confessions

overload

Yazar

  1. toplam entry 1171
  2. takipçi 0
  3. puan 3106

forever young

garip ruh hallerimde sürekli karşıma çıkıp beni hem hüzünlendirip hem sakinleştirme özelliğine sahip hoş şarkı.
bunun hatırına türkçesi çevrilmeye değer bir şarkı.

let’s dance in style , let’s dance for a while ,
hadi dansedelim, bir süre dans edelim.
heaven can wait we are only watchin’ the skies
cennet bekleyebilir, biz gökyüzünü seyredelim.
hoping for best but expecting the worst
en iyiyi umarak ama en kötüyü bekleyerek
are you going to drop the bomb or not?
bombayı bırakcak mısın bırakmayacak mısın?

let us die young or let us live forever
ya bırak genç ölelim ya da sonsuza dek yaşayalım.
we don’t have the power but we never say never
gücümüz yok ama asla asla demeyiz.
sitting in a sandpit , life is short trip
kum havuzunda oturuyoruz, hayat kısa bir yolculuk
the music’s for the sad men
müzik üzgün adam için

can you imagine when this race is won
bu yarışı kazanılacağını düşünebiliyor musun
turn our golden faces into the sun
altın yüzlerimizi güneşe doğru döndüğümüzü
praising our leader’s we’re getting in tune
elde ettiğimiz havaya liderlerimizin övgülerini
the music’s played by the madmen
çılgın adam tarafından çalınan müziği

forever young , i want to be forever young
daima genç, daima genç olmak istiyorum.
do you really want to live forever, forever and ever
gerçekten sonsuza kadar yaşamak ister miydin?
i don’t want to perish like a fading horse
solgun yaşlı at gibi yok olmak istemiyorum.
youth is like diamonds in the sun
gençlük güneşte ki elmaslar gibi
and diamonds are forever
ve elmaslar sonsuzdurlar.

so many adventures couldn’t happen today
bugün o kadar çok macera olmayabilir
so many songs we forgot to play
çalmayı unuttuğumuz çok fazla şarkı
so many dreams are swinging out of the blue
maviden daha canlı gerçek olmasına
we let them come true.
izin verdiğimiz bir çok rüya.

life in mono

2 sene önce eksik bıraktığım kısmı tamamlıyorum bu entry vesilesi ile...

the stranger sang a theme
yabancı şarkı söylüyor
from someone else’s dream
başka birinin rüyasından
the leaves began to fall
ayrılıklar düşmeye başladı
and no one spoke at all
ve hiç kimse konuşmuyor
but i can’t seem to recall
ama geri çağıramayacağım gibi
when you came along
yanına geldiğinde

ingenue
saf kız

ingenue
saf kız
i just don’t know what to do
ne yapacağımı bilmiyorum

the tree-lined avenue
üç şeritli bulvarda
begins to fade from view
manzara solmaya başlıyor
drowning past regrets
geçmişin pişmanlıkları boğuluyor
in tea and cigarettes
çayda ve sigarada
but i can’t seem to forget
ama unutamayacağım gibi
when you came along
yanına geldiğinde

ingenue
saf kız

ingenue
saf kız

i just don’t know what to do
ne yapacağımı bilmiyorum.
ingenue
saf kız

we will rock you

yıllarca lan süper şarkı bee dediğimiz şarkı. ama sözleri biraz...

aah
buddy you’re a boy make a big noise
playin’ in the street gonna be a big man some day
dostum sen çok gürültü yapan ,sokakta oynayan ve bir gün büyük adam olacak bir oğlansın
you got mud on yo’ face
yüzünde çamur var
you big disgrace
sen yüz karasısın
kickin’ your can all over the place
canın cehenneme yeryüzünde
singinşarkı söylüyorsun

we will we will rock you
seni sallayacağız
we will we will rock you
seni sallayacağız

buddy you’re a young man hard man
dostum sen genç ve zor bir adamsın
shouting in the street gonna take on the world some day
sokakta bağıran bir gün dünyayı üstlenecerk bir adamsın
you got blood on yo’ face
yüzünde kan var
you big disgrace
sen yüz karasısın
wavin’ your banner all over the place
bayrağını her yerde dalgalandırıyorsun

we will we will rock you
seni sallayacağız
sing it
söyle onu(şarkı)
we will we will rock you
seni sallyacağız

buddy you’re an old man poor man
dostum sen yaşlı ve zavallı bir adamsın
pleadin’ with your eyes gonna make
yapmak is ediğin gözlerle yalvarıyorsun
you some peace some day
birgün barışacaksın
you got mud on your face
yüzünde çamur var
big disgrace
büyük bir yüz karası
somebody betta put you back into your place
senden daha iyi olan birileri seni kendi yerine geri koyuyor

we will we will rock you
seni sallayacağız
sing it
söyle onu(şarkı)
we will we will rock you
seni sallayacağız
everybody
herkes
we will we will rock you
seni sallayacağız
alright
pekala

protection

donna summer’in seksenlerde ( yanılmıyorsam) söylediği şarkı. iş bu entry yukarıda zaten verilmiş olan sözlere ek olarak türkçesi ile beraberdir.

donna summer protection
night after night
geceler boyu
i keep holding on
tutunmayı sürdürüyorum
you say you love me
beni sevdiğini söylüyorsun
then you leave me so lonely
sonra beni yalnız bırakıyorsun
baby i dont believe a word you sayin’
bebeğim söylediğin tek kelimeye bile inanmıyorum
i think it’s all some evil game you’re playin’
bence oynadığın şeytani bir oyun
still all day long all i do is think about you
hala tüm gün seni düşünmeyi sürdüyorum
you got me believin ‘ that i cant live without you
beni sensiz yaşayamayacağıma inandırdın
well if you want it , here’s my confession
eğer istediğin buysa , işte itiraf ediyorum
baby i cant help it ,you are my obsession
bebeğim yardım edemem, sen benim saplantımsın
protection , that’s what i need
korunma, işte ihtiyacım olan şey
i need protection , baby,from your love
bebeğim aşkından korunmaya ihtiyacım var
protection ,that’s what i need.
korunma işte ihtiyacım olan şey
i wait at home by the telephone
evde telefonun yanında beklerim
when i call your house,baby,you are not there
evini ne zaman arasam, bebeğim orada değilsin
knock on the door and i rush down the stairs
kapı çalndığında merdevenlerden koşarak aşağıya inerim
when i open up,baby you are not there
ne zaman kapıyı açsam bebeğim sen orada değilsin
when we’re together
beraber olduğumuzda
when we’re together and put your arms around me
beraber olduğumuzda ve kollarınla beni sardığında
you keep my mind
aklımı alıyorsun
forever ,ever in doubt
sonsuza dek şüphe içinde
you want me believin’
inanmamı istiyorsun bebeğim
that , baby, i cant live without
sensiz yaşayamayacağıma
pretection, that’s what i need
korunma işte ihtiyacım olan şey
i need protection, baby, from your love
bebeğim aşkından korunmaya ihtiyacım var
we stand alone , at my window.
penceremde yalnız başımıza duruyoruz
and stare out,at the shodows down below
ve aşağıda ki gölgelere bakıyoruz
i feel your fingers on my face
parmaklarını yüzümde hissediyorum
i want to stay, i want to run away
kalmak istiyorum, kaçmak istiyorum
protection,that’s what i need
korunma , işte ihtiy acım olan şey
i need protection,baby,from your love
bebeğim aşkından korunmaya ihtiyacım var
protection,that’s what i need
korunma , işte ihtiyacım olan şey
i need protection,baby,from your love
bebeğim aşkından korunmaya ihtiyacım var

mustafa

sokakta elini sallasan carptığı kişinin ismi olma olasılığı yüksek olan benimde dahil olduğum isim.
ayrıca hangi mustafa vardır ki hayatında " musti" diye çağrılmamış olsun? ya da "mıstık". 80 lerde çocuk olanlar bu kişilere ateri oyununa gönderme olarak " piç mustafa" diye seslenmişlikleri vardır. bu arada o oyunda mustafa’nın şapkasında ki p ne iş ben hala bilmem onu.

reklamlarda erkeklerin salak gösterilmeleri

kısmen doğrudur bu reklamlar. açıklamak gerekirse elbette kız- erkek ilişkilerinde
erkekler bu kadar alenen açık bir şekilde aptal değillerdir ancak reklamlarda göze çarpan yegane şey, erkeklerin kızlar karşısında ki acizlikleridir. ve evet özeleştiri yapmamız gerekirse biz erkekler kızlar karşısında acizizdir. ve kızlar istediklerini bize yaptırabilecek kudrete sahiptirler.

(bkz: dunya kadar malın olacağına fındık kadar amın olsun)

somebody help me

buffy thye vampire slayer’da faith rolü ile tanıdığımız esmer çıtır eliza dushku’nun tv8 de yayınlana bir dizisi vardı tru calling adında.
(bkz: tru calling) can somebody help me bu dizinin jenerik sarkısının adıdır ve sözleri şu şekildedir.

i’m being haunted by a whisper
bir fısıltı tarafından zaptedildim
a chill comes over me
üzerime bir ürperti geliyor
i’ve been trapped inside this moment
şu anın içinde kapana sıkıştım
i’m not victim, i’m not a freak
bir kurban değilim , bir ucube değilim

[chorus:]
free me
beni özgür bırak
before i slip away
kayıp gitmeden önce
heal me
iyileştir beni
wake me from this day
beni bu günden uyandır
can somebody help me?
bir bana yardım edebilir mi?

i’ve seen the face of my affliction
üzüntümün yüzünü gördüm
of my reality
gerçekliğimin
i’m being tortured by the future
gelecek tarafından işkence ediliyorum
of things that are yet to be
henüz olmuş olan şeylerin
i’m being haunted by a vision
bir imgelem tarafından zaptedildim.
it’s like the morning never comes
sanki yarınlar hiç gelmeyecekmiş gibi
i feel the burden of confusion
karmaşanın ağır yükünü hissediyorum
always searching... on the run
kaçışta arıyorum her zaman.

[chorus]

now, i’m not a hero... no
şimdi , ben kahraman değilim... hayır
but the weight of the world’s is on my soul
ama tüm dünyanın ağırlığı ruhumda
these imagines burn my eyes
bu görüntüler gözlerimi yakıyor
they’re burning me up inside
beni içten yakıyorlar.

we are

ana johnson parçası ;

see the devil on the doorstep now (my oh my)
kapıdaki şeytanı görüyorum,(amanın)

telling everybody oh just how to live their lives
herkese yaşamlarını nasıl yaşayacaklarını söylüyorum

sliding down the information highway
yukarıdan haberler kayıyor,

buying in just like a bunch of fools
sadece demet demet aptallardan alınıyor,

time is ticking and we can’t go back (my oh my)
zamanla eğleniliyor ve biz geri gidemiyoruz.(amanın)

what about the world today
bugün dünyadan ne haber

what about the place that we call home
ev dediğimiz yer ne alemde

we’ve never been so many
bizler asla çok fazla olmadık..

and we’ve never been so alone
ve biz hiç çok yalnız olmadık..

[chorus]
you keep watching from your picket fence
parmaklığının arkasından izlemeye devam ediyorsun,

you keep talking but it makes no sense
konuşmaya devam ediyorsun ama duygusuzca !

you say we’re not responsible
bize sorumlu olmadığını söylüyorsun,


but we are, we are
ama öyleyiz,öyleyiz

you wash your hands and come out clean
ellerini yıkarsın ve dışarı temiz çıkarsın

fail to recognise the enemies within
içindeki düşmanları tanımayı başaramadın

you say we’re not responsible
bize sorumlu olmadığını söylüyorsun,

but we are, we are, we are, we are
ama öyleyiz,öyleyiz,öyleyiz,öyleyiz

one step forward making two steps back (my oh my)
bir adım ileri iki adım geri gidiyoruz ( amanın )

riding piggy on the bad boys back for life
belalı ikili, domuzun üzerinde hayat için geri dönüyorlar,,

lining up for the grand illusion
astarda kalmış, görkemli aldatıcı görünüş,

no answers for no questions asked
olmayan cevaplar için olmayan sorular sormak,

lining up for the execution
astardaki idamlar..

without knowing why
niye bilinmiyor

[chorus]
you keep ...
sürdüyorsun...

it’s all about power then
o zaman bütün güç için

take control
kontrolü eline al

breaking the rule
kuralları çiğne

reaping the soul
ruhu tamir ediyor

they suck us dry till there’s nothing left
onlar bizi kurutana kadar emdiler,

my oh my, my oh my
amanın amanın

what about the world today
bugün dünyadan ne haber

what about the place that we call home
ev dediğimiz yer ne alemde

we’ ve never been so many
bizler asla çok üstüne gelmedik,

and we’ve never been so alone....
ve bizler hiç çok yalnız olmadık..

so alone [2x]
öylesine yalnız

[chorus]
(nakarat)...you keep..

we are
öyleyiz

we are (its all )
öyleyiz ( hepsi bu )

we are
öyleyiz

we are, we are (take control)

öyleyiz,öyleyiz(kontrolü al)
we are

öyleyiz
we are
öyleyiz
it’s all about power
hepsi güçleri için

then take control
sonra kontrolü aldılar.....

kiss you

frank bailey’in remixini yaptığı bir iio parçasıdır. oldukça hoştur.
ayrıca sözleri ve türkçesi;
i’d wake up, and make love to you if i had you
uyandım ve eğer sana sahip olsaydım, seninle sevşirdim.
i would touch you so much, but i’m not allowed to
sana dokunmayı o kadar çok isterdim ki , ama izin vermezdim.
what i hate is to wait, but in this case i’m patient
beklemekten nefret ederim ama bu durumda sabırlıyım
i’m discreet, i’m not weak, i just need the moment
naziğim ama zayıf değil, sadece biraz zamana ihtiyacım var.
he wants me, he wants me not
beni istiyor , beni istemiyor.
i want everything he’s got
onun sahip olduğu herşeyi istiyorum.
if i leaned over and tried to kiss you
eğer öne doğru eğilip öpmeye çalışsaydım
would i be wrong, after so long to kiss you
yanılabilirmiydim seni uzun süre öptükten sonra
would you pretend, we’re only friends, if i kissed you
eğer seni öpseydim sadece arkadaşmışız gibi davranabilir miydin?
at least i can dream of you in a scene, when i’d kiss you
en azından seni öperken ki sahneyi düşleyebilirim.
on one hand, we are friends, but still my mind wanders
bir elimde, biz arkadaşız ama hala aklım başıboş
through side streets and alleys, i just keep growing fonder
dar sokak ve caddelerin arasından geçerek, tutkum sadece büyüyor
to stop me is not easy, can’t stop a lion from hunting
beni durdurmak kolay değil, bir aslan avlanırken durdurulamaz
i’m focused, i won’t miss, there’s no control of some things
odaklandım, kaçırmam,bazı şeylerin kontrolü yoktur.

şu adresten dinlenilebilir.
http://www.youtube.com/watch?v=9oecpzpj2ug

you are my desire

türkçe sözlerinide verecek olursak;

when the rain keeps falling
yağmur yağmaya devam ederken
can’t you hear me calling?
seslendiğimi duyamıyor musun?
for somebody new
yeni birileri için
someone just like you
tıpkı senin gibi birileri

don’t you feel there’s something
deep inside you waiting
for the slightest change
to go and do your dance
içindeki gitmek ve seninle dans etmek için olan narince değişimin seni beklediğini hissetmiyor musun?
you’re lying awake in the night
gece uyanık bir şekilde uzanıyorsun
you just wanna do something right
sen sadece doğru birşeyler yapmak istiyorsun

[so don’t forget to breathe
bu yüzden nefes almayaı unutma
let it in, let it out
içine çek dışarı ver
for all the world to see
görülecek bütün dünya için
from within and without
içinden ve dışından
you’re shining like a star
bir yıldız gibi parlıyorsun
let it in, let it out
içine çek dışarı ver
tonight you are my desire
bu gece seni arzuluyorum

the evil’s on the move
felaket hareketli
let it in, let it out
içine çek dışarı ver
it’s coming straight to you
sana doğru geliyor
from within and without
içinden ve dışından
keep shining like a star
yıldız gibi parlamaya devam et
let it in, let it out
içine çek dışarı ver
tonight you are my desire]
bu gece seni arzuluyorum

don’t you keep me waiting
beni bekletmiyor musun
when i’m concentrating
ben konsantre olurken
let me be your girl
senin olmama izin ver
and we can rule the world
ve dünyaya hükmedebiliriz

love will lead us somewhere
aşk bize bir yerlerde rehberlik edecek
and you will like it i swear
ve onu seveğine yemin ederim
without pain no gain
acısız kazanç olmaz
we’ll never be the same
asla aynı olamayacağız

we’re lying awake in the night
gece uyanık yatıyoruz
and all that we do is just right
ve bütün yaptıklarımız sadece doğruydu

chorus

i’d like to taste my chocolata right before drinking
içmeden önce çikolatamın tadına bakmak istiyorum
you’ve got to shake your butt un poco if you want bling bling
kıçını sallamak zorundasın
oh, mi amore, take your time this is what i’m thinking
benim düşündüğüm zamanı yakala
just keep your breath
nefesini tut
’cause you will never know when the ship’s sinking
çünkü gemi batarken sen bilmeyeceksin

aire dentro, aure fuera
no te olvides de respirar
brillas como una estrella
esta noche eres mi deseo
esta noche eres mi deseo



you should really know

mario winans’ın ı don’t wanna know adlı şarkıya cevap niteliğindedir. ( ya da ben en azından öyle düşünüyorum.)
sözleri ve anlamı

last week when you were cruisin
geçen hafta sen gezideyken

your best friend moved to me, one day
en yakin arkadasin bir gün bana geldi

i didn’t want to tell you
sana söylemek istemedim

so i just kept it to myself
bu yüzden kendime sakladim

nakarat:

[ you should really know
gerçekten bilmelisin

i ain’t playin you
seninle oynamiyorum

babe you gotta know
bebegim bilmen gerek

cause your love is all im living for
çünkü senin askin tek yasama nedenim

and if you look into my eyes and you will know
ve gözlerimin içine bakarsan anlayacaksin

oh baby you should really know
oh bebegim gerçekten bilmelisin ]

i’m mad you think i hurt you
seni incittigimi düsündügün için kizginim

cause your love means everything to me
çünkü askin benim için her sey demek

and i aint keepin secrets - no no
ve ben sir tutmuyorum- hayir hayir

i’m just keepin to myself
sadece kendime sakliyorum

nakarat

do you think i want you to leave
gitmeni istedigimi mi düsünüyorsun

when you mean so much to me
benim için bunca sey ifade ederken

but if you don’t want to stay
ama eger kalmak istemiyorsan

then just let go of me
o zaman sadece birak beni

if you’re better off that way
öylesi senin için daha iyiyse

if you won’t trust in me
eger bana güvenmiyorsan

an millions people say
you’re the only one i see
insanlar senden baskasini görmedigimi
söylediginde inanmiyorsan

[naila boss]

boy you know that i got ya
oglum biliyorsun sana sahibim

anything that you do boy you know i support ya - huh
ne yaparsan yap biliyorsun seni destekleyecegim

how could you think i could do this to you
sana bunu yapabilecegimi nasil düsünebildin

i thought wifey would mean more to you
hatununun senin için daha önemli olduğunu sanırdım

i aint trying to say i weren’t there that day
o gün orada olmadigimi söylemeye çalismiyorum

i’m just trying to say it didn’t happen that way
sadece sandigin sekilde olmadigini söylemeye çalisiyorum

naila boss the name is true, the game is true
naila boss isim dogru, oyun dogru

you know i belong to you, come on
biliyorsun sana aitim, hadi

but if your trying give ultimatums
ama ültimatom vermeye çalisiyorsan

then this right here is the point that i make yeh
o zaman tam su anda bunu yapiyorum

do you think i’d be your wife
karın olacağımı mı sandın

allezay, hot grade, i’m gonna be alright
?????, iyi olacağım

trust, cause the love we shared was so wrong
güven, çünkü paylaştığımız aşk çok yanlıştı

shame, cause i felt it was so strong
yazık, çünkü hislerim çok güçlüydü

it’s okay, make your moves
sorun degil, yapacagini yap

cause i know you’ll be back in a week or two
çünkü biliyorum bir iki hafta içinde geri dönersin

unforgiven

new blood joins this earth
taze bir kan dünyaya katılıyor

and quickly he’s subdued
ve hemen boyunduruk altına alınıyor

through constant pained disgrace
durmayan incinmiş kara lekeyle

the young boy learns their rules
genç çocuk onların kurallarını öğreniyor

with time the child draws in
zamanla çocuk içine kapanıyor

this whipping-boy done wrong
bu şamar oğlanı yanlış yaptı

deprived of all his thoughts
tüm düşüncelerinden mahrum bırakıldı

the young man struggles on and on he’s known
genç adam çabalayıp duruyor ve biliniyor

a vow unto his own
kendine edilmiş bir yemin

that never from this day his will they’ll take away
bugünden itibaren asla arzusunu uzaklaştıramayacaklar

nakarat [

what i’ve felt what i’ve known
hissettiklerim ve bildiklerim

never shined through in what i’ve shown
gösterdiklerimin içinden hiç parlamadı

never be never see
asla olmadım, asla görmedim

won’t see what might have been
neler olmuş olabileceğini görmeyeceğim

what i’ve felt what i’ve known
hissettiklerim ve bildiklerimfrom

never shined through in what i’ve shown
gösterdiklerimin içinden hiç parlamadı

never free never me
hiç özgür olmadım, hiç ben olmadım

so i dub thee unforgiven
bu yüzden size affedilmeyen ismini takıyorum ]

they dedicate their lives to running all of his
hayatlarını onun her şeyini götürmeye adadılar

he tries to please them all
hepsini memnun etmeye çalışıyor

this bitter man he is throughout his life the same
bu kötü adam hayatı boyunca aynı

he’s battled constantly this fight he cannot win
kazanamayacağı bu savaşta durmadan savaştırıldı

a tired man they see no longer cares
gördükleri yaşlı adam artık umursamıyor

the old man then prepares to die regretfully
sonra yaşlı adam üzüntülü bir şekilde ölmeye hazırlanıyor

that old man here is me
burdaki o yaşlı adam benim

nakarat

you labeled me i’ll label you
siz beni yaftaladınız, ben de sizi yaftalıyorum

so i dub thee unforgiven
bu yüzden size affedilmeyen ismini takıyorum

wonderful life

here i go
out to the sea again
(yine denize gidiorum)

the sunshine fills my hair
(güneşışığı saclarımı dolduruyor)

and dreams hang in the air
(ve rüyalar havada asılı)

gulls in the sky
and in my blue eyes
(martılar gökyüzünde ve mavi gözlerimde)

i know it feels unfair
(biliyorum adil deil)

there is magic everywhere
(heryerde sihir var)

look at me standing here
(burada ayakta duruken bana bak)

here on my own again
(burada, yine yalnız başıma)

up straight in the sunshine
(gün ığında dimdik ayakta)

nakarat:

[ no need to run and hide
(kaçmaya ve saklanmaya gerek yok)

it’s a wonderful, wonderful life
(bu muhteşem, muhteşem bir hayat)

no need to laugh and cry
(gülmeye ve ağlamaya gerek yok)

it’s a wonderful, wonderful life
(bu muhteşem, muhteşem bir hayat) ]

sun’s in your eyes
(güneş gözlerinde)

the heat is in your hair
(sıcaklık saçlarında)

they seem to hate you
because you are there
(orda olduğun için senden nefret ediyor gibi görünüyorlar)

and i need a friend
(bir arkadaşa ihtiyacım var)

oh, oh, i need a friend
(oh oh bir arkadaşa ihtiyacım var)

to make me happy
(beni mutlu etmek için)

i stand here on my own
(burada tek başımayım)

oh oh oh ooh

look at me standing here
(burada ayakta duruken bana bak)

i’m here on my own again
(burada, yine yalnız başımayım)

up straight in the sunshine
(gün ığında dimdik ayakta)

nakarat

i need a friend
(bir arkadaşa ihtiyacım var)

oh, i need a friend
(oh bir arkadaşa ihtiyacım var)

to make me happy
(beni mutlu etmek için)

not so alone
(o kadar yalnız değilim)

look at me standing here
(burada ayakta duruken bana bak)

i’m here on my own again
(burada, yine yalnız başımayım)

up straight in the sunshine
(gün ığında dimdik ayakta)

sing

baby, you’ve been going so crazy
bebeğim, çıldırmak üzereydin
lately nothing seems to be going right
son günlerde hiçbir şey yolunda gözükmüyordu
solo, why do you have to get so low
yalnız başına, neden ağırdan alman gerekiyor
you’re so...
sen öyle
you’ve been waiting in the sun too long
güneşi çok uzun zaman bekledin.
but if you sing, sing, sing, sing, sing
ama eğer şarkı söylersen, şarkı söylersen , şarkı söylersen
for the love you bring won’t mean a thing
aşk için hiçbir şey ifade etmeyecek.
unless you sing, sing, sing
şarkı söylemedikçe, söylemedikçe
colder, crying on your shoulder
soğuk, omuzlarında ağlıyorsun
hold her, and tell her everthing’s gonna be fine
tut onu,ve her şeyin iyi olacağını söyle
surely, you’ve been going too early
kesinlikle,çok erken gittin
hurry ’cos no-one’s gonna be stopped
acele et,çünkü kimse durdurmayacak
na na na
but if you sing, sing, sing, sing, sing
ama eğer şarkı söylersen, söylersen,söylersen
for the love you bring won’t mean a thing
aşk için hiçbirşey ifade etmeyecek
unless you sing, sing, sing
şarkı söylemedikçe, söylemedikçe
baby, there’s something going on today
bebeğim, bugün bir şeyler oluyor.
but i say nothing, nothing, nothing
ama ben hiçbirşey söylemiyorum. hiçbirşey,hiçbirşey, hiçbirşey
nothing, nothing, nothing, nothing
hiçbirşey, hiçbirşey, hiçbirşey, hiçbirşey

the hearts lone desire

97 ya da 96 tarihli matthew marsden şarkısı. güzeldir, buruktur en önemlisi çok fazla bilindik değildir. sözleri;
fire has to burn
ateş yanmalıdır
rain has to fall
yağmur düşmeli
world has to turn
dünya dönmeli
snake has to crawl
yılan sürünmeli

but the heart’s lone desire is to love someone
ama kalp sadece birini sevmeyi arzular
the heart’s lone desire is to love someone
kalp yalnızca birini sevmeyi arzular

lightning has to strike
şimşek çakmalıdır
lion lives to kill
aslna öldürmek için yaşar
a day needs the night
günler geceye ihtiyaç duyar
winter has to chill
kış soğuk olur

why is it so hard to do
neden yapmak bu kadar zor?
when we need each other so
birbirimize ihtiyaçduyduğumuzda
we both know that it’s true
ikimizde doğru olduğunu biliyoruz
my heart’s lone desire is to love you
kalbim seni sevmeyi arzuluyor
my heart’s lone desire is to love you
kalbim seni sevmeyi arzuluyor.

roots need to think
kökler düşünmeye ihtiyaç duyar
water has to flow
su akmalıdır
brain needs to think
beyin düşünmeli
woman wants to know
kadın bilmek ister
’cos her heart’s lone desire is to love someone
çünkü kalbi yalnızca birini sevmeyi arzular
her heart’s lone desire is to love someone
kalbi yalnızca birini sevmeyi arzular

why is it so hard to do
neden yapmak bu kadar zor?
when we need each other so
birbirimize ihtiyaçduyduğumuzda
we both know that it’s true
ikimizde doğru olduğunu biliyoruz
my heart’s lone desire is to love you
kalbim seni sevmeyi arzuluyor
my heart’s lone desire is to love you
kalbim seni sevmeyi arzuluyor.

now i have finally found you
şimdi sonunda seni buldum.
i won’t let you go
gitmene izin vermeyeceğim.


i’ve waited all my life
tüm hayatım boyunca bekledim
but now i know
ama şimdi biliyorum



from the moment we are born
doğduğumuzdan andan
’til the day we die
öleceğimiz güne kadar
inside every joyous laugh
her sevinçli kahkahaların içinde
behind every tear we cry,
döktüğümüz her gözyaşının ardında

the heart’s lone desire is to love someone...
kalp yalnızca birini sevmeyi arzular...

the mummers dance

bir loreena mckennit şarkısı. sözleri
when in the springtime of the year
yılın bahar zamanında

when the trees are crowned with leaves
ağaçlar yapraklarla taçlandığında

when the ash and oak, and the birch and yew
dişbudak ağacı ve meşe, ve huş ağacı ve porsuk ağacı

are dressed in ribbons fair
kurdele festivalinde giyindiğinde

when owls call the breathless moon
baykuşlar nefesini tutmuş ayı çağırdığında

in the blue veil of the night
gecenin mavi duvağında

the shadows of the trees appear
ağaçların gölgeleri çıkar

amidst the lantern light
ortaya fener ışığıyla

we’ve been rambling all the night
geziniyorduk tüm gece boyunca

and some time of this day
ve günün bazı zamanlarında

now returning back again
şimdi tekrar geri dönüyoruz

we bring a garland gay
bir neşe çelengi getiriyoruz

who will go down to those shady groves
o karanlık korulardan gececek

and summon the shadows there
ve gölgeleri çağıracak oraya

and tie a ribbon on those sheltering arms
ve bir kurdela bağlayacak o korumalı dallara

in the springtime of the year
yılın bahar zamanında

the songs of birds seem to fill the wood
kuşların şarkıları koruları doldurduğunda

that when the fiddler plays
tam da kemancı kemanını çaldığında

all their voices can be heard
tüm sesler duyulabildiğinde

long past their woodland days
orman günlerinden çok sonraları

and so they linked their hands and danced
ve böylece ellerini birleştirirdiler ve dans ettiler

round in circles and in rows
halkalar halinde ve sıralarla

and so the journey of the night descends
ve böylece gecenin seyahati iner

when all the shades are gone
tüm siluetler gittiğinde

"a garland gay we bring you here
"bir neşe çelengi getiririz buraya

and at your door we stand
ve kapınızda dururuz

it is a sprout well budded out
bu bir filiz iyi tomurcuklanmış

the work of our lord’s hand"
lordumuzun elinden çıkan bir iş"

0 /