confessions

meekma

Yazar

  1. toplam entry 210
  2. takipçi 5
  3. puan 2381

eksi oy vermek

bilgi'de sadece 1 kez bastım. ona da pişmanım çünkü konu hakkındaki fikrimi zaten entiri girerek belirtmiştim. affet beni herkonudafikriolanamasadecetekbirkonudaentirigiren dostum.

neyse konuya girelim..

sosyal medya = içerik üretimi.. mesele bu kadar basit.. kodununun ne kadar şık yazıldığı, serverinin ne kadar hızlı olduğu, arayüzünün ne kadar cafcaflı olduğu, kaç tane kayıtlı üyen olduğu gibi şeylerin tamamı sıfır.. bunların başına 1 koymadığın sürece sosyal medya girişimin başarılı olmaz. işte o 1 de içerik üretimi. içerik üretilmiyorsa işler zor.

bu açıdan bakınca da sözlük tipi oluşumların eksi oy butonyası koyması bence kendi ayaklarına sıkmak oluyor. çünkü eksi oy içerik üretimini törpüleyen bir şey.. bir yazar kişisi bir şeyler girmiş ve sen cart diye eksi basıyorsun. insanın morali bozulur. küser yani ortama.. küsmesin işte.. çünkü en çöp entirileri girenlerin bile yeri geldiğinde bomba gibi yazılar döşendiğini de gördüm.

bence yalnızca artı oy olması daha doğru olur. eğer insanlar beğenmemişse artı oyun olmaz. en azından yazarların morali bozulmaz.

diyorum başta independıns bey olmak üzere tüm sevğili ogrenciler..

ekşi sözlük koru hastanesi ilişkisi

merak eden varsa
https://eksisozluk.com/entry/68862122

dava filan açmamışlar.. independence kendisi de son bilgileri verebilir.

orada hesabınız varsa siz de sorabilirsiniz. ama bence bir yanıt gelmeyecek. ekşi sözlük ölü taklidi yapıyor.

o trol mezarlığında yazmanın bir manası kalmadı. çünkü en bomba yazıları bile yazsan bir bebeğin hakkını savununca şutlanıyorsun.. gerek yok bu adamlara para kazandırmaya.

buraya da demokrasi olduğu için gelmedim.

yani vaat edildiği üzere aktrol boktrol bilmem ne tespit edildiği anda uçurulması gibi net bir beklentim var. çünkü bu şerefsizler 5 senede içine sıçtılar oranın. ellerini sürdükleri her şeye yaptıkları gibi.

üstelik bu adamlar da konuşsun diyen ben dahil yüzlerce insan varken sürekli "sizi evinizden aldıracağız", "emniyete gönderdim entirini" filan gibi hitler gençliği derecesinde sadistlik yaparak nefret ettirdiler kendilerinden..

dediğim gibi buraya demokrasi var diye gelmedik, gücü olan gücünü hakkaniyetle kullanacağını vaat ettiği için geldik independıns bey.

kedi

yımışak burunlu hayvan



şimdi gerçek bir hikaye anlatıyorum. üniversitedeyken bir bağyan arkadaşım var bunun da evde bir kedisi var.. kendi kedisi de değil aslında ona da bir arkadaşı bırakmış bir süreliğine baksın diye.. ismi barbaros sanırım.. ya da baybars... böyle tumturaklı bir erkek ismi iste..

neyse bu kızın bir de başka bir kız arkadaşı daha var. o da bir süre onun evinde kalıyor..

şimdi bu kedilerin burnu yumuşak, nemli, eti puf kıvamında ya .. bu barbaros geceleri geliyor burnunu kızların burnuna yapıştırıyor öyle uyuyor. kızlar da bayılıyor bu harekete. mır mır mır gur gur gur sabaha kadar öyle huzur içinde uyulloar filan.. kediyi paylaşamıyorlar ama o derece yani.

neyse bir cuma akşamı bunlar okuldan erken çıkmışlar. taksi tutmuşlar.. akşam da naparız nederiz filan konuşuyorlar.. işte balık yaparız bilmem ne filan.. kızların biri öbürüne diyor ki "bu gece baybarsla ben yatıcam".. öbürü de diyor ki hayır "baybarsla dün gece sen yattın, esas bu gece ben yatıcam" filan.. derken dikiz aynasından taksiciyle göz göze geliyorlar...

seri katiller

Teee kurban bayramı öncesine yetiştirmeye çalıştığım bir yazıydı ama kısmet bugüneymiş.. çoluk çocuk vergi, iş güç vergi vergi, biraz dinlenme nefes alma filan sonra vergi vergi vergi... kusura bakmayın.


Tanım:

İşte budur

http://img.timeinc.net/time/daily/2007/facelift/360_lecter0103.jpg

Yani hollywood böyle diyor.

Şu youtube videosunu bi izleyek hele



Youtube demişken.. Geçen gün Youtube'dan bir mesaj aldım.



Kolpalar kolpası brüksel havaalanı patlaması siksiğiyle ilgili videoları bir listeye atmıştım. Listemi sakıncalı bulmuşlar... Yanlış anlamayalım, videoları ben yüklemedim yani. Başkalarının videolarını listeme koymuşum. Global düşünce polisi artık ne izleyeceğinize bile biz karar vereceğiz diyor..

Önce şunu söyleyeyim, Biliyorum iktidar orospusu medyaların “korkunç saldırı”, “bombalı katliam”, “kamyonlu müslüman” hikayelerine maruz kaldıktan sonra kolpa molpa deyince epey tuhaf geliyordur, hatta sinirleniyor olabilirsiniz, ama siz gene de karar vermeden önce biraz sabırlı olun. bu kolpadan terör saldırısı mizansenleriyle ilgili çok yazdım trol mezarlığında. O yazıları da taşırım buraya. medyanın anlattığı hikayelere farklı bir gözle, bir kez daha bakarsınız. Dediğim gibi biraz sabır. Valla Vakit yok..

Vakit demişken de; bu uzun yazıyı okumadan sadece altın değerinde bir öğüt alıp ayrılmak isteyenler için köprüden önce son çıkış: Bu dünyadaki en değerli şey vakittir. vaktinizi boşa harcamayın..

Yuğtup sadece izleyene bu kadar karışıyorsa içerik üretene kim bilir ne yapıyordur değil mi?

İleri demokrasiye geçtiler. Seslerini kesiyorlar. Çünkü cevap verebilecek güçleri ve akılları yok.

Son 1 ayda kapatılan kanallardan bazıları

Barry Soetoro Channel
https://www.youtube.com/channel/UCgziCnF8Fx_7UOGcBXxMMrQ


DITRH
https://www.youtube.com/channel/UC3XjdiuLcckJCFg7q-2Bvfg


Enter the stars
https://www.youtube.com/channel/UCxgB6grGSx3bcB3vlcy7Tfg


Free Radio Revolution
https://www.youtube.com/channel/UC3xHAfZZqbMMWjc1ed1ajow


Kearnsy74
https://www.youtube.com/channel/UCcVqXLiCh7nMQ5hraBbwzuQ


Lift the veil
https://www.youtube.com/channel/UC_rHIryFaY1d9Tt46SQE8tQ


Odd tv
https://www.youtube.com/channel/UCzSm4zNeyLT6urzUoGb5IVQ


Peekay 22
https://www.youtube.com/channel/UCBbjle1Uh5CpnY2m451XHcA


Russian Vids
https://www.youtube.com/channel/UCTrZJrLbsoN171bMFQKN5Xw


kilitlenen kanallar
Crrow777
https://www.youtube.com/channel/UCW4k9vXjgOSDcYq6Ge9hWWg
Olağanüstü bir kanaldır. dünyanızı daha iyi tanımak için buradaki videoları ders niyetine izleyebilirsiniz, hatta işinizi yaparken bile dinleyebilirsiniz. Genellikle sadece sohbet şeklinde.

How I See The World
https://www.youtube.com/channel/UC85FErR-Kn_IX-xrpBpIkMQ


henüz ağzını açanı öldürme aşamasına gelmedik. şimdilik kanal kapatmayla yetiniyorlar.. yutup kurallarına aykırılıktan.. çünkü çok hassas bu youtube komünitesi bilion mu?.. bakıcaz şimdi ne kadar hassaslarmış.


5000 yılda kurdukları düzen 5 yılda iki seksen yer uzatıldı. Sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen insanlar tarafından. Sebep bu. Paniğe kapılmış durumdalar. İnsan denen varlığın gücünü ilk kez gördüler.

Dürtülerinden başka hiçbir motivasyonu olmayan bir öküze tapmanın bedeli olacaktı elbette, onu ödemeye başladılar. korkularını gizleyemiyorlar artık. Siz fark etmiyor olabilirsiniz belki ama onlar kaybettiklerini çok iyi görüyorlar. çünkü onlar için galibiyetin tanımı sizinkinden farklı...

Neyse... youtube bana diyor ki, sen böyle çok gomble teorisi filan sakıncalı şeyler izliyorsun aslanım, yapma böyle, arada komikli kedi videosu filan da izle diyor.

Ben de “sakıncasız” video izlemek için youtube'a “frozen” “elsa” “spiderman” “funny” yazdım... küçük bir çocuk komik video izlemek için arama kutusuna ne yazarsa o tarz şeyler yani.

Sonuç





Bu videolardan youtube'da bir sürü var
https://www.youtube.com/results?search_query=frozen+elsa+spiderman


şu video konuyu biraz daha detaylı görmenize yardımcı olur

https://www.youtube.com/watch?v=58TuVrQLQsw

Türkçe aramalarda da aynı sonuçlar geliyor. Çocuğunuz, yeğeniniz filan varsa dikkatli olun. Ufaklık telefonunuzu kapıp “komik video” filan yazınca birkaç video sonra youtube bunları önermeye başlıyor. Bilmeyenler için not, akıllı telefonunuz kimin elinde olduğunu anlayabiliyor.

Nedir bu tuhaf videolardan elde etmek istedikleri bilmiyorum. Belki yeni nesil seri katilleri yetiştirmeye filan çalışıyorlardır. olmaz öyle şey diyemiyorum.. 100,000 çocuktan 1 tanesi etkilense yeterli. Seri katil zaten öyle tonla olan bir şey değil.. yüz binde bir gayet iyi bir rakam.. amaç buysa yani..

bir de youtube klasiği rus pedo kanalları var.. küçük kız çocuklarını kullanan rus youtube kanalları..
моё утро
bu rusça bir ifade.. “sabah hallerim” gibi bir manaya geliyor.. küçük kızlar sabah yataklarından kalkıyorlar, ellerini yüzlerini filan yıkıyorlar, giyiniyorlar... anladın mevzuyu..


bulabildiğim en usturuplu videolardan birini atayım.

https://www.youtube.com/watch?v=UpvA1lFoCsI


tıklanma sayısı enteresan tabi.. küçük bir kızın sabah halleri 1 milyondan fazla izlenmiş... vay canına. Videonun yorumları da ayrı bir alem.

Bunlar çok hassas youtube'un “sakıncasız” videoları.. Bunlardan binlerce var. Yutubun bu videolarla hiçbir sorunu yok. Eric schmidt gibi nazi artığı bir bilderberg müdaviminden çocuk istismarı konusunda hassasiyet beklemek hata olur zaten..

Yutubun bu gayretkeş sansürcülüğünün altında yatan şey pizzagate.. Elit emmiler bebeklere tecavüz ederken yakalandılar.. aslında yakalanmadılar, başka bir şey oldu da onu açıklaması bir başka yazının konusu olsun.. pizzagate işinden beri de youtube şizofrene bağladı. Böyle ota boka karışır oldu.. Canım youtube yaa.. iyi ki bizi düşünüyorsuns..

bütün mesele çocuklar.. yaratılmış en değerli varlığın dünyaya getirdiği en değerli varlığa saldırmak istiyorlar. Olayın özeti bu.

Neyse... çok uzattık.. tıraşı kesiyoruz konuya giriyoruz; seri katiller...

Hannibal lecter... seri katil.. insanları yiyor. Çok ama çok zeki.. yakalanması mümkün olmayan şeytani zekalı katil.. bir deha... klasik müzik dinliyor.. ve zeki.. illa ki doktor filan... normal doktor da kesmiyor, bazen purofesör doktor.. ve süper yetenekli... hobi olarak karakalem, heykel filan çalışıyor... zeki demiş miydim?

Hollywood eliyle bize yapılan propaganda bu..

da Acaba Hannibal Lecter karikatürü gerçeği ne kadar yansıtıyor? Yani seri katiller hakikaten manya kötesi zekalara sahip tipler mi... yoksa bizi mi sikiolar?

“Sistem” denen şu şeyi bir de Hollywood – Polis düzleminden görelim.

Gerçek bir seri katile bakarak başlayalım.

John wayne gacy

http://trendingfeeds.com/wp-content/uploads/2015/02/John-Wayne-Gacy.jpg


32 tane erkek çocuğunu evine çağırdı, içki içeriz, sana porno izlettiririm bilmem ne filan diye.. çocuklara tecavüz ettikten sonra boğdu ve evinin altına gömdü. Walter white'ın parasını sakladığı yere. Evinin altında ölü gömecek yer kalmayınca cesetleri nehre atmaya başladı. Birkaç kurban daha aldıktan sonra yakalandı.. O hatayı yapıncaya kadar polisin Gacy diye bir adamın varlığından bile haberi yoktu...

Son cümledeki kofti dramayı ben ekledim.. bakalım öyle miymiş? Yani gerçekten de polisin Gacy'ye dikkatli bakmak için bir sebebi yok muymuş onu bir görelim.

Bu çocuk John Butkovich

http://img.thefreedictionary.com/thumb/1/1b/John_Butkovich.png


Gacy'nin ikinci kurbanı. 17 yaşında... Gacy'nin bir inşaat firması var, orada çalışıyor.. Sonra da ortadan kayboluyor.

Butkovic'in ailesi yugoslav göçmeni. Oğulları kaybolduktan sonra polise gidiyorlar.. sürekli.. ama sürekli polise gidiyorlar.. Oğullarını John wayne gacy'nin öldürdüğünü, hatta oğullarının cesedinin gacy'nin evinin altında gömülü olduğunu bile söylüyorlar..

Aşağıdaki videonun 25. dakikasından itibaren ailenin bizi dinleselerdi böyle olmazdı diye sitem edişini izleyebilirsin.

https://youtu.be/dPX4jk3JEto?t=1615


Polisin aileyi dinlememesinin sebebi gacy'nin başkan carter'in karısıyla fotoğraf çektirebilecek kadar mevkili bir işadamı olması olabilir mi?


http://murderpedia.org/male.G/images/g/gacy/gacy392.jpg


Yok canım olur mu öyle şey.. İsterse kralın oğlu olsun.. kanun kanundur.. şeriatın kestiği barmak acımaz cart curt, zart zurt.. yemiyorsunuz di mi bu palavraları?

Yok yok.. doğrusunu söyleyeyim.. polisin gacy hakkındaki iddiaları araştırmamasının sebebi gacy'nin tertemiz bir geçmişe sahip olması....

hala dalga geçiyorum.. gacy sabıkalı bir tecavüzcü. 1967 yılında 15 yaşında bir çocuğa tecavüz ediyor. 10 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.. Sonra Islah olmuş ki demek, hapisten çıkarmışlar...

Sistemin palavralarından biri de bu.. ıslah olmak... olmuyor.. Tecavüzcülerin hele de çocuk tecavüzcülerinin ıslah olduğu filan yok. Tecavüzden 8 sene yemiş adam hapisteyken buradan çıkınca yakalanmadan nasıl tecavüz ederim diye plan yapıyor..

Okursun bi ara..
(bkz:#1144938)

Gacy'nin 1968'deki davasında sadece oğlancılık yok, zorla oral seks yaptırdığı çocuk mahkemede konuşmasın diye bir başka çocuğa para verip onu dövdürtüyor filan.. böyle bir ağır psikopat. 10 yıl ceza alıyor ama tahmin edersin 10 yıl yatmıyor. sistem gacy'deki ışığı görmüş ki 18 ay sonra şartlı tahliye..


Matematik zamanı.
Butkovic Gacy'nin kaçıncı kurbanıydı? Cevap: 2

polis butkovic'in ailesini dinleyip gacy'yi adam gibi araştırsaydı kaç çocuk kurtulurdu?

32 genç çocuk - 2 genç çocuk = 30 genç çocuk...

30 genç çocuk.

https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/de/4c/d0/de4cd0300e8b1eedda4886a70aeaf8c7.jpg

Hollywoodum yaaa... biz sıçtık be gözüm. Bize bi film çeker misin? Konusu şey olsun “seri katiller çok zekidir” olsun..


devam edelim.. başka bir yakalanması imkansız şeytani zekalı katile bakalım

Jeffrey Dahmer


https://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/a/ad/Jeffrey_Dahmer_Sheriffs_1991_mugshot.jpg/150px-Jeffrey_Dahmer_Sheriffs_1991_mugshot.jpg

Mikipediası
https://en.wikipedia.org/wiki/Jeffrey_Dahmer

Dahmer deyince araya bir parantez açalım. Bazı gombile teoricileri Dahmer olayının amerika'da siyah-beyaz gerilimini kaşımak için üretilmiş bir psikolojik operasyon olduğunu iddia ediyorlar. (Dahmer'in kurbanlarının büyük çoğunluğu zenci.) Ben öyle düşünmüyorum. Yani dahmer'in gerçekten var olan bir seri katil olduğunu düşünüyorum. Polisin yalancısıyım Evinden çıkan şeylerin görüntüsü şöyle

kafasını kestiği bir kurbanın resmi bu.. iyi bakın bu konu sınavda çıkacak..

http://www.geocities.ws/karamppp/images/dahmervictim2good.jpg


Hazır dokanmışken.. psikolojik operasyon olarak bir seri katil tiplemesi yaratılıp topluma sunulabilir mi?

Cevap: Evet..

Charles Manson... çok büyük olasılıkla manson bir aktör, sharon tate cinayeti de tamamen psikolojik operasyon..

“The Tate Murders - The Monsters Dupe Us Again” böyle bir video var. İnternet aleminin en çok silinen videosu olabilir. Youtube bu video yüklendiği zaman çıldırıyor. Bulursanız mutlaka izleyin. Charlie manson'un neden bir aktör olduğunu, sharon tate'in cia bağlantılarını, suç mahalli ve otopsi fotoğraflarının kolpalığını filan tane tane anlatıyor.

Amaç ne peki? “Bizim Vietnam'da ne işimiz var?” diye başlayan 68 gençlik hareketini, LSD kullanmaktan beyni yanmış tipler olarak lanse edebilmek. bu arada, LSD devletten başka hiç kimsede olmayan bir madde.. onu da hatırlatalım. dediğim gibi bulursanız mutlaka izleyin.

Konuya dönüyoruz.. Jeffrey Dahmer.. bence gerçek bir olay.

Dahmer eşcinsel. Sahip olmayı hayal ettiği bir şey var. Her istediğini yapabileceği itaatkar bir seks kölesi. Bunu elde etmek için şöyle yapıyor, kurbanlarını sarhoş ettikten sonra ellerini kollarını bağlıyor, kafalarının arkasına matkapla bir delik açıyor ve o delikten içeri o aradığı robot-insanı yapabilmek için denediği sıvıları döküyor. Alkol, bulaşık deterjanı, asit vs...

Bir gün Konerak Sinthasomphone adında 14 yaşında genç bir çocuğu evine getiriyor.. sarhoş ediyor. Kafasını deliyor ve seks kölesi yaratma denemesine başlıyor. Bu arada da evde içki bittiği için dışarı çıkıyor.. Dahmer alkolik.. Ne oluyorsa ondan sonra oluyor.. Çocuk uyanıyor. Sersemlemiş bir halde evden dışarı çıkıyor.

Manzarayı gözünün önünde canlandır. sokağın ortasında 14 yaşında çırılçıplak bir çocuk var. Ne yaptığını bilmez bir halde ortalıkta dolanıyor.. Kafasının arkası delinmiş, kanlar akıyor.. jeffrey o sırada içki dükkanında..

İki kadın çocuğu görüp 911'i arıyor..


iki tane polis memuru olay yerine ulaşıyor. John Balcerzak ve Joseph Gabrish.. polisler çocuğun yanındayken dahmer de elinde içki şişeleriyle geri dönüyor.. polislerin yanına gidiyor ve anlatıyor.. “Bu benim sevgilim” diyor, biz eşcinseliz.. zaten o da 18 yaşında, Reşit yani. Kafasına yaptığım şey rızasıyla olmuştur amirim, biz biraz öyleyiz” falan filan... ama yer mi? polis dahmer'in hikayesinden şüpheleniyor, “yörüyün bakim karakola” diyor...


demiyor tabi...dese biz bu yazıyı yazmayız.


Polisler kim uğraşacak bunlarla ya deyip çekip gidiyorlar.... Mı acaba??


Maalesef... öyle de olmuyor..

Şöyle oluyor.. polisler çocuğa bir havlu veriyorlar. Sonra da bu ikisini jeffri'nin evine bırakıyorlar. daireden kötü kokular geldiğini filan da fark ediyorlar ama kaka yapmıştır bunlar filan diye düşünüyorlar.. çocuğun kimliğini, yaşını vs doğrulama ihtiyacı bile duymuyorlar.. jeffrey'in anlattıkları yeterli geliyor.. ondan sonra gidiyorlar.

Bir de ayrılırken telsizde komiklikler yapıyorlar... “bugün iki ibneyi barıştırıp sevaba girdik” mealinde şeyler.. Kendin dinle..
https://www.youtube.com/watch?v=XYoLpY_ObNA&feature=youtu.be&t=74


bu iki polis memuruna noldu acaba?

“Balcerzak and Gabrish were terminated, and took their termination to court where a judge reinstated them. John Balcerzak went on to serve as president of the Milwaukee Police Association from 2005 to 2009. He later opened a tavern. Gabrish was hired as a police officer in suburban Grafton, Wisconsin.”

https://blackbutterfly7.wordpress.com/2015/08/08/the-jeffrey-dahmer-victim-who-did-not-have-to-die/

21. yüzyılda İngilizce bilmeden yaşayabileceğine inanan arkadaşlara ceza olarak ben çeviriyorum. Adamlar bitmiş, birini hemen oracıkta linç etmişler, öbürü de vicdan azabından kirpik kanseri olmuş.

konerak'tan sonra Jeffrey 4 kişiyi daha öldürdü.. konerak'ın kardeşi dahil. hollywood bu muhteşem zekalı katilin filmini çekti mi? Çekti tabi..


Sıradaki über zekamıza bakalım..

Gary Ridgway.. Nam-ı Diğer “Greenriver Katili”.

Palavralar ansiklopedisinden link de atalım...
https://en.wikipedia.org/wiki/Gary_Ridgway

Ridgway 1982 – 1998 arasında (16 yıl) işlediği 49 cinayetten hüküm giydi. Öldürdüğü kadın sayısının 90 küsur olduğu tahmin ediliyor, tam rakamı kendisi de bilmiyor. Kurbanlarına tecavüz edip boğduktan sonra cesetlerini ormanlık yerlere atıyor. 16 yıl boyunca yakalanmadığına göre Gary kesin çok ileri zekalıdır.. öyle olması lazım yani..

Önce bu arkadaşı tanıyalım
Dave reichert

https://reichert.house.gov/sites/reichert.house.gov/files/images/Bio-big.jpg

Reichert o yıllarda King County şerifiydi. Gary Ridgway'i o yakaladı... DNA (sperm) kanıtıyla.. sene 2001. Reichert sonra politikeci oldu.. bu kadar başarılı olunca haliyle yani..

meşhur Ted Bundy var bildin mi?

http://www.newyorker.com/wp-content/uploads/2015/10/Beale-AnnRulesTedBundybook-320-240-05160819.jpg

yağuşuklu, karizmatik, yetenekli, hukuk terk Ted Bundy... Ted Bundy'ye ayrıca da gelicez ama burada anlatmamız gereken başka bir mevzu var.

Kuzuların sessizliği filminin esin kaynağı Ted bundy. şerif reichert Greenriver Katilini yakalamak için o dönemde hapiste olan başka bir katille, yani bizim Ted'le görüşmüş.. deyim yerindeyse “akıl almış”. Ted Bundy filmdeki hannibal lecter'in aksine pek öyle süper psikolocik analizler yapamamış, ama şöyle bir şey söylemiş. “Bu greenriver katili ormana attığı cesetlere de tecavüz ediyor olabilir.”

eee... ne demişler.. Kişi kendinden bilir işi... Ted kardeş de cesetlere tecavüz eden bir tip. Bazen yokluktan, bazen manyaklıktan..

Var mı böyle bir şey peki? Gary öldürdüğü kadınların cesetlerine tecavüz etmek için geri dönüyor muymuş?

Haftada en az 1 kez.. Bazı zamanlarda hafta 3 kez. Cesetlere kokudan yaklaşılamaz hale gelinceye kadar yapıyormuş bu işi..

Gary'nin çatır çatır kadın boğazladığı o yıllarda, cinayetler sıklaştığı zaman fahişelerin beklediği caddeye Tedbiren bir polis arabası koyuyorlarmış. İşte bu ceset tecavüzleri o dönemlerde daha çok oluyor. Gary polis otosunu görünce doğruca ormana attığı kurbanlarına gidiyormuş. Cesetleri atmak için kullandığı birkaç tane mekan var zaten.

Şimdi kendini Reichert'in yerine koy. Akıl danıştığın nekrofil seri katil sana demiş ki “Sizin katil de cesetlere tecavüz ediyor olabilir”.. ne yapardın?

Ben olsam mesela cesetleri bulduğum yere kamuflajlı bir grup yerleştirir, bir iki hafta orada tutardım. Nolur nolmaz. Çok mu fantağzi oldu? peki.. bu olasılığı geçelim..

90'lı yılların başında Reichert ekibiyle birlikte Greenriver Katili olabilecek 8 kişiyi belirlemiş. Aralarında Gary de var. Süper.. Ben reichert olsam o sekiz kişiyi takibe alırım. Gene mi abartılı oldu? Adam hangi birine yetişsin icabında di mi? Hem nereden bilsin katilin Gary olduğunu filan? Haklısın..

Gary Ridgway şöyle yakalanıyor. Ellerindeki DNA örneğini Codis dedikleri veritabanına giriyorlar ama bir sonuç çıkmıyor. Bunun üzerine vakti zamanında tespit ettikleri 8 şüpheliden DNA örneği alıyorlar ve teste gönderiyorlar. Derken, yardımcısı elinde zarfla Reichert'e geliyor. İşte aradığımız katilin adı burada yazılı filan.. dun dun duuuun... dramatikli müzik..

Dave Reichert ne diyor biliyor musun?

“Dur tahmin edeyim. Gary değil mi?”... diyor..

Şu videonun 34. Dakikasından itibaren kendi ağzından dinleyebilirsin..
https://youtu.be/gx7wXA6tF-k?t=2054


Süper polis Reichert aradığı adamın gary ridgway olduğundan bu kadar eminken elinden kaçırıyor.. bu sadece kendi ağzıyla söylediği.. dosyaya baksak kim bilir başka ne çuvallamalar göreceğiz.. neler olabilir mesela? Gary Ridgway bir fabrikada çalışıyor. Kadın çalışanlara öldürdüğü kızlardan çaldığı ucuz küpeleri filan hediye ediyor.. İş arkadaşları arasındaki lakabı “Greenriver Gary”.


Hollywoodcuğum yaa gene biz.. bize bi süper zekalı seri katil filmi daha çeker misııaaan?

Niye bu kadar uzun sürdü Gary'nin yakalanması? Basit açıklaması şu; Ridgway'in öldürdüğü kadınların çoğu fahişeydi, bir kısmı uyuşturucu müptelasıydı. Kimisi yoksul ailelerin kızları, kimisi evden kaçmış genç kızlar. Kimse umursamadı yani..

asıl sebep “sistemin” gary gibilerin toplumun içinde gezmesini istemesi.


Sıradaki...


http://www.newyorker.com/wp-content/uploads/2015/10/Beale-AnnRulesTedBundybook-320-240-05160819.jpg


ted bundy.. o bari zekidir di mi... heralde yağni.. Adam Hapishaneden filan kaçtı...

Şaka lan şaka. Hapishaneden kaçmadı. Kütüphaneden kaçtı. Aynen böyle oldu..

- “bir kaçırma ve tecavüz suçlamasından 15 yıl hüküm giymişken”,
- “bir cinayet davasında yargılanmışken”,
- “hapishanenin bahçesinde çalılıkların arasına bir yol haritası ve bir sosyal güvenlik kartı saklarken yakalanmışken”

kütüphaneden kaçtı..

Nası oldu bu iş? Ted dedi ki “ben cinayet davamda kendimi savunmak istiyorum. Ne de olsa hukuk terk ben.. işte bir takım kitaplar okumam gerek filan, kütüphaneye gidebilir miyim”.. hay hay Git dediler. O da gitti.. kütüphanenin camından atlayıp kaçtı. Çok şükür 6 gün sonra can almadan kendiliğinden geri geldi. Camdan atlarken bacağı uf olmuş da ondan..


sonra bir kere daha kaçtı..
- Hapishaneye testere filan gibi şeyler sokturmuş.
- Mapus arkadaşları bu eleman kaçacak diye gardiyanla ihbarda bulunmuş.

Ona rağmen kaçtı. Hepiciği mikilipedya'da var
https://en.wikipedia.org/wiki/Ted_Bundy


Ted ikinci sefer kaçtığında ayağını burkmadı. Florida'ya kadar gitti. Kız yurduna girdi, dört genç kıza saldırdı. Saldırdı derken sadece tecavüzden bahsetmiyorum, o zaten var da, ayrıca saldırdı. Bulduğu bir Odunla suratlarını parçaladı, erkekliğinin yetmediğine elindeki odun parçasıyla tecavüz etti. Kızlardan İkisi öldü.

Margaret bowman

http://assets.nydailynews.com/polopoly_fs/1.2864863.1485967707!/img/httpImage/image.jpg_gen/derivatives/gallery_1200/victim-margaret-bowman.jpg


Bulunduğunda bu haldeydi


https://i.pinimg.com/736x/a2/0d/82/a20d82a62c4873891f45a943c355c9c2--sorority-houses-ted-bundy.jpg


Şu zeki seri katil efsanesine dönelim.. seri katillerin zeka seviyesi nedir?

Cevap: Toplumun geri kalanının zeka ortalaması neyse seri katillerinki de odur

... diyemiyoruz maalesef.


Seri katillerin birçoğu ortalama zekanın altında. ted bundy ve ed kemper gibi ağzı laf yapan bir iki tanesini saymazsan çoğu aptala yakın..

Örneğin Gary ridgway... 16 yıl içinde 90 küsur kadını öldüren über...


http://www.newsmax.com/Newsmax/files/1a/1a9fcaf2-670c-4558-b47e-b743a12f01f6.jpg

iq testi denen şey neyi ölçer, ne kadar hassasiyetle ölçer filan başka bir tartışmanın konusu ama Gary ridgway kemiksiz 82 ayküsüyla bildiğin “mankafa” kategorisinde..

mevzuyu çakmışsındır artık.. birkaç tane örnek verdim ama dilediğin seri katil efsanesine bakabilirsin. Her birisinde benzer ihmalleri, aptallıkları, umursamazlıkları göreceksin. Her şeyiyle Çürümüş bir düzende yaşıyoruz. Yakalanamamalarının sebebi zeki olmaları filan değil.


Bundy için 6 tane film çekti hollywood..

The Deliberate Stranger (1986), starring Mark Harmon
Ted Bundy (2002), starring Michael Reilly Burke
The Stranger Beside Me (2003), starring Billy Campbell
The Riverman (2004), starring Cary Elwes
Bundy: A Legacy of Evil (2008), starring Corin Nemec
The Capture of the Green River Killer (2008), starring James Marsters


çog zeki oluyollar lan bu seri katiller var ya..

Gerçekten akıllı sayılabilecek bir seri katile bakalım mı? Bakalım..

Israel Keyes

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/55/Israel_Keyes_FBI_mugshot.jpg

Bilinen cinayet sayısı 3. Kurban sayısının 8'den fazla, hatta 11'den fazla olabileceği konuşuluyor. Ama tam rakamı bilmiyoruz. Çünkü keyes öldü. Hapishanede öldü.

mikilipediası
https://en.wikipedia.org/wiki/Israel_Keyes

cinayetlerini 2 yıl önceden planlamaya başlıyor. Öldüreceği kişinin/kişilerin evlerine yakın bir ağaçlık yer buluyor. Kullanacağı eldiveni, bıçağı, küreği vs. oraya gömüyor.. işinden izin alıp önce alakasız bir kente uçuyor, sonra cinayeti işleyeceği yere. Yapacağını yapıyor ve aynı şekilde iki aktarmayla 24 saat içinde evine dönüyor. Kurbanları için bir kayıp ilanı olsa bile polis olayı araştırmaya başladığında o binlerce kilometre ötede oluyor.. baktığın zaman gerçekten akıllıca.

son olarak bu kızı öldürdü
samantha koenig. 18 yaşında.


http://www.alaskapublic.org/wp-content/uploads/2012/04/Samantha-Koenig.jpg

Kızı öldürdükten sonra fidye istemek için o günün gazetesiyle bir fotoğraf çekip ailesine yolladı. Ölü bir kız için nasıl fidye istenir di mi?

Gözlerini dikti.

Çektiği fotoğrafta Samantha'nın hala hayattaymış gibi görünmesi için göz kapaklarını dikiş iğnesiyle gözünün üstüne dikti. Çok meraklıysanız resim internetlerde var.

Nasıl mı yakalandı? Samantha'nın banka kartıyla para çektiği için yakalandı..

Sen şimdi diyorsun ki bu nasıl akıllı adam lan? Mal gibi kurbanının kartını kullanıyor filan..

cevap şu: israel keyes muhtemelen tahmin edilenden çok daha fazla sayıda cinayet işlemiş birisi.. ilk başlardaki titizliği zamanla tavsıyor çünkü Samantha cinayetine kadar kurbanlarının hiçbirisi için polis ciddi bir araştırma yapmamış. Keyes bu durumdan yanlış bir ders alıyor ve son cinayetinde laçkalaşmanın bedelini ödüyor..


Soru: Hollywood bu seri katil güzellemelerini kaç kere çekmiştir?

Dahmer 5 film

• The Secret Life: Jeffrey Dahmer, 1993
• Dahmer, 2002
• Raising Jeffrey Dahmer, 2006.
• Jeff, 2012,
• My Friend Dahmer, 2017


Gacy 4 film
• To Catch a Killer, 1992
• Gacy, 2003.
• Dear Mr. Gacy, 2010
• 8213: Gacy House, 2010

Gary Ridgway gibi bir öküzde anlatılacak pek bir şey olmadığı için onun filmi yok.. ama hikayesinin ufak detayları dizilerde filan bol bol kullanılıyor. Rekor 6 filmle Ted Bundy'de tabi.

Soru: israel keyes'in “maceralarının” filmi var mı?
Cevap: Yok.
Soru: ne zaman çekilecek?
Cevap: hiçbir zaman.

Anlamadın mı?..

Şöyle söyleyeyim o zaman.
Hollywood adı “İsrail” olan bir seri katilin filmini bize asla göstermeyecek.

Şimdi anlamışsındır.

Zeki seri katil diye bir şey yok.. aslına bakarsan “Seri katil” diye bir şey yok. Katiller var.. polis işini yapmayınca seriye bağlıyorlar. Hollywood da zeki seri katil filmleriyle gaz alıyor, sistemin götünü kurtarıyor.. Bu kadar basit.

Seri katil filmlerinin büyüsünü bozduysam kusuruma bakmayın. Masal filmi izlemeyecek kadar yetişkin olduğunuzu düşünüyorum.

Bir tane de çözülmemiş dava görelim. Bu dava belki de bizim ömrümüz içinde çözülecek.. yapılan alçaklıkları canlı yayında göreceksiniz yani..

Bu Tirrel Santiago
https://www.findthemissing.org/en/cases/9508/53

16 yaşında, yoksul bir ailenin çocuğu, eşcinsel. 2005'ten beri kayıp.

DNA sekmesine git. Orada şöyle yazıyor.
“Sample submitted - Tests complete”

Yani “ailesinden DNA örneği alındı, testler tamamlandı” diyor.

o ibare 24 Haziran 2017 günü eklendi. Tirrel'in kaybolmasından 12 yıl sonra. kardeşiniz 5 yıl uğraştı o DNA örneği için. Bu 5 yıl içinde yardım edebileceğini düşündüğüm onlarca kişiye yazdım. Mesela jesse jackson'a mail attım.



şöyle bir organizasyonu var
http://www.rainbowpush.org/


black lives matterdir, gökkuşağıdır mökkuşağıdır her şey tamam yani.. gariban bir zenciye başka kim yardım edebilir.. di mi?

Soru: yazdık da ne oldu?

a) Jesse Jackson mailime bizzat döndü. 16 yaşında bir çocuğun sırf zenci ve eşcinsel diye yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu, Tirrel için DNA örneği alınmasını şahsen takip edeceğini yazdı.
b) Cevap bile yazmadılar.


Soruya başka bir soruyla cevap vereyim..

Soru: LGBT nedir?

a) LGBT eşcinsel bireylerin haklarının çiğnenmemesi için kurulmuş bir organizasyondur.
b) LGBT global polis devletinin eşcinselliği normalleştirmek için yürüttüğü bir istihbarat faaliyetidir.

ikinci sorunun cevabını biliyorsan birinci sorunun cevabını da biliyorsun demektir.

Jesse Jackson demişken “negro” kelimesinin neden “hakaret” sayıldığını, onun yerine “African American” deyiminin neden yerleştirildiğini anlatayım bir gün. Namussuzluğun derecesini görün.

Neyse... konuya dönelim... Tirrel'in davası bir adım ilerledi.. şimdi DNA'sının karşılaştırılması var. Kayıp insanlar veritabanının yanında bir de kimliği belirsiz cesetler veritabanı var. Maalesef Tirrel'in hikayesi orada bitiyor. Şimdi o karşılaştırmanın yapılması gerekiyor.

Diyorsun ki madem DNA örneği verildi neden hala eşleştirme yapılmadı. Otomatik zannediyorsun di mi? Filmlerde öyle gösteriyorlar çünkü.. DNA örneği giriliyor bilgisayar bidi bidi bidi çalışıyor, sonra diyor “Match found” filan.. Gerçek hayatta öyle olmuyor.

Kayıp kişilerle kimliği belirsiz ceset veritabanı birbirine otomatik bağlı değil. Yani sen oraya dna koydun diye iş bitmiyor. Her bir karşılaştırma için polisin tek tek onay vermesi gerekiyor. Yasa böyle.

Bunun pratikteki anlamı nedir? İstedikleri davayı çözüyorlar, istemedikleri böyle sürüncemede kalıyor.

polis izin verir de Tirrel'in davası çözülürse size daha çok şeyler anlatıcam.

Mesela bu adamı anlatacağım

Hugues francois.


Kız arkadaşını öldürmekten 40 yıl verdiler. Süper. Hikayesi çok uzun ama şöyle sorayım; Mahkemede ne yapmasına izin vermediler?

a) osurmasına
b) uyumasına
c) konuşmasına

Cinayetle yargılandığı davada konuşmasına izin verilmedi. Hem de özgürlükler ülkesi Amerika'da. Hem de Obama'nın saltanatı sırasında.

Obama'yı pazarlandığı şekliyle çok insancıl, demokrat, ahlaklı biri filan zannediyorsan sürpriz olmuştur. ben onu Akdeniz'i bebek cesetleriyle doldururken fazla itiraz gelmesin diye nobel barış ödülüyle parlatılmış pedofil bir ileri demokrasi canavarı olarak görüyorum. Bize sürpriz yok.

Bana sorarsanız francois suçsuz yere hapiste. Mahkemede konuşturmamalarının da bir nedeni var.

Mesela bu adamı da anlatacağım
James Burke


Arabasında çocuk pornosuyla gezen polis şefi. Çocuk pornosu için tutuklanmadı haliyle. İt iti ısırmaz. James yanlış bir ayağa bastı, ondan tutuklandı.

Çocuklar... Her zaman çocuklar. yaratılmış en değerli varlığın dünyaya getirdiği en değerli varlığa saldırmak istiyorlar. Olayın özeti bu. Pedofil canavarların yönettiği bir pizza gezegeninde yaşıyoruz.

Pizzagate. Panikleri bununla başladı.

Tony Podesta...


maillerinde pizzadan bahsetmeye doyamayan arkadaş... cheese pizza aşağı cheese pizza yukarı. Cheese pizza “child porn” için kod oluyor.

tony'nin evindeki heykel tanıdık geldi mi?

Tony bey gergin ama en azından içeride olmamanın rahatlığını yaşıyor. Çünkü her yerdeler.

washington dc polis vakfı.. bak bakalım yönetim kurulunda kim var.
http://www.dcpolicefoundation.org/board-members.html

Söylemekten dilimde tüy bitti. İllüminati millüminati gibi süslü markalara takılma.. bu janjanlı ismin altında çok daha basit ve çok daha tanıdık bir organizasyon var. Mafya.. Mafya tarafından yönetiliyoruz. Sinema, siyaset, bilim, sanat, tıp, medya her şey onların elinde. Ama Bu kadar güce rağmen korktukları bir şey var. Sen. O yüzden uyanmaya bak.


Bütün bunlar bizi ne kadar ilgilendiriyor? Bunlar bizi hiç ilgilendirmiyor. Biz en bi süper bi ükede yaşıyoruz. Bizim küçük problemlerimiz var.

Mesela.... Gülşen var. 13 yaşında. 4 aydır kayıp



Gülbahar var, 1 aydır kayıp



Yasin var, 6 yaşında. 1 yıldır kayıp



Büşra var, 15 yaşında. 1 yıldır kayıp



Bu çocuklar nerede? Bilmiyoruz. Belki kocaya kaçmışlardır. Belki de kemikleri bir yol kenarındadır. Bilmiyoruz.

Ama günahını almayalım.. polisimiz çok meşgul.. fetö metö filan.

Bu kadar hunharca mücadele edilen terör örgünün başı ne yapıyor?

Ali baba'nın çiftliğinde, karnı tok, keyfi yerinde. Pedofil mafyanın medyasına poz veriyor.


Enteresan ülke bizimkisi, burada ateistim diyen insanlar seccadeye ayakkabıyla basıp poz vermez. Bence Fettullah bey bu resimde bize bir şey anlatmaya çalışıyor da mevzuyu dağıtmayalım, başka yazının konusu olsun..

Gözünüzün önüne konan şeylere daha dikkatli bakın diye bu kadar yazı yazdım. Çünkü bu dünyada gözünüze sokulan her şey yalandır. Bu kadar yalanın söylenmesinin de tek bir nedeni var.. Sen. En büyük korkuları sensin.

İçinizi boşuna karartmayın. hiçbir şeyden korkmanıza gerek yok. Çoğunluk olan sizsiniz, aklı çalışan sizsiziniz, yetenekli olan sizsiniz. Onların elinde olan tek şey gaz, cop, polis, gözaltı, sansür, yalan, şiddet, terör, cinayet, hırsızlık. Başka da hiçbir şeyleri yok. Siz olmadan nefes bile alamazlar.

Ne kadar güçlü olduğunuzun farkında bile değilsiniz. Çünkü bu sistem size kendinizi unutturmak için kuruldu. Moraliniz bozuluyorsa o yüzdendir. Sakın kendinizi gömmeyin. televizyonu kapatın. beyninizi yıkatmayın. gözünüzü açıp etrafınıza daha dikkatli bakmaya başlayın.

Çünkü bu dünyada oynadıkları oyunun kuralları var. Örneğin, yalanı gözünün önüne koyup görmemeni bekliyorlar. onlar için galibiyetin tarifi bu. Senin kafanın içindeki savaşı kazanmaya çalışıyorlar.

Kafandaki savaşı bir kez kazandığında sonsuza kadar kazanmış olacaksın. Çünkü sen izin vermediğin sürece oraya bir daha kimse giremez. İşte O yüzden en büyük korkuları sensin..

Özetle; mafyanın gasp ettiği bu dünyada güvenliğin için gözlerini açman yeterli.

Fazlası için? Fazlası için biraz daha fazlasını yapman lazım. Yapmıyorsan istemiyorsun demektir. İste. Çünkü, tek bir korkuları var...

https://www.youtube.com/watch?v=0lt7JDqzr84

pedofili infaz etmek

foruma dönüşmemesi dileğiyle

tanım: yapılması gereken şey.. pedofiller infaz edilmeli.

bu hukuk yoluyla olmalı tabi. ilk entirideki dexter kardeş yüreğimizi soğutuyor ama doğru bir davranış değil haliyle..

en değerli varlığımız çocuklarımızdır. onlara dokunanların da cezası ölüm olmalı.

tecavüzcüler.. hele de çocuk tecavüzcüleri tedavi olmuyor, ıslah olmuyor. dışarı çıktıkları anda yeniden av aramaya başlıyorlar. tabi bir önceki sefer çocuk ötmüşse de hapse girmişse bu sefer çocuğu da öldürüyorlar.

şimdi iki tane adam var.


Lawrence Bittaker ve Roy Norris..

Bunlar hapishanede tanışıyorlar. çıktıkları zaman yakalanmadan tecavüz etme planları yapıyorlar. bir minibüs alıp içini manyakça düşüncelerine göre düzenliyorlar.



5 tane genç kızı kaçırıp tecavüz ediyorlar. işkenceyle öldürüyorlar.

mahkemede kaydettikleri bir teyp kasedi dinleniyor. jüri üyeleri kendilerini salondan dışarı atıyorlar.. ytube'da ararsanız görüntülerini bulursunuz.

kurbanın adı Shirley Lynette Ledford.. 16 yaşında. tecavüze uğramış. kasette olan şey işkence.. ne işkencesi? kızın arka tarafından bir pense sokmuş, sıkıştırmış ve içeride döndürüyor..

merak eden varsa kasedin transkripti.
http://watchingrobertpickton88015.yuku.com/topic/3312/Transcript-Shirley-Lynette-Ledford-audio-recording-Bittake#.WUESpriddck

bu piçler Hapishanede tanıştılar demiştik.. ikisi de tecavüzden içeride.. Roy 8 yıl ceza almış.. Lawrence'a demiş ki içeride.. "8 yıl aldım ama değdi"

tecavüzcüler.. hele de çocuk tecavüzcüleri tedavi olmuyor, ıslah olmuyor. bu kadar somut..

ceza ölüm.. çok net.. nasıl ki bir tavuğun bile yavrusuna dokunmaya korkuyorsun insanın yavrusuna da dokunmaya korkacaksın. başına neler geleceğini bileceksin..

dünyayı yöneten bir şey var.. uğursuz bir şey. george soros gibi karanlık adamlar bile bunun yanında ilkokul 3 öğrencisi gibi kalıyor..

dünyayı yöneten uğursuz şey idama karşı. insanları çok sevdiği için değil, tam tersi insanlardan nefret ettiği için..

bu uğursuz şeye teslim olmuş yönetimler idam getiremez. çünkü yasak.


tecavüzcüler hapishanelerde yer olmadığı için serbest bırakılmıyor.. çıksın birine daha tecavüz etsin diye serbest bırakılıyor.. 100 sabıkalı hırsızlar gitsin yeniden bir eve girsin, belki birilerini de öldürür diye aramıza salınıyor.

http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/kadikoyde-dehset-hirsizlar-kapiciyi-doverek-oldurdu-1789020/

çünkü dünyayı yöneten uğursuz şey öyle emrediyor. idam olmayacak.. tecavüzcüler, hırsızlar, katiller salınacak..

pippa bacca'yı öldüren pislik hani ağırlaştırılmış müebbet almıştı?
http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/04/21/pippa.baccanin.katiline.ceza.indirimi/658133.0/index.html

dava unutuldu, uğursuz şeyin sevecen kolları katile kıyağını yaptı.. beş altı yıla aramıza da katılır..

arada bir goygoy gündemi oluyor yok idam gelecek bilmem ne filan diye.. bak şimdi ne olacağını yazalım.. diyelim ki idam geldi.. etöcü, fetöcü, ketöcü takır takır idam ediyoruz insanları.. süper.. yaşıyoz da noluyo icabında.. derken bir pedofil çıkacak... yönetime herhangi bir çıkarı olmadan gönlüyle oy veren insanlar da dahil olmak üzere herkes idam bekleyecek.. ama yönetim o pedofili idam edemeyecek.. neden? çünkü yasak.. bu sefer akıllara şüpheler düşecek... noluyoruz lan demeye başlayacak geniş halk kitleleri.. toplumun en safça inanmış kesimleri de yönetimi sorgulamaya başlayacak .. çaktın?

bütün sapıklar, tacizciler, psikopatlar ellerine silah alıp diledikleri gibi gezebiliyor ama medyada filmlerde filan sana sürekli silahın ne kadar kötü bir şey olduğu propagandası yapılıyor.. sen bir kadın olarak altgeçitten tırnakları sökülmüş bir kedi gibi savunmasız geçerken, arkandan seni takip eden sapık bıçağı, muştası, tabancası tam teçhizat silahlanmış yaklaşıyor.. propagandaya kanma .. bireysel silahlanma temel bir insan hakkıdır...

özeti.. bir daha idam gelecekmiş goygoyuna ciddi ciddi vakit ayırırsan kendi zamanını ve enerjini boşa harcamış olursun.. çünkü idam filan gelmeyecek. çünkü yasak..

solucan gübresi

tanım: organik maddelerdeki besleyicilerin solucanlarla yeniden bitkiler için kullanılabilir hale getirilmesi

resimleri ileride güncelleyeceğim. yenilerini filan eklerim..

fazla kimya, biyoloji detayına girmeden kendi deneyimimi özetlemeye çalışayım. madem anafikri anlamışsınız ki burayı okuyorsunuz, o halde gerçek sorunları ve kendimce bulduğum çözümleri göstereyim.

organik maddeler derken evimizden çıkan bitkisel artıkları kastediyorum. domates, salatalık, portakal kabuğu, çay posası, havuçların uç kısımları filan...

şunlar gibi




ama yemek artığı değil. çünkü içinde çok fazla tuz (sodyum) var. tuz istemiyoruz.

ne var organik maddelerin içinde? karbon (c), hidrojen (h), azot (n), oksijen (o), magnezyum (mg), kalsiyum (ca), demir (fe), potasyum (k) vs... ama sodyum pek yok.. bitkiler sodyumu sevmez. sodyum istemiyoruz.. gelicez...

şimdilik konuyu basitleştirmek için çürüme sırasında karbon, hidrojen ve oksijenin havaya karıştığını söyleyelim. geri kazanmak istediğimiz şeyler n, mg, ca, k, fe gibi bitkilerin bol bol ihtiyaç duyduğu elementler..

nasıl yapıyoruz?

basitçe şudur

3 litrelik bir yoğurt kabının içine günlük bitkisel atıklarımızı koyuyoruz, içine de beş altı tane solucan koyuyoruz, solucanlar çürüyen bitki artıklarını yiyip dışkılıyor geride solucan gübresi dediğimiz şey kalıyor.. ingilizcesi worm castings.. solucanlar atıkları aktif olarak tükettikleri için çürüme işini muazzam şekilde hızlandırıyor. yutupta bir sürü insanın videosunu bulabilirsiniz.

karşılaşacağınız 3 temel sorun var.

koku
sinek
su

şimdi bu 3 temel soruna benim kullandığım çözümleri anlatayım.. sizin şartlarınızda ufak tefek düzeltmeler gerekebilir.

biraz teknik çok değil ama

koku: organik atıklar bakteri, maya ve küf gibi mikroorganizmaların etkisiyle çürür.. bu çürüme işlemi ya oksijenli ortamda olur (aerobik) ya da oksijensiz ortamda olur (anaerobik)... çürüme oksijensiz ortamda gerçekleşiyorsa kötü kokularla uğraşır durursunuz.

ortamda oksijen olup olmamasına göre farklı mikroorganizmalar devrede olabileceği gibi bazı mikroorganizmalar hem oksijenli hem oksijensiz ortamda yaşayabilir. bizim için önemli olan şey ortamdaki oksijeni olabildiğince yüksek tutmak. yani atıklarımıza çürürken bol bol hava sağlamalıyız. kötü koku oluşuyorsa oksijen yetersiz demektir.

ben şöyle yapıyorum

insanoğlunun en faydalı teknolojik buluşuyla tanışalım.. boş yoğurt kabı..


bir yoğurt kabını alıp altına ve yanlarına bir sürü küçük delik açıyorsun.


delikler olabildiğince çok olmalı ama fazla büyük çaplı olmamalı (sinek meselesi). ben lehim havyası kullanıyorum.



gayet güzel işe yarıyor, bir iki dakika içinde kabım hazır oluyor. havya ısınınca cort cort diye açıyorsun delikleri. sokakta filan satıyorlar 5 liraya gördüm.. yani ufak bir yatırım yapabilirsiniz.

daha büyük kaplar da kullanabilirsiniz. örneğin 10 litreye kadar plastik saksılar gibi. bundan daha fazla büyürse iç kısımlara oksijen ulaştırmada problem yaşarsınız.

bu delikler kabın içine yanlardan hava girmesini sağlayacak. solucanlar işte bu noktada işe yarıyor yanlardan giren hava solucanların açtığı kanallardan kabın en orta noktasına kadar ulaşıyor. yani koku problemi ortadan kalkıyor, çünkü kabın içine yeterince oksijen gitmesini sağlamış oluyorsun.

kabı nasıl hazırlıyorsun?

kabın altına 5 cm kadar toprak koyuyorsun, üzerine 10 santim kalınlıkta çöpleri koyuyorsun artı birkaç solucan (5-10) ve en üstüne tekrar 5 santim toprak koyuyorsun. kabı hazırlama işlemi bu kadar basit. çok iriyarı bitki artıklarınız varsa bıçakla bir miktar ufaltabilirsiniz.

ikinci problem sinek

bunu da şöyle aşıyorum

bir lastik alıyorsun.. paket lastiği olabilir ya da ben çok sexsiyim diyorsan don lastiği de olur . hava geçiren bir kumaş buluyorsun. örneğin eski tüller gibi ve kabın üstüne örtüp lastiği takıyorsun.. istersen kabın tamamını kaplayabilirsin. sinekler yeni çürümeye başlayan şeylerin kokusuna çok hassastır. dakikalar içinde çöpü bulup yumurtalarını bırakmaya çalışırlar. ama içeri girmelerini engellerseniz kabın etrafında dönüp durular ve ölürler.. yani ilk başta bir miktar sineği çekebilirsiniz ama üreyemedikleri için sorun olmaz. bir hafta kadar sonra da zaten çöpler ilk çürüme evresini geçer ve sineklerin ilgisini çekmez. kaplarınızı tuttuğunuz yer sürekli rüzgar alıyorsa sinekler istese bile gelemez.

üçüncü problem su

atıklarınızın %90'ı sudur. zaten bir hafta içinde hacmin azaldığını göreceksiniz. çöpler çürümeye başladığında altından muazzam miktarda su çıkarır. balkonunuz filan batabilir. o yüzden kabınızın altına mutlaka saksı altlığı gibi bir şey koyun. doldukça suyu kabınızın üstünden geri dökün.. çünkü korumak istediğimiz elementlerin birçoğu o suda. o suyu kaybetmek istemiyoruz.

alternatif ve daha iyi bir yol olarak iki tane yoğurt kabıyla başlayın. üst üste yerleştirin. solucanlı olanı üste, alttakine sadece toprak doldurun. bulabildiğiniz en kıraç toprak olabilir. üstteki kaptan sızan suyla çok kısa sürede son derece zengin bir toprak haline gelecektir. ama onu kullanmayın. o sizin fazla suyu toplamak için kullandığınız bir depo. her ihtimale karşı alta yine bir saksı altlığı..

normal şartlarda bu şekilde hazırlayacağınız bir kabın içindeki çöpler 5-6 hafta içinde tamamen tüketilmiş olur.

sonuçta şu şekilde bir şey elde edersiniz..



bunun adı solucan gübresidir. bu aşamada artık koku filan diye bir şey yok.. bir kaba biriktirip kullanacağınız zamana kadar kenarda bırakabilirsiniz. böylece daha da parçalanmaya devam eder. koku filan yapmaz, sinekleri çekmez.

ben basit bir elek aldım..


solucan gübresinin nemi azalıncaya kadar bekliyorum.. elekten geçiriyorum ve şuna benzer bir şey elde ediyorum.


benim elde ettiğim de şudur


saklanması ve kullanılması daha uygun oluyor. solucan gübresini tamamen kurutmayın.. yüksek su tutma özelliği, azot içeriği gibi çok değerli niteliklerini kaybetmesine neden olursunuz. nemini korumalı.

solucan gübresi basitçe bu.. balkonunuzun köşesinde bile yapabilirsiniz.. ama hızlı gitmeyin, ufaktan başlayın, sorunları gözünüzle görüp çözümlerinizi geliştirin..

bazı solucan türleri (örneğin kırmızı kaliforniya solucanı denen tür) atıkları çok hızlı tüketiyor. ayrıca fazla derine dalmıyor. bu gibi avantajları nedeniyle tercih ediliyor. ama bana sorarsanız bahçenizden alacağınız solucanlar da aynı işi gayet güzel yapıyor. bizim topraklarımızda doğal olarak bulunan solucan european nightcrawler diye geçiyor.

şu an kış olduğu için toprağın altında uykuya çekilmişlerdir. ilk denemeniz için bence baharı bekleyin. taşların altını kaldırıp bir kazmayla kazarsanız bulursunuz. internette solucan satan yerler de var. onları da deneyebilirsiniz ama biraz pahalıdır.

solucanlar yumurtayla ürüyor.. cocoon diyorlar.. çapları 4-5 milimetre kadar.




üstteki resimde çok fazla yumurta görünüyor.. siz büyük ihtimalle şuna benzer bir durum göreceksiniz.



bulduğunuz yumurtaları yeni kaplara transfer edin. yumurtanın içinden birkaç hafta içinde 2-6 kadar solucan çıkıyor. yani kabınıza koyacağınız solucanlar bir yılda çok hızlı artabilir. yeri gelmişken solucanlar hermafrodittir.. yani erkek dişi diye bir şey yok. bir araya koyacağınız 3-5 solucan şartlar uygun olduğu sürece üreyecektir.

solucan gübresinin diğer gübrelerden en büyük farkı doğrudan kullanılabilir olmasıdır. yani kuş kakasını filan fazla kaçırırsanız toprakta anormal azot birikir ve bitkiniz yanar. ama solucan gübresinde böyle bir problem yok.. ben yetiştirdiğim her şeyi doğrudan solucan gübresinin içinde yetiştiriyorum. yani hiç toprak kullanmıyorum. solucan gübresi ayrıca kokusuzdur. evinizin içindeki bitkilerde de gayet rahat kullanabilirsiniz.

Bütün bunları yaptınız ama kötü koku problemi oluştu... hep bu meekma yüzünden.. dur sakin ol. Problem büyük değil.. sorunun nasıl geliştiğini anlayalım çözüm de zaten kendiliğinden ortaya çıkacak..

kötü koku kabın içindeki hava bittiği zaman ortaya çıkıyor. Oksijen tükeniyor, oksijenli fermentasyon bitiyor, oksijensiz fermentasyon başlıyor. Ve kötü koku..

ama bu bir anda olmuyor. Oksijenli ortamda solunum yapan mikroorganizmalar (kısaca bakteriler diyelim) sürekli spor üretiyor. Hatta içerideki oksijen miktarı azaldıkça daha fazla miktarda spor üretmeye başlıyorlar, çünkü işlerin boka sardığını anlıyorlar. Sporlar bakterinin kendisinden daha zor şartlara dayanabiliyor.

En nihayetinde oksijenli solunum tümüyle duruyor. Oksijensiz solunum başlıyor. Elinizde kötü kokulu ama içinde bol miktarda oksijenli solunum yapabilen bakteri sporu bulunan bir döküntü kalıyor.. Çözüm? Oksijen.

En kolayı bahçeniz varsa. Kötü kokan yığını bir köşeye koyup dağıtın. Oksijen almasını sağlayın. İçerideki sporlar hızlıca faaliyete geçecek birkaç saat içinde kötü koku azalmaya başlayacak. Bir iki gün içinde de yeniden oksijenli solunum ortamı kurulacak.

Bahçeniz yoksa elinizdeki yığını bir saksının altına gömün. Su miktarı zaten epey azalmıştır. Üstünü toprakla kapatın ve içine bir şey, örneğin bir çiçek dikin. O haliyle de gübre olarak kullanılabilir. Üç beş ay sonra çiçeğiniz ömrünü tamamladığında alttaki başarısız gübre de normale dönmüş olacaktır. Su vermeniz yeterli. Yağmur suyu. Hep yağmur suyu..

solucan gübresini nasıl toplayacaksınız? en basit yöntem şu.. kabın üstünden bir miktar alıp başka bir kaba aktarın. solucanlar açıkta kalacak ve hemen derine kaçmaya çalışacaktır. birkaç dakika aşağı çekilmelerini bekleyin ve tekrar bir miktar alın.. bir süre sonra solucanlar kabınızın dibindeki 5 santim kadar bir yere hapsolacaktır. kabın içine tekrar atıklarınızı doldurup hazırlayın ve kenarda biriktirdiğiniz toprak/solucan gübresi karışımıyla da üstünü kapatın. hasat ettiğiniz gübrenin içine de solucanlar ve yumurtalar karışmış olabilir, onları da geri atın.. bu işlerde mutlaka eldiven kullanın.

şimdi.. ilk denemenizi başarıyla yaptığınızı varsayalım. elinizde çok az bir miktar solucan gübresi oldu, bu şekilde ürete ürete artık tek başına bir yoğurt kabı dolduracak solucan gübreniz olduysa şimdi bir seviye yukarı taşıyalım.

hani su problemi vardı ya.. işte onu şöyle aşıyoruz. diyelim ki dört kabınız oldu.. hepsini hazırlayıp üst üste koyuyorsunuz ve sadece en üsttekinin üstüne bez kapatıyorsunuz. kaplardan sızan sular alta doğru ilerliyor. yine en altta bir saksı altlığınız olsun, suyun balkonunuzu filan kirletmesine izin vermeyin. sistemli çalışırsanız ve yeterli yeriniz varsa tüm “çöplerinizi” yararlı bir ürüne dönüştürebilirsiniz.

solucan apartmanı


karşılaşacağınız sorunlardan birisi de (özellikle yazın ama kışın da) kabın içindeki nemin tamamen yitirilmesi. yani solucanların kuruması. işte böyle üst üste koyduğunuz zaman su kaybını azaltıyorsunuz ve sistem gayet güzel işliyor.. ilk seferki denemenizde kabın içinin nemli kalmasına dikkat edin. duruma göre ara ara üstten su dökmeniz bile gerekebilir. dökeceğiniz suyun yağmur suyu olması tercih sebebidir. damacana su değil, yağmur suyu.

solucanlar soğukta uyur.. aşırı sıcakta kendilerini dışarı atmaya çalışır. 15-25 derece arası idealdir. kaplarınızı güneşte bırakmayın...

gelelim şu sodyum meselesine..

genel olarak bitkiler pek sodyum kullanmaz... yani bitkilerin yapısında fazla sodyum yoktur. buna karşın potasyum çok tüketirler.. hayvanların sinir iletimi içinse hem sodyum hem de potasyum gereklidir. o yüzden otobur canlılar (örneğin keçiler) potasyum ihtiyaçlarını bitkilerle giderir, sodyum için taşları filan yalarlar.

şimdi bir bitkisel molekül görelim

bu klorofil... bitkilerin yeşil olmasının sebebi.




molekülün en ortasında bir tane magnezyum var. yani bitkinizi yetiştirdiğiniz toprakta magnezyum yoksa bitkileriniz klorofil yapamaz, klorofil yapamayınca güneşten yararlanamaz, ışıktan yararlanamayınca da gelişmez.

işte sodyum (tuz diye basitleştirelim) burada önemli. toprağınızda yeterli miktarda magnezyum olsa bile bitkileriniz magnezyum eksikliği çekebilir. çünkü ortamda çok fazla tuz bulunuyorsa bitkinin kökleri sodyumlardan kurtulup bir türlü magnezyumu aradan çekemez. aynı şey bitkilerin ihtiyaç duyduğu diğer elementler için de geçerli. o yüzden bitkilerinizi mecbur kalmadıkça musluk suyuyla sulamayın.. yağmur suyu tercih edin.

solucanlar da birer hayvan oldukları için kaba koyacağınız çöplerdeki az miktarda sodyumu bünyelerine alıp ortamdan uzaklaştırabilir. ama yemek artıkları çok fazla tuz getirir, onun tamamını topraktan çekemezler, o kadar tuz içeren gübreniz de pek işe yaramaz. yani yemek artıklarını koymayın.

karbon, hidrojen ve oksijene tekrar geri dönelim.. bunlar tamamen yok oluyor demiştik ama aslında öyle olmuyor. vitaminler, hormonlar gibi içinde önemli oranda c ve h içeren moleküller de toprakta kalıyor ve bitkilerin gelişimine katkıda bulunuyor.

solucanlarınız aşırı ürerse aldığınız bahçeye geri bırakabilirsiniz veya tavuk filan yetiştiriyorsanız onlara verebilirsiniz.

bitkilerinizi tamamen solucan gübresi içinde yetiştirebilirsiniz ama saksınıza koymadan önce içinde solucan ve yumurta kalmamasına dikkat edin yoksa garibanlar açlıktan bitkinizin köklerini yemeye başlar.

peki bu kadar zahmet sonucunda ne alıyorsunuz?

ödülünüz bu..












özetle; okuyun, elektronik öğrenin, kimya öğrenin, bir enstruman çalmayı öğrenin. nar şarabı yapın, kendinize bir youtube kanalı kurun. üretin. üretmek sizi insan yapan şeylerin başında gelir..

yorulacaksınız ama değecek çünkü geleceğinizi elinize almak için yorulmayı göze alamıyorsanız başkalarının size yazdığı hayatı yaşarsınız.

bilmem anlatabiliyor muyum?
https://www.youtube.com/watch?v=BawkcZdr3QI

jüpiter

gazlı dev

böyle bir dev bu... gazlar fırtınalar filan..

şimdi bu resim mikipedia'dan..


2014 yılında çekilmiş bu resim.

resmin orijinali
https://en.wikipedia.org/wiki/Jupiter#/media/File:Jupiter_and_its_shrunken_Great_Red_Spot.jpg
sayfanın orijinali
https://en.wikipedia.org/wiki/Jupiter

aşağıdaki videonun 40. saniyesinden sonra bu fırtınalar anlatılıyor..


işte böyle manyak bir gezegen bu. bir anı bir anını tutmuyor filan..

neyse ... 2016 yılında bir resim daha çekilmiş


"The Hubble Space Telescope has captured images of glowing auroras over Jupiter just days before NASA's new Juno spaceship arrives to orbit the gas giant."
http://edition.cnn.com/2016/07/01/health/hubble-jupiter-juno-auroras/index.html


resmin orijinali
https://www.nasa.gov/sites/default/files/thumbnails/image/hs-2016-24-a-print-new.jpg

sayfanın orijinali
https://www.nasa.gov/feature/goddard/2016/hubble-captures-vivid-auroras-in-jupiter-s-atmosphere

bu resimde şu olmuş 2016 temmuz'unda juno denen uzay fikiboku jüpiter'in yörüngesine girecekmiş.. bu olayın birkaç gün öncesinde hubble teleskopu jüpiter'den bu görüntüyü yakalamış.. resimde jüpiter'in tepesindeki aurora'lar görüküyor.. yani kutup ışıkları..

mesele ne?

iki resim arasında fark yok.. fırtınlar, tayfunlar, boralar filan ama iki yılda en ufak bir fark yok.. tepesine fotoşopla atılan gelinin kızkardeşi simleri dışında hiçbir şey değişmemiş.. bulana öpicik..

genellikle böyle şeyler yazdığımda soruyorum yani "ulan acaba bizi mi sikiolar" diye.. taşak geçmek için soruyorum haliyle.. tabi ki bizi sikiolar..

sana bu jüpiter hakkında saatler boyunca bomboş konuşacak bir adam tanıtayım.. tanırsınız zaten.. discovery channel'da bol bol gördüğünüz bir aktör..

lawrence krauss.



çok zeki deha fizikçi filan diye pazarlanıyor.. ama lawrence kardeş de tıpkı diğer bilimci geldi hanım rolü verilen aktörlerden neil degrasse tyson gibi ne konuştuğunun bile farkında olmayan bir hebek..

bilimci lawrence'in bir resmini daha görelim..


bu resimde bir pedofil var..
jeffrey epstein


pedofil deyince böyle üç beş yaşında çocuklara filan tecavüz eden tipler geliyor aklımıza ama jerry daha çok ergen kızlarla ilgileniyor.. paranın, prestijin çok önemli şeyler olduğunu düşünen henüz tam olgunlaşmamış çocuklar..


jeffrey sadece yiyici değil satıcı. sabıkası bilem var.. 13 yaşındaki bir kızı satmaktan


namuslu bir hakim bulunmuş zamanında da verilebilmiş bu ceza.. sayın hakim şu koru hastanesi olayına da bir el atsa keşke..

jeffrey'in bir adası var.. orji adası



lolita express diye bir uçakla zenginler, şarkıcılar, devlet yöneticileri (teröristler), bankacılar (teröristler) vs adaya götürülüyor.. küçük kızlar filan.. sen olsan bari'nin videosunu çeken arkadaşlar mevzuyu daha iyi bilir..

konuya dönelim.. lawrence da adanın ziyaretçilerinden..


http://www.thesmokinggun.com/documents/crime/jeffrey-epstein-brief-history-of-slime-786903

"In 2012, Epstein hosted Stephen Hawking at a science conference held on his private Caribbean island. The theoretical physicist joined the sex offender, three Nobel Prize winners, and other noted scientists like Lawrence Krauss for a discussion on gravity."

yerçekimini tartışmışlar.. çocuk pornosu çekimini tartışacak halleri yok heralde.. ne fesatız..
lawrence arkadaşını savundu bile beaa
http://skepchick.org/2011/04/lawrence-krauss-defends-a-sex-offender-embarrasses-scientists-everywhere/

kafadan suçlama yapmayalım di mi.. en iyisini lawrence'in karısı bilir.. bulursan sorarsın.. 2012 yılında boşandılar..

sormadığımız soruya dönelim..

acaba bizi mi sikiolar?

evet.. bizi sikiyolar.. hepimizi.. çocuklarımızdan başlayarak.

ekşi sözlük koru hastanesi ilişkisi

katil uşak çıktı.. cinayet para için işlenmiş.. klasik

dünyanın en doğru, en mükemmel yazısını da yazsan bir bebeğin hakkını savunmaya kalkarsan şutlanıyorsun. sokayım öyle sosyal medyaya. yeni baba oldum. kanzuk manzuk dinlemem bebeklere dokunanın benden bulacağı bir merhamet yok..

dostlar okuyan varsa ekşide yazmak artık anlamsızdır. burası olur başka yer olur. kalmayın o bok çukurunda. şeytanın günaşırı domalttığı bu tiplere para kazandırmayın. çünkü malum bu işler sırayla değil.. "yarın size de çıkabilir"

independıns beycim gözünüzü seveyim siz de biraz firefox kullananları sevindirin be abim ..

hemen boşalan kadın

sonra vay efenim bilgi sözlük alternatif olamıyor..

olsa nolur amk. yok bostancı minibüsündeki sarı gocuklu kız, yok çok pis sikişme anılarım, yok ayak parmağımdağki kültür mantarı filan.. insanın şu tip zırvalamaları görürken harcadığı vakte yazık lan.

hayır bunlar ekşide mekşide yazılamayan şeyler de değil icabında. orada yazamayacağın konular belli.. bir bebek bu dünyaya sakat getiriliyor, mafya örgütlenmesi de hastanenin kıçını kurtarmak için terör estiriyor.. bu tip şeyleri yazamıyorsun. yoksa am göt meme serbest yani. hatta benden duymuş olma isteniyor bile o tip şeylerin yazılması..

seri eksi oy veren ibne

zaman, enerji, moral bozuculuk vs.

işte bu yüzlerden eksi oy butonunun varlığı yeniden düşünülesi.

çünkü bence burası zamanla sabote edilmek istenebilecek bir yer.

kaldıralım eksiyi. yazan kişiler diledikleri gibi yazsın, sonuçta bir düşüncedir.. ayrıca kimsenin eli armut toplamıyor illa da verilmesi gereken bir cevap varsa verilir yani. hem de bu kadar zahmetsiz sabotaj riski ortadan kalkar.

necmettin yılmaz

necmettin


aybüke


neşe


ağa


sempatik


barış güvercini


eroin sevkiyatçısı


sevkiyat koruma görevlisi


dünya lideri


süper müslüman


nobel barış ödülü sahibi


terörist


müsadenizle sokayım böyle nizama

sivas'ta öğretmenin öğrencileri tokatlaması

3. entiriyi de 5. entiriyi de artıladım.

çocuk demişsiniz de abicim bunlar ergen.. başka bir canlı türü bu.

ergenler ne yapmış olabilir ki diye soruluyorsa da ... of anam. hiç girmeyelim bile o konulara.

öğretmenin fiziksel bir ceza vermesi çok kötü bir şey tabi ama iki tarafı da dinlemek lazım. zaten örtmene de bir uyarı filan verirler diye tahmin ediyorum.

kedit:
bir de abicim o başlık "sivas ta" değil "sivas'ta" olacak. zamanında şaplağı yememişsiniz belli.

devlet bahçeli

baya bildiğin provokatörlüğe kadar düşmüş yani.


işte böyle milliyetçi olmayan adamlara kendilerini milliyetçi diye pazarlama izni verince bu oluyor.. adam türkiye'de iç savaş olsa nolur merak ediyorum diye tivit atıyor.. böyle bir şeyi ermenistan başkanı filan atsa yadırgamazsın yani..

neyse ya... devlet bahçeli'nin hiçbir hareketi beni şaşırtmaz.

independıns beyim düş bi tane .. galdı mı 24?

mustafa kemal atatürk



adam raat abicim. özgüven tavan yapmış.. kralı sikmiş.. o yüzden boş konuşmaz, goygoy yapmaz. iş üretir.. fabrika açar.



beceriksizin, iş bilmezin, aptalın, satılmışın önde gideni olursan da anca laf yaparsın bebeyim, dayarsın haramı ağızlarına trol beslersin. başka da bir bok yok.. kimse seni siklemez. siklenmiş gibi yapılması korkudandır o da çabuk geçer.. daha cesedin çürümeden adın silinir tarihten.. acı ama gerçektir.

kim jong un

aktör

iki üç hafta öncesine kadar kuzey koreyle yatıp kuzey koreyle yatıyorduk.. yok cükleer attı, yok füze denedi, yok bomba salladı filan.. noldu? tavsadı o iş..

anlatalım. bak şimdi böyle bir resim var


görmedin mi?

göstereyim.. arkada seks yapan peluş hayvanları gördün mü? hatta bir tanesine wink wink göz bile kırptırmışlar.. fotoğraf bir kreşte çekilmiş..

şimdi bu puştun ezdiği, sömürdüğü, kimseye nefes aldırmadığı, allahın günü cinayet işleyerek yönettiği bir ülkede bu foto şans eseri mi medyaya veriliyor? tabi ki hayır. kuzey kore denen cehennem çukurundan çıkan her türlü materyal mafyanın kontrolünde..

neden bu resim geliyor peki? dalga geçmek için.. gerçeği gözünün önüne koyup görmemeni bekliyorlar.. oynadıkları oyunun kurallarından biri bu..

dünyayı bir mafya yönetiyor. bu mafya vakti zamanında koreyi kuzey ve güney olarak ikiye böldü. siz yukarıdakiler komünist komünist takılın vakti gelince kötü adam rolünü oynarsınız dediler.. bu puşt familyası da ülkeyi köle düzeniyle yönetiyor..

şimdi geriye dönüp baktığın zaman görüyorsun ki soğuk savaş denen şey bir korku pornosundan ibaretmiş.. hiç amerikayla rusya birbirine daldı mı? hayır.. güya en sert rekabeti yaşayan iki ülke birbirilerine hiçbir zarar vermedi. olan hep gariban ülkelere oldu.. vietnam, angola, panama... ve biz..

bizde de mesela komünizmle mücadele dernekleri filan vardı di mi.. oralarda devşirilen bir ağlakullah ülkenin içine sıçtı bıraktı.. ne kozmik odası kaldığı talan etmediği, ne atatürkçü askerleri kaldı zalimlik yapmadığı, ne madeni kaldı sömürmediği... şimdi de amerika'da ajan abilerinin kucağında hop hop hopluyor.. adam orospu.. orospu geldi orospu gidiyor.. ama önemli olan nokta şu, bir zarar gördü mü? görmedi.. keyfi yerinde.. unutma olan hep fakire, garibana, kimsesize olur..

anadolu'daki gariban çocuklar birbirlerini kestiler, boğazladılar. kesmeye boğazlamaya yanaşmadıkları zaman cia'sı mossadı geldi onların kılığında cinayetler işledi ki karşılıklı nefret körüklensin diye... bugün yaşadığımız problemlerin tohumları 70'li yıllardaki bu orospular sayesinde ekildi.

fakir fukara çocukları birbirilerini boğazlarken soğuk savaşın güya tarafları hep medeni oldu birbirlerine karşı.



kim jong sik song.. bu ibneye geri dönelim. zamanı gelince kötü adamı oynasın diye konmuş paçoz bir aile. zamanı da geldi sanki.. orta doğu'da bombalanmadık bir santimetrekare kalmadı.. ırak'ı yerle bir ettiler kimyasal silah var diye.. ama yokmuş yani.. her biri birer insanlık suçlusu orospu evlatları hala saygın adamlar olarak geziyorlar.. neyse zamanı gelince alırsın ifadelerini.. sen.

bak şimdi bu da bir iki hafta önceki resim.. kuzey kore ordusu tatbikatta .. allah allah!




bu ne abicim? internet kafede red alert mi oynuyorsun? böyle bir savaş düzeni mi var? sahile yığmışsın tankı topu tüfeği kel alaka bir yere ateş ediliyor filan. tamamen dijital üretilmiş bir foto olma ihtimali bile son derece yüksek..

bu pezevengi üçüncü dünya savaşı goygoyunu pazarlamak için saldılar bir iki hafta önce.. biraz gerginlik yoklaması filan .. ama youtube'da çok sağlam adamlar var.. bu rezili itin götüne sokup çıkardılar.. ve noldu? kapandı konu... kuzey kore füze denedi, kuzey kore şiddetli osurdu bilmem ne diye haberler vardı geçen ay.. eee? devamı nerde? bitti.. yemedi.. şimdilik rafa kaldırdılar..

bu dünyada hepimize karşı bir savaş yürütülüyor.. ellerinde ne varsa atıyorlar, kimyasal, biyolojik, psikolojik her türlü silahı en insafsız şiddetlerde kullanıyorlar..

ama unutma kazanmaları mümkün olmayan savaş senin kafanın içinde olan.. bütün bu rezillikler senin kafanın içindeki savaşı kazanmak için yapılıyor.. o savaşta güçlü olmaya bak, çünkü sen izin vermediğin sürece oraya hiç kimse giremez.

yaprak biti

bitkilerin en büyük düşmanlarından biri. ingilizcesi aphid.

özellikle genç yapraklara ve filizlere yapışırlar bitkinin özsuyunu içerler. domates, biber, çiçekler, dereotu vs. hemen her şey.

bahar ayları en aktif oldukları dönemdir. canlı doğum yaparlar
https://www.youtube.com/watch?v=Yup6spoUpv0

bitkilerin özsuyunu içtikten sonra şekerli bir sıvı çıkarırlar.. karıncalar yaprak bitleriyle ortak çalışabilir. karınca yaprak bitini dürter, tedirgin olan yaprak biti de şekerli sıvısını salar. karıncalar o sıvıyı hasat eder.
https://www.youtube.com/watch?v=DnpJibC5iA0

bunun karşılığında karınca da yaprak bitini en büyük düşmanı olan uğurböceğinden korur.
https://www.youtube.com/watch?v=cxkqj6RfNNE

yaprak bitiyle doğal mücadele için abd'de paket şeklinde uğurböceği alabiliyorsun. avrupa'da birkaç ülkede de var sanırım. ama bunun işe yaraması için karıncaları da ortadan kaldırman gerekiyor. uğurböceğinin özellikle larvaları çılgınca yaprak biti avlar. uğurböcekleri dostunuzdur. bulduğunuzu bahçeye atın.

bazı bitkilere gelmezler. örneğin latin çiçeği (nasturtium) gibi.

şu bitki
https://maxpull-gdvuch3veo.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2011/05/nasturtiums1-400x267.jpg

yetiştirdiğiniz bitkinin yanına bundan dikerseniz yaprak biti tehlikesi biraz azalıyor. bitkinin çiçeklerini yapraklarını filan blenderden geçirip suyunu yaprak bitlerinin üstüne sıktım ama o şekilde pek bir etkisi olmadı.

alternatif bir yöntem olarak arap sabunlu su öneriliyor. sabun bitin derisi üzerinde kuruyarak derisini sertleştiriyormuş bu da böceğin ölümüne neden oluyormuş. arap sabunu potasyumlu olduğu için aşırıya kaçmadığınız sürece güvenle kullanabilirsiniz. ben pek yararını gördüğümü söyleyemem. nöbet tutar gibi başında beklemeniz gerekiyor. iki saatte bir uygulama yapmanız gerekiyor..

yaprak bitleri tüm böcekler gibi feromonlarla anlaşıyor. birisi tehlike hissettiğinde bir alarm feromonu salgılıyor. bu kokuyu alan yaprak bitleri de hemen kaçışmaya başlıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=UhpAxt2XSBQ

bu feromonu bir ürün olarak görmedim. çok pratik bir yöntem olduğunu da sanmıyorum ama enteresan. büyük ihtimalle yaprak bitlerinin sevmediği bitkiler de bu tip feromonlar salgılıyor.

bitkileriniz azsa en basit yöntemlerden birisi elle temizlemek.. dalları silkelediğinizde toprağa düşüyorlar. bir kez düştüler mi de geri çıkmaları çok zor. suyla püskürtme gibi şeylerle de uzaklaştırabilirsiniz.

çili biberi diye bir şey var.
http://1.bp.blogspot.com/-VGh2yHAZ1io/T376DSPsdEI/AAAAAAAABI8/-o8Sxh-dP0c/s1600/chili-peppers.jpg

çok anormal acı bir biber. bu sene yaprak biti problemim olursa onu deneyeceğim (blender vs). sonuçları yazarım..

bilgi sözlük v4

şöyle bir entiri var
(bkz:#1143614)

bence bir sosyal medya sitesi için altın değerinde.. hem enteresan bir durum hem de eğlenceli bir dille yazılmış. tam paylaşmalık. arkadaşına atar matrak yaparsın ya da birisi sabah işe giderken feyzbooklarında filan görse okur eğlenir, bilgi sözlükle ilk tanışması da bu şekilde olabilir vs. vs..

özetle bir muz orta var, ama bilgi v4 golü kendi kalesine atmış olabilir.

bir entiriyi paylaşmak için tek adım değil iki adım gerekiyor. önce paylaş simgesine basıyorsun sonra da istediğin sosyal medyaya.. bunların tek adımda olması içeriğin paylaşılmasını kolaylaştırır. içerik paylaşıldıkça yazar çekilir, yazar çekildikçe nüfus artar, daha çok içerik üretilir vs vs..

üstelik o kutucukta gayet yeterli alan var. bence içerik paylaşımını kolaylaştırmak için üç beş sosyal medya simgesini tek tek ve açık olarak koyun. paylaşım tek adımda olsun yani..

diorum ben.

ceylin atik

"Ş.T komşularının torunu Ceylin'i dedesinden fidye istemek için kendi çocuğuyla oynamak bahanesiyle kandırarak evlerine nasıl götürüp öldürdüğünü de anlattı. Ceylin'in önce yüzüne havlu bastırarak bayılttığını, küçük kızın bayılmasıyla paniğe kapıldığını, bunun üzerine kendini kaybettiğini, ne yaptığını bilmeden eline aldığı evdeki ahşap kasayla başına vurduğunu söyledi. "

bu ifade bana pek tutarlı gelmedi. küçük kıza cinsel bir saldırıda bulunulmuşsa ve insanların öfkesini söndürmek istiyorlarsa medyada ve adli tıpta bunu yaptırabilecek güçleri de var, iradeleri de, yaptırmışlıkları da var.. normal skor olur yani..

bir de yasin'imiz var.. 1 yıldan uzun süredir kayıp
http://www.yenimeram.com.tr/konyada-6-yasindaki-cocuk-kayboldu-191509.htm

psikolojik operasyon

kitleleri yönlendirmek, normalde desteklemeyecekleri kararları desteklemeye ikna etmek için başvurulan bir koyun gütme yöntemi.

haber

"Vatandaşlar şaştı kaldı"
http://www.hurriyet.com.tr/vatandaslar-sasti-kaldi-40560684

"MUĞLA'nın Fethiye İlçesinde senaryo gereği 20 kişinin öldüğü, 85 kişinin yaralandığı, patlama tatbikatı gerçekleştirildi. Ambulanslarla hastaneye taşınan bazı yaralıların kendilerini role fazla kaptırdığı görülürken, vatandaşlar hastane bahçesinde yaşananları ilgiyle izledi."



"İNANDIRICILIĞI ARTTIRMAK İÇİN"
Fethiye Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Yavuz Okulu, inandırıcılığı arttırmak ve vatandaşın dikkat çekmek için yaralıların makyajına özen gösterdiklerini söyledi.



devlet hastanesi başhekimi makyaj kalitesinden filan bahsediyor.. süper... işte tıp budur.

ama hakkını da yemeyelim, sahiden de gerçekçi yani.. bebek mebek filan tamam.. insan vicdanının en sivri sinir uçlarına hitap ediyor..


bu aralar ikna edilmemiz gereken pek bir şey de yok gerçi ama hayırlısı diyelim.

yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın

kemal bey giderse böyle datlı muhalefet kalmaz.. o yüzden de sanmıyorum ki reis böyle bir hata yapsın..

bir iki haftaya enis beyi salarlar. hem demograsi şoolmuş olur, hem de kılıçdaroğlu biraz bir şeyler başarmış havaları filan .. öyle geçinir gideriz..

ülke vergi cehennemine döndü kılıçdaroğlunda tık yok.. anca orta sahada top gezdirsin.. gelmez kılıçdaroğlu gibi muhalefet.. yapmaz reis öyle yanlışlık.

sözlükçülerin başından geçen garip olaylar

iphone 3'üm var.. hatta independıns bey bilir xp kullanıyorum filan..

neyse... sebepsiz yere bu ayfonun zil sesi kesildi.. aranınca telefon zil sesi gelmiyor. altı ay filan olmuştur.

tamirlere götürdüm ölmüş abim bu dediler. sen yenisini al cart curt. çünkü telefona ayıracak 2000 liram olsa ben bilmiyorum yenisini almayı bilion mu..

dedim heralde ses düğmesi filan takılı kaldı. yutuplardan video mideo baktım yapabilir miyim diye ama hiç gözüm kesmedi.

öyle idare ediveriyordum. bir ara elim bollaşırsa dandirik bir ikinci el filan alırım diyordum, içinde bylock bytock gibi kariyer bitirici şeyler olmayanından.

derken bu akşam sebepsiz yere düzeldi.. gittiği gibi geri geldi. hatta sesi önce tanıyamadım.. aa bi baktım benim telefon çalıyor..

ana fikir yeni telefon alıp vergi mergi ödemedim.. misss ..

nazar edene buradan beri uçarım.

kedit: filanların bir kısmını sildim..

ekşi sözlük yönetiminin yalanlamasına cevaben

"e belgelerin orjinali bizde onu nasil yapicaz? mailler falan duruyor?"

bu yazışmalar çok ağır bir suçlama. independence beyin kafayı peynir ekmekle yemediğini ümit ediyorum. yaptığı işin arkasında durursa 2017 kendisinin yılı olur. aksi takdirde bir bebeğin talihsizliğinden kaç kişi nasiplenecek lan der, yolumuza devam ederiz. beklemedeyiz merkez.. bilibilibip.

açılması gereken başlık tipleri

tanım: foruma dönüşmemesi dileğiyle bence sınırı olmayan hede

ama hem incide, ekşide filan günde 200 kere kralını görebileceğin başlıklardan birini aç hem de herkes beğensin.. olmaz. zor yani. dostça söylüyorum.

sen aç bir başlık mesela fotoğraf makineleri için zoom lensleri filan incele bak nasıl yapıştırıyorum artıyı.. çok samimiyim. alternatif böyle olunur, aynı şeyi tekrarlayarak değil.

2017 g20 hamburg zirvesi

bu yıl hamburg'da düzenlenen toplantı.

trump'ı karşısına alsa 20 dakikada ağzına sıçacak kadar birikimli gençler ortalığı cehenneme çevirmişler. yersen..

kapitalizm çok kötü bi şey bengican bilio musun ekibi de gelmiş.


her zamanki gibi maskeleriyle.. bir bildikleri var ki yüzlerini kapatıyorlar. başka nerden hatırlıyoruz biz bu devlet güdümlü zorroları? ipuç.. baş harfi dee haş..

faşist devlet şöyle işliyor.. bu tip grupları özellikle bakıp besliyorlar. hatta aralarında doğrudan kendi elemanları var.. sonra bunlar gidiyor insanların öfke dolu olduğu ama sinirlerini kontrol edebildiği gösterilere karışıyor..

sonuç



bu görüntüler yine faşist devletin kontrolündeki medyadan bire bin katılarak veriliyor.. üstüne gazzzz mı gazzz haberler.. trump'ın karısı mahsur kalmış...

http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-g20-zirvesi-duman-dunya-2480821/
vay amk..


demek melania trump mahsur kalmış.. .tüh tüh.. sikmeseler bari.. mel bacının mahsur kaldığı filan yok, saçının teline zarar gelmeyecek.. şunu haber diye ciddi ciddi yazan medyacının sikkeye sürülecek aklı yoktur. aldığı maaş haram o derece yani..

peki bu kadar pisliği niye yapıyor faşist devlet? limitsiz polis şiddeti kullanabilmek için. faşizmin küflü taktikleri hiç değişmiyor.

dünyanın içine sıçan, ormanları yakan, yenilenebilir enerji teknolojilerini çeyizi gibi saklayan, vergi terörüyle sömüren, hayatında tek bir vida sıkmamış, beceriksiz, aptal, kişiliksiz orospu evlatları yine suyun başında..

bolluk içinde yokluk yaşatıyorlar insanlığa.. hizmet ettikleri akıllı hayvan mutlu olsun diye.

sevan nişanyan'ın hapishaneden firar etmesi

şöyle buyurmuş

Sanırım memleketin duygularına tercüman oldum. Seksen milyon hapsedildikleri o tımarhaneden kaçma hayaliyle yaşıyor.



yalancıyı sixeler kucaktan inmez bu sevan gibi yavşaklar..

bizim bu liboloş tayfa kadar aptal ve hain bir kitle olamaz. yetmesss ama ebet diye bi ton kafa siktiler, fettullahını ayrı özalını ayrı, çillerini, uzununu ayrı yaladılar şimdi de kaçmış da bilmem ne.. aferin bekliyor heral.. öldüğüm dakikaya kadar dünyadaki ve türkiye'deki zorbalıkla mücadele edeceğim. benim gibi bir sürü de insan var. hatta söylemesi ayıptır çoğunluğuz. hilesini hurdasını yener kazanırız bu dünyayı. sırf bu gibi yılışıkların suratlarındaki ebleh ifadeyi görmek için değer.

mahkeme

tecavüze uğrayan, dövülen, öldürülen, sömürülen kadınları koruyamayan ama topluma katkısı sıfır, egosu şişirilmiş, uyuz ve çirkin biçlerin saçma sapan arzularını şippidak yerine getiren lüzumsuz bina.

güldüren batıl inançlar

çok uzun zaman önce birisi kulağıma üfürdü. "çorapla uyuyanın bahtı kapalı olur" diye.. uyumam uyuyamam. isterse exi 50 derece olsun yapamam yani. hayır bahtımızın da çok süper olduğu filan yok.

9 nisan 2017 koru hastanesi'ndeki rezalet

"Bu bebekte yüzde 99 hiçbir sıkıntı kalmayacak."

http://www.haberturk.com/gundem/haber/1509555-ailenin-sorumlu-tuttugu-hastane-bebegi-iyilestiririz

ya mucize yaratacaklar ya da işi taşağa vurdular. her iki durumda da öpülesi bir özgüven.

beyin hasarından bahsediyoruz hastane ben tamir ederim, sıkıntı yok havasında. sonra bu ülkedeki hiçbir boka güvenmiyoruz deyince gene biz kötü oluyoruz.

şeytan

yalancının önde gideni.

bir de kendini göstermeden fısıldar diyollar. öyle olması lazım yani. yolda yürürken önündeki adam cüzdanını düşürdü. kırmızılı boynuzlu moynuzlu bir tip yanında belirip "at o cüzdanı cebe" dese atmazsın icabında, uyanırsın mevzuya.

tarsus'ta aylardır süren gizemli kazı çalışması

elin herifleri tarafından yapılan kazı..

spekülasyon yapalım

incil'de geçen iki tane önemli ceset var

biri son of man.. çok geniş bir ifadeyle anti-christ, bizim nemrut adıyla bildiğimiz nimrod vs.

Matthew 24:28
"For just as the lightning comes from the east and flashes even to the west, so will the coming of the Son of Man be. Wherever the corpse is, there the vultures/eagles will gather."

özeti: cesedi neredeyse oraya kartallar üşüşür diyor. spekülasyona göre diriltme filan mevzuları var veya DNA'sını alma..

diğeri de Musa'nın cesedi
Mikail ve Şeytan Musa'nın cesedi yüzünden birbirine giriyor. yine benzer şekilde düşünülen şey şeytan'ın musa'nın bedenini/dna'sını kullanmak istemesi
Jude 1:9
"But when the archangel Michael, contending with the devil, was disputing about the body of Moses, he did not presume to pronounce a blasphemous judgment, but said, “The Lord rebuke you.”

Musa'nın cesedini "Lord" saklıyor.. (bu kelimeyi tanrı diye çevirmeyi tercih etmiyorum)
Deuteronomy 34:5
"So Moses the servant of the LORD died there in the land of Moab, according to the word of the LORD. 6And He buried him in the valley in the land of Moab, opposite Beth-peor; but no man knows his burial place to this day."

spekülasyon bunlar.. en doğrusunu hökümatımız bilir...

şaka lan şaka.. normal şartlarda hükümete filan sormak lazım tabi de garibim onlar da bilmiyor ki söylesinler..