confessions
  1. toplam entry 1188
  2. takipçi 0
  3. puan 5458

bilgiçlerin şiirleri

hikaye

anlatılacak bir hikayem var çocuklar;
anlatmamla anlamazsınız diye kitap yazacağım,
alıp okumazsınız diye film çekeceğim,
sinemaya gitmezsiniz diye dizi yapacağım,
evde izlemezsiniz diye şarkı besteleyeceğim,
kulaklığı takıp dinlemezsiniz diye şiir yazacağım,
onu da bir gün unutursunuz diye fitil yaptırıp
zat-ı muhterem götünüze sokacağım...

reconquista

ispanya’nın katolik cemaate geri kazandırılması projesidir; katolik krallıkların iberya’nın güneyini mesken tutan arap emirlerine son darbeyi indirerek beraberinde barındırdıkları gayrikatolik tüm unsurları -içlerinde tüccar yahudiler ve aileleri de vardı- hıristiyanlığa geçmeyenleri cezalandırarak, topraklarını terk etmeye zorlayarak, matbaa ile kitap çoğaltanları ve hıristiyan oldukları halde eski ibadetlerini gizli icra edenleri engizisyonda yargılayıp cezaya çarptırarak tamamen coğrafyadan silme savaşıdır. hareketin temeli kastilya’nın kraliçesi i. isabel ile aragon’un kralı ii. fernando’nun "mantık evliliği" yaparak birleşik katolik ispanya’yı kurma niyetleri doğrultusunda başladı. bunu katolik kilisenin lideri de destekledi ve reconquistador adı verilen ordular kuruldu. asıl hedef, müslüman ve yahudi halkın iber yarımadasını terketmeye zorlamaktı. yahudilerin matbaada ilerlemiş olmasıyla birlikte, kendi kutsal kitaplarını farklı dillere -latince ve arapça- çevirerek kendi inşaa ettikleri matbaalarda gizlice çoğaltması ve yayması kiliseyi son derece huzursuz ediyordu. bunun önüne geçilmesi için matbaa suç sayıldı ve bu suçu işleyenlerin engizisyonda yargılanmasının önü açıldı. kiliseyi rahatsız eden bir diğer unsur da katolizme geçmiş ancak evlerinde ayin, tören, ibadet ve geleneksel ritüelleri ve dualarına devam eden yahudi azınlıktı. bu kiliseyi aldatmaya giriyordu, kiliseyi aldatmak allah’ı aldatmaktı ve cezası işkence çekerek ölmekti. isabel ve fernando değerli eşyalarını almaksızın toprakları terketmesi için diğer cemaatlere kısıtlı bir süre verdi. bu sürede insanlar akın akın güney limanlara doğru hareket etti. yollarda eşkiyaların ve reconquistador’ların yağma ve zulümlerine maruz kaldılar. iş bu güney limanlarına varmakla da bitmiyordu, venedikli, italyan, germen pek çok korsan limanlardan para karşılığı aldığı insanları açıkta suya atıp limanlara geri dönerek kandırmak üzere yeni müşterilerini beklemeye koyuluyordu. uzaktaki krallıklardan yardım çağıran yahudilerin sesini duyan osmanlı imparatorluğu, donanmasını ispanya’ya gönderdi ve insanları gemilerle anadolu’nun ve yunan yarımadasının farklı illerine -genelde selanik ve izmir- yerleştirdi. tabii yağmaya sadece yahudiler ve müslümanlar maruz kalmadı, onların kutsal dini mekanları, evleri ve medreseler matbaalar gibi pek çok coğrafi tıbbi ilmi bilgi birikimin bulunduğu mekanlar da nasibini aldı. kilise ispanya’da incil dışında tek bir kitap dahi istemiyordu, hatta bunun kesin uygulanması için farklı dillere çevrilmiş olsa bile tanıyabilecek engizisyon ajanlarını görevlendirmişti. tespit edilen kaynaklar derhal ateşe veriliyordu. kristofır kolomb’un yağmalanmakta olan mabet ve matbaaları gezerek eski okyanus haritaları, arap denizcilerin notlarını, eski bilimsel denizcilik hesaplamalarını ve bu gibi faydalı olabilecek kaynakları toplayarak kraliçe isabel’in huzurunda tanıttığı ve ondan gemiler alarak yeni ticaret yolu bulmak üzere yola çıktığı bizzat kendi günlüklerinde bulunmaktadır. yani, avrupa’nın bir ucunda yaşanan kıyım dünyanın bir başka ucundaki halkların, azteklerin, inkaların, mayaların ve kızılderili kavimlerin kıyımının nedeni olmuş, columbus day diye kutladıkları o lanetli günü doğurmuştur.

(kaynak: son sefarad, beyazıt akman. isbn : 9789944825962)

indigenous peoples day

columbus day’e karşılık daha çok anonymous hacker grubunun tabiriyle söylenegelen "yerlilerin günü" manasındaki söylemdir. yeni kıta, keşfiyle pek çok paragöz tüccarların ve hazine avcılarının yağma adresi haline gelmişti. aztek, maya gibi güney ve orta amerika halkları hispanikleştirme-katolikleştirme zulmüne maruz kalırken birçoğu vahşice kıyımdan geçirilmişti. tabii ki tarihin sayfalarında bize şanlı kaşifler olarak tanıtılan isimlerin bu başarıya nasıl eriştiklerine de bilahare gözatmak lazım. (bkz:reconquista)

indyref

referandum sonucu "henüz değil" dese de, iskoçyalılar londra’ya mesajını göndermiştir, bu yadsınamaz bir gerçektir. şimdiden sonra londra’nın nelerden taviz vereceği -bu ekonomik sıkışıklıkta- taviz verirken iç dengeleri nasıl koruyacağı -mâlum tavizler verilirken muhalefet de aportta bekliyor olacak- bütün bunların hepsini ilerleyen zamanda göreceğiz. iskoç özerk yönetimi başkanı, "iskoçya’nın kimseye muhtaç olmayacağı pek çok doğal zenginlikleri var, bu gücü bizler idare edebiliriz" dese de ekonomik daralmanın olacağı gerçeği iskoç halkının ekseriyetini korkutmuş olacak ki bu korku bağımsızlık arzularını bile baskılamış sandıkta "hayır" demelerine neden olmuştur. iskoçya’ya sonucun hayırlı olmasını dilerim, çünkü iyi insanlar, harbiden.

enerji hub ı

türkiye için ithaf edilegelen ama bir türlü tam manasıyla gerçekleştirilemeyen yakıştırmadır diyebiliriz. rusya-ukrayna, rusya-belarus ve rusya-polonya gibi avrupa’nın doğalgaz ve petrol ihtiyacının karşılandığı hatların rusya’nın tekelinde olması ve almanya gibi petrol ürünlerine yüksek bağımlılığı bulunan avrupa ülkelerinin bu tekele alternatif arayışıyla nabucco gibi pek çok "ölü doğan" proje olmuştur. bununla birlikte türkiye, transkafkasya-azeri-iran dolğalgaz ve petrolünün taşınmasında boru hatlarının en uzun kısmını taşıyacak olan güvenliğin sağlanması en önemli ülke rolünü üstlenmiştir. hayata geçirilemeyen projeler olsa da, türkiye’nin "enerji hub’ı" olma serüveni halen devam etmekle birlikte, bakü-tiflis-ceyhan ağı üzerinden deniz yollarıyla taşıma yapılmakta ve türkiye önemini ileriye yönelik enerji politikalarında hâlen korumaya devam etmektedir. paylaşımı devletlerarası büyük sorunlara yol açan, azerbaycan sayesinde türkiye’nin de hissedarı olduğu hazar denizi petrolleri elbet bir gün netlik kazanacak ve tam verimle açığa çıkarılmaya başlanacaktır. o gün geldiğinde türkiye’nin "enerji kaynaklarının güvenli yollardan batıya nakledilmesi" hususunda ne kadar mühim bir yerde konumlandığı daha net ortaya çıkacaktır.
0 /