confessions

chavez

Yazar

  1. toplam entry 1011
  2. takipçi 0
  3. puan 5144

colin kazım richards

galatasaray’ın kendisi için son şans olduğunu kavramış olsa gerek ki, oynadığı futbol her geçen gün güzelleşiyor. arda’nın gidişi onun için sorumluluk alması açısından büyük bir şanstır.
tek yapması gereken, kendini gece hayatına kaptırmadan disiplinli çalışmaya devam etmektir.

rafael nadal

wimbledon’da finalde kaybettikten sonra rogers kupasında 2. turda elenmiştir.
wimbledon’u kaybettikten sonra, "çok çalıştım, kendime ve beslenmeme çok dikkat ettim, ancak bunları benden daha iyi yapan biri varmış." diyerek rakibi djokovic’i övmüştür.
umarım bu filozofluk, kalıcı bir form düşüklüğünden değildir. zira izlemesi en keyif veren tenisçilerden biridir, yazık olur...

bülent arınç

"izdivaç programlarını izlerken midem bulanıyor, kusmak istiyorum." buyurmuş kendileri.
dünya tepetaklak olmuş, suriye tankları sınıra dayamış, ekonomik kriz kapıda, bizim başbakan yardımcısı izdivaç programı izliyor.
bu ülkenin halen batmamasını akp politikalarında falan aramayın. tbmm’nin altında yatır yoksa, ben birşey bilmiyorum.
(bkz:çekirdek de çıtlıyon mu gıııı)

arda turan

türk futbol tarihinde en yüksek bonservis bedeli ile transfer olan türk futbolcu. 12.000.000 euro + 1.000.000 euro bonus karşılığında atletico madrid’in topçusu olmuştur.
bu işten en karlı çıkan taraf galatasaray olmuştur, inanın bana...
arda’nın kötü futbolcu olmasından değil söylediklerim. aksine arda, dayanıklılığını ve şutunu geliştirse avrupa’da oynayacağı takımı kendi seçer. ancak arda, futboldan -daha doğrusu türkiye’de futbol oynamaktan- uzaklaşmıştır.
olası bir sakatlık ya da formsuzlukla geçecek bir sezon daha arda’nın değerini yarı yarıya düşürürdü.
sözün özü, almanya şampiyonunu zirveye taşıyan nuri, real madrid’e 10 milyon’a giderken; son bir kaç yıldır avrupa arenasında olmayan, türkiye’de de varlık gösteremeyen bir takımın, son yılını sakatlıklarla geçirmiş bir topçusu için verilen rakama denecek tek şey vardır. bereket versin...

fenerbahçe nin küme düşürülme ihtimali

fenerbahçe’yi en az 10 yıl futbol sahnesinden silecek olaydır. şöyle ki;
2010-2011 sezonu şampiyonlar ligi şampiyonluk primi
şampiyonlar ligi geliri
önümüzdeki sezonun süper lig gelirleri
sponsorluklar
kaybedilmesi muhtemel yerli ve yabancı oyuncular
fenerium gelirlerinin azalması
kombine gelirlerinin azalması
hisse senetlerinin değer kaybı sebebiyle kredibilitesinin azalması
gibi sebeplerle en az yarım milyar dolar kaybedeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

aziz yıldırım

iddia edildiği gibi olay çok derinlere gidecekse ve aziz yıldırım’ın da bunları açıklama ihtimali varsa; adliyeye giriş ve çıkışlarda çok sıkı güvenlik önlemi alınmalı. oysa seyircilerin arasından ringe çıkan boksör gibi giriyor adliyeye...
suikast ihtimali söz konusu değildir inşallah...

aziz yıldırım

fenerbahçe adına yaptığı herşeyi, 1 haftada çöpe göndermiş insan evladıdır. nasıl bir ruh halidir ki, kendini türk futbolu’nun tanrısı olarak görmüştür. hoşuna gitmeyen yorum yapan kanalın kablolarını kesmekten, "maçların sahada kazanılmadığını öğrendim..." demeye kadar türlü acayiplikler yapmış bir kişidir. ben kendisine şunu sormak isterdim. 20 milyonu aşkın seveni olan bir camiayı bu hale düşürmek için kimden izin almış?
hala, internette, "küme düşsek de başkanımız olarak kalmalı.." diyen hıyarların ne içtiğini bilmek istiyorum.

ekşi sözlük

#975929
konu çanakkale savaşı değil de başka bir savaş olsaydı rumuz pilis tiray egen’in eleştirisi doğru olabilirdi. ancak işin doğrusu şöyledir:
osmanlı imparatorluğu’nda çanakkale savaşı’na kadar eğitimli zümre denilen, istanbul gençliği askere çağırılmazdı. mantığı ise, eğitimli kimselerin sayısının parmakla gösterilecek kadar az olmasıydı. çanakkale savaşı’nda ise gerçekten asker yetersizliğinden askere alınan, hayatlarında değnek bile tutmamış çocuklar tabir caizse telef olmuşlardır.
örnek olarak; o sene mezun vermeyen galatasaray lisesi ve istanbul tıp fakültesi öğrencilerini sayabiliriz...
savaşın sahne aldığı 1915 senesinde bu gençlerin ortalama 20 yaşında olduğunu varsayarsak, cumhuriyetin 10. senesinde 38-40 yaşlarında olacak bu grup, bu ülkeye savaşta şehit olmaktan çok daha büyük faydalar sağlayabilirlerdi.
tabii ki vatan uğruna can vermek mukaddestir, ancak bugün dahi üniversite mezunlarına daha kısa süre askerlik yaptırılmasının da ana sebebi budur.

21 eylül 2010 tophane sanat galerisi baskını

sokakta içki içiliyor diye ellerde sopalar insanlara saldırmış bir güruh salak... e arkadaş, her beşiktaş maçından önce beşiktaş çarşısı ve civarinda bi milyon litre alkol tüketimi var. sizde kibrit kutusu kadar göt varsa, gitsenize oraya!!! bak yaradanına ne kadar çabuk kavuşuyorsun...

cumhuriyet halk partisi

sosyalist enternasyonel’e iki senedir davet edilmeyen siyasi partidir. sosyalist enternasyonal, sosyal demokrat, demokrat sosyalist, ve işçi sınıfı partilerinin ortak olduğu bir ülkelerarası organizasyondur.
yukarıdaki entrylerde belirtildiği gibi, sadece komunist partilerin üye olduğu bir oluşum değildir.
chp bu oluşuma katılabilmek için 6 ok ilkelerinin yanına 27 kasım 1976’daki kurultayda demokratik sol politikanın dayandığı altı kural daha getirmiştir. (özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü, halkın kendini yönetmesi)
kurucusu atatürk, "köylü, milletin efendisidir." diyerek köylüye gaz verme hafifliğinde bulunmamış, üreticiyi kalkınmanın tahtına oturtmuştur.
bazı bilgiçlerin iddia ettiği gibi bolşevik’ten uzak durmamış, kurtuluş savaşı sırasında ciddi rus yardımlarını kabul etmiş ve minnettarlığını ispat için türkiye’nin ilk komunist partisini kurmuştur.
bu toprakların gelmiş geçmiş en büyük devrimcisidir ki, klasik mi politik mi bilmem ama, sapına kadar solcu ve özgürlükçüdür.
chp’nin sosyalist enternasyonel’e davet edilmemesini tetikleyicisi, alman, fransız ve isveçli parlamenterlerin hazırladığı bildiri olmuştur. gerekçeleri, partinin sosyal demokrasi ile bağdaşmayan tutumları olmuştur. devletçilik ilkesi, söz konusu parlamenterlerin afedersiniz ama skinde değildir.
köylü ve işçinin partisi olmazsanız, türkiye’nin ancak %10’una hitap edersiniz ki, bu kesimin büyük bir bölümü de ekonomi bozulmasın, ekmeklerinden olmasınlar diye iktidar kimdeyse ona oy verirler. size de kala kala, şeriat geleceğine inanan bir güruh ile atadan futbol taraftarı gibi körü körüne chp’li olanlar kalır.

cumhuriyet halk partisi

sol tandanslı oldugunu iddia edip emekciden, koyluden, ciftciden, kisacasi halktan bu kadar kopuk baska bir parti yoktur yemin ediyorum. bunun en buyuk gostergesi ise akp’ye oy verene cahil, aptal, koyun vs. yakistirmasi yapmaktir. sosyalist enternasyonal’in chp’yi faşist olarak niteleyip 2 seneden beri davet etmemesi de, akp’ye davet göndermesi de bu yuzdendir. tabii bir de militarist yaklaşımlar...
1938’e kadar üretilen politikaların üzerine şeyim kadar katkı yapamamış, son başarılı icraatını geçen yüzyılın ilk yarısında köy enstitülerini kuran hasan ali yücel vasıtasıyla gerçekleştirmiş sosyete partisidir chp...
genel başkanının oy kullanamaması ile türk siyasi tarihine, belki de dünya siyasi tarihine altın harflerle yazılacaktır. kadrolaşma o kadar gelenekçi ve hiyerarşiktir ki, bu oy verememe konusunda bile sorumluluğu olanlar halen görev başındadır. oysa tayyip’in başına gelseydi bu durum, kadir topbaş’a kadar herkes değişmişti şimdiye kadar...
naçizane tavsiyelerimi sıralayayım şimdi de... aktif olarak siyasaetle ilgilenmemiş birinin tavsiyelerine muhtaçtır bu parti ne yazık ki...
1. atatürk’ü ağzınıza almayın. zira, atatürk sizin tekelinizde değildir. atatürk tüm türkiye’nindir. zaten adını dillere sakız etmekten başka bir bok beceremediniz şimdiye kadar.
2. kemal kılçdaroğlu ile birlikte tüm istanbul il teşkilatı istifa etmeli. istifa etmeli ki halka hizmet konusunu ne kadar ciddiye aldığınızı gösterin. zira şimdi herkes kendi götünü toplayamayan, milletin götünü nasıl toplar diye düşünmekte.
3. genel başkan muharrem ince olsun. zira tayyip’in o akıcı uslupla şekillendirdiği hitabetine ne iki kelimede bir "aaaaa" diyen deniz baykal, ne de 30 yıllık tapu kadastro memuru gibi konuşan kemal kılıçdaroğlu rakip olabilir.
4. kampanya ne hakkındaysa, miting konuşmaları onun hakkında olsun. genel af gibi safsatalarla, rakibe asist yapmaktan vazgeçin. emin olun, miting yerine meydanlarda "neden hayır"ı anlatan bir powerpoint sunumu yapsaydınız daha samimi ve inandırıcı olurdunuz.
5. rakibin doğru yaptığı işleri tüm samimiyetinizle övün. deyin ki, "bunca yıldır hükümetler sağlık reformu gerçekleştirememişti, ama siz tc kimlik nosu ile özel hastanelerde bile tedavi imkanı getirdiniz, teşekkür ederiz."
6. akp’nin tüm yolsuzluklarını tekrar tekrar anlatın. çünkü bu millet, evini soyan hırsızın bulaşıklarını yıkamasına bile şükran duyacak hale geldi. çalmadan da hizmet edilebileceğini bıkmadan anlatın.
7. muharrem ince’nin o meşhur konuşmasının kaydını, şehirlerde kuracağınız dev ekranlarda oynatın.
8. diyarbakır’a, şırnak’a, van’a gidin... halkla kucaklaşın, korkmayın gömleğiniz kirlenmez.
9. bugünden tezi yok seçim hazırlıklarına başlayın. siz de fakir halka yardım edin. bunun da reklamını yapın.
10. kendinize tirajı yüksek olan yandaş medya ayarlayın ama hükümet baskısı yememiş olsun.
11. aklınızı kullanın, adam olun.

bütün bunlar uzerinde dusunup geregini yapmadan iktidar sahibi olmak ancak yatak odasinda mumkun olabilir ki, deniz baykal ayrılmadan önce tam da bunun üzerinde çalışmalar yapmaktaydı.

tahsin berk

bodrum oasis alışveriş merkezindeki begonvil isimli kafenin sahibidir. sol görüş sahibi, 80’lerin fikir suçlusu, 46 yaşında olan tahsin berk, aynı zamanda sıkı motorsiklet tutkunudur. satmadıysa 1974 model bir vosvos’u vardır ki, sadece 15.000 km’de olan araca binmeye değil bakmaya kıyamazsınız. iki yabancı dil konuşur. bakmayın siz onun fotoğraflarda muhtar adayı gibi göründüğüne... fiziği ile olmasa bile hayat tarzı ve dünya görüşü ile birçok kadını taşıyabilir.
zeynep casalini ile de büyük bir aşkla evlenmişlerdir. haa, ne kadar sürer? orasını müneccimlere sormak gerekir.
(bkz:biliyorum da konuşuyorum)
0 /