türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi

ne milletinde ne de yöneticilerinde türkiye'yi düzeltebilecek zihniyet yok. zihniyetlerini değiştirme isteği de yok. o yüzden düzelmesi zor.
insanlarin devlet televizyonlarindan haberleri takip etmeleri ve en ufak bir kötü olayda yayın yasağı getirilmesidir. biz metropollerde yaşayanlar bazı şeylerin farkında olabiliyoruz. ya taşrada yaşayanlar? onlara sağlıklı bilgiyi kim verecek? bu düzen sürdüğü müddetçe hiç bir kötü şeyi asla düzeltemeyiz.
platon zamanında çok net açıklamıştır:
demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. demagoglardan da diktatörler çıkar.
demokrasi despotluğa dönüşür.
demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. halk övülmeyi sever. onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.

şimdi bir kısır döngüdeyiz. halk böyle oldukça kötü yönetim sürecek, kötü yönetim sürdükçe de halkta buna dur deme bilinci oluşmayacak.
çünkü herkes sadece isyan ediyo icraat yok. yönetenlerden hayır yok diyolar,muhalefet yetersiz diyolar bi şey yapın be kardeşim şu lafı milyon kez duymaktan sıkıldım artık. bi tane babayiğit yok mu. yöneticileri de hayırsız vatandaşı da
yapılan tek şey eleştirmek neden olmuyo neden kimse birşeyler yapmıyo demek! kimse! ne demek kardeşim biz kimiz biz neden yapmıyoruz er ya da geç bu toprakları seven insanlar bir şeyler yapacak elbet gün doğacak
sebebi tamamen zihniyet meselesi bunun düzeltimesinin yolu da eğitimden geçer. gerçekçi ve çağa uygun eğitim düzenlemeleri olmadan düzelmesi zor.
icraat olmaması bunlardan biri değildir. kötü yönetimden, hırsızlıktan, yolsuzluktan memnun olmayanların pek çok icraatleri vardır. bunları halka kanıtlamak için çok şeyler de yapılmıştır. ana muhalefet partisi lideri elinde kanıtları ekranlarda sallarken "liderlik vasfı yok bir kere" diyerek kanalı değiştiren de biziz, 17-25 aralığı unutan da biziz. halktan gönüllü bir grup kimsenin oyu çalınmasın diye okul kapılarında oyumuzu korurken onları tartaklayan yine biziz. eylem yapanlara terörist diye bağıran da biziz.
de ki halk hak etmiyor, eyvallah. anlamıyor, eyvallah. ama icraat yok deme. taş olursun.
çok eğitimsiz halkımız ve yeryüzünde eğitimi bu derece reddeden baskalari varmıdır bilmiyorum. suriyeli çocuğu yere çarpan adam en yakın örnek. mahkemeye goturulurken korkudan üç buçuk ata ata kameralara özür diliyor. böyle insanlar olduğu surece gelişmek bize hayal.
eğitim denen şeyin sadece okulda ezberlemekle alınacağını zanneden, bu zamana kadar oluşturulmuş yasalar kurallar çerçevesinde bir şeyler yapılıp onun dışında hiç bir sonuç alınamayacağına inanan dünyaya at gözlüğüyle bakan insanlarımızın az fakat onların yalakası olan kişilerin fazla olmasındandır.
insanlarımızın belli bir kesiminin durmadan güdülme isteğindendir bir siyasetçiye bağlandı mı onu hiç bırakmaz ne kadar yanlışı olursa olsun tek doğru o dur gerisi yalan bunu sebebi de demokrasiyi kavrayamamış olmasındandır sonuç olarak demokrasi ülkemizde kazanılmadı mustafa kemal atatürk onu bize armağan etti insanlar da hazır gelen şeyin değerini bilemediği için durum böyle

avrupa da ki gibi demokrasi için halk olarak mücadele verilmdeği sürece durum böyle olmaya devam edecek sonumuz ya iran gibi ya da avrupa gibi olacak ha bence sonumuz iran gibi olacak çünkü 7 haziran da 7 senedir ilk defa bir yanlışı düzeltme şansı yakalandı peki sonuç ne mi oldu bir hiç

yani bu işi siyasilere bıraktığımız sürece herşeyi hak ediyoruz arkadaş sandıkta şansı verdik gene bir bok yapamadılar bundan sonra da sandıktan da bir bok çıkmaz zaten

herkes siyasi partilerine tapmaya devam ettiği sürece durum böyle bi değişiklikte olmaz
baştaki çobanlar değildir.

başımızdakiler bugün gitse, yarın onların yerine yine bir benzeri seçilecek. halkın kalibresi belli. bu milletten bir sikim olacağını düşünenlerin kesinlikle halkın arasına karıştığını düşünmüyorum.

bu toplumda haysiyet, şeref sahibi insan açığı var. haksızlığı, adiliği sindirmiş bir toplum var.

olaya siyasi açıdan bakacak olursak yolsuzluklardan, adam kayırmacılıktan bahsettiğim çoğu insandan aldığım cevap "sen de olsan aynısını yaparsın" "herkes yakınını görür böyle bi durumda" seklinde. hırsızlığı, birilerinin hakkının yeniyor olmasını bile savunuyorlar.

e bu adam kimi seçecek? özgürlük, hak, adalet diyeni mi? yoksa dış mihrak, din kardeşi vs diyeni mi?

edit:düzeltme
türkiye'nin asla düzelemeyeceğine hükmetmiş insanlardır.
konuyu siyasete bulaştırmaya gerek yok; mesele büyük oranda öğrenilmiş çaresizlik ve şartlanma meselesi. kaybetmeyi kabullenmek ile kaybetmeyi göze almak arasında ince bir çizgi vardır. kabullenirseniz kazanma şansınız yoktur, mücadele etmeniz anlamsız kalır. göze alırsanız, mücadeleden alıkoyacak ve kaybedecek bir şeyiniz yoktur.