confessions

arh negatif

Yazar

  1. toplam entry 225
  2. takipçi 0
  3. puan 1525

yaran fıkralar

imam birgün namazda gaz kacırır
çok utanır hemen karısını alıp
köyü terk eder.aradan 20 yıl qeçer
imam köyünü özler kalk hanım
gidelim benm olayı herkez unutmuştur
söyle bi yoklarız unutmamışlarsa geri
geliriz der. köye yaklaşırken çobanı
görüp sorar bu köylümüsün. he der çaban. kaç yaşındasın evladım, bilmiyorum amca ama
imamın ossurduğu sene doğmuşum deyince
imam karısına döner kalk hanım kalk.
bizim göt tarih olmuş.

fıkra

kaliteli şarap üreten ünlü bir firmada çalışan çeşnicibaşı ölür, yerine yenisini... bulmak için ilan verilir. ilanı gören kirli görünümlü, saç baş dağınık, tam bir ayyaş başvurur. patron; bir taraftan paspal görünen bu adamı başından nasıl defedeceğini düşünürken, diğer taraftan da onu sınamaya karar verir. ona içmesi için bir bardak şarap verirler. sarhoş adam bardağı kafasına diker;
— muscatel kırmızı üzüm!! güney yamaçlarda büyümüş, 3 yıllık ve çelik kaplarda olgunlaştırılmış…..
patron şaşırır:
— doğru! der ve ikinci bardağı uzatır. bizimki yine bardağı kafasına diker ve dilini şapırdatır;
— bu da güney-batı eğimli yamaçlarda yetişmiş cabarnet kırmızı!!!, 8 yıllık ve meşe varillerde saklanmış…
şaşkınlığı daha da artan patron:
— doğru! der ve sekreterine göz kırparak bir şeyler ima eder. patronunun ne dediğini anlayan sekreter doğru tuvalete gider ve beyaz şaraba çok benzeyen bir bardak dolusu idrarla geri döner. bizim sarhoş düşünmeden bu bardağı da kafasına diker:
— hımmm.. bu bir sarışın!! hem de26 yaşında ve üç aylık hamile!! eğer bu işi bana vermezseniz babasının adını da açıklarım...

muhteşem yüzyıl

insanların olayları abartmakta rekor kırdığı,emeğin göz ardı edildiği,gerçeklerle yüzleşmekten korktuğumuz için engel olmaya çalıştığımız muhteşem dizi.her yönüyle çok güzel ve keyifli bir yapım olmuş.izlenilmesini şiddetle tavsiye ediyorum.

yaran fıkralar

bir gün 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak için doktora gider. doktor adama bir kavanoz verir ve:
- ’bunu doldurup yarın bana getirin’ der...
ertesi gün ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. doktor kavanoza bakar ve boş olduğunu görür ve sebebini sorar. ihtiyar anlatmaya başlar:
- ’doktor bey, dün gece sağ elimle denedim olmadı, sol elimle denedim gene olmadı. karımı çağırdım, o da sağ ve sol elleriyle denedi, ağzıyla denedi önce dişini çıkararak sonra dişini takarak denedi gene olmadı. baktık olacak gibi değil komşunun karısını çağırdık o da iki elini ve ağzını denedi gene olmadı, deyince doktor kendini tutamamış:
- ’naaptınız, komşunun karısını da mı çağırdınız’ diye sormuş.
ihtiyar yanıtlamış:
- ’napalım, açamadık şu lanet kavanozu bir türlü kapağımı çok sıkmıssınız.’


yaran fıkralar

üç amerikan askeri iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
’kahrolsun amerika’diye ses duyarlar. etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler.
bunun uzerine iraklı bakkal amcaya ’bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.
askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. derken aklına cami imamlarının papağanı
gelir. hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve ’hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim’der hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :’biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? ’
amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
’kahrosun amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-kahrolsun amerika!
(ses yok)
-kahrolsun amerika!
(ses yok)
-kahrolsun amerika!
papağan dile gelir
-amin ey cemaat

yaran fıkralar

kızla oğlan fındık bahçelerinde fingirdeşiyorlar, kız kaçıyor oğlan
yakalıyor falan. oğlan işi daha ileri götürmek istiyor.
-bak kız!bu finduk bahçesi emucamundur.yeminim var dalını kıranı yakalarsam...
kız fingirdeyerek bir dalı tutar ve,
-ben ha bu dali kıracağum.
-kız yapma bak vallahi yeminim var diyorum.
-olsun kıracağum.
-yapma bak sonu kötü olur.
-kıracağum.
ve çaaaat! e sonrası..... yemin yerine getirilir. ordan kalkarlar ve yine
fingirdeşerek bir başka bahçeye gelirler. oğlan;
-ha bu bahçe dayimindur. valla yeminim var bu bahçeninde dalini kiranu...
-öylemiii ben bu dali kiracağum.
-yapma kız bak yeminim var dedim sağa.
-kiracağuuum
ve çaaaat...ve yemin yine yerine getirilir. bu böyle bir kaç kez daha
tekrar edilir. halamın bahçesi, dedemin bahçesi diye ama oğlanın feri
kesilir. yine bir bahçeye gelirler kız yine bir dalı tutar ve;
-ben ha bu dalida kiracağum.
-e kirarsan kir.ha burasi vakif malidur ben karışmayrum

yaran fıkralar

japon’un biri,rize’de bir kahveye girmis ve herkese kafa tutmuş :
-’var mı aranızda delikanlı?
varsa çıksın dışarı...’
temel kapıya doğru yürümüş,
-’çıkıyorum ulan !
görelim bakalım erkekliğini...’
birkaç dakika sonra, temel ağzı burnu dağılmış bir vaziyette,kahveye geri dönmüş...
peşinden de, japon kasılarak içeri girmiş
ve kahvedekilere temel’i göstererek :
-’ona, ’toyokumi’ ustanın, ’katakori tekniğiyle’ vurdum.
ertesi gün japon yine gelmiş. yine meydan okuma.
yine temel’den rest. ve birkaç dakika sonra kapıda yine,
ağzı burnu dağılmış bir temel.
ve peşinden kasılarak yaptığı oyunu açıklayan japon :
-’ona, ’kuyotomi’ ustanın, ’kihotomi’ tekniğiyle’ vurdum.
ertesi gün yine aynı hikaye.
dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmiş temel ve
hergün değişik bir stil kullanan japon :
-’ona, ’toyohama’ ustanın, ’kimanto’ tekniğiyle vurdum.’
-’ona, ’tiyotoki’ ustanın, ’kohimato’ tekniğiyle vurdum.’
.............. derken,
bu böyle bir hafta devam etmiş.ve sekizinci gün,japon yine kahveye gelip,
yine herkese kafa tutmuş.
japon’ un restini gören yine temel olmuş tabii...
birkaç dakika sonra, herkes yine suratı dağılmış bir temel beklerken bu kez japon,ağız burun dağılmış, hoşaf!kanlar içinde kapı da belirmiş.
temel’de hemen arkasından girmiş içeriye,
japon’u göstererek :
-’onu,’toyota’ nın ’krikosuyla’ dövdüm’ demiş...

yaran fıkralar

gümrük kapısından bir ingiliz, bir fransız, bir türk geçmek için bekliyorlarmış. gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış.
önce ingiliz’in valizine bakmışlar. içinden 7 adet don çıkmış.
-’niye 7 tane?’ diye ingiliz’e sormuşlar.
o da:
-’haftanın yedi gün var. hepsi için bir tane. pazartesi, salı, çarşamba...’ demiş.
-’vay be! helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki.’
sıra fransız’ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don.
-’7’yi anladık da niye 8?’ diye sormuşlar.fransız:
-’pazartesi, salı, çarşamba... hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım’ demiş.
-’vay be! adamlardaki temizliğe medeniyete bak!’ demiş görevliler.
sıra temel’e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don.
-’vay be! ne varsa bizim insanımızda var. şu medeniyete, şu temizliğe bak!’ sormuşlar:
-’neden 12 adet?’
bizimki cevap vermiş ’ocak, şubat, mart,......’




enharista

çay bardağında
bırakılan dudak payı
kadar bile
uzak kalamam
gözlerine

yakın olsun isterim
ellerime ellerin
yanındaki beton binaya
yaslanması gibi
köhne bir evin

seni bir çivi
gibi çaktım
çünkü beynime
ve toplayıp
bütün kerpetenleri
attım denize...

enharista

hayattaki mucizeme;

şimdilerde hüzünlü biraz;yeni yaşdan mıdır,hayattanmıdır bilinmez.her şeyin bi insana bu kadar yakışması olacak şey değil.rabbim özene bezene yaratmış.onu düşünmenin bile insana umut verdiğini,huzur verdiğini bilmek nasıl mutluluk verici.eşsiz bir varlık o.varlığı için kime teşekkür etsem bilmiyorum.

bugün bütün ülke kutluyoruz onun aramızda oluşunu.sevmek için bahneye ihtiyaç duymadığım tek insan.söyleyecek o kadar söz var ki onun için hangi birini söylesem diğeri eksik kalır.varlığınla ömrüme bahşettiğin güzellikler için,elimi uzattığımda orda olduğun için,gamzelerin için,koşulsuzluğun için,her şey için...her şey için...

doğum günün kutlu olsun meleğim.iyi ki varsın.dostumsun,dünyamsın...

yaran fıkralar

ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. dünyanın bu en büyük alışveriş merkezinde her şey ama her şey satılmaktadır.

patron sorar:
- daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
- evet köyümde bu işi yaptım. patronun gözü çocuğu tutar:
- iyi, yarın başlıyorsun.

ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına alır;
- evet, bugün kaç satış yaptın?
- bir!
- ne bir mi? diğerleri 20-30 satış yaptlar, nasıl bir? kaç dolar tuttu peki?
- 320.334 usd doları. patron şaşırır ve sorar:
- nasıl becerdin bunu?

- adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım.adama nerede balık tutacağını sordum.
kıyıda diyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. tekne bölümüne indik ve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattım.
vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince son model 4x4 bir jeep sattım.

patron kendinden geçer:
- ne diyorsun, bütün bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın? genç çocuk cevap verir :
- yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti... ben de ona şöyle dedim:
" hafta sonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git..."

....

0 /