sivil anayasa

başlangıç kısmı yine türkiye sınırlarını kapsamıyor, "türk milleti"ne atıfta bulunuyor, üstelik halen bir isme vurgu yapılması dikkatlerden kaçmıyor. ancak daha kısa, yalın bir başlangıç olduğu göze çarpıyor.

-2. maddede ise 82 anayasasında yer alan "insan haklarına saygılı" ibaresi yerine "insan haklarına dayanan" ibaresi getiriliyor ki bu sevindirici bir gelişme. demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti ibaresi aynen olduğu gibi kalıyor. dileriz daha öncekiler gibi sözde olmaz, özde demokratik özde laik özde sosyal özde bir hukuk devleti görürüz.

-1. ve 3. madde olduğu gibi korunuyor. devletin üniter yapısı vurgulanıyor.

-4. madde "değiştirilemeyecek hükümler" gibi saçmasapan ibareler değil, maddi ve manevi terakkiyi amaç olarak gösteren şekilde kaleme alınmış.

-kanun önünde eşitlik 82’deki gibi 10. maddede değil, 9. maddede aynıyla bulunuyor.

-"temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması" ara başlığında bulunan 13. madde için iki farklı alternatif göze çarpıyor. 2. alternatif daha açık, net olduğu için tercih edilebilitesi yüksektir.

-"temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" ara başlığı (yeni 14. madde) 82 anayasasında yer alan 15. madde ile aynı. bir farklılık yok.

-madde 24’e kadar çeşitlik özgürlüklere ilişkin hükümler yer alıyor, 82 anayasasına göre daha "liberal" bir bakış açısıyla kaleme alındığı her halinden belli oluyor.

-madde 24 (din ve vicdan hürriyeti)
1. fıkrası daha geniş ve daha açık yazılmış, 2. ve 3. fıkralar ise bireyin devlete hizmeti değil, devletin birey için varolduğu gerçeğini vurgulaması açısından önemli.
4. fıkrası ise yine 2 alternatifli şekilde hazırlanmış 1. alternatife göre din dersleri isteğe bağlıdır, din dersi almak isteyenler talebe göre değerlendirilir. 2. alternatifte ise din dersleri yine isteğe bağlıdır. ancak bu kez halihazırda varolacak din dersini almak istemeyenler, almak istemediklerini beyan edecekler. her iki alternatif de aynı kapıya çıkan farklı yollar ve hangisini seçerseniz seçin gerçek laiklik kavramına uygun şekilde hazırlanmıştır.
5. fıkra yine 3 alternatifli hazırlanmış ve üçü de "din istismarı" yapılmasına engel olmak amacının farklı şekillerde dile getirilmiş hali.
82 anayasasına göre çok daha laik bir anayasa taslağı olduğu nazarlarımıza sunuluyor.

-25. madde düşünce üzerinden kimseye baskı yapılamayacağını vadediyor. umarız bu madde olduğu gibi yazılır ve yazıldığı gibi uygulanır.

-gelelim 26. maddeye... yani ifade özgürlüğü...
1. fıkrası olduğu gibi duruyor. ancak ifade özgürlüğüne ilişkin anayasada belirtilen hükümlere tck’nın 301 gibi maddeleri bir nevi engel konumunda. bu sebepten anayasanın 26. maddesinin ayrıldığı "ifade özgürlüğü" başlığı tck ile birlikte düzenlenmelidir. tck’ya ilişkin değişiklik önerileri henüz gündeme gelmediğinden yorum yapmak yanlış olur.
2. fıkraya da 82 anayasasının 27. maddesi olan bilim ve sanat hürriyeti başlıklı bölüm taşınmış.
3. fıkrada ise bu özgürlüğün ne şekilde sınırlandırılabileceğine ilişkin açıklamalar bulunuyor. 82 anayasasının özellikle 2001’deki değişiklerinden sonra iyice sündürülmüş haline nazaran bu fıkra anayasanın bu maddesini oldukça rahatlatmış gözüküyor.

bu bölüme kadar 82 anayasasına nazaran daha "özgürlükçü" olduğu göze çarpıyor, bunun dışında "laiklik elden gitti, şeriat geliyor" gibi zırvalıkların yine güç kaybetmeye başlayan oligarşik kesimin tantanalarından başka bir şey olmadığı da ortaya çıkmış oluyor.

not: işbu entry nice ’edit’lere gebedir allah bilir. inceledikçe görüşlerimi ekleyeceğim.

edit: akp’ye zerre kadar güvenmiyorum, ergun özbudun ve zafer üskül gibi sağlam anayasa hukukçularına güveniyorum.
bu başlıktaki tüm girileri gör