confessions
  1. toplam entry 325
  2. takipçi 0
  3. puan 766

frengi

Tedavisi tek doz penisilin tedavisi ile bazen mümkün olmayandır.soyle ki frengi yani sifilizin evreleri vardır.birincil evre ikincil evre gibi.birincil evrede genelde tek doz tedavisi mümkündür.ikincil de ise 3 haftalık haftada bir penisilin en yüksek doz enjekte edilir.son evrede ise hastaneye yatmak gerekir çünkü penisilin 4 saat ara ile günde 6 kere damar yolu ile enjekte edilir.tedavi süresi 10-12 gündür.sevgili eşim sağolsun onun sayesinde öğrendim bunları.temmuzda kabus günler geçirdim zira.norosifiliz tanısı ile tam 11 gün işkence gördüm hastanede.belden su bile aldılar.yani lomber ponksiyon yaptılar.allah a şükür şimdilik sıkıntı yok.senelik kontrollere devam.

iltifat

bazen herşeyi berbat etmişliği de olmuştur ne yazık ki.
yıldızlı bir akşamın ufkunda sevgilinin güzel güzel başı okşanmaktadır ve erkek kişinin, başını okşadığı güzel kıza ettiği iltifat çok şahanedir:
-bugün hayvanları sevme günüymüş sevgilim.

deist

bu da bir nevi inançtir. allah vardir, din yoktur. daha doğrusu din kabul edilmek istenmez. yok müslümanlik, yok hristiyanlik. bunlarla uğraşmaz bu adamlar. allah a inaniyorum der, geçer.

uyuyamamak

tek sebebi şeytandir. böle tam uykudan gebermek üzere başinizi koyarsiniz yastiğa, abdül mahluk gelir kulağiniza bütün olumsuz şeyleri söyler. mesela eski sevgilinizi hatirlarsiniz uyuyamazsiniz, borçlar vardir nasil ödenecek bunlar diye kafaya takarsiniz uyuyamazsiniz, biri bi laf etmiştir neden öyle dedi diye sayiklarsiniz uyuyamazsiniz. bu böyle gider.
bir de bakarsiniz ki güneş hello diyor.

sözlük

bilinmeyen kelimeler bulunabilir, herkes birşeyler yazabilir dilediğince. ama nedense saatlerdir sol frame kipirdamamaktadir. neden hiçkimse birşeyler yazmamaktadir acaba?

sağır ve dilsiz olmak

çok berbat bir durumdur. biri ensenize şaplak atar sinirlenir, öfkelenir ancak tepkinizi gösteremezsiniz. dilsizler alfabesiyle azıcık ucundan anlatmaya çalışırsınız kendinizi. anlayan biri yoksa basit el hareketleri kullanırsınız. o da kesmez adamı. sinirlenince, çok üzülünce söylenmek, dolu dolu bağırıp rahatlamak istersiniz ama gerçekleştiremezsiniz. içinizde yumruk gibi birikir bu öfke yığını, sinir hastası olursunuz.
bir de ilkokulda sürekli dil gösterip akıllarınca kinaye yapmaya çalışan arkadaşlarınız varsa, dalga konusu olmuşsanız hepten biter kendinize olan sevginiz. sanki dilsizliği, sağırlığı siz istemişsiniz gibi.
işte çocuklar. nerden bilsin ki eğriyi doğruyu? işte bu maruz kaldığınız gurur kırıcı, aşağılayıcı olaylar sizi soğutur yaşamdan, içiniz içinizi yer de derdinizi anlatamazsınız.
anca hebele hübele yapabilirsiniz.
zorlasanız da çıkmaz ki ağzınızdan kelimeler.
eh allah ın takdiri, sabırdan başka çare var mıdır? yoktur. yorganı çekip ya ağlarsınız, ya da dua edersiniz, bir gün ben de harflerle ifade edebileyim kendimi allah ım, kelimelerle anlatabileyim derdimi allah ım diye.
kuş seslerini, annenizin sesini, bebek ağlamasını... bütün sesleri birgün duyabilmek için tüm kalbinizle dua edersiniz.
elbet sağırlığın çaresi yoktur. ancak yazarak kelimelerle konuşabilirsiniz..

29 ekim

şanlı gündür, güzel halkımızın sesinin duyulmaya başladığı, haksızlıkların son bulduğu gündür. şayet cumhuriyet olmayaydı biz de olmayacaktık büyük ihtimal bugün. ve yine büyük ihtimal padişahlar, babalar oğullar birbirini yemeye devam edecek, iç savaştan faydalanan dış devletler tarafından bir güzel sömürülecektik. ya da kendi kendimizi yiye yiye tüketecektik.

kargaların kargasasi

saykodelik ep nin 3 nolu şarkısı. ve işte sözleri;
1

ilerde bir kaç yol var uzaktan belirgin değil
ilerle durmak ayak yorar beklemek çözüm değil
aklımdaki mezar bir kişilik değil
ve sen suçlu değilsin duygular kendini öldürür.
saçmalar dilin söver ve eşyalarını yıkar
kursak hevesle dolar
kargalar çığlıkları basar
huzurum kendini kasar
karmaşık anlamsızlıklar ardışık yanılmalar
sürekli uykuya yumulmalar hayatın içinden bu yansımalar
büyük bir göç var ordan oraya kalbimden uzağa
emin yerlerden tuzağa aydınlık patikalardan derin karanlık ormana
bigün neden yok sormana gerçekler katılır içi yalan dolmuş harmana
köleler yürür içinde zincirlerden ayaklar
mezar taşları gibi benzer insan insana
konuşmak istersinde susar bülbüller boğazında
tam dokunmak istediğinde o yıldız kayar ufkunda
ama umudun gittiği seferden dönecektir yakında
onu her an beklemek inanki bal tadında
bu kuş konacak elbet bir gün bir dostun yurduna
kalp evinin anahtarlığını koyma düşmanın avcuna
ellerimi siper ettim gözlerim artık göremezlerim
görünmekten aciz olanlardan artık habersizim

nakarat

beklentilerimi kavşağında durmuş bekliyorum
yığınla insan beni biliyor ben onları bilmiyorum
ürkütüyor beni şu kargaların kargaşası
bana mı kaldı ayakları yoldan kaymışların tasası

2

zihnimi kuşatan ölü fikirleri yesinler akbabalar
öldürdüğüm insanların ve yıktığım binaların tek sorumlusu benim
ben benden firar ettim başka bende yerleştim
sen salağa aşık oldun kevaşeye meğil ettin
en uzun filmdin hayatın..
ister korku ister komedi ister dram ister trajedi
yönet filmini hade baybeeee !
kıskanç dalgaların kumları alıp götürdüğü gibi
ölümde cana varacak görünecek varlığın dibi
yuvalarından oyar gözlerimi senin ellerin
ben göremedikçe iter o yana bu yana beni senin ellerin
korkunç bir ıssızlıkla ben anlamıştım korkmayı
en güçsüz anımda denedim tek doğru yolu bulmayı
ay benim dostumdu gece benim örtümdü
ilerisi meçhuldü ama kurtulmak güçlü dürtümdü
taşlandığım paralar tenime sertçe sürtündü
düştüm kalktım boğulup battım çıktım nihayet kara göründü.
bölüm bölüm bitiyor etaplar ama yarış sürüyor
ben def ettikçe alçak virüsler ürüyor
ben doğrumu deştikçe onlar komikmiş gibi gülüyor
bilmiyorlar aslında onlar karşımda yavaşça ölüyor
sago herşeyi çok net görüyor

nakarat

beklentilerimi kavşağında durmuş bekliyorum
yığınla insan beni biliyor ben onları bilmiyorum
ürkütüyor beni şu kar dağların kargaşası
bana mı kaldı ayakları yoldan kaymışların tasası
0 /