cep telefonu

3 /
satolina
grup vitamin in yaran sarkılarından biridir

servis dışı olacagım senin sayende
telefonsuz kalacagım ben bu alemde
kapsama alanı dışına çıktım tanrım
bloke oldu kalbim aşk hikayemde

gavur yapmış icat etmiş
kahrını ben cekerim
pin kodunu unuttum isyan ederim

kapsama alanımdasın
yollasam mesaj gider
pilim uzun ömürlü
bu sarj toprakta biter
hattım açık hep sana
numaran hafızamda
bir not bırak insafsız
sinyal sesinden sonra

burdan çekmez diyorlar arayamam ki
sarjı evde unuttum dolduramam ki
kartlı telefon bize yakışmaz ki güzelim
hattı düşürsen bile görüşmeyelim
igor
kullanmak icin icat edilmis alet, ses dinlenip kapatilmasi icin degil.

aklina sokamiyorsan gotune sok daha iyi anlarsin belki.
imphotep
öylesine çılgınca bir kullanılma potansiyeli var ki aletin,ya telefoncunun rafında duruyor,ya sigara paketinin üstünde,ya elde,ya kulakta..ama bir türlü cebe giremiyor.yeminle dili olsa da konuşsa ne küfür eder sülalemize zavallı cihaz..
angelus
kullancılarının birden fazla sim kart sahibi olması nedeniyle çift sim kart takılabilir hale getirilmiş olan aparattır.
sitare
bir zamanlar yoktu piyasalarda ve o olmadan insanlar sanki dumanla haberleşiyorlardı izlenimi veren artık cep telefonu olmadan yaşam olmaz dedirtecek kadar bizleri esaretine almış, arasıra telekulak krizleri çıkmasına sebep olan, saçma sapan ama sike sike kullandığımız bir teknolojik alet.

edit: nedense aklıma unabomber manifestosu geldi.
angelus
insanların sinirlendikleri vakit duvara fırlatmaktan sonsuz bir zevk ve rahatlama sağladıkları iletişim aracıdır. hayır bu cihaz kullanıma sunulmadan önce aynı insanlar ilgili duvara ne fırlatmaktaydı onu merak etmekteyim. sabit hatlı telefonu fırlatmak sanırım aynı zevki vermeyeceği gibi estetik olarak da hoş gözükmektedir. filmlerde tencere/tava fırlatıldığını gördüm ama onu da mutfak sınırları içerisinde yapabilirsiniz, zira olay salonda geçiyorsa bariz bir zaman kaybı olur, o zaman kaybı esnasında sinir de pek ala geçmiş olur. bilmiyorum, bilemiyorum. evet.
igor
90 li yillarin ikinci yarisindan itibaren bircogumuzun hayatina girmis kablosuz telefondur. hayatimizin bir parcasi olmustur.
mouscronoise
martin cooper 1973 yılında cep telefonunu buldu. amerikalılar onun buluşunu daha da geliştirdi. finlandiyalılar ultra özellikler kattı. japonlar küçülttükçe küçülttü. mucid türkler ise bartın’da bu asrın buluşunu uçurdu. ama posta güverciniyle...

yaratıcı kıvrak zeka bu tip bişi olsa gerek...

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10522786.asp?gid=229
akhillius
ilk telefonun özellikleri şöyleymiş efenim;
boyut: 28x8x6 cm
ağırlık: 850gr
ekran: yok
devre sayısı: 30
konuşma süresi: 35 dakika
şarj süresi: 10 saat
fonksiyonları: konuşma, dinleme, tuşlu arama

yazık ula iyi görmemişim.
angelus
evet, kırdım kendisini. hayır hayır, manevi anlamda kırmak değil bu; bildiğiniz, fiziki alamda kırdım. lan kırdım işte parçaladım, çalışamaz duruma getirdim a.k. üstelik niye manevi anlamda kırayım, ya da bir cep telefonu manevi anlamda kırılabilir mi, bu kadar mı anlam yükledik kendisine arkadaş biz? garip. neyse, dayanabildiğim kadar dayanmak istiyorum cep telefonu olmadan ne kadar süre yaşanılabilir, yaşayabileceğim merakı ile. sanırım ilk 3 günü başarı ile atlattım. ne güzel.
orqn
abonelik kayıtları güncel olmayanlarınki gün içerisinde aramaya kapanabilirmiş.bir hafta içinde yine güncellenmezse tamamen kapanabilirmiş.
3 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol