anne

0 /
umuda
yaş: sıfır nokta 5,
başlık: anne
entry: beslenme kaynağım,

yaş: 1
başlık: anne
entry: her an yanımda gördüğüm canlı, sürekli bana bişeyler söylüyo, sanırım anladığımı düşünüyor, deli mi ne...

yaş: 2
başlık: anne
entry: önceki 9 ay 10 günü saymazsak, 2 yıldır kahrımı çekiyor, kim bu kadın...

yaş: 3
başlık: anne
entry: ağlarken ismini kullandığım kişi, heralde beni seviyor...

yaş: 4
başlık: anne
entry: eşşek kadar olduğum halde hala bana bebeğim diyen kadın.

yaş: 5
başlık: anne
entry: beni doğurmuş meğer, bende diyorum nedir bu yakınlık... merak kardeşim alla alla...

yaş: 6
başlık: anne
entry: bugün dedem öldüğünde, hemen gidip
" anne ölüm nedir "

diye sorduğumda, nemli gözleriyle

" uyku gibi bişeydir oğlum "
" yani dedem uyanacak mı tekrar "
" evet, hadi sen git parkta oyna "

şeklinde bir cevapla beni kıllandıran insan. bir şeyler sakladığını düşünüyorum.

yaş: 7
başlık: anne
entry: okul denilen, daha sonra 17 senemin geçeceği yere beni götüren kişi, beslenme çantama sponsor oluyo her sabah.

yaş: 8
başlık: anne
entry: artık kafamı bozmaya başlayan kadın, neymiş top oynamayacakmışım, akşam ezanında eve gelecekmişim, terli terli su içmeyecekmişim, it gibi sabahtan akşama kadar gezmeyecekmişim...

yaş: 9
başlık : anne
entry: hastalandı annem , hastaneye götürmüşler, ağladım... yanına gittiğimde

"ağlama" dedi "erkek adam ağlar mı"

ben ağlamaya devam ettim yine...

yaş: 10
başlık : anne
entry: meğer kötü bir hastalıkmış onunkisi, doktorlar diyor muş ki, allahtan ümit kesilmez, meğer bu doktor kısmısı bu lafı ölecek kişilere söyler miş, inanmadım tabi ... benim annem ölmez

yaş: 11
başlık : anne
enty: bugün annemin mezarını ziyaret ettim, ağladım yine... erkek adam gibi,

yaş: 12
başlık : anne
entry: babam eve bir kadınla geldi, öp oğlum dedi annenin elini...

öpmedim kaçtım...sevmedim o kadını ben daha ilk görüşte,

yaş : 13
başlık : anne
entry: yeni annemle hiç anlaşamıyoruz, artık tokat atmakla tehdit etmeye başladı beni, sanırım bu evden gitmeliyim artık...

yaş : 14
başlık : anne
entry : özlediğim ...

yaş: 15
başlık: anne
entry: beni şu kıravatlı halimle görseydi keşke, "büyümüşte adam olmuş" derdi benim oğlum... artık özlemiyorum onu, özlediğimde içim acımasın diye... benim içim acıyınca onunkide acıyor biliyorum.

yaş: 16
başlık: anne
entry: artık üvey annem çekilmez oldu, taşındım... bir abi ile aynı evde kalıyoruz, tuhaf biri ama üvey annemden daha iyi...

yaş: ...

yaş: ...

yaş: ...

yaş: 26
başlık : anne
entry: uzaklardan çalan telefonumun diğer ucunda,
"oğlum nasılsın" diye soran kadın,

şaşırmadım...

"iyiyim anne, sen nasılsın" dedim

"şükür" dedi "tavaf ediyorum şuan" ... "kabedeyim"...

"ne güzel" dedim "bana da dua et oralardan"

"tamam" dedi... "fazla yazmasın kapatalım" dedim,

"çiçekleri sulamayı unutma" dedi

"unutmam" dedim...

evet, ölmedi annem ...

kıymetini anlamam için ölmesini beklemem gerekmiyor çünkü, ve yukardakine benzer satırlar yazmam...









goetica
hayat boyunca evlatlarına hayatı öğretmeyi amaç edinmi$ cennetlik bireylerdir..anneden öğrenilenler:

$ükretmek:
- sen burda yemek beğenmiyorsun afrika’da kaç çocuk aç biliyor musun?

uçmak:
- orayı daha yeni temizledim basmadan geç.

konu$mak / diyalog:
+bunu niye böyle yaptın?
-$imdi $ey..
+sus bana cevap verme!

dua:
- dua et ki baban o çocukla görü$tüğünü anlamasın paralar seni!

sabır:
- yaptıklarının hepsini anlatıcam baban eve gelsin bekle sen göreceksin sen gununu.

abartmak:
- sana yapma diye 1000 defa söyledim ben.

değer bilmek:
- oyuncaklarını topla ordan yoksa hepsini koyarım kapının önüne.

mantık:
- anneler hep doğruları söyler,ben söylüyorsam öyledir!

adalet:
- senin çocukların da sana benzesin in$allah!

cinsellik:
- göster ama elletme.

hijyen:
-çama$ırların hep temiz olsun allah korusun kaza falan olsa hastaneye gitsen rezil rüsva olursun.

gülmek:
- gül sen gül babana yaptıklarını anlatınca o da güldürücek seni.

keskin ni$ancılık:
hala cevap mı veriyorsun sen bana, geliyor terlik.

anne olmak:
-anne olunca anlarsın sen.

wereyda
(bu entry aslında duygusal öğeler içerir)

uzun uzun ara$tırdıktan sonra formülize etmeyi ba$ardığım kutsal varlık..

form :
1 adet insan.. aslında fazlası; kalbindeki atı$ın sekonder nedenlerinden biri.

endikasyon :
anne insanı, depresyonun ve buna eşlik eden anksiyetinin, ayrıca bulimia nervosa, anorexia nervosa ve obsesif - kompülsif hastalık tedavisinde endikedir. ayrıca sevgiye ihtiyaç duyulan zamanlarda sığınılan bir liman olma özelliğine binaen; hayat denen saklambacı her zaman sizinle oynamaya razıdır. hassas mikroorganizmaların etken olduğu hırs, yapaylık, dalga geçme gibi enfeksiyonları ile nefret ve mutlak a$kın tedavisinde endikedir. gerektiğinde enfeksiyonun yerine göre gerekli cerrahi müdahale uygulanmalıdır. ayrıca spastisitenin e$lik ettiği duygu eksikliği, hüzünlenme veya gerçekleri farkedememe gibi sorunların önlenmesinde de etkili olduğu laboratuar deneyleriyle ispatlanmıştır. (isviçre bilimadamları öyle diyor!) anomali olu$umunda etken olanları tek tek siler. ak$amları çay yapar.

kontrendikasyon :
ha bire sevesiniz gelir onu. gece üstünü örtesiniz; dertlendiğinizde yaktığınız sigaraya karı$masına bile aldırmamanız.

uyarılar :
anne insanı, etkisini gösteremediği zamanlarda ki$ide minumum 2x negatif, maximum sonsuz x negatif etki yapar. üzülmek gelir elden. o kadar!

yan etkiler :
sevginizin büyük kısmını ona harcadığınız için sevgiliniz tarafından terkedilebilme ihtimaliniz yüksektir. pilav yapmayı öğretemez belki size ama; sevmeyi öğretebilir. ilk kez seversiniz birini. doğduğunuzda daha, a$ık olursunuz. her erkek ilk annesine a$ık olur, dersiniz benim gibi. duygularınızı saklarsınız ondan, ona gösteremezsiniz süveydanızı kıpra$tıran aydınlığı. ah annem, dersiniz. artık uzaktasınızdır.

etkile$im :
bir tek hayat arkada$ınıza ihtiyacınız vardır kar$ı cinsten. bulursanız; ne alâ?

doz :
bütün olarak ve tek seferde kalbin içine yerle$tirilir. anne insanı alan kalp tik tak etmeye ba$lar artık. $iir yazarken kullanmayınız!

e$değer :
taramada e$değer bilgisi bulunamadı.


(bu ba$lık aslında nükleer ba$lıktır)
elma sekeriiii


karnında yavrusunu ta$ırken sırf evi sıcak olsun, o ü$ümesin dolaylı yoldan da yavrusu ü$ümesin diye sırtına çuvalını almı$ 3. kata kömür ta$ıyan insandır.

kucagında ikiz bebekleriyle ve paçasından tutan kücücük kızıyla parası olmadıgı için taksiye binemeyip dolmu$larda ayakta giden, paltosunun bir kenarı kızı sıkı sıkı tuttugu için yamulmu$ olan kadındır. o günlerinden kalan paltosunu saklayan ki$idir, ara sıra cıkarıp ben nerden nereye geldim diye bakıp hatırlayan.

yavrusunun her hangi bir $eye ihtiyacı oldugunda hemen yanına ko$andır, cocugu istemese bile zorla ayagını bacagının üzerine koyup çorabını giydirendir.

cocuklarının eski videolarını açıp izlediginde ne kadar masumsunuz canlarım benim diye sarılıp aglayandır.

önünüzden yemeginizi, üstünüzden giysinizi, ayagınızdan çorabınızı ayakkabılarınızı, kendi agzından yavrum sözünü dü$ürmeyen kadındır...


cocuklarının annem bir gün ölecek diye dü$ünüp gözleri dolu dolu üstüne titredigi, üzülmesine dayanamadıgı,dünyanın bütün insanları bir yana, sen tek ba$ına bir yana dedigi kadındır.

güçlüdür, ayakta durmasını bilendir, dünyanın en merhametli; içi en güzel insanıdır.insandır evet, cocuklarının yüregini büsbütün sevgiyle doldurup ta$ıran bir insan.

dünya güzeli, gül güzeli, kalbimin $ulesidir beni dimdik ayakta tutan...


muque
a n n e...

"ne zamandan geldiği, ne zaman biteceği bilinmez yokluğun" anlamsız sancılar veriyor vücuduma...

harfleri yanyana söylemekten tedirgin dilim.
aslında anlatsam diyorum, olmuyor.uyu$turuyorum kendimi,bedenimi uyutuyorum...

oyalıyorum o hiçbir yanıma sığdıramadığım,adını koyamadığım acıyı.

kediyi doyuruyorum arada,ölecek gibi o da.
eve uğradığım vakitlerde sıkışıyor göğsüm.hani "ü$ütmü$sün" dediğin zamanlardaki gibi.

küçüğüme de bakmıyorum artık a n n e.

o da öğrendi büyümeyi,yutmayı,susmayı...

ya da saklanıyor benim gibi ağladığı vakitlerde.

uykundasındır $imdi.

ben kovalıyorum son sigaramı.uykundan uyandırırdım hani "babamdan sigara alsana bana" diye...

neden yapardın bilmem ama yapardın a n n e.

erken uyur erken kalkardın,çok bağırırdın...

sessiz $imdi buralar,her yer beklentide.

söyleyemiyorum biliyorum,

sarılamıyorum...
her$ey ayaz ü$ümesi gibi.
kesilmi$ gibi derim.
uzun süren bir yolculuk sanki

özledim a n n e, çok özledim.



laughter
bazen aynı zamanda babadır. dert ortağıdır, akıl verendir, dosttur, en sırdaş arkadaştır, güvenilirdir. bazen dersin o olmasaydı napardım, en zor anında sana destektir. kimselere söyleyemediğini, başını yemek yerine ona anlatırsın, birlikte çare bulur rahatlarsın. ve bazen düşünüyorum da annem de olmasaydı ya da annem artık olmasaydı napardım. sanırım net bir şekilde söyleyebilirim ki yaşayamazdım. insanın tutunacağı tek dalı olduğunda onu kaybetmekten ölesiye korkuyor ve değerini daha bir biliyor, her ne kadar bunca zaman gereksiz yere defalarca üzüp kırdıysa ya da onun kendisini sevmediğini düşünse de. anne bulunmaz nimettir. ve bütün anneler melektir. çocuklarının koruyucu, kollayıcı meleği.
instrument
anneler güçlü insanlardır. çok güçlüdürler.

az önce reçel kavanozuyla uğraşıyordum açamadım. annem geldi hemencik açtı. erkekliğimden utandım.
angelus
annelik sıfatı ile birlikte kahinlik özelliklerine de haiz olan bireylerdir. ne söylemişse bir şekilde gerçekleşmiştir. hayır "ehhe lan bu sefer yanıldı" deseniz de o an olmasa bile 2 sene sonra mutlaka sizin yanıldığınız ortaya çıkabilmektedir.evet.
salome
gunun buyuk bir kismini bilgisayarin basinda oyun oynayarak yada arkadaslari ile sabah kahvaltisi, ogle yemegi, kahve, okey, gun, toplanti vesileleri ile bulusarak, veyahut ender de olsa televizyon izlerken uyuklayarak geciren; haftada sansli isek 3 defa yemek, ki zeytinyaglilardan ibaret cogu zaman, pisiren sadece aksamlari olmak uzere , kediyi 3. evladi sayan hatta en sevdigi evladi sayan kedi icin hazirlamadigi yemek almadigi aksesuar yapmadigi fedakarlik bulunmayan, ailenin diger fertlerini ac biraktiktan sonra bir de utanmadan "kizim sen niye zayifsin, neden yemiyorsun, bak iyice evde kalmis kiz havasina burundun" diye cikisan, gecenin bi yarisi "hadi kalk waffle yemege gidelim" diye israrlarda bulunan yada yine gecenin bir yarisi evden habersizce yok olan ve araninca ismet ustaya iskembe icmeye gitmis oldugu anlasilan, kafasina kucuk oglunun ilkokul musameresi icin hazirlanmis bir yetiskin kolu uzunlugunda tavsan kulaklarini takip balkonda arkadasi ile kahve icerken caddeden gecenleri soka sokan, abur cubur manyagi, deli bir kadindir "anne" denilen kisi, en azindan benim bildigim anne oyle. yerim ben onu manyak annem.
hepimizhiciz

anne...

ben en çok sana benzediğimi hissettiğimde melek olacağım....

saçlarıma aklar düştüğünde,
kızıma her sarılışımda,
senin merhametinden bir parça içimde hissedersem;

gece hiç ses etmeden, uykusuzluğuma sövmeden kızım için uyandığımda,
onun saçlarını okşadığımda gökyüzünde uçar gibi hissettiğimde,
gözlerimdeki yaşları hiç görmemesini sağlayabildiğimde,
bir annenin o sonsuz şefkatiyle kucakladığımda bebeğimi,

ben sen olacağım anne.... ve hep kanatsız bir melek olacağım...
agresifmis
özledim.seni özledim.hem de çok özledim.basit cümleler gibi görünüyorlar ama değil.gerçekten özledim.seni sevemekten korkuyorum.çok korkuyorum.

çocukken, yada çocukken değil,küçükken; gecelerim seni düşünmekle geçerdi.gitmenden korkardım.iyi bir kız olamadım.belki de diğerleri gibi olamadım.tüm biblolarını kırmıştım daha minicikken,dolaba salıncak kurmuştum,diğer kızlar gibi oynayamamıştım barbie bebeklerimle.kendimi erkek mi sandım ne futbola daldım.

ne sen söyledin bana "seni seviyorum" diye, ne de ben.oturup da iki laf edemeden taa istanbul’a geldim.güya okumaya.ama ben daha çok küçüktüm.gece ağlayacak bir odam bile olmadı.hiç tanımadıklarıma güvenmek zorunda kaldım.onlar da bana güvenmiş gibi yapmak zorunda kaldı.

ne kadar çok yazı yazdım sana,babama.hiç merak edip sormadın.

büyümek zorunda kaldım.büyüdüm demek zorunda kaldım.yalan kötüydü güya.yalnız kaldım.çok yalnız kaldım.parasız kaldım.ortada kaldım.çok yakında da evde kaldım.iyi ki doğmuşum anne. basit cümleler kuracak kadar büyümüşüm.ne kadar da yalnız kalmış ellerim ! daha elini tutmadan koluna girmişim.ne kocaman olduysam artık.
alasara
bir zamanlar tüm alay ettiğim alışkanlıklarının bende oluştuğunu gürdüğüm gün oturup kahkahayla karışık gözyaşlarıyla andığım en güzel kadın.
sbg
az önce kuzenimle bir ingilizce metni tercüme ederken özgürlük dediğimizi duyup " benim bildiğim özgürlük anlamındaki tek ingilizce kelime feridun " diyerek bizi yarmış olan hayatımın kadını.
darth sidious
ahmet erhan’in muhtesem bir siiri.

birak kalsin masada ekmek
testide su
ayna puslu, pencere cami kirli
birak kalsin saclarin daginik,
gozlerin uykulu.
saksidaki cicek susuz, kedi
yalini bekler bir kosede
birak kalsin meyve agacta,
kirlangic havada
dama dusen ince bir yaz yagmuru...
yoruldun artik, butun gun
didinip durdun
toprak bile, gok bile, deniz bile
bir yerde yorulur
birak kalsin supurge duvarda,
sabun kovada
anne, gel yanima otur.
delirtmeyinlanbeni
itiraf.com’dan:

"giyimime kuşamıma, saçıma makyajıma, hareketlerime konuşmalarıma karışacak erkek daha anasından doğmadı!" derdim. bizzat kendim doğurmuşum...
my son is father
bizlere, aklın başta değil yaşta olduğunu öğretir:
-sen benim yaşıma gel o zaman anlarsın...

öss ’de zaman problemimizi çözmemize yardımcı olur:
-odanı 5 dk içinde topla yoksa beş kardeş geliyor...

uyuma tekniklerini öğretir:
-öyle yatağında dönüp durma gece gece uğursuzluk getireceksin eve...

müzik sevgisi aşılar:
-ıslık çalma evin içinde cinleri toplayacaksın başımıza...

mubalaga sanatını öğretir:
-ben sana 1000 defa demedim mi evin içinde top oynama diye...
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol