confessions

serdarabay

Yazar

  1. toplam entry 132
  2. takipçi 0
  3. puan 967

24

bi dönem ülkemizde büyük bir önyargı ile gündemimize oturan, türkleri ve türkiye yi terörist gösteren bir dizi olarak adından sıkça söz ettiren bir dizi olarak ilgimi çekmişti.
reklamın iyisi kötüsü olmaz oldu, önyargımın üzerine gitmeyi adet edindiğimden izlediğimde; basına güvenmemem gerektiğini yeniden anladığım dizidir.
hakkında çok şey yazılabilir, bilahare...

hurafe

diyanet işleri başkanlığı türkiye’de hemen her şehirde yaygın olarak bilinen 1380 hurafe türü belirledi.

diyanet, modernlik tarafından beslenen hurafelerden birisinin de bilime olan sonsuz inanç ve güven olduğunu belirtirken, bilimin bütün dertlere şifa olacağı inancının hurafe olduğunu ifade etti.
başkanlık, türbe ziyaretlerinde de hurafelere yönelindiğine işaret ederek, türbelere çaput ve bez bağlamanın, eğilerek ya da emekleyerek girmenin, adak adamanın, türbe etrafında eğlence düzenlemenin, türbelerden şifa beklemenin yanlış olduğuna değindi.

fal

türkiye’de 18 fal türü tespit eden diyanet,bunlari listeledi:

kahve,
iskambil,
zar,
çiçek,
bakla,
çay,
domino,
renk,
kum,
el,
numeroloji,
tarot,
su,
ayna,
kurşun,
köz,
tütsü,
kürek kemiği

fal kafeleri de eleştiren başkanlık, fal kafelerin giderek arttığına, buralara manevi boşluk içerisinde olan gençlerin gittiğine dikkat çekti.

başkanlık, fal baktırmanın büyük günah olduğunu ifade etti.

kimler var

prometheus (2. nesil bilgic) *
sanatçı (2. nesil bilgic) *
alos (2. nesil bilgic) *
guybrush (2. nesil bilgic) *
beauty disaster (2. nesil bilgic) *
freagl_dreams (2. nesil bilgic) *
whisper (2. nesil bilgic) *

08-06-2006 9:31

gökkuşağı

yazları bazen bir sağanaktan sonra güneş batarken batıda, atmosferin yedi renkli oyununu. bu gökyüzünde muazzam bir şekilde renklendirilmiş bir ışık kemeridir. gökkuşağı güneş ışınlarının yağmur damlacıkları içinde kırılmasıyla oluşur. en az kırmızı, sonra yeşil, mavi ve çok da mor ışık azalır. böylece renkler ayrılır ve dışda gökkuşağını teşkil ederler. ötelere ait ilişler uyandıran bu oyunu seyretmenin uygun vakti ikindideki bir sağanak sonrasıdır.

a. einstein; "kâinatta tesadüf ve gayesizlik diye birşey yokdur. her şey belli bir gayeye doğru gitmektedir. çünkü allah, kâinatta abes iş yapmaz"

fethullah gülen

onu tanıdığımı düşündüğüm için yazıyorum.
çünkü onu tanımadan,başkalarından dinleyerek,önyargıdan kurtulamamış bir çok insanın yazılarıyla karşılaştım burada.

evet onu tanıyorum nasıl mı? öncelikle onun hakkında duyduklarımdan sonra ilk yaptığım şey onu kendisinden tanımaya çalışmaktı. ve çok şükür ki hiçbir konuya önyargıyla bakmama erdemine az çok sahibim.onu eleştirenlere verdiği cevapları okudum.kendi sesinden konuşmalarını dinledim.bunları yapmak hiç zor olmadı çünkü bunlar her yerde mevcut.google dan adını yazmam yetti.

şimdi onun kitaplarını okuyunca fethullahçı mı oldum? aynaya baktım değişen bişey yoktu.dostlarım yine aynı olduğumu söyledi.tıpkı cumhuriyet okuyunca solcu olmadığım gibi vakit okuyunca da aşırı dinci olmadım.

ben kimseden korkmadan karşıma alıp konuşurum,kendi bildiklerimden korkmam ki bu adam kafamı yıkar diye korkayım.doğru tektir ona ulaşmaya çalışırım. bildiklerime ilave yapacaksa,sorularıma cevap verecekse hiç sakınca görmeden dinlerim.

art niyetli değilim ben,önyargılı hiç değilim.fethullah gülen’i tanımak istedim ve burdaki birçok yazı sahiplerinden daha fazla tanıdım. başkalarının sözlerini buraya kopyalamıyorum. bunlar benim sözlerim.
adamın biri dünyayı dolaşmış ve en kusurlu insanı aramış,sonunda kendisini bulmuş çünkü kendini tanımak başkasını tanımaktan daha gerçekçidir. fethullah gülen kusursuz değildir tabi ki.kendi kendini anlatmış zaten,özeleştiriler yapmış.ben ona yanlış nasıl derim bilmiyorum,yanlışlar aradım bulamadım.tek bulduğum gene onun anlattıkları oldu.

çünkü basın ve halkın bir bütün olmasını istemeyen vatan hainleri onun yanlışlarını ona sorarcasına masum değil,saldırırcasına,kıskanırcasına ortaya attılar.

düşününce bunca tavsiyeleriyle oluşan halkın tembellikten uyanışı,çağdaş seviyeleri yakalayışı karşısında onun saygınlığı türkiye sınırlarından dışarılara ulaşmışsa ben bile onu çekemezdim sanırım.ama tebrik etme erdemine vakıf oldum çok şükür.

ülkemiz adına ilerlemeler cumhuriyetle başladıysa, yeniden anadolu insanı çağdaşlığa adım attıysak bu yerinde durmasıyla gelişecek bişey değildi. bu kültürümüzü, bu köklü geçmişimizi ve en önemlisi namuslu,şerefli geçmişimizi karalamak isteyenlere dur demek tüm türk halkının vazifesi olduğu gibi bunu üstlenenlere de saygım sevgim desteğim sonsuz kadar sonsuz olacaktır.sadece bu açıdan bile ben fethullah gülen i çok seviyorum. biri çıkıp türklerin neleri başaracağını göstermeliydi tüm dünyaya.

orta asya da şarapçı,uyuşturucu batağındaki soydaşlarımıza ilim irfanla gelen çağdaşlık bugün onların hala ayakta olmalarını sağlıyorsa bunu türk olarak bizlere,fedakar olarak oralara gidenlere ve bunu düşünüp ızdırabını çeken fethullah gülen e borçluyuz.

tüm dünya da yahudi locaları ile müslüman bilinen ülkemizi ezmelere çözüm,orası çöl mü,türkler bedevi mi diyenlere türkiye’nin ne kadar zengin bir dokuya sahip olduğunu anlatıp,her ülkenin bizlere uyguladığı vizelerden kurtulmak,bizleri ikinci,üçüncü sınıf insan zannedip ona göre muamele edenlere kendimizi, modernizasyonumuzu, köklü kültürümüzü gerçekçi tanıtma hesabına rol alan herkese olduğu gibi bunların çilesine katlanmış,karşısında bu iyi ama rantına aykırı olduğu için karşı çıkan karalamacılara rağmen yılmamış fethullah gülen e teşekkürü şimdiden borç bilirim.

tarih belki onu anmaz belki anar ama eminim, bildiklerime eminim,türklere eminim,bizden adam çıkmaz cümlesine karşıyım ve diyorum ki türkler adına yine türkler en iyi adımları atıyor.
örnek alınacak insanlar taktirler topluyor,ülkemizin bayrağı altında başarılara imza atıyor ve kendi ülkesinde eleştiri bombardımanına tutuluyor.bunlar olacaktır,olmalıdır da. çünkü iyi olan her zaman taşlanır.neden bu kadar eleştiri alıyorsunuz sorusunun cevabını onun adına ben vereyim,sadece eleştirenlerin sesi çıkıyor da ondan.onu sevenler kavgadan tartışmadan uzak,onların tabiriyle dövene elsiz sövene dilsiz oluyorlar. doğrudan vazgeçmiyorlar.

dualarla,dualarımla ilerlesinler,ilerlesinler de layık olduğumuz noktalara gelelim.
şu an istanbul da olsa yanına giderdim,yani yanına gitmek hiç zor değil,ulaşılmaz biri değil yani,aslında sıradan bir cami imamıyım diyor kendisi. onu bu kadar göklere çıkaran yine onu eleştiren aynı basın aslında.o hepimizin yapamadığı,yapamamaktan dolayı üzgün olduğu vatanperverlik yapıyor, ülkemiz yararına ne tür bir çalışma varsa elinden geleni yapmaya çalışıyor. devletin bugüne değil hiçbir organı bu faaliyetlere karşı çıkmak şöyle dursun desteğini çekmemiştir. bizim devletimiz, gelmiş geçmiş bütün hükümetler bu kadar aciz değil ki bu okulları kapatamasın.demek ki bu okulları yararlı buluyorlar.halkın gelişimine katkı,yeni nesile alkolden,uyuşturucudan uzak bir zemin hazırlıyorlar.

peki devlet destek çıkarken daha çok basın yoluyla hareket eden değişik bazı komünist kırıntıları kim oluyor da halk adına bu hareketlere karşı çıkıyor. masum, ve saf beyinleri yanına çekerek bu işleri ilerletmek bir yere kadar gider,yatsıdan sonra mumlar söner haberleri yok.

bizler türk genci olarak,ne mutlu türküm diyerek herşeyin gerçeğini görüyoruz.kimse bizi saf zannetmesin. bizde kayseril’i uyanıklığı,karadeniz’li kıvrak zekası,ege’li düsturları, doğulu vakarlılığı ve istanbul beyefendiliği mevcuttur. damarlarımızda bu kanlar dolaşır.

yalan yanlış herşey ya unutulur, ya da foyası ortaya çıkar sonunda. ama bu son özellikle bizim ülkemizde uzun yaşayamaz. metabolizmamız onu dışlar.örneğin kanlı bir hareket komünizm gibi hiç tutunamadı. kansız,kavgasız,sevgi dolu bu vatanperverler yola çıktılar ve önderleri içlerindeki kanda dolaşan bu müslüman halkın peygamberi hz.muhammed mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem).

bunu ister kabul etsinler ister etmesinler bizler dedelerimizin dindarlığı ile övünürüz. dindar bir insana ise asla karşı çıkmayız. dini kendi emellerine alet edenlerinse eninde sonunda yalanları ortaya çıkmıştır.

şimdi akla tek soru gelir. bu güzel insanı tanımanın vakti geldi mi yoksa onun karşısında durmanın dolayısıyla kendi kendine karşı olmanın vakti mi geldi.

seçim her zaman ki gibi bizim irademizin. ama karşısında dururken ya yanılıyorsam diye düşünmeli vicdan sahipleri.diğerleri zaten düşünme yetilerini yitirmiştir onlara sözüm yok.
peki ya doğru olduğunu düşünenler yanılıyorsa, o vakit ülkemiz ne kaybeder,ya da yılladır ne kaybetti.

düşününce hortumcular,tarihi eserlerimizi kaçıranlar,ülkemize gelen yabancı devlet büyüklerine sulukule’yi gezdirip ülkesine alkollü gönderip ülkemiz adına saygın bir intiba oluşmamasını sağlayanlar, tarihi dokumuzu, kökümüzü anlatırken batılının bizi karalaması gibi, onlarla aynı safta dedelerimizi küçük düşürücü, geçmiş imparatorluğumuzu aşağılatıcı davranışlara girenlerin gülünç duruma düşmemizi sağlamalarını bir kenara bırakmadan onları destekleyelim.

afedersiniz ama biri dur demeliydi.ben dur diyemedim onlara,biz dur diyemedik seyirci kaldık.biri çıktı öyle değil doğrusu bu deme medeni cesaretini gösterdi ve bu fethullah gülen oldu biz se onu topa tuttuk.bize bu yakışmaz. bu o kökü dışarda nerelere dayandığı belli olmayan, annesi babası belli olmayanların tavrıdır. biz ne mutlu demişiz, ne mutlu sana türk olduğun için fethullah gülen,türküm dediğin için ne mutlu sana.
o şimdi amerika da. amerika ya göre gece kondu diyebileceğimiz bir binanın ufak bir odasında. vatan hasretiyle,uyurken bile ayaklarını uzatmadığı ülkemize doğru bakıp olumsuz her gelişmede hassas ve hasta kalbi cız ediyor. tıpkı benim gibi tıpkı siz vatanım diyenler için.
o sizden, o bizden,erzurum gibi tam memleketin ortasından, o meşhur anadolum insanından... vatanperver,misafirperver.

daha söylenecek çok şey vardır ama ben onun diğer insanlar gibi tavsiyesine uyup kavgadan uzak duracağım.dövene elsiz,sövene dilsiz olacağım ki kavgadan, küçük hesaplardan vakit kaybetmeyelim. çalışalım yahu.
ben şimdi potansiyellerime yenilerini ilave etmeye gidiyorum,inşallah çok çalışıp seviyemi arttırarak ülkeme seviye katarak hizmet ederim.en azından bu niyetteyim. rabbim niyetime ulaştırır inşallah.
ben, bunları söyleyen ben, fethullah gülen i tanıyan ben, tanımayanlara soruyorum? siz benden daha fazla düşünemezsiniz ülkemi. ve daha fazla vakit kaybetmeden pes edin ve onu tanımanın basit yolunu deneyin. sol kulağınızı sağ elinizle kaşımayın.

yolu uzatmadan onu tanımaksa niyetiniz, anlamaksa? bunu kendisine sorun, kendisi her sorunuza cevap vermiş olacak kadar mütevazıdır...

müqüe

müqüe’siz bilgi sözlük nasıl oluyormuş diye o gittiğinden beri sözlüğü sadece takip ediyorum.ancak gördüğüm o ki: değişen hiçbişey yok! yani herşey aynı.sıradan..eğlencesiz...
onun varlığı,onun ruhaniyeti belki çekilir kılıyordu bu hengame ortamı.
bakalım onsuz buralarda onu kıranlar kınaları yaktıkları yerleriyle ortalıkta dolanacak mı diyebildiğim bir konudur bu...

said nursi

bediüzzaman said nursi hakkında bişeyler söyleyeceksem öncelikle onu tanımalıyım.onu tanımak için ona baktığımda
"beni anlamak istiyorsanız risale’lere bakmalısınız.bana gelmeyin,benim bütün düşüncelerim o kitaplardadır"demiş.
ama ben onun kitaplarını okumak istemiyorsam ne yapmalıyım.onu anlatan başkalarını dinlemeliyim.yani onun hakkında kim ne yazdı ne söylediyse bende de o intiba oluşsun.
bu mantıklı mı diye sorarsam kendime,karşıma şu çıkıyor;onlar ne düşünüyorsa ben de onu düşüneceğim.yani koşullanacağım.
bu biraz karadeniz fıkralarını hatırlatır.sol kulağını sağ eliyle kaşımaya benzer.
iyisimi ben önce onu tanımalıyım,ama başkalarından değil,bizzat kendisinden,yolu uzatmadan direkt olarak kendi kitaplarından yola çıkıp onu tanımalıyım.
evet onu tanımanın yolunu buldum...

ilimli islam projesi

sadece türkiye de ortaya yem olarak atılmış bir kavramdır.sınırı geçince geride kalmaktadır.
küçük insanların küçük ayrıntılarda boğulmasıdır.avrupa, amerika aldı başını gidiyor biz küçük hesaplarla yoğrulup duruyoruz cümlesindeki küçük meseledir.

dua

insan başı sıkıştığında dahi olsa rabbini hatırlıyorsa ve yakarıyorsa bu da dua dır.hiç hatırlamamaktan iyidir.
düşününce bu kadar iyilik,bu kadar dünya nimeti,eş,dost,hava,su,hazlar,duygular,tatma,görme,konuşma,yürüme,dokunma vs.vs.vs. allah değil de bir başkası bize bunları karşılıksız verseydi ona ne kadar minnettar kalırdık acaba?ya da onu yok sayardık..?
ona teşekkür babında şükür,verdiklerinin devamı niteliğinde dua,gönlümüze de vefa gerekmez mi? dedirten bir başlıktır.

yaşar tunagur

29 nisan 2006 gunu hakkin rahmetine kavusmus aydin,entellektuel ve halka hizmet hakka hizmet dusturuyla hayat surmus hayirli bir dindardir.ayni zamanda zamanin diyanet isleri baskanligini yurutmustur.
an itibariyle cenazesi kaldirilip defnedilmistir.
allahin rahmeti onunla beraber olmasi ve huzur icinde yatmasi duasiyla basimiz sagolsun dedirtmistir.
0 /