confessions

meekma

Yazar

  1. toplam entry 259
  2. takipçi 5
  3. puan 2542

geren videolar

arghadaş beni geren bir video da budur işte..

geleceğe dönüş üçlemesinin son sahnesi..


o veletin suratındaki soğuk ifade ve hollywood'daki pedofili hastalığı filan düşününce... kafam allak bullak oluyor.. kasıtlı konmadıysa bu, nasıl kaçabilir bir yönetmenin gözünden böyle bir şey..

ha sen illa tırsı mırsı diyorsan.. işte ilacın.. gerim gerim gerilirsiniz inşallah..
https://www.youtube.com/watch?v=jzwrhgmpDTA

baba olmak

insan cesaretin bir lüks olduğunu anlıyor..



neler yazmak istiyorsun ama aklından geçenin ancak ufak bir kısmı elinden çıkabiliyor.. bu çocuklara bu dünyayı layık gören, bolluk içinde yokluk yaşatmayı marifet sanan ahlaksız köpeklere sövmek geliyor içinden. ama işte baba olunca aklın yüreğine baskın çıkıyor çoğu kez. yazamıyorsun... konuşamıyorsun.. belki de konuşmak lazım...

yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın

kemal bey giderse böyle datlı muhalefet kalmaz.. o yüzden de sanmıyorum ki reis böyle bir hata yapsın..

bir iki haftaya enis beyi salarlar. hem demograsi şoolmuş olur, hem de kılıçdaroğlu biraz bir şeyler başarmış havaları filan .. öyle geçinir gideriz..

ülke vergi cehennemine döndü kılıçdaroğlunda tık yok.. anca orta sahada top gezdirsin.. gelmez kılıçdaroğlu gibi muhalefet.. yapmaz reis öyle yanlışlık.

kim jong un

aktör

iki üç hafta öncesine kadar kuzey koreyle yatıp kuzey koreyle yatıyorduk.. yok cükleer attı, yok füze denedi, yok bomba salladı filan.. noldu? tavsadı o iş..

anlatalım. bak şimdi böyle bir resim var


görmedin mi?

göstereyim.. arkada seks yapan peluş hayvanları gördün mü? hatta bir tanesine wink wink göz bile kırptırmışlar.. fotoğraf bir kreşte çekilmiş..

şimdi bu puştun ezdiği, sömürdüğü, kimseye nefes aldırmadığı, allahın günü cinayet işleyerek yönettiği bir ülkede bu foto şans eseri mi medyaya veriliyor? tabi ki hayır. kuzey kore denen cehennem çukurundan çıkan her türlü materyal mafyanın kontrolünde..

neden bu resim geliyor peki? dalga geçmek için.. gerçeği gözünün önüne koyup görmemeni bekliyorlar.. oynadıkları oyunun kurallarından biri bu..

dünyayı bir mafya yönetiyor. bu mafya vakti zamanında koreyi kuzey ve güney olarak ikiye böldü. siz yukarıdakiler komünist komünist takılın vakti gelince kötü adam rolünü oynarsınız dediler.. bu puşt familyası da ülkeyi köle düzeniyle yönetiyor..

şimdi geriye dönüp baktığın zaman görüyorsun ki soğuk savaş denen şey bir korku pornosundan ibaretmiş.. hiç amerikayla rusya birbirine daldı mı? hayır.. güya en sert rekabeti yaşayan iki ülke birbirilerine hiçbir zarar vermedi. olan hep gariban ülkelere oldu.. vietnam, angola, panama... ve biz..

bizde de mesela komünizmle mücadele dernekleri filan vardı di mi.. oralarda devşirilen bir ağlakullah ülkenin içine sıçtı bıraktı.. ne kozmik odası kaldığı talan etmediği, ne atatürkçü askerleri kaldı zalimlik yapmadığı, ne madeni kaldı sömürmediği... şimdi de amerika'da ajan abilerinin kucağında hop hop hopluyor.. adam orospu.. orospu geldi orospu gidiyor.. ama önemli olan nokta şu, bir zarar gördü mü? görmedi.. keyfi yerinde.. unutma olan hep fakire, garibana, kimsesize olur..

anadolu'daki gariban çocuklar birbirlerini kestiler, boğazladılar. kesmeye boğazlamaya yanaşmadıkları zaman cia'sı mossadı geldi onların kılığında cinayetler işledi ki karşılıklı nefret körüklensin diye... bugün yaşadığımız problemlerin tohumları 70'li yıllardaki bu orospular sayesinde ekildi.

fakir fukara çocukları birbirilerini boğazlarken soğuk savaşın güya tarafları hep medeni oldu birbirlerine karşı.



kim jong sik song.. bu ibneye geri dönelim. zamanı gelince kötü adamı oynasın diye konmuş paçoz bir aile. zamanı da geldi sanki.. orta doğu'da bombalanmadık bir santimetrekare kalmadı.. ırak'ı yerle bir ettiler kimyasal silah var diye.. ama yokmuş yani.. her biri birer insanlık suçlusu orospu evlatları hala saygın adamlar olarak geziyorlar.. neyse zamanı gelince alırsın ifadelerini.. sen.

bak şimdi bu da bir iki hafta önceki resim.. kuzey kore ordusu tatbikatta .. allah allah!




bu ne abicim? internet kafede red alert mi oynuyorsun? böyle bir savaş düzeni mi var? sahile yığmışsın tankı topu tüfeği kel alaka bir yere ateş ediliyor filan. tamamen dijital üretilmiş bir foto olma ihtimali bile son derece yüksek..

bu pezevengi üçüncü dünya savaşı goygoyunu pazarlamak için saldılar bir iki hafta önce.. biraz gerginlik yoklaması filan .. ama youtube'da çok sağlam adamlar var.. bu rezili itin götüne sokup çıkardılar.. ve noldu? kapandı konu... kuzey kore füze denedi, kuzey kore şiddetli osurdu bilmem ne diye haberler vardı geçen ay.. eee? devamı nerde? bitti.. yemedi.. şimdilik rafa kaldırdılar..

bu dünyada hepimize karşı bir savaş yürütülüyor.. ellerinde ne varsa atıyorlar, kimyasal, biyolojik, psikolojik her türlü silahı en insafsız şiddetlerde kullanıyorlar..

ama unutma kazanmaları mümkün olmayan savaş senin kafanın içinde olan.. bütün bu rezillikler senin kafanın içindeki savaşı kazanmak için yapılıyor.. o savaşta güçlü olmaya bak, çünkü sen izin vermediğin sürece oraya hiç kimse giremez.

bilgi sözlük v4

ooo yönetim çalışıyor.. yeni eski iyi kötü filan gelmiş süper.. yazı olarak pek göz alıcı durmuyor ama fonksiyon güzel.. tasarım biraz daha şık olursa belki mafya ahmet şık'ı hapisten çıkarmaya bile karar verebilir.

adalet yürüyüşü

geç kalınmış ve anlamsız bir eylem olduğunu düşünüyorum. abd'nin terör uyarısıyla birleşince nasıl bir gelecek var bilemiyorum.

(bkz:#1145180)

tiyatro bir terör eylemiyle gündem saptırılıp bu kadar zayıf bir muhalefet bile bastırılabilir mi? olabilir yani..

türkiye'deki problem enis berberoğlu'Nun tutuklanmasıyla başlamadı. kurtuluş can dündar'da değil.. uğur dündar'da da değil.. chp'nin muhalefeti çocukça .

çok uzun zamandır devam eden ağır bir yıkım operasyonu var. gss primi diye bir şey var. işi olmayana borç kesiyor devlet. chp'nin gıkı bile çıkmıyor desek yeridir. bu chp'den hiçbir bok olmaz. bak bu kadar kibarca söylüyorum. hiçbir bok olmaz. ama şu hali bile hökümatı rahatsız ediyorsa öeeh yani.. demek ki ekonomi filan sandığımızdan da beter boka sarmış durumda.

not olaraktan: reina saldırısı denen şeyde kırılmış bir cam görünen bir fotoğraf atabilen arkadaşa kök bira ısmarlıyorum.

solucan gübresi

tanım: organik maddelerdeki besleyicilerin solucanlarla yeniden bitkiler için kullanılabilir hale getirilmesi

resimleri ileride güncelleyeceğim. yenilerini filan eklerim..

fazla kimya, biyoloji detayına girmeden kendi deneyimimi özetlemeye çalışayım. madem anafikri anlamışsınız ki burayı okuyorsunuz, o halde gerçek sorunları ve kendimce bulduğum çözümleri göstereyim.

organik maddeler derken evimizden çıkan bitkisel artıkları kastediyorum. domates, salatalık, portakal kabuğu, çay posası, havuçların uç kısımları filan...

şunlar gibi




ama yemek artığı değil. çünkü içinde çok fazla tuz (sodyum) var. tuz istemiyoruz.

ne var organik maddelerin içinde? karbon (c), hidrojen (h), azot (n), oksijen (o), magnezyum (mg), kalsiyum (ca), demir (fe), potasyum (k) vs... ama sodyum pek yok.. bitkiler sodyumu sevmez. sodyum istemiyoruz.. gelicez...

şimdilik konuyu basitleştirmek için çürüme sırasında karbon, hidrojen ve oksijenin havaya karıştığını söyleyelim. geri kazanmak istediğimiz şeyler n, mg, ca, k, fe gibi bitkilerin bol bol ihtiyaç duyduğu elementler..

nasıl yapıyoruz?

basitçe şudur

3 litrelik bir yoğurt kabının içine günlük bitkisel atıklarımızı koyuyoruz, içine de beş altı tane solucan koyuyoruz, solucanlar çürüyen bitki artıklarını yiyip dışkılıyor geride solucan gübresi dediğimiz şey kalıyor.. ingilizcesi worm castings.. solucanlar atıkları aktif olarak tükettikleri için çürüme işini muazzam şekilde hızlandırıyor. yutupta bir sürü insanın videosunu bulabilirsiniz.

karşılaşacağınız 3 temel sorun var.

koku
sinek
su

şimdi bu 3 temel soruna benim kullandığım çözümleri anlatayım.. sizin şartlarınızda ufak tefek düzeltmeler gerekebilir.

biraz teknik çok değil ama

koku: organik atıklar bakteri, maya ve küf gibi mikroorganizmaların etkisiyle çürür.. bu çürüme işlemi ya oksijenli ortamda olur (aerobik) ya da oksijensiz ortamda olur (anaerobik)... çürüme oksijensiz ortamda gerçekleşiyorsa kötü kokularla uğraşır durursunuz.

ortamda oksijen olup olmamasına göre farklı mikroorganizmalar devrede olabileceği gibi bazı mikroorganizmalar hem oksijenli hem oksijensiz ortamda yaşayabilir. bizim için önemli olan şey ortamdaki oksijeni olabildiğince yüksek tutmak. yani atıklarımıza çürürken bol bol hava sağlamalıyız. kötü koku oluşuyorsa oksijen yetersiz demektir.

ben şöyle yapıyorum

insanoğlunun en faydalı teknolojik buluşuyla tanışalım.. boş yoğurt kabı..


bir yoğurt kabını alıp altına ve yanlarına bir sürü küçük delik açıyorsun.


delikler olabildiğince çok olmalı ama fazla büyük çaplı olmamalı (sinek meselesi). ben lehim havyası kullanıyorum.



gayet güzel işe yarıyor, bir iki dakika içinde kabım hazır oluyor. havya ısınınca cort cort diye açıyorsun delikleri. sokakta filan satıyorlar 5 liraya gördüm.. yani ufak bir yatırım yapabilirsiniz.

daha büyük kaplar da kullanabilirsiniz. örneğin 10 litreye kadar plastik saksılar gibi. bundan daha fazla büyürse iç kısımlara oksijen ulaştırmada problem yaşarsınız.

bu delikler kabın içine yanlardan hava girmesini sağlayacak. solucanlar işte bu noktada işe yarıyor yanlardan giren hava solucanların açtığı kanallardan kabın en orta noktasına kadar ulaşıyor. yani koku problemi ortadan kalkıyor, çünkü kabın içine yeterince oksijen gitmesini sağlamış oluyorsun.

kabı nasıl hazırlıyorsun?

kabın altına 5 cm kadar toprak koyuyorsun, üzerine 10 santim kalınlıkta çöpleri koyuyorsun artı birkaç solucan (5-10) ve en üstüne tekrar 5 santim toprak koyuyorsun. kabı hazırlama işlemi bu kadar basit. çok iriyarı bitki artıklarınız varsa bıçakla bir miktar ufaltabilirsiniz.

ikinci problem sinek

bunu da şöyle aşıyorum

bir lastik alıyorsun.. paket lastiği olabilir ya da ben çok sexsiyim diyorsan don lastiği de olur . hava geçiren bir kumaş buluyorsun. örneğin eski tüller gibi ve kabın üstüne örtüp lastiği takıyorsun.. istersen kabın tamamını kaplayabilirsin. sinekler yeni çürümeye başlayan şeylerin kokusuna çok hassastır. dakikalar içinde çöpü bulup yumurtalarını bırakmaya çalışırlar. ama içeri girmelerini engellerseniz kabın etrafında dönüp durular ve ölürler.. yani ilk başta bir miktar sineği çekebilirsiniz ama üreyemedikleri için sorun olmaz. bir hafta kadar sonra da zaten çöpler ilk çürüme evresini geçer ve sineklerin ilgisini çekmez. kaplarınızı tuttuğunuz yer sürekli rüzgar alıyorsa sinekler istese bile gelemez.

üçüncü problem su

atıklarınızın %90'ı sudur. zaten bir hafta içinde hacmin azaldığını göreceksiniz. çöpler çürümeye başladığında altından muazzam miktarda su çıkarır. balkonunuz filan batabilir. o yüzden kabınızın altına mutlaka saksı altlığı gibi bir şey koyun. doldukça suyu kabınızın üstünden geri dökün.. çünkü korumak istediğimiz elementlerin birçoğu o suda. o suyu kaybetmek istemiyoruz.

alternatif ve daha iyi bir yol olarak iki tane yoğurt kabıyla başlayın. üst üste yerleştirin. solucanlı olanı üste, alttakine sadece toprak doldurun. bulabildiğiniz en kıraç toprak olabilir. üstteki kaptan sızan suyla çok kısa sürede son derece zengin bir toprak haline gelecektir. ama onu kullanmayın. o sizin fazla suyu toplamak için kullandığınız bir depo. her ihtimale karşı alta yine bir saksı altlığı..

normal şartlarda bu şekilde hazırlayacağınız bir kabın içindeki çöpler 5-6 hafta içinde tamamen tüketilmiş olur.

sonuçta şu şekilde bir şey elde edersiniz..



bunun adı solucan gübresidir. bu aşamada artık koku filan diye bir şey yok.. bir kaba biriktirip kullanacağınız zamana kadar kenarda bırakabilirsiniz. böylece daha da parçalanmaya devam eder. koku filan yapmaz, sinekleri çekmez.

ben basit bir elek aldım..


solucan gübresinin nemi azalıncaya kadar bekliyorum.. elekten geçiriyorum ve şuna benzer bir şey elde ediyorum.


benim elde ettiğim de şudur


saklanması ve kullanılması daha uygun oluyor. solucan gübresini tamamen kurutmayın.. yüksek su tutma özelliği, azot içeriği gibi çok değerli niteliklerini kaybetmesine neden olursunuz. nemini korumalı.

solucan gübresi basitçe bu.. balkonunuzun köşesinde bile yapabilirsiniz.. ama hızlı gitmeyin, ufaktan başlayın, sorunları gözünüzle görüp çözümlerinizi geliştirin..

bazı solucan türleri (örneğin kırmızı kaliforniya solucanı denen tür) atıkları çok hızlı tüketiyor. ayrıca fazla derine dalmıyor. bu gibi avantajları nedeniyle tercih ediliyor. ama bana sorarsanız bahçenizden alacağınız solucanlar da aynı işi gayet güzel yapıyor. bizim topraklarımızda doğal olarak bulunan solucan european nightcrawler diye geçiyor.

şu an kış olduğu için toprağın altında uykuya çekilmişlerdir. ilk denemeniz için bence baharı bekleyin. taşların altını kaldırıp bir kazmayla kazarsanız bulursunuz. internette solucan satan yerler de var. onları da deneyebilirsiniz ama biraz pahalıdır.

solucanlar yumurtayla ürüyor.. cocoon diyorlar.. çapları 4-5 milimetre kadar.




üstteki resimde çok fazla yumurta görünüyor.. siz büyük ihtimalle şuna benzer bir durum göreceksiniz.



bulduğunuz yumurtaları yeni kaplara transfer edin. yumurtanın içinden birkaç hafta içinde 2-6 kadar solucan çıkıyor. yani kabınıza koyacağınız solucanlar bir yılda çok hızlı artabilir. yeri gelmişken solucanlar hermafrodittir.. yani erkek dişi diye bir şey yok. bir araya koyacağınız 3-5 solucan şartlar uygun olduğu sürece üreyecektir.

solucan gübresinin diğer gübrelerden en büyük farkı doğrudan kullanılabilir olmasıdır. yani kuş kakasını filan fazla kaçırırsanız toprakta anormal azot birikir ve bitkiniz yanar. ama solucan gübresinde böyle bir problem yok.. ben yetiştirdiğim her şeyi doğrudan solucan gübresinin içinde yetiştiriyorum. yani hiç toprak kullanmıyorum. solucan gübresi ayrıca kokusuzdur. evinizin içindeki bitkilerde de gayet rahat kullanabilirsiniz.

Bütün bunları yaptınız ama kötü koku problemi oluştu... hep bu meekma yüzünden.. dur sakin ol. Problem büyük değil.. sorunun nasıl geliştiğini anlayalım çözüm de zaten kendiliğinden ortaya çıkacak..

kötü koku kabın içindeki hava bittiği zaman ortaya çıkıyor. Oksijen tükeniyor, oksijenli fermentasyon bitiyor, oksijensiz fermentasyon başlıyor. Ve kötü koku..

ama bu bir anda olmuyor. Oksijenli ortamda solunum yapan mikroorganizmalar (kısaca bakteriler diyelim) sürekli spor üretiyor. Hatta içerideki oksijen miktarı azaldıkça daha fazla miktarda spor üretmeye başlıyorlar, çünkü işlerin boka sardığını anlıyorlar. Sporlar bakterinin kendisinden daha zor şartlara dayanabiliyor.

En nihayetinde oksijenli solunum tümüyle duruyor. Oksijensiz solunum başlıyor. Elinizde kötü kokulu ama içinde bol miktarda oksijenli solunum yapabilen bakteri sporu bulunan bir döküntü kalıyor.. Çözüm? Oksijen.

En kolayı bahçeniz varsa. Kötü kokan yığını bir köşeye koyup dağıtın. Oksijen almasını sağlayın. İçerideki sporlar hızlıca faaliyete geçecek birkaç saat içinde kötü koku azalmaya başlayacak. Bir iki gün içinde de yeniden oksijenli solunum ortamı kurulacak.

Bahçeniz yoksa elinizdeki yığını bir saksının altına gömün. Su miktarı zaten epey azalmıştır. Üstünü toprakla kapatın ve içine bir şey, örneğin bir çiçek dikin. O haliyle de gübre olarak kullanılabilir. Üç beş ay sonra çiçeğiniz ömrünü tamamladığında alttaki başarısız gübre de normale dönmüş olacaktır. Su vermeniz yeterli. Yağmur suyu. Hep yağmur suyu..

solucan gübresini nasıl toplayacaksınız? en basit yöntem şu.. kabın üstünden bir miktar alıp başka bir kaba aktarın. solucanlar açıkta kalacak ve hemen derine kaçmaya çalışacaktır. birkaç dakika aşağı çekilmelerini bekleyin ve tekrar bir miktar alın.. bir süre sonra solucanlar kabınızın dibindeki 5 santim kadar bir yere hapsolacaktır. kabın içine tekrar atıklarınızı doldurup hazırlayın ve kenarda biriktirdiğiniz toprak/solucan gübresi karışımıyla da üstünü kapatın. hasat ettiğiniz gübrenin içine de solucanlar ve yumurtalar karışmış olabilir, onları da geri atın.. bu işlerde mutlaka eldiven kullanın.

şimdi.. ilk denemenizi başarıyla yaptığınızı varsayalım. elinizde çok az bir miktar solucan gübresi oldu, bu şekilde ürete ürete artık tek başına bir yoğurt kabı dolduracak solucan gübreniz olduysa şimdi bir seviye yukarı taşıyalım.

hani su problemi vardı ya.. işte onu şöyle aşıyoruz. diyelim ki dört kabınız oldu.. hepsini hazırlayıp üst üste koyuyorsunuz ve sadece en üsttekinin üstüne bez kapatıyorsunuz. kaplardan sızan sular alta doğru ilerliyor. yine en altta bir saksı altlığınız olsun, suyun balkonunuzu filan kirletmesine izin vermeyin. sistemli çalışırsanız ve yeterli yeriniz varsa tüm “çöplerinizi” yararlı bir ürüne dönüştürebilirsiniz.

solucan apartmanı


karşılaşacağınız sorunlardan birisi de (özellikle yazın ama kışın da) kabın içindeki nemin tamamen yitirilmesi. yani solucanların kuruması. işte böyle üst üste koyduğunuz zaman su kaybını azaltıyorsunuz ve sistem gayet güzel işliyor.. ilk seferki denemenizde kabın içinin nemli kalmasına dikkat edin. duruma göre ara ara üstten su dökmeniz bile gerekebilir. dökeceğiniz suyun yağmur suyu olması tercih sebebidir. damacana su değil, yağmur suyu.

solucanlar soğukta uyur.. aşırı sıcakta kendilerini dışarı atmaya çalışır. 15-25 derece arası idealdir. kaplarınızı güneşte bırakmayın...

gelelim şu sodyum meselesine..

genel olarak bitkiler pek sodyum kullanmaz... yani bitkilerin yapısında fazla sodyum yoktur. buna karşın potasyum çok tüketirler.. hayvanların sinir iletimi içinse hem sodyum hem de potasyum gereklidir. o yüzden otobur canlılar (örneğin keçiler) potasyum ihtiyaçlarını bitkilerle giderir, sodyum için taşları filan yalarlar.

şimdi bir bitkisel molekül görelim

bu klorofil... bitkilerin yeşil olmasının sebebi.




molekülün en ortasında bir tane magnezyum var. yani bitkinizi yetiştirdiğiniz toprakta magnezyum yoksa bitkileriniz klorofil yapamaz, klorofil yapamayınca güneşten yararlanamaz, ışıktan yararlanamayınca da gelişmez.

işte sodyum (tuz diye basitleştirelim) burada önemli. toprağınızda yeterli miktarda magnezyum olsa bile bitkileriniz magnezyum eksikliği çekebilir. çünkü ortamda çok fazla tuz bulunuyorsa bitkinin kökleri sodyumlardan kurtulup bir türlü magnezyumu aradan çekemez. aynı şey bitkilerin ihtiyaç duyduğu diğer elementler için de geçerli. o yüzden bitkilerinizi mecbur kalmadıkça musluk suyuyla sulamayın.. yağmur suyu tercih edin.

solucanlar da birer hayvan oldukları için kaba koyacağınız çöplerdeki az miktarda sodyumu bünyelerine alıp ortamdan uzaklaştırabilir. ama yemek artıkları çok fazla tuz getirir, onun tamamını topraktan çekemezler, o kadar tuz içeren gübreniz de pek işe yaramaz. yani yemek artıklarını koymayın.

karbon, hidrojen ve oksijene tekrar geri dönelim.. bunlar tamamen yok oluyor demiştik ama aslında öyle olmuyor. vitaminler, hormonlar gibi içinde önemli oranda c ve h içeren moleküller de toprakta kalıyor ve bitkilerin gelişimine katkıda bulunuyor.

solucanlarınız aşırı ürerse aldığınız bahçeye geri bırakabilirsiniz veya tavuk filan yetiştiriyorsanız onlara verebilirsiniz.

bitkilerinizi tamamen solucan gübresi içinde yetiştirebilirsiniz ama saksınıza koymadan önce içinde solucan ve yumurta kalmamasına dikkat edin yoksa garibanlar açlıktan bitkinizin köklerini yemeye başlar.

peki bu kadar zahmet sonucunda ne alıyorsunuz?

ödülünüz bu..












özetle; okuyun, elektronik öğrenin, kimya öğrenin, bir enstruman çalmayı öğrenin. nar şarabı yapın, kendinize bir youtube kanalı kurun. üretin. üretmek sizi insan yapan şeylerin başında gelir..

yorulacaksınız ama değecek çünkü geleceğinizi elinize almak için yorulmayı göze alamıyorsanız başkalarının size yazdığı hayatı yaşarsınız.

bilmem anlatabiliyor muyum?
https://www.youtube.com/watch?v=BawkcZdr3QI

ebu bekir el bağdadi

götten uydurma bir terör örgütünün götten uydurma lideri..sürekli ölüyo kodumun evladı ..

karton el bagdadi


bugün öldü derler, yarın new york'ta bir terör mizanseni koyar onu bahane ederek bir hakkımızı daha elimizden alırlar.. sıkıntı yok yani.. yakında google araması için DNa örneği vermemiz filan da gerekebilir..

terör yok... devletler var.

kedi

yımışak burunlu hayvan



şimdi gerçek bir hikaye anlatıyorum. üniversitedeyken bir bağyan arkadaşım var bunun da evde bir kedisi var.. kendi kedisi de değil aslında ona da bir arkadaşı bırakmış bir süreliğine baksın diye.. ismi barbaros sanırım.. ya da baybars... böyle tumturaklı bir erkek ismi iste..

neyse bu kızın bir de başka bir kız arkadaşı daha var. o da bir süre onun evinde kalıyor..

şimdi bu kedilerin burnu yumuşak, nemli, eti puf kıvamında ya .. bu barbaros geceleri geliyor burnunu kızların burnuna yapıştırıyor öyle uyuyor. kızlar da bayılıyor bu harekete. mır mır mır gur gur gur sabaha kadar öyle huzur içinde uyulloar filan.. kediyi paylaşamıyorlar ama o derece yani.

neyse bir cuma akşamı bunlar okuldan erken çıkmışlar. taksi tutmuşlar.. akşam da naparız nederiz filan konuşuyorlar.. işte balık yaparız bilmem ne filan.. kızların biri öbürüne diyor ki "bu gece baybarsla ben yatıcam".. öbürü de diyor ki hayır "baybarsla dün gece sen yattın, esas bu gece ben yatıcam" filan.. derken dikiz aynasından taksiciyle göz göze geliyorlar...

ekşi sözlük koru hastanesi ilişkisi

merak eden varsa
https://eksisozluk.com/entry/68862122

dava filan açmamışlar.. independence kendisi de son bilgileri verebilir.

orada hesabınız varsa siz de sorabilirsiniz. ama bence bir yanıt gelmeyecek. ekşi sözlük ölü taklidi yapıyor.

o trol mezarlığında yazmanın bir manası kalmadı. çünkü en bomba yazıları bile yazsan bir bebeğin hakkını savununca şutlanıyorsun.. gerek yok bu adamlara para kazandırmaya.

buraya da demokrasi olduğu için gelmedim.

yani vaat edildiği üzere aktrol boktrol bilmem ne tespit edildiği anda uçurulması gibi net bir beklentim var. çünkü bu şerefsizler 5 senede içine sıçtılar oranın. ellerini sürdükleri her şeye yaptıkları gibi.

üstelik bu adamlar da konuşsun diyen ben dahil yüzlerce insan varken sürekli "sizi evinizden aldıracağız", "emniyete gönderdim entirini" filan gibi hitler gençliği derecesinde sadistlik yaparak nefret ettirdiler kendilerinden..

dediğim gibi buraya demokrasi var diye gelmedik, gücü olan gücünü hakkaniyetle kullanacağını vaat ettiği için geldik independıns bey.

ceylin atik

"Ş.T komşularının torunu Ceylin'i dedesinden fidye istemek için kendi çocuğuyla oynamak bahanesiyle kandırarak evlerine nasıl götürüp öldürdüğünü de anlattı. Ceylin'in önce yüzüne havlu bastırarak bayılttığını, küçük kızın bayılmasıyla paniğe kapıldığını, bunun üzerine kendini kaybettiğini, ne yaptığını bilmeden eline aldığı evdeki ahşap kasayla başına vurduğunu söyledi. "

bu ifade bana pek tutarlı gelmedi. küçük kıza cinsel bir saldırıda bulunulmuşsa ve insanların öfkesini söndürmek istiyorlarsa medyada ve adli tıpta bunu yaptırabilecek güçleri de var, iradeleri de, yaptırmışlıkları da var.. normal skor olur yani..

bir de yasin'imiz var.. 1 yıldan uzun süredir kayıp
http://www.yenimeram.com.tr/konyada-6-yasindaki-cocuk-kayboldu-191509.htm

devlet bahçeli

baya bildiğin provokatörlüğe kadar düşmüş yani.


işte böyle milliyetçi olmayan adamlara kendilerini milliyetçi diye pazarlama izni verince bu oluyor.. adam türkiye'de iç savaş olsa nolur merak ediyorum diye tivit atıyor.. böyle bir şeyi ermenistan başkanı filan atsa yadırgamazsın yani..

neyse ya... devlet bahçeli'nin hiçbir hareketi beni şaşırtmaz.

independıns beyim düş bi tane .. galdı mı 24?

akp

kafasına göre silah taşıyan arkadaşların yöneticilik yaptığı yer.



"Düzce'de AKP Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Aybek, MP5 makineli tabanca ile çektirdiği fotoğrafı, "Vur de vuralım, öl de ölelim. Reis meydanlar boş değil, emrin yeter" notuyla sosyal medya hesabında paylaştı."

http://odatv.com/turkiye-adalet-yuruyusunu-konusurken-akpli-yoneticiden-provokatif-mesaj-1506171200.html

bu silah yasak.. satın alamıyorsun.. bu arkadaş nasıl almış de böyle bir pozlar filan veriyor... yoksa acaba bir polis memuru mu kendisine vermiş o zaman o polis memuru nolacak. vs vs derken gerçeklere dönüyoruz... bu ülkede adalet sikilmiş durumda.. zengine işlemiyor. hep fakire, garibana kimsesize..

geren videolar

evde yalnız olduğun gecelerde uğranmaması gereken başlık..

böyle videolar var.. belki sinirin bozuluyor, belki korkuyorsun ama gene de bakmak istiyorsun filan.. tabi nelerden korktuğuna göre videonun şekli şemali de değişiyor.

gödüne güvenen arkadaşlar ışıkları kapatıp videoları tam ekran, yüksek ses izliyor. haliyle.

birinci örneğimiz.. klasik sayılabilecek bir çalışma..
https://www.youtube.com/watch?v=kR69AFiT_mA

benim için de aşağıdaki videodur mesela

alligator snapping turtle... hortlak cortlak değil, ne yazıyorsa o.. kaplumbağa. ama sen gene de dikkatli ol.
https://www.youtube.com/watch?v=-etGu9Y8blM
8 /