confessions

akhillius

Yazar

  1. toplam entry 2350
  2. takipçi 1
  3. puan 6023

alkol

saglik komisyonu uyariyor!..

alkol , icmeyi sevenler icin faydali ve koruyucu bilgiler ...




alkol alimina bagli bozukluklar, nedenleri ve cozumleri:

belirti: ayaginiz islak ve soguk.
sebep: kadeh yanlis aciyla tutuluyor.
cozum: kadehin agizini yukariya gelinceye kadar cevirin.
------------------------------
belirti: onunuzdeki duvarda avizeler var.
sebep: zeminde yatiyorsunuz.
cozum: vucudunuzu zemine 90° aci yapacak sekilde konumlandirin.
-------------------------------------------
belirti: zemin bulanik gorunuyor.
sebep: bos bir kadehe bakiyorsunuz.
cozum hemen kadehi sevdiginiz bir icecekle doldurun.
----------------------------------------
belirti: zemin hareket ediyor.
sebep: surukleniyorsunuz.
cozum: en azindan sizi nereye goturduklerini sorun.
------------------------------------------
belirti: ne zaman birisi konussa kulaginiz yanki yapiyor.
sebep: kulaginizi kadehe sokmussunuz.
cozum: kendinizi maskara yapmayi birakin!
------------------------------------------
belirti: oda sallaniyor, herkes beyaz giyinmis ve muzik sanki tekrar edip duruyor.
sebep: ambulanstasiniz.
cozum: hareket etmeyin. uzmanlar geregini yapar.
----------------------------------
belirti: babaniz ve kardesleriniz yabanci gibi bakiyor.
sebep: yanlis evdesiniz.
cozum: evinizin yolunu sorun.

serefe

yaran fıkralar

bir mafya babası evli bir kadınla ilişki kurmuş. bir gece kocası yok diye kadının evine gitmeye karar vermiş ve adamlarına "ben içeri girdikten sonra hemen büyük bir branda ayarlayın ve pencerenin hemen altına dört ucundan gerin" demiş.

sonra da ne yapacaklarının talimatını vermiş: "kadının kocası gelirse kapıyı bir kere çaldırın, ben aşağıya atlayacağım, yakalanıp raconu çizdirmeyelim... tamam mı?"

adamları, "başüstüne patron" demişler. mafya babası kadının evine girmiş, tam yatağa uzandığı anda evin kapısı çalınca bizimki kendini tereddütsüz pencereden donla 4. kattan aşağı fırlatmış. kadın üzerine alelacele bir şey alıp kapıyı açmış ki karşısında patronun adamlarından biri...
"yenge" demiş adam mahcup bir şekilde önüne bakarak,
"patrona söyle branda bulamadık!"

otistik

otistik çocuklar okulunda rehber öğretmen olarak çalışan birinden yaşanmış olay ; okulda rehber öğretmen olarak çalışan bir öğretmen musa..
okulun öğrencilerinden bir otistik çocuğun ailesi, bir gün musa öğretmene dert yanıyor; çocukları normalde çok su içmesine karşın; 3 aydır ağzına bir damla su koymuyormuş.
’’hocam, bize bişey söylemiyor... bir de siz sorun..’’ diyorlar. musa çocukla konuşuyor..
anlaşılıyor ki; bir gün öğretmen sınıfta:’’ atatürk ölmedi, yüreğimizde yaşıyor.’’ demiş... ve küçük çocuk da, atatürk boğulmasın diye, su içmeyi bırakmış...sırf bu yüzden tam 3 ay boyunca su içmemiş..ne yapsalar, çocuğu ikna edememişler.musa, çocuğu yanına çekip, demiş ki;’’biliyor musun, atatürk çok iyi bir yüzücüdür..’’
bundan sonra, küçük çocuk su içmeye başlamış...

aklında bazı şeyleri yitirmiş olsalarda nasıl bir önder sevgisi barındırdıklarının yegane kanıtı.

imphotep

#855215 sonunda açıkladı. bizde türk halkı olarak rahatladık. artık bundan gayri enflasyon teğet geçse, cari açık artsa, amerika istila etse, rusya sıcak denize gelse nafile. artik bir ibinemiz var. huzurluyuz mutluyuz. haklı gururluyuz. evet.

gelin kaynana monologları

gelin:
sabun koydum leğene
bak başıma gelene
ben kadar taş düşe
kaynana senin tepene

kaynana:
gelin seni oyarım
sen hizmetçi ben hanım
seni evden kovarım

gelin:
balon gibi kaynana
çıkmış spor yapmaya
koymayın sakın helvaya
şişmanlıktan patlıya

kaynana:
kartal sinek avlamaz
köpek kuşa havlamaz
aklı olan gelin
kaynanaya hırlamaz

gelin:
ey varvara varvara
ayva doldur şalvara
azmış dişlek kaynana
tırmanıyor düz duvara

kaynana:
ben yaylada kışlarım
türlü nakış işlerim
pis gelini görünce
dayanamam dişlerim

gelin:
kaynanamın kelini
gelin verir yemini
dırdır etme kaynana
akrep soksun dilini

kaynana:
gelini sevmeli
ayda bir görmeli
gördün mü sövmeli
azınca dövmeli

imphotep

birgünlüğüne doğum günü çocuğudur. kendisi için hayırlısı neyse o olsun. bir yaş daha gençlikten uzaklaşmıştır. zamanın ne kadar çabuk geçtiğini unutmayıp dolu dolu yaşasın inşaallah. her daim güzellikler/iyilikler/saflık/temizlik onunla olsun. kendine iyi davran zıbıdı.

kimler var

bitterend (2. nesil bilgic)
fasa fiso (gammaz)
stella (2. nesil bilgic)
huni delisi (2. nesil bilgic)
fastjunkie (2. nesil bilgic)
redcrow (2. nesil bilgic)
bb (3. nesil bilgic)
akhillius (3. nesil bilgic)
bi de bu eksikti (3. nesil bilgic)
newsted35 (3. nesil bilgic)
tamu (3. nesil bilgic)
chatter (4. nesil bilgic)
düğmeburun (4. nesil bilgic)
el menzile beynel menzileteyn (4. nesil bilgic)
zeytin dalı (4. nesil bilgic)
lenore (4. nesil bilgic)
sitare (4. nesil bilgic)
git bi cay koy (4. nesil bilgic)
valequentill (4. nesil bilgic)
nickten yana sansım yok (4. nesil bilgic)
dayanikli ev kizi (4. nesil bilgic)
deborah (4. nesil bilgic)
carderplanet (4. nesil bilgic)
mademoiselle carole (4. nesil bilgic)
abdurrezzak bin reloaded (5. nesil bilgic)

tam diyecektim ki abanın gençler. ama gözüm ikinci sıraya takıldı. ne jedi ne moderator ne başka bir şey var dicektim ki gordum. bir git yat uyu. ne bilem çık gez bişicikler yap bea.

entry kasmak

kasıyorum entry’imi
yapıyorum şeklimi
bekliyorum oyumu...
gelmedi mi ?
kasıyorum entry’imi
yapıyorum karizmamı
geçiyorum karşısına bekliyorum oyumu
gelmiyor mu?
kasmıyorum entry’imi
kalkıyorum başından sözlüğün
sigigit gidip koyuyorum çayımı
olmuyorum mutlu

yaran fıkralar

kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına çıkmışlar. bir süre yiyip-içip eğlenmişler.doğal olarak paraları çabucak tükenmiş. iş aramışlar ve bir çitlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar. bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak "size daha kolay bir iş vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş .

"bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş.fakat bizimkiler çok yavaş çıkmışlar, "bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür" tartışmaları ile işleri aksatmışlar. onları gözleyen kahya yanlarına gelmiş, "siz türkiye’de ne iş yapıyordunuz? " diye sormuş. bizimkiler "gazeteci" ve "akademisyen" diye cevaplamışlar. kahya, "belli belli, sizin türk aydını olduğunuz belli" demiş."çok iyi bok atıyorsunuz ama iyi ve kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz! .."

farkında olmalı insan

kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı.
farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...
bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını
fark etmeli.
anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını
ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını
fark etmeli.
şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu
fark etmeli.
henüz bebekken ’dünya benim!’ dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı
olduğunu, ölürken de aynı avuçların ’her şeyi bırakıp gidiyorum
işte!’ dercesine apaçık kaldığını
fark etmeli.
ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
baskın yeteneğini
fark etmeli sonra.
azraillin her an sürpriz yapabileceğini,
nasıl yaşarsa öyle öleceğini
fark etmeli insan
ve ölmeden evvel ölebilmeli.
hayvanların yolda kaldırımda çöplükte
ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini
fark etmeli.
eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en güzeli) olduğunu
fark etmeli.
ve ona göre yaşamalı.
gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü
fark etmeli.
evinde 4 kedi 2 köpek beslediği halde
çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını
fark etmeli.
eşine ’seni çok seviyorum!’ demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü
fark etmeli.
dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka
sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu
fark etmeli.
zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek
kırıntılarını yemekte gizlendiğini
fark etmeli.
fark etmeli.
ömür dediğin üç gündür,
dün geldi geçti yarın meçhuldür,
o halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür.

bilgi sözlük

ne ekşisi ne tatlısı her zaman burası. gidin başka sözlüklere inanınki bu kadar rahat bir ortam bulamassınız. o kendini bilmez ekşi sözlükte yazar alıyorlarmış koş koş hanımcılar varya gittikleri gibi geri gelecekler ya ben ona üzülüyorum. sonuçta kolay kolay bırakılamayacak bir yerdir. meyve veren ağaç taşlanır misali bir yerdir. iyidir, güzeldir, şahanedir. bu kadar güzel bir yer varken niyekinedir ki başka bir yerlere gidip oralarda bir şeyler aramak falan filan. elbet anlaşılacaktır oraların değil buranın kalıcı ve onlarda daha sıcak bir ortamı olduğunu. saygı ve sevgi daha fazladır bence burada. başka yerlerde sizleri direkt olarak ezerlerken aşağılarlarken burda içlerine alıp bağırlarına basmaktadırlar ama bunu anlamayıpta kaçan göçen arkadaşlar varya yazık olacaktır elbet ama yapacakta bir şey yoktur. saygı duyuyoruz onlarada. her zaman böyle olmuş her daim de böyle olacaktır.

dünya nüfusu

dünya nüfusunu, mevcut halklarin nispetlerini muhafaza ederek, 100 kisilik bir köy kadar küçültebilseydik bu köy söyle olacakti:
57 asyali:
21 avrupali,
14 amerikali (kuzey,orta,güney)
ve 8 afrikali
bunlarin 52’si kadin , 48 i erkek olacakti
30 beyaz , 70 beyaz olmayan,
30 hiristiyan, 70 hiristiyan olmayan,
89 heteroseksüel , 11 homoseksüel
6 kisi bütün servetin % 59 una sahip olacakti ve bunlarin hepsi abd kökenli olacakti.
20 kisi iyi evlerde yasayacakti,
30 kisi okuma-yazma bilecekti,
1 i ölmek üzere , 1 i de dogmak üzere olacakti.
1 kisi bilgisayar sahibi,
1 kisi de (evet, sadece 1 kisi) üniversite mezunu olacakti.
simdi sunlari göz önünde bulundurun:
bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile, aç kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.
tutuklanmaktan , iskence görmekten yahut öldürülmekten korkmadan ibadethaneye gidebiliyorsaniz 3 milyar kisiden daha iyi bir sansa sahipsiniz.
buzdolabinizda yiyeceginiz , üzerinizde elbiseniz ve basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa,
dünyadaki insanlarin % 75 inden daha zenginsiniz.
bankada ve cüzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8i arasindasiniz
anneniz , babaniz sag ise, siz bu dünyada nâdir kisilerden birisiniz.
birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi, çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.
paraya ihtiyacin yokmus gibi çalis .
kimse seni üzememis gibi sev .
kimse seni seyretmiyormus gibi danset .
kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle .
bu mesaji dostlarina gönder .
göndermezsen hiçbir sey olmaz.
gönderirsen, belki bunu okuyan birisi gülümser……
veya……
sen gene her zaman yaptigin gibi nereye oldugunu bilmeden, kan ter içinde kosmaya ve hayattan sikayet etmeye devam et

imphotep

#855721 entry’sinden daha ilk dakikada kendisini yanlış tanıtan sapık adam. ben burdan pistazie seslenmek istiyorum. ona yanaşma sapıkın teki bak hemen nasıl asıldı sana. boşver sen gel böle.

atasözü

şöyle yenileri gelmiştir belki;

1-parasız, kocasız, kararsız kalmayacaksın !
2-hayatın dikiş yerlerinden atmasına izin verme.unutma, iğne de senin elinde iplik de.
3-iktidarsız erkeklere duyurulur. bol bol su için.suyun kaldırma kuvvetinden yararlanın.
4-anadan duymayan kız öğüt almaz, babadan görmeyen oğul sofra kurmaz.
5-tanrı çarşaf giymemizi isteseydi bizi yatak olarak yaratırdı.
6-hayatı çocuk gibi yaşamaya bak. en ufak şeylere sevin, çığlık at, en büyük dertlere saf saf bak.
7-cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ölüme götürür.
8-aşk bir kum saati gibidir. kalp dolarken beyin boşalır.
9-zengin parasıyla, fakir karısıyla oynar.
10- erkekliğiyle övünüp durur tüm erkekler, oysa hepsi kadından doğmuştur.
11- iyi arkadaşlar iç çamaşırı gibidirler ayıpları kapatır. daha iyi arkadaşlar prezervatif gibidirler, seni daima korur. daha daha iyi arkadaşlar viagra gibidirler düşeni kaldırır.

mail’den alıntı.

host köpek

küçükken annelerimiz,teyzelerimiz, yengelerimiz, vb. yeni bir bilezik aldıklarında nedense kapıda bir köpek belirir ve onlarda hep bilezik hangi ellerinde ise, o eliyle köpeğe doğru host köpek, pis köpek, det köpek derlermiş. nedense bunu da eve gelip hep anlatırlardı. ne garip değil mi...

niye ben

brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı.bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. tırmanacakları yere vardıklarında,neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. tüm korkularına rağmen, brenda azimliydi. emniyet kemerini takti, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.

bir süre tırmandıktan sonra, nefeslebilecegi bir oyuk buldu.. orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kisi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. aniden boşalan ip, hızla branda nın

gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve brenda artık bulanık görüyordu. ümitsizlik içinde brenda, lensini bulması için allah’a dua edebilirdi yalnızca. ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı.

"allahım! sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildigin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. onu bulmama yardım et."

patikalardan yürüyerek aşağı indiler. aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler.içlerinden biri "aranızda lens kaybeden var mi?" diye bağırdı.

brenda’nın sonradan ögrendigine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavasça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmisti.

eve döndüklerinde brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa bunları yazacaktı:

"allahım! bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum.bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar agır. ama istedigin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..."



"bu yükü niye taşiyorum" demeyin.....

her şey seninle başlar

kitap iki yılda beşyüzbin okura ulaşmıştır. içinde şöyle unutulmayacak bir bölüm vardır;

çaresizsen,çare sensin!
hayatı "çaresizliklerle" dolu bir adamin öyküsüdür!

* yedi yaşında babasını kaybetti ve yetim kaldı
* sekiz yaşında okuldan alındı ve köyde yaşamaya başladı
* on yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde yeni okulundaki öğretmeninden dayak yedi
* on yedi yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için not ortalamasını tutturamadı
* yirmi dört yaşında tutuklandı.günlerce sorguya çekildi ve iki ay tek başına bir hücrede hapis yattı
* yirmi beş yaşında sürgün gönderildi
* yirmi yedi yaşında kendisinden bir yaş büyük rakip meslektaşı kahraman ilan edilirken, o hiç önemsenmedi
* otuz yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti
*otuz yedi yaşına böbrek hastalığından viyana’da iki ay hasta ve yalnız yattı
* otuz yedi yaşında komutan olarak atandığı ordu dağıtıldı
* otuz sekiz yaşında savunma bakanı tarafından görevinden atıldı ve hakkında tutuklama kararı çıkarıldı
* otuz sekiz yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bilem yoktu.ihtiyaç duyunca başkasından ödünç aldı ve cebinde sadece seksen lirası vardı
* otuz sekiz yaşında beş arkadaşından üçü, bir seçimde onun için oy vermedi
* otuz dokuz yaşında idam cezasına çarptırıldı!

sonra mı ne oldu?
kırk iki yaşında türkiye cumhuriyeti cumhurbaşbakanı oldu.
bu öykü efsanevi lider mustafa kemal atatürk’e aittir.

şimdi düşünün.sizin başarınızdaki engel ne?
paranız mı yok? atatürk’ün de yoktu.
saglınız mı bozuk? atatürk’ün de bozuktu.
çevrenizde sizi çekemeyenler mi var? atatürk’ün de vardı.
aileniz çok zengin değilmiydi? atatürk’ün de değildi.
amirleriniz hakkınızı mı yiyor? atatürk’ün de başıan gelmişti.
sizin karşınıza çıkıpta atatürk’ün karşısına çıkmamış bir engel varmı?
unutmayın!
çaresizseniz, çare sizsiniz!
her şey sizinle başlar.
hayatta ya tozu dumana katarsınız, ya da tozu dumanı yutarsınız!
seçim sizin!!!

acımak

başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek.tadı acı duruma gelmek gibi anlamları vardır.

acımak aslında insanın içinde barındırdığı merhamet duygusundan kaynaklanmaktadır. kimisi acır kimisi boşver der ve geçer gider. hassasiyet herkezde farklı bir hal almıştır her ne kadar karşındaki kişi sana kötü bir şey yapmış olsa bilem öncede kötü hale düştüğü zaman umursamamak insanlığa sığmaz. hümanist olanlar daha çok bilirler bu duyguyu nedeni olmadan yaparlar hep.

yaşadıkça kişi daha çok şeyler görür hayatta ya semsert olur karşında gelişen olaylara ya da bir yerlede düşünen, konuşan ve acıyan bir yanı vardır elbet.

masallardan çıkarilacak dersler

sinderella: hatun kısmısının gece 12den sonra sokakta işi yoktur

uyuyan güzel: bir kız kendisini öpen ilk erkekle evlenir ve onunla sonsuza kadar mutlu yaşar.

hansel ile gretel: masal kahramanlarının sayısı arttıkça iq’ları
düşer... çukulatadan evler yenmemelidir.

kırmızı başlıklı hanım kız: sokakta her gördüğün zibidiyle konuşma.

çirkin ördek yavrusu: ortaokulda size imalı bakışlar atan gözlüklü tombul kızla/çocukla dalga geçip aşağılamayın, bir beş sene sonra afet olur ağzınız açık kalır ağlarsınız.

ali baba ve kırk haramiler: password’ler iyi saklanmalı onun bunun yanında bağırarak söylenmemelidir.

alice harikalar diyarında; her bulduğunu ağzına sokma.

heidi;akıllı kızlar patikalarda neyin keçi kovalamazlar.

allaaddin: sokakta her bulduğunu karıştırma!

pamuk prenses: hiç tanımadığınız biri size elma verirse sakın yemeyin !

rapunzel: bir kuleye kapatıldıysanız kaçmak için saç uzatmayın uçmayı öğrenmek daha kısa sürer.

pinokyo : baban marangozsa asla yalan söylemeyeceksin.......

kimler var

hercules (2. nesil bilgic)
imphotep (2. nesil bilgic)
bb (3. nesil bilgic)
revenant (3. nesil bilgic)
akhillius (3. nesil bilgic)
mitili (3. nesil bilgic)
rutubet (3. nesil bilgic)
cihanmusul (4. nesil bilgic)
poetisa (4. nesil bilgic)
kekec (4. nesil bilgic)
busee (4. nesil bilgic)
orion (4. nesil bilgic)
nickten yana sansım yok (4. nesil bilgic)
bourbon (4. nesil bilgic)

plan şu; geçirin ulan sözlüğü ele. niohahahahaha. evet.

ingilizce

ello!can friendim.my abuzıttın..
how are you friendim.çoluk çhildren how.best’tir inşallah.my’a question sorarsan best’im allah’a şükür.world işte yuvarlanıp going’im.my mother what yapıng.keyfi beatiuful’dur inşallah.epeydir my mother’le no speaking.eğer my mother’i see çok selam song.la friendim my father what yapıng.gine coffeehaneyegoing mi? he friendsleriyle coffeehanede okey and batak playing mi?he’ye song sakın yenilmesin.my brodher’in chıldreni olmuş.boy mu girl mi olduğunu no bilmeking.childrenin boy mu girl mi olduğunu my’a song. my school da baya beatiuful going işte.school’un başından beri english lesson seeing.english’ı söktüm.i’m speak english şakır şakır.your’a söz verdiğim gibi.mail’ime son verirken your’un gözlerinden kiss.your’u çok özledim.hele bi swim olsun my comeing inşallah.

çay

bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçegi gösterir hayatımızdan bir kesittir.çayın alt demliği "kaynanadir" sürekli kaynar durur. hatta: dikkat edilmezse taşabilir. üst demlik " gelindir". alt demlik kaynadıkça onunda hareketi artar. ama zamanla da olgunlaşır ve demlenir.... ..."gelinin kocasi" ise bardaktır. her iki çaydanlıktan da yeterince nasibini alır. biraz kaynana doldurur onu; birazda gelin... bu nedenle de denge unsurudur. açık yada demli çayın hoşa gitmemesi bundandır.... . "çocuklar" çayın şekeridir. tat verir. çok şeker çayın lezzetini bozar. şekersiz çaya alışanlara ise bir tanesi bile... fazla gelir..... "görümce" ise çay kaşığıdır. arada bir gelir; karıştırıp gider.... "kayinpedere gelince" o da " çay tabağı"dır. çayın demine, suyuna karışmaz; bir kenarda lök gibi oturur. sadece dökülenleri toplar ve çevreye zarar vermesini engeller. ancak; ara sıra boşaltılması gerekir, yoksa taşıp herşeyi berbat edebilir. "çay süzgeci" ailenin sahip olduğu değerlerdir. aileyi dış müdahalelerden korur.delikler büyük olursa ! çayın tadı kaçar. suyu isıtan
"ateş" ise hoşgörüdür. o olmadan çay da olmaz. kisacasi bir bardak çay "ailedir"
ve ağız tadıyla içilen bir bardak çayın üstüne yoktur..

hocam

ilkokul sıraları: canım örtmenim!
ortaokul sıraları: hocacıgım!
lise sıraları: hoca!
universite sıraları: bu kim la!
lisans zamanı: bakarmısınız!
doktora zamanı: beyfendi!

vazgeçmemekten vazgeçmek

her şeyi boşvermek gibidir. hayata artık eskisi gibi bakmamanın bir farklısıdır. bazı önemsiz şeylere bakmassınız olağan kötü duruma geldiğinde vazgeçersiniz ondan. sonra bir an gelirde tak eder de işte o zaman vazgeçmeme vaktidir.didinip durursun daha güzel olsun diye.

her şeye farklı bakış açıları yakalarsın ama takat de yavaş yavaş suyunu çekmeye başlar. bir zaman gelirde "hade len ordan" dersin ve vazgeçmediğin her şeyi yüz üstü bırakıp gidersin. kişinin içinde dünyaya bir küfür sallamak gelir nedensiz/nedenli.