliyor muydunuz? bu sosyal medyanın akıbeti belli değil, yıllardır haber alınamıyor ahasfasf.

yalan haber

günümüz dünyasında pek cok haber yalan olabilir, deformasyon amaçlı olabilir ancak hiçbir güç hiçbir kuvvet kuran yırtan kızın ibretlik değişiminin gerçekliğini değiştiremez. eli yüzü düzgün bir kızken bir sinir krizi sırasında kuran yırttıktan sonra fareye donen kızı bilmeyeniniz yoktur herhalde. ben bu haberden eminim, kefalet de edebilirim. hatta o ana dair şahitler var, evet. tabi bir de allah diyen aslan haberlerine yürekten inaniyorum onlar da ayri.

ay yüzeyinde su bulunması

beni çok eğlendiren uzay haberlerinden bir tanesi. bir süredir kafamda ay hakkında yazmak var, ama şimdilik şu alıntıdan bahsedeyim:

“Ayın var olamayacağını açıklamak, varlığını açıklamadan çok daha kolay gözüküyor.” dr. robin brett, NASA profesörü

burada şikayet ettiği şey nasıl oluştuğunu bir türlü bilemiyor olmaları, ellerindeki teorilerin her birinin çok rahat çürütülebiliyor olması. ay'ın kendiyle ilgili tuhaf tesadüflerden de sonra bahsederiz.

şimdi su bulma haberine bakıyorum, eğlendiğim nokta şu: bu haberlerin hepsinde akıl almayacak ölçekler kullanılıyor. benim okuduğum kaynaktan aynen çeviriyorum:

"bulunan su miktarının çok kısıtlı olduğunu vurgulayan nasa, miktarın yaklaşık olarak sahara çölündeki toplam su miktarının %1'i olduğunu söyledi."

ahahshd bu ne abi? böyle bilimsel ölçüt mü olur, yalvaç ural bilmecesi mi la bu? oturdum araştırdım, bulamadım. ne buldukları su miktarını, ne de sahara çölündeki miktarı.

bir de ne yok biliyor musunuz? bu suyu nasıl buldukları. bir ton goy goy var "uzayda kuracağımız üsler için çok faydalı bir bulgu" filan fıstık ama hangi bilimsel yöntemle, nasıl arayarak buldukları yazmıyor.

"ayın aydınlık yüzünde bu kadarcık su bulmak, samanlıkta iğne aramaya benzer." nasa prof. Cangar Pekgöz

playstation 5

Resmi türkiye fiyatı açıklanmıştır. Buna göre ülkemizde bir adet playstation 5 almak isteyen vatandaşın, cebinden 8.299₺'yi çıkartması gerekmekte.

Yani yurtdışında 500 birim paraya alınan konsolu, sen yaşadığın ülkede 1100 dolara falan alıyorsun. İşte bunlar hep yükselişe geçmekten.

Ne diyelim. Bir avuç şanslı insanın ulaşabileceği konsoldur. Haramzadelerin, memleketi 18 yılda getirdiği noktayı da gözler önüne sermektedir.

Bu arada ülkemizde ve gelişmemiş orta doğu ülkelerinde, playstation 5 dijital sürümü satışa sunulmuyor. Normal kasaya göre aralarında 100 dolarlık bir fark var ama Sen orta doğulusun. Sana yok.

wuhan virüsü

21 haziran'da istanbul'da açık havada bile maske takmak zorunlu oldu..

(bkz:#1163806)

o günden beri de tüm vilayetlerde maskesiz sokağa çıkmak yasak.. oohhh mis gibi özgürlük.. teşekkür ediyorum size şuursuz ekrem ve panik mansur beyler.. çok iyi yaptınız .. ne güzel yaptınız.. siz çok özgürlükçüsünüz.. sizi yalamak istiyorum..

neyse soktuk lafımızı devam edelim..

o gün 5000 küsur ölü varmış bu götten uydurma virüs yüzünden.. bugün sayı 8000 küsur..

soru basit.. bu 3000 kişiden kaç tanesi düzenli maske takıyormuş.. normalde hepsinin olması lazım da hadi yasağı masağı siklemeyen insanlar var diyelim.. var yani arkadaşım ekolünden biliyorum ben..

o zaman doğal olarak soru bu: 3000 kişiden kaç tanesi maske takmış.. bu çok temel, ölçülebilir, önemli ve son derece bilimsel bir veri.. en basitinden maske işe yarıyor mu yaramıyor mu sorusunun cevabına ışık tutabilir. maskenin sizi zehirlemekten başka bir işe yaradığı yok bu arada.. lafın gelişi soruyorum.

açıklama? yok tabi.. tabi demişken... mesela bilimsel paçozluğun dip noktası, sayın apocu türk teletabiler birliğinin böyle bir sorusu var mı? yok elbette.. çünkü bu insanlar dostunuz değil..

bu korona palavrasında en ufak bir iyi niyet olmadığından, bu işin başından sonuna bir iblis planı olduğundan adım gibi emin olduğum için bu kadar basit bir soruya bile cevap verilmeyeceğini de biliyorum.

ama olsun yine de soralım.. çünkü çok basit bir soru. 21 haziran'dan bugüne kadar iddia edilen virüsten öldüğü iddia edilen 3000 kişinin kaç tanesi düzenli maske kullanıyormuş...

ekşi sözlük

indo beye katılıyorum. hayatın hemen hiçbir alanında ellerinde olmayan bir güç var bu ekşici arkadaşlarımızın elinde ama güçlerinin farkında bile değiller.

vergiden kaçamıyorsun, çomar maskesinden kaçamıyorsun, stresten kaçamıyorsun ama ekşiden kaçabilirsin. üstelik yeterli sayıda insan kaçarsa kanzuk (nikini popoya sokulan fitilden alıyor bu arkadaşımız. mesajı çakmışınızdır) hizaya bile gelebilir.. var yani böyle bir ihtimal.. ama ekşici yapacak mı? hayır tabi ki..

indo sonuna kadar haklı. üç gün höyleyecekler sonra yazmaya devam edecekler.. o yüzden boşver.. kendi düşen ağlamaz.

wuhan virüsü

bu sabah kızımı parka götürdüm.

kendi yaşında bir arkadaş buldu. oynamaya başladılar. o küçük kızın annesi de vardı yanlarında. küçük kız maske takmıyordu. benim kızım hiç takmıyor zaten. sevindim en azından annesi bile isteye çocuğunun nefes alma hakkını elinden almıyor diye..

fakat kadın takıyordu çomar maskesini. siz sürekli takıyor musunuz diye sordum. evet dedi bana mesleğini de söyledi.

avrupa'da kimsenin maske takmadığını, isterse kendi gözüyle de görebileceğini, tek yapması gerekenin aklına gelen herhangi bir avrupa kentinin adını youtube'da yazıp filtrelerden bugün ya da bu hafta gibi bir şeyi seçmesi olduğunu söyledim.

bana cevap olarak şunu söyledi "ülkelerin farklı sağlık politikaları olabiliyor"..

ülkelerin farklı sağlık politikaları olabilir olmasına da virüs hangi ülkede olduğunu, orada geçerli sağlık politikasının ne olduğunu filan da mı biliyor artık... diye sormadım elbette..

bir süre sonra biz ayrıldık yanlarından.

soru şu... tahmin edin bakalım bu hanımefendinin mesleği nedir?

soruya verdiğiniz cevap aynı zamanda "birileri neden ortadoğu birileri neden avrupa?" sorusunun da yanıtı olacak..

26 ekim 2020 dolar kuru

edit: kurun kendisini yazmamışım yahu. o sırada 8.05 idi, şu anda da 8.05 civarlarında dolaşan kurdur.

sadece bugün değil, genel olarak takip etmesi oldukça kolay olan kur. misal, asgari ücret alan birisi, son iki saat içerisinde 2.5 dolar kaybetti. tekrar alım gücü için try'ye çevirdiğimizde, 20 lira.

bir asgari ücretlinin günlük geliri, haftasonları da çalışıyorsa, 77 lira. ve iki saat içinde 20 lirasını kaybetti.

arkadaşlar "para" dediğimiz şey tamamen kurmaca, şu anda ortada dolaşan dolarların monopoli kutusundan çıkan paralardan hiç bir farkı yok değer olarak. ama bu boktan yerde geçer akçe o olmuş.

bu düzeni kıramıyoruz ok, ama bari bize çay içmemizi ya da ailecek tatile gitmemizi tavsiye eden yalancıların daha çok çalmasına izin vermeyelim.

wuhan virüsü

apar topar sümenaltı edilen bu işi hatırlayan var mı?


"herkesten özür dileyerek bir flood paylaşmak, içimi dökmek, hakkımı aramak ve insanlarımızı uyarmak istiyorum. sesimi duyurmama yardımcı olursanız çok sevinirim.

10 ağustos tarihinde covid 19 testi pozitif çıkan aile bireylerim, ev karantinasina alındı ve anneannem de teyzem de bu hastalığı evde gayet sağlam bir şekilde geciriyorlardi.

birkaç gün sonra kronik şeker hastaligi olan anneannem sadece "önlem amaçlı" ve şekerini dengelemek düzenlemek için halk sağlığı merkezi tarafından evden alınarak ankara şehir hastanesi'ne yatırıldı.

ilk iki gün her şey yolunda gidiyordu fakat daha sonra anneannem güç bela yemek yiyemedigini su vermediklerini bu yüzden su içemediğini anlattı. doktorları hastaneyi defalarca aradık, telefonlarımızı bir allah'ın kulu açmadı .

kronik şeker hastaligi olan, her gün en az iki buçuk litre su içmesi gereken bir kadını, hastane odasına attınız, gece bir serum verdiniz, sabaha kadar uğramadiniz ve o kadın sabah tuvalete gidebilmek için kendi serumunu kendi çıkarttı.

karantina sebebiyle evden çıkıp hastaneye gidemedik başka insanları riske atamadık kimseye bulaştırmak istemedik. ama son telefonunda son gücüyle anneannem serumunu bile kendisinin çıkarttığını anlatabildi. zaten bu son konuşması oldu.

yine de çıktık geldik, ayaklarıyla gülerek hastaneye giren anneannemi konusamaz, yiyemez içemez, bitmiş bir halde bulduk. ağzına damla damla damlattigimiz suları bile icemedi cunku günlerdir bir kişi bile ona su icirmeye yemek yedirmeye çalışmadı. özel hastaneye yatırmak istedik

hiçbir özel hastane anneannemi almadi. covid 19 testleri iki kez üst üste negatif çıkan anneannemi maalesef açlık ve susuzluktan kaybettim ben. daha iyi olsun sağ salim çıksın diye bıraktığımız hastaneden ölüsünü aldık.

benim hastam o kapıdan ayaklarıyla girdi, gülerek. covid 19 testi negatif çıktığı halde ölüm raporuna bulaşıcı hastalık yazdınız ve biz onu covid mezarlığına defnettik. cenazesinde 10 kişi bile yoktuk. tabutuyla, üzerine toprak atamadan gönderdik anneannemi.

yine söylüyorum covid 19 testi iki kez negatif çıkan anneannemi..iki kez negatif..benim anneannem önlem amaçlı götürüldüğü hastanede aclik ve susuzluktan seker komasina girerek öldü.

siz istediğiniz kadar ölüm raporuna bulaşıcı hastalık yazın. gerçekleri biz biliyoruz ve bu acıyı biz yaşıyoruz. geride bizler kaldık. gideni geri getiremiyoruz ama hiç kimse bu şekilde ölmeyi hak etmez.

anneannemi kaybettigimiz gün açıkladığınız verilerde o günkü ölüm sayısı 19du, muhtemelen içine anneannemi de kattınız ama değil, benim anneannem covidden ölmedi. istediğiniz kadar onu o mezarlığa tabutla törensiz gömün, biz her şeyi biliyor ve bu acıyla yanıyoruz.

geçen sene kardeşi vefat ettiğinde cenaze ne kadar kalabalıktı,ne çok seveni varmış ,beni de böyle gönderin diyen anneannemi düzenlediğiniz, gerçekleri yazmadiginiz o ölüm raporu yüzünden sadece 10 kişi gönderdik, üzerine toprak atamadık, başında ağlayamadık.

bu acı bize ölene kadar yeter, ama artık kimsenin canı yansın istemem. ciğeri yanan bir torun olarak ciğeri yanan annemi toparlamak düşüyor bana. annem aç susuz öldü diye yemek yemeyen su içmeyen annemi toparlamak düşüyor. rabbim hiçbirinize boyle bir acı yaşatmasın.

derseniz ki sağlık calisanlari tükendi hastalara bakamıyor, annesi babası sağlık çalışanı bir evladım. covid 19 a yakalanan annem iyileşir iyileşmez işine döndü. her gün çalıştı, çalışmaktan tükenmedi. başkalarının hayatını kurtarırken annesini kaybetti. bunun acısı bambaska."

https://cdn.eksisozluk.com/2020/8/22/j/jhwpjnpf.png
https://cdn.eksisozluk.com/2020/8/22/5/593efz79.png
https://cdn.eksisozluk.com/2020/8/22/3/3vwj4488.png
https://cdn.eksisozluk.com/2020/8/22/d/dz2y4s70.png


https://eksisozluk.com/entry/111943295


bir de bu arkadaş var.. anlattıkları doğruysa annesinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiş ama hala virrus virrus diye sayıklıyor..

https://eksisozluk.com/entry/114568224

allah hidayet versin. başka ne diyebilirim.


götten uydurma virüsten öldüğü iddia edilen binlerce insanın nasıl öldüğü ortaya çıkacak.. er ya da geç... o güne kadar hastaneye filan düşecek olursanız ... düşmeyin.

anka aksungur

tai tarafindan uretilen, üstelik tamami yerli yapim olan motor kullanan, 49 saat kesintisiz ucus rekoruna sahip olan siha. 40 bin feete kadar yukselebilen ve f16 larin tasidigi muhimmati tasiyabilen, tam otomatik inis ve kalkis sistemlerine sahip son derece gelismis bir arac. mühendislerini tebrik ederim.

15 ekim 2020 twitter olayları

bu olayların artçıları 3 gündür sürmeye devam ediyor. twitter, ertesi gün yaptığı açıklamada, bu haberin engellenme sebebinin "hack ile ele geçirilmiş materyal" olduğunu söylüyor. buna göre eğer bir haerin ya da linkin içeriği hack ile edilmiş bir şeylere atıfta bulunuyorsa, bunu engelliyor.

diyorsunuz ki "wikileaks, fappening, vb. hack sonuçları ile ilgili olarak bu kuralı uygulamadılar" ve evet haklısınız.

neyse, 16'sı tsi gece, twitter apar topra gizlilik sözleşmesini değiştirdi, "hack ile elde edilmiş şeyler, doğrudan hackerlar tarafından paylaşılmışsa silinecek" - ve sonra habere olan engeli kaldırdılar. trump aynı gün facebook ve twitter'ı "tehdit etti" (lol) ki onu da tweet atarak yaptı.

neyse, twitter başkanı çıktı "evet ya bu biraz olmadı sanki" dedi, ve hayat devam etti. ta ki dün geceye kadar. dün, beyaz saray danışmanlarından biri "maske işe yarıyor mu? HAYIR" diye bir tweet attı. twitter hemen bu tweeti engelledi ve hala daha kaldırmadılar. adam bir sonraki tweetinde toparlamaya çalışıp "ya kullanım amacına uygun olarak demeye çalıştım" dese de, hala daha bu tweet ortada yok.

tamamen bonus bir olay olarak, twitter kendilerini siyahi trump destekçileri olarak gösteren bir grup hesabı kapattı. adamlar istiyor ki trump tweet atsın, bütün platform onu gömsün hiç destekçisi olmasın.

peki ama neden?

bütün bu olaylar üzerine, kendi kullandığım ve pek çok olayı yorumlamayı kolaylaştıran bir kural paylaşmak istiyorum. sektörün içinden biri olarak, bütün sosyal medyaların bir numaralı, en çok istedikleri şey etkileşimdir. retweetlesin, heşteg olsun, arkadaş eklesin vs vs. bunu da en çok:
- twitter'da muhalifler, ya da social justice warriorlar, ya da tweet atarak dünyayı kurtaranlar
- facebook'ta herkes
yapıyor. yani müşteri kitleleri az çok belli. pekiiii sosyal medyada konuşacak bir şey lazım değil mi?

işte trampından kadıköy belediyesine, bütün politikacıların yaptığı bu. halka konuşacak, tweet atacak şeyler vermek. twitter da işte tam bu yüzden bu kadar boktan bir durumda; müşterileri karşı taraftan nefret ediyor, ama o tarafı engellerlerse bu sefer de konuşacak bir şey kalmayacak.

donald trump, bir influencer'dır ve twitter'ın en önemli gelir kaynağıdır.


radyasyon

sıradaki muhtemel korku pornosu

bu seferkine hazırlıksız yakalanmayalım. dikkatle izleyin derim


videoda konuşan kişi galen windsor. merak eden olursa galen windsor 82 yaşında doğal sebeplerden öldü.

https://www.physiciansforcivildefense.org/2014/06/11/the-nuclear-scare-scam-galen-winsor/

doğadaki uranyum durumu.


uranyum aşağı yukarı her yerde var.. şöyle söyleyeyim kurşun gördünüz mü? görmüşsünüzdür.. akülerin içinde var, balık oltalarının ucundaki ağırlıklar kurşundur, eskiden kurşun borular vardı. eski evlerde kablolar kurşun dış kılıfların içinde olurdu.. doğadaki kurşun miktarı uranyum miktarından azdır.




ellerinde geiger sayacı taşıyan koruyucu giysili adamlarla yeni bir korku pornosu dalgası başlatılabilir. bütün köyler boşaltılmaya çalışılabilir..

yalan haber

dün ortaya çıkan bir habere göre, bir "cinci hoca" önce bir kadına, sonra da kocasına tecavüz etmiş. hemi de "sende büyü var" diyerek. isteyenler için link

haberi okudum, hayatımda okuduğum en kolpa şey geldi. gece ortaya çıkan bilgilere göre, zaten yalan habermiş. özellikle yerel, ya da nispeten ufak haber siteleri bunu çok yapıyor - eminim oturtmuşlardır bir stajyeri yazdırmışlardır. neyse, buna binaen bocaeli valiliği'nin yaptığı açıklamaya göre böyle bir suça dair ne ihbar ne bir şey varmış, bu yüzden haberi yapan siteye dava açıyorlarmış. savcılığa bu kişiler hakkında "suç uydurma" suçundan dava açmışlar. bakın yalan haber değil - yani haber uydurduğu için değil, böyle bir suç uydurduğu için ceza kesmişler.

yani diyorlar ki, "siz bir şey uyduramazsınız, sadece biz uydurabiliriz".

herhangi bir haber sitesine girin, özellikle uzman görüşü olan haberleri okuyunca ne dediğimi anlayacaksınız. "5. kattan yüksekte yaşamak çok tehlikeli! prof. koramiral avukat zanaatkar munis pompacı anlatıyor" gibi şeyler. ya da canan karatay gibi tipler. ya da bokunu yiyen celal şengörler.

eskiden bizim dalga geçerek söylediğimiz "internetteki her şey yalandır" düsturumuz vardı. şu anda buna daha çok dikkat etmemiz gerekirken, herkes internette her okuduğuna güvenmeye başladı. halbuki, internetteki "bedava" şeylerin, ki buna haberler de dahil, nasıl para kazandığını yazmıştık: (bkz:#1164344)

sizden ricam, internette bir şey görünce "bu gerçek mi" diye sormaktan vazgeçmeyin. aklınıza güvenin, en güzel kolpa detektörü o.

nelerin nelerin gerçek olmadığını gördükçe zaten siz de sinirleneceksiniz, eminim.

666

özel hastanelere 666 tl

"Pandemi ile birlikte Covid-19'lu hastalardan ilave ücret almak yasaklandı. Ancak bir hasta için kullanılan günlük koruyucu ekipman maliyeti bile günlük 500 TL civarındadır. Özel hastaneler bir süre ilave ücret de almadan gecelik 33 TL ye hizmet verdiler. Daha sonra SGK pandemi bakım ücreti tanımlayıp 666 TL ödeme yapmaya başladı."

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53839910


33 teğleymiş, 666 teğleymiş...

süper mega tarikatçılarımız bas bas bağırıyorlar biz iblisin orospusu olduk diye..

biliyorum hala bazı mallar var, "onların alnı secde görüyor" filan gibi salak salak laflarla bu müslüman görünümlü satanistlerin götüne takılıyorlar. gerçi menfaatleri olmasa etmezler bu lafları da geçelim şimdi o işleri..

önemli olan secde değil, kime secde ettiğin..

wuhan virüsü

Bizim dükkanda çalışan abi var. Bir iki hafta önce pozitif mi ne çıkmış. Karantinaya sokturdular. Bugün karantina süreci bitmiş. Sordum; ne yaptılar bu süreçte, ne yedin ne içtin.

Dediği şey şu, heralde kendini iyi hissetmediği için hastaneye kendisi gitmiş. Sonra şakkadanak pozitif çıkmış. Hastanede kalması gerekiyor mantık olarak ama eve yollamışlar. Tedavi olarak günde 17 tane hap aldığını söyledi. Yarım saat aralarla bu hapları gömmüş... şu an ben onun yalancısıyım. Gerçek mi değil mi bilemiyorum. Ama eğer doğruysa, bir günde bu kadar hapı içmek ileriye dönük problem yaratmaz mı ? Bence kesin olur. Sadece 1 tane ilaç kullanırken bile ben yan etkilerini hissediyorum. Zaten düzenli olarak kullandığım anksiyete ilacım var.

Sonuç olarak böyle bir süreç olduğunu söyledi. Şu an turp gibiyim ehehe diye de ekledi.

30 ekim 2020 ege denizi depremi

siz samimiyetle üzülüyorsunuz ama birileri hala şov peşinde



sağlık çalışanlarımız hastaları kapıda beklemişler

fotolara bak..

gözlerimiz yolda kaldı pozu
https://pbs.twimg.com/media/Ell6550WMAA26Wk?format=jpg&name=large

tek ambulansın başında 20 tane sağlık çalışanı .. nolcak abi bu kadar adam? en arkadaki hemşire hastayı bile göremez.
https://pbs.twimg.com/media/Ell656EXIAQ8wUL?format=jpg&name=large


bu şov... sağlık çalışanları çok kahraman şovu..

yaralı kişi zaten saatlerce beklediği bir göçükten çıkmış. sorunun temel nedeni ortadan kalkmış.. 20 saniye hastane girişinde beklese ne olur? hiçbir şey olmaz. ama o zaman şov da olmaz.

bu şovlar sonra bize isyan twitleri olarak geri dönüyor biliyorsunuz değil mi?... sağlık çalışanları isyan etti oluyor... bakıyorsun neymiş isyan sebebi diye, meğer döner sermayeymiş.. para verin bize çabuk.. buymuş isyan..

ama ahlaksız şov bitmiyor.. pandemi tiyatrosuna da gaz vermek için hala enkaz başında canla başla çalışan insanlara maşke meşafe siksikçiliği yapıyorlar. o kadar ağır işi maskeyle yaparsa orada çalışanlar ölür... ama şov must go on..

pandemi demişken... açıkladılar mı hangi hastalara nasıl tedavi uyguladıklarını?.. hayır.. gizli o gizli.. çok gizli.. çok çok çok ama çok süper gizli bir korona testi var.. o testte nasıl pozitif çıktığını açıklamadıkları insanlar yürüyerek hastaneye gidiyor.. hastanede hala açıklamadıkları tedaviyle iki gün içinde yoğun bakımlık oluyorlar ve ölüveriyorlar..

(bkz:#1164431)

ama soru sorarsan kötü oluyorsun.. hasbel kader tıp fakültesi diploması almış, verdiği ilacın yan etkisini bile bilmeyen zırcahil tipler kibirle kaçıyor sorulardan. sözde iyilik meleği bunlar ama en basit sorulara bile cevap vermeyi zul görüyorlar. verecek cevapları yok çünkü.. bu iş efendilerin planladığı gibi sonuçlanmazsa birilerinin okka altına gideceğini hissetmeye başladılar.. 9000 ölü.. çoğu hastaneye girdiğinde öksürmüyordu bile.. bakalım nereye varacak bu iş..

abd seçimleri kilit gibi görünüyor.. pedofil dede seçilirse veya kaos çıkarsa fazla uzatmazlar, eve kilitlemeler başlar diye tahmin ediyorum. satanist efendilerini üzmezler.. artık 30 gün karantina 40 gün karantina.. insanları delirtene kadar. turuncu bey seçilirse belki milyonda bir şansımız olabilir..

depreme dönelim.. bu yıkılan binanın eski hali

https://foto.sondakika.com/haber/2020/10/30/depremin-siddetini-gozler-onune-seren-tablo-7-13703262_8412_m.jpg

"ben ilk depremde çökerim abi" diye bas bas bağıran bir mimari ucube.. çok büyük ihtimalle de zemin katın kolonları dükkanlar ferah olsun diye kesilmiştir..

maşke takmadın diye 900 lira ceza yiyorsun.. 8 metre zıplayan bir virüs palavrası uydurdular.. maske takmayınca cinayet şeetmiş oluyormuşsun ondan.. peki 6 küsur şiddete toza dönen bu binanın müteahhidi 900 lira ceza yiyecek mi? hayır tabi ki...

şova prim verdiğiniz sürece şov alırsınız güzel dostlar..