yılmaz özdil

ergun babahan la birlikte carsamba geceleri atv de son baskı programını hazırlayıp sunan bir dönem atv genel müdürlüğü yapmış sabah gazetesi yazarıdır.
bi çeşit engin ardıç türevi olan sabah gazetesi yazarı. kurduğu kısa cümlelerle bi dünya şey anlatmaya çalışır kendileri. popilisttir yazdıklarını okuyunca yürü be helal olsun diyesi gelir insanın ama geneli boştur köşelerinin.
halk diline indirip, espriyle yogurarak yazdıgı yazılarını cok begendigim ve her gün mutlaka okudugum yazar. favorilerimden.
sabah gazetesi yazarı, ayrıca atv haber merkezi müdürü

medyayı eleştirirken kendi yaptığı haberlerle magazinin dibine vurması, sorunları belirtirken kullandığı gaza getirici tavrın yanında hiçbir somut çzöüm önerisi vermemsi nedeniyle popülist yzarlar listesinin başındadır...

’üstelik, tamam, "popülist yaklaşımlarda bulunmayalım..."
ama "popül" biziz.
neden yaklaşmayalım ki, kendimize?
sana mı soracağız kendimize yaklaşırken?’ (04.03.2006 tarihli sabah gazetesi)

yazısında da durumu açıkça kabullenmektedir.

ha okunur bir yazardır, ifadeleri güldürürken bir yandan da ’haklı yahu bu adam’ dedirtir insana o ayrı...
sabah gazetesindeki köşesi bugün boş kalmış kişi.

sabah grubuna tmsf el koyduktan sonra sürekli olarak tmsf karşıtı yazılar yazan - ve bunu kovulmayı göze alarak yapan - bir yazardır.

pazartesi günleri dışında köşesi boş kalmayan, yazmayacaksa da okuyucuyu haberdar eden bir yazardı, ama kovulup kovulmadığına dair bir bilgi yok ortada.

sadece haber3 adlı bir internet haber sitesinde, tmsf eleştirisi içeren bugünkü yazısının sayfaya konmadığı söyleniyor.
kısa ve öz yazan, akıcı yazan ve gereken yerlere gereken mesajları ve ayarları vermesini çok iyi bilen sevilesi köşe yazarı.
24 nisan 2007 de sabah gazetesindeki ko$esinde $oyle bir yazı yazmı$ olan yazar.

sezer..

yedi yıl geçti.
sormanın zamanıdır...
cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer’in çocuklarının ismini bilen var mı?
efendim? duyamadım...

mesela, " sezer’in kızı ebru" diye başlayan bir cümle kursam, kaçınız itiraz edebilir, ebru değil de, betül diye?
veya " oğlu tarık" desem...
var mı doğrusunu bilen?
çalışıyorlar mutlaka...
ne iş yapıyorlar?
babaları cumhurbaşkanı yahu...
vip’e girerken gören?
genişletelim soruyu...
hayali ihracat yapan yeğeni var mı?
devlet kredisiyle banka alan kuzeni?
kayınço?
"sen benim kim olduğumu biliyor musun" diye fors yapan müteahhit kanka?
var mı?
peki, aile fotoğrafı?
bıraktık işadamlarını...
gelin? damat?
nerede bu insanların magazin dergilerindeki şatafatlı pozları, televizyondaki görüntüleri, gazetelerdeki röportajları?
elalemin yatında gören?
verdimse, ben verdim... duyan?
telefon açsa neyse... kimseye mektup yazdı mı, "hamili kart yakinimdir" diye?
uzatmayayım...
bizden biriydi.
yedi yıl geçti... hâlâ bizden biri.
sadece bu mütevazı tablo bile, sezer’in ne kadar başarılı bir cumhurbaşkanı olduğunun kanıtıdır.
"ideolojik" olarak karşı çıkanları, anlarım... "siyaseten" eleştirenlerin haklı olduğu taraflar vardır, normal.
ama...
kırmızı ışıkta durduğu için, yalaka gazetecileri limuzinine bindirmediği için, köşk’ün mutfağından ithal peyniri çıkardığı için, israf sevmediği için, akrabalarını zengin etmediği için, ayıp denilen kavramın farkında olduğu için, beyaz saray’a gidip akıl sormadığı için
"vizyonsuz" deniyorsa...
hâlâ bu kadar saldırılıyorsa...
memleketteki utanmazların, ne kadar cesur, arsız ve cüretkâr olduğunun da kanıtıdır.
an itibariyle sabah gazetesinden istifa eden turkiyenin en degerli kalemlerinden birtanesi.

http://www.superpoligon.com/oku.asp?id=23988
sabah gazetesinden istifa ederek ayrılması ile, beni sevindiren yazar. umarız yazılarını veya programlarını daha farklı yerlerde izleyebiliriz.
hürriyet gazetesinde bugün ilk yazısıyla okuyucularına geri dönmüş yazar...

herhalde ’öyle bir reklamımı yaptılar ki, kendimden tiksindim’ diyebilecek az adam vardır bizim yazar tayfasında... eleştirilerine kaldığı yerden devam edecek, basındaki bir çok gazetecinin yapmadığını yapacaktır gene belli ki.

"hiç bağırma.senin paranla sana köfte ekmek ısmarladılar, hizmet sandın... sudan ucuz senin oyun. hiç bağırma."

"senin sırtından koltuk sahibi olanlar, borsa vurgunu yapanlar, ihale kapanlar, dolar-faiz volisi vuranlar ise, perrier’le san pellegrino’yla jakuzide banyo yapıyor, köpük köpük.

reina’da sular kesik mi sanıyorsun, a benim bidon kafalım?"

yazar, ’bidon kafalılara’ "şimdi iyi dinle" diyerek öneride bulunuyor:

"yap elini yumruk.

şeytan kulağına kurşun der gibi vur bakayım kafana iki defa...

ne duydun? "donk donk" di mi? sen önce onu doldur. su kolay."

yazdıgı muhalif yazılarla hükümete yüklenen ve muhalefet yaparak hükümeti hedef tahtasına oturtan ,vatandaşlık görevini en sekilde yerine getiren bir yazar.
yazdığı en iyi yazılardan biri.


kazım: yurtdışında ekonomi okudum, işsizim. eşim öğretmen. onun getirdiği paraya bakıyorum kaç senedir... utanç içindeyim. levent: bilkent mezunuyum, 2004’ten beri işsizim, bir mağazada tezgahtarlık bile yaptım, 500 lira maaşla... okula her sene 14 bin lira ödedim, karşılığı 500 lira... umut: kızkardeşim kimya mezunu, ilk yıl bir dersanede ücretsiz çalıştı, ikinci yıl ayda 150 lira verdiler. haftada değil, ayda 150 lira... bu yılki maaşı 250 lira! bilge: kütahya’da iktisat okudum, işsizim, elazığ’da bütün bankalara başvurdum, torpilim yok, giremiyorum. nur: güzel sanatlar’ı birincilikle bitirdim, yüksek onur belgesiyle mezun oldum, 4 yıldır işsizim. bahar: eşim itü’den uçak mühendisi, 16 aydır işsiz... mesut: oğlum, kayseri üniversitesi mezunu, askerliğini bitirdi, işsiz, amerika’ya gönderemiyorum, çünkü hem emekliyim, hem de başkaları gibi sponsor bulamıyorum!
nevin: bir yeğenim kırıkkale iktisat mezunu, işsiz... öbür yeğenim, gazi inşaat’ı bitirdi, işsiz. iskender: işsizlik azaldıysa, ben niye işsizim? o düşen oranlar niye bana isabet etmiyor? erol: dokuz eylül iktisat’ı bitirdim, anadolu üniversitesi dış ticaret’i bitirdim, işsizim... annem babam benimle hep gurur duyardı, çevremizdeki insanlar bize imrenerek bakardı. şimdi? dilek: bunu mutlaka yazın, iktisat mezunuyum, kapı kapı dolaşıp iş arıyoruz, ahlaksız, iğrenç tekliflerle karşılaşıyoruz... atıl: endüstri mühendisiyim, babamın taksisinde çalışıyorum. tibet: dokuz eylül maliye’yi bitirdim, 4 yıldır iş arıyorum, asgari ücrete bile razıyım, yok. kadir: yetiştirme yurdunda büyüdüm, trakya üniversitesi’nden anestezi teknisyesi oldum, işsizim. ailesi olanlar bile işsiz, biz ne yapacağız? besim: anadolu iktisat mezunuyum, 2002’den beri iş bulamıyorum, küçük şirketler üniversite mezunu istemiyor, büyük şirketler bizim üniversiteyi istemiyor... hüseyin: sınıf öğretmenliği mezunuyum, işsizim. nişanlım, sınıf öğretmenliği mezunu, işsiz. babası da, haklı olarak, "iş yoksa, evlilik yok" diyor. sibel: odtü kimya mezunuyum, umutsuzca iş arıyorum. aziz: gazi kamu yönetimi mezunuyum, girmediğim sınav, başvurmadığım yer kalmadı, hâlâ beklemedeyim. serdar: hacettepe mezunuyum, ankara’da olmadı, ailemin yanına mersin’e geldim, yine iş yok, yaş oldu 32...
esin: üniversite mezunu kardeşim, 2 yıldır cep harçlığıyla idare ediyor, bu durumun nasıl onur kırıcı olduğunu tahmin edebilirsiniz... emir: işletme mezunuyum, ingilizcem ana dilimden iyi ama, iş bulamıyorum, hiç aklımda yoktu, kanada’ya gidiyorum. mehtap: eşim desinatör, 2 senedir otoparkçılık yapıyor, 500 lira maaş alıyor, 70 metre evimizin kirası 400 lira, başka ne yazayım ki? ayten: hacettepe işletme mezunuyum, işim yok, kredi kartı ihtarnameleri yağıyor, umudum tükeniyor. leyla: odtü fizik’i bitirdim, 2 yıl sekreter olarak çalıştım, 4 yıldır işsizim. ruh sağlığımı korumak için ücret almadan ingilizce dersi veriyorum. seda: eğitimci ailenin kızıyım, türkiye’nin en iyi üniversitelerinin birinden matematik mezunuyum, atanmıyoruz... birçok arkadaşım psikolojik tedavi görüyor. pınar: aslında peyzaj mimarıyım, bankada iş bulmuştum, şimdi işsizim, 8 aydır. ali: yıldız teknik elektrik mühendisliği mezunuyum, işsizim. serkan: marmara iletişim’i bitirdim, askerlik görevimizi de yatmadan tamamladık, ne cemaatim var, ne de dayım, geziyorum... sibel: eskiden çocuklu aileye ev vermezlerdi... şimdi çocuğu olan kadına iş vermiyorlar. meral: iki diplomam var, ingiltere’de lisan okudum; bulabildiğim iş, sekreterlik. o da asgari ücretle. özkan: arkeoloğum, plajda cankurtaran olarak çalışıyorum, 2 ay sonra yine işsizim... turan: kamu yönetimi okudum, komiyim... komiğim manasında değil, bildiğiniz otel komisi! serpil: tarih mezunuyum, önce markette çalıştım, şimdi sekreterim... metin: kimya mezunuyum, işsizim, iş görüşmesine gidiyorum, kapıda kuyruk, en az 50 kişi başvurmuş, sizi ararız diyorlar, ne arayan var, ne soran... engin: inşaat mühendisiyim, ileri derecede ingilizce biliyorum, 3 yıldır işsizim, 3 aylığına animatör olarak iş buldum. gocunmuyorum. ama, hizmet ettiğim insanların çoğu alman ve emekli. kendi emekliliğimi hayal bile edemiyorum. yusuf: muğla işletme mezunuyum, 3 yıldır iş arıyorum, babam, "hayatta en hakiki mürşit torpildir" diyor. tufan: aslında ziraat mühendisi’yim, bir özel bankada çalıştım 5 yıl boyunca, sonra kapının önüne koydular, 2 yıldır iş arıyorum, 3 yaşında oğlum var... kayınpederin eline bakıyoruz. adamcağız kızını bana verdiğine bin pişman... kızı evlendiğine...

rastgele seçtim bunları...
değil köşeye, gazeteye sığmaz...
ama, şöyle mesajlar da var tabii.

murat: bile bile yalan yazıyorsunuz, ahlaksızsınız. türkiye’de işsizlik diye bir sorun yok. adam kahvede oturmayı seviyor, sonra da işsizim diye bağırıyor. geçin bunları. yalan yazmayın.

yilmaz özdil
0 /