vurun kahpeye

salavin
halide edip adıvar’ın "vurun kahpeye" romanını dün gece yarısından sonra elime aldım ve balkona çekilerek okumaya koyuldum. balkonun ferah, serin ve sessiz bir ortamında romanla birkaç saat nezih bir gece (!) geçirdik.

vurun kahpeye romanına yabancı değildim. başrolde hale soygazi’nin oynadığı sinema uyarlamasını kısmen izlemiştim. fakat, sinema başka, edebiyat başka... kitabı okurken alınan tatla, filmi izlerken alınan tat çok farklı... biri diğerinden üstün değil ama farklı.

romanı okurken dikkatimi çeken asıl husus şu oldu: yazar, roman kişilerini iki gruba ayırmış. bir tarafta "mutlak iyiler" var: aliye, tosun paşa, ömer efendi... diğer tarafta ise "mutlak kötüler" var: hacı fettah efendi, eşraftan hüseyin ağa, damyanos... insanları mutlak iyiler ve mutlak kötüler biçiminde resmetmek "gerçekçi" değil. hele hele "belgesel roman" iddiasındaki bir roman için açık bir zaaf bu. insanlar mutlak iyi veya mutlak kötü olamazlar. her insanın içinde iyi ve kötü vardır. her insanın iyi ve kötü işleri, iyi ve kötü kişilik özellikleri vardır. hiçkimse ne külliyen iyidir, ne de külliyen kötü. roman, bu gerçeği yakalayamadığı için bence bu yönüyle başarısız.

romanı okutan ana hususlardan biri de üsluptur şüphesiz. yani, yazarın "ifade biçimi". halide edip adıvar’ın ilk defa bir eserini okudum. üslubu ahım şahım değil, en azından çağdaşları içinde ondan çok iyi yazanlar olduğunu söylemek mümkün. fakat, 1900-1950 yılları arasında kaleme alınan üçüncü sınıf romanlarda bile "türkçe tadı", "dil zevki" bulunduğu için; bu romanı da sıkılmadan, zevkle, türkçe’nin tadını bularak okuduğumu itiraf etmeliyim.

halide edip adivar - "vurun kahpeye" - roman, remzi kitabevi, istanbul, 1983, 141 s.

bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol