mine g kırıkkanat

bir yesilkoylu olarak ve de her haftasonu varoslardan gelenlerin donla denize girmeleri yetmiyormus gibi semtimizdeki kiz arkadaslarimiza,analarimiza,bacilarimiza laf etmelerine ve de bazen taciz etmelerine tahammulum kalmamisti,kendisi bu konu uzerine benim dusuncemi yansitan mukemmel bir yazi yazdi ancak ahmet hakan gibi bagnaz ve yobaz,akp yaglama makinelerinin kafasi bunu asla algilayamaz..
aslinda mine g kirikkanat`in yazdiklari, hemen hepimizin bildigi gerceklerin kelimelerden dokulen yansimalaridir.soylediklerine kimi bolumler haricinde katilmamak elde degil.fakat bir de madalyonun diger bir yuzu var.insanlar gercekleri dahi olsa belirtirken hakaretten uzak kalmalidirlar.ki$i eger yeti$tigi toplumun begenmedigi yonlerini "kara kiclarini denize dogru donmu$ler" $eklinde kelimelere dokerse i$te o an gercekleri yansitma ozgurlugu dahi biter, bitirilir.nitekim de boyle olmu$tur.goz var nizam var.sen kalkip turk insaninin teni ile, kili ile tuyu ile dalga gecmeye kalkarsan ve ustelikte bunu yine turk insaninin para vererek satin alip okudugu bir gazeteden yaparsan o gazeteyi sana yedirirler.yedirmezlerse bile en azindan yedirmekten beter ederler, bir daha o gazeteyi o bina icerisinde yemek icin dahi goremessin.oysa anlatacaklarini usturuplu bir dille anlatabilecek meziyetin olmu$ olsaydi kimbilir, belki de okuyanlar fikirlerine katilip kendilerine daha bir ozen gostereceklerdi.hatta kimi saf arkada$larimiz sirf sen dedin diye kirmizi eti birakip balik yemeye ba$layacaklardi.
kim bilir.
onumdeki ilk firsatta donla denize girmeme sebebiyet verecek olan zat-i muhterem.bir de resmimi cekip gondermeyi dusunuyorum.
yoksul/mazbut turk halkini sacma sapan seylere layik gordugunu yazilarinda citlatmis,iyice zivanadan cikinca da kose yazdigi gazeteden kovulmus aydin musfettesi.
pazar gunleri yesilkoy’u gordukten sonra hak verdigim yazardir.tamam fakir olabilirsiniz belki cahil de olabilirsiniz ancak bu kadar da hayvan olunmaz ki!...
soyadı en çok değişen yazarlardan biridir aslında asalak kardeşlik adlı yazısı için müslüm üzülmez şöyle bir cevap vermişti kendisine:





paris dilberi’ne zorunlu bir yanit



fransa’da yaşayan, paris’te oturan t.c. vatandaşı mine g.kırıkkanat, kürtlerle ilgili 07.12.2005 tarihli vatan gazetesi’nde " asalak kardeşlik " başlıklı bir yazı yayınladı.

yazı içerik ve üslup olarak çok çirkin olmanın ötesinde, tam bir alipaşa ağzı. bekledim, duyarlı insanlar bu yazıya bir tepki versin, ama hiç kimseden ses çıkmadı (veya çıkanları ben görmedim). ses çıkmayınca, bu yazıyı yazma gereksinimi duydum.

önce, söz konusu yazının altı çizilecek yerlerini okuyalım:

" türkler ve kürtler, bin yıldır bu toprakların tozunu tuzunu birlikte yuttu, nankörlüğü yoksulluğu ve cehaleti paylaştı. eşkıya olup yollarını birlikte tuttu, balını ağusunu birlikte yaladı.

bu toprakları omuz omuza savunduklarında, karşılarında ortak düşman vardı. ne zaman ki düşman ortaklığı bozuldu, birbirlerini ezmeleri gerekti. kürtler ayaklandı, türkler ezdi. türkler güçsüz düştü, kürtler yeniden ayaklandı.

...

ama artık etle tırnak, türkle kürt sözcüklerinin arasında otuz bin ceset var ve çoğalıyor. şehre inen aşiretleri, töre cinayetleri, kapkaççı çeteleri, otopark mafyaları var. kaçak elektriğini, kaçak suyunu bize ödeten, doğurup sokağa saldığı evlatları suç makinasıne dönüşen ve sonra varoşlarda biji apo diye bayrak açıp dükkân yağmalayan eşkıyası var.

aymaz devlet, hâlâ pkk’ya karşı "sadık" kürt nüfus çoğaltma derdinde. bizim cebimizden alıp iki karıdan, üç karıdan on yirmi çocuk sahibi cahillere, çocuk başına 20 ytl’den 50 ytl’ye "sosyal yardım" yapıyor.

şimdi böyle bir kavmin, kafası kadın haklarında ortaçağı aşamamış dernek başkanı, demokrasi var diye çıkıp televizyonlarda: "t.c. güney doğu’da işgalcidir, ben barzani’nin iktidarını tanırım, atatürk de ingiliz mandacısıydı" deyince... türklerde de böylesini sırtında taşımamak, dölünü finanse etmemek, aşiretini, töresini, cehaletini, kısaca yükünü çekmemek, hatta birlikte yaşamayı reddetmek isteği doğuyor.

...kürt federasyonu isteyen takım, niye bağımsızlık istemiyor? çünkü hem bayrağını çekip özerk olacak, hem de özerkliğini bizim cebimizden finanse edecek!

asalak kardeşlik, zoraki beraberlik artık yeter, yağma yok, herkes kendi yoluna düşünen türkler çoğalıyor, benden söylemesi."

bu yazıyı okuyunca, tarih ve olayların nasıl tersyüz edildiğine bir kez daha şahit oldum ve, " sömürgeleştirme yalnızca insanları avucunun içine almak ve onların beyinlerinin bütün düşünce ve içeriğini boşaltarak tatmin olmaz. sapkın bir mantıkla, baskı altındaki halkın geçmişi üzerinde çalışır ve yok eder " diyen frantz fanon’a bir kez daha hak verdim.



tarihe dönüp bakalım: kim, kime ne vermiş?

türkler, kimliklerini oluşturan üçlemeyi, yani " batılılaşmayı ", " türkçülük " ve " islâmlığı " kimden öğrendi?

ulusal kurtuluş savaşını kim omuzladı ve " aslî unsur " olarak kim fazlasıyla üzerine düşeni yaptı?

bunları kısa da olsa " hanımefendi "ye sırasıyla hatırlatmakta yarar var:

1. batılılaşmanın mimarları kürtler değil mi?

fransız ihtilalinin etkisiyle milliyetçi hareketlerin gelişimi ve üniter devletlerin ortaya çıkmasıyla, osmanlı imparatorluğundan ayrılmalar ve imparatorluğun kendisinde gerileme başladı. bu gerileme ve dağılmaya karşı doğal olarak yeni arayışlara gidildi. " yeni osmanlıcılık " hareketi, sonradan " jön türkler " ismini alacak hareket de bunlardan biridir. bu hareketin önderlerinden birçoğu kürt’tür. tıp doktoru abdullah cevdet ve ishak sukutî bunlardan sadece ikisidir. batılılaşmacı bir kürt aydını olan dr. abdullah cevdet’in ayrılma, ayrı devlet kurma hiç aklına gelmedi. o, batı hayranıydı. osmanlının batı’yla bütünleşmesini ve batılı yaşam biçimi ile batı değerlerini radikal bir şekilde savundu. osmanlı türklerine doğru yolun " batılılaşma " olduğunu anlatmaya çalıştı.

size ters gelebilir, ama maalesef " batılılaşma "nın öncüleri " asalak kardeşiniz " kürtlerdir.

2. türkçülüğün mimarı kürt değil mi?

" türkleşmek, islamlaşmak, muasırlaşmak ", " türk medeniyet tarihi " ve en önemlisi " türkçülüğün esasları "nı yazan; yaşam ve düşüncelerini " türkçülük " üzerine idame ettiren ziya gökalp’te maalesef bir kürt’tür. hem türkçülüğün gelişimine ve hem de cumhuriyet ideolojisinin oluşumuna muazzam katkı sunmuştur. dr. rıza nur, " hayat ve hatıralarım " adlı kitabında z. gökalp için; "... ziya ittihatçılar’ın içinde yegâne bir düşünür kafa ve âlim bir adamdı. memleket ondan istifade etmeli " diye tarihe not düşer.

ziya gökalp’in bir kürt olarak pantürkist olması karamizah olsa da gerçekliğimizdir. o, bir kürt olarak, " türkçülüğün esasları "nı belirleyip yazarken, " kürt aşiretleri hakkında sosyolojik tetkikler " çalışmasıyla kürtlerle ilgili sadece bir sosyolog olarak ilgilenmiştir.

türkler ve türkçülük, kürt ziya gökalp’e çok şey borçludur.

3. türkiye islâmlığının mimarı kürt değil mi?

bugün türkiye’de hangi tarikat, cemaat veya islâmi siyasi oluşum olursa olsun, kanımca, hepsinin harcında az veya çok said kürdi, daha bilinen ismiyle " bediüzzaman " said nursi’nin düşünceleri bulunmaktadır.

" nurculuk " tarikatının kurucusu olan said nursi, 1925’ten sonra yazdığı kitaplar ve kısa yazıların bulunduğu " risale-i nur "da, kuran ’ı kendince yeniden yorumlamış bir kürt islâm düşünürüdür. düşünceleriyle türkiye’nin siyasi ve toplumsal yapısını derinden etkilemiş bir " asalak kardeşiniz "dir.

4. bütün cephelerde aslanlar gibi savaşanlar, kurtuluş savaşını omuzlayanlar ve " asli unsur " olarak fazlasıyla üzerine düşeni yapanlar kürtler değil mi? ben bu konuda en yetkili bir otoriter zat olan ismet inönü’nün " lozan barış konferansı "nda yaptığı bir konuşmadan sadece alıntı yapmakla yetineceğim. " kürtlerin kötü savaştıkları konusunda ileri sürülen iddia doğru değildir. aynı amaçla ve aynı dileğe ulaşma yolunda kürtler gerek dünya savaşında, gerekse ulusal kurtuluş savaşında büyük bir sadakatle savaşmışlardır ."



bu örneklerin dışında daha başka örnekler de verebiliriz, ama gerek yok. sadece, bu örneklerden yola çıkarak yazarımıza soruyorum: biz, size " batıcılığı ", " türkçülüğü " ve " islâmcılığı " öğrettik de, peki, siz bize ne öğrettiniz? ben söyleyeyim: kendimizi inkâr etmeyi!

bunca yıldır ezdiğiniz, kestiğiniz, dilini ve kültürünü yasakladığınız ve " asalak " ettiğiniz " kardeş "iniz kürtlerin, siz " paris dilberi "ne söyleyecekleri mutlaka bir şeyleri vardır. ben, sadece dört örnekle " asalak kardeş "lerinizin sizlere sunduğu devasa katkıyı hatırlatmaya çalıştım.

lütfen "nankör " olmayın: oturun oturduğunuz yere!

siz ve sizin gibilerin tüm yaşamına batıcılık, türkçülük ve islâmlıkla yön verenlerin o beğenmediğiniz, " asalak " olarak nitelendirdiğiniz kürtler olduğunu unutmayın!

halkların kardeşliği bu şekilde kurulmaz. halkların kardeşliği ve birliği emek ve sevgi ister.

sizin bu konuda bir emeğiniz olmadığı gibi, siz, sevgiden de yoksunsunuz!



ergani haber gazetesi
27 ocak 2006, sayı: 220.



http://uzulmez.info/muslum/makale/parisd.htm







halkimiz egleniyor isimli yazilarinda mübalaga dolu bir biceme dayanmis olmasina ragmen - hakaretler disinda - altina imza atabilecegim, dogru saptamalarda bulunmus, lakin kendi gercegini hafife almis yazar. nedense o yazisinda bana türk filmlerindeki köyden gelmis esas kizimizla dalga gecen eglence düskünü züppeleri hatirlatmistir. hani esas kizimiz salvarla partiye geldigi zaman züppemsi esas oglanin onu bu bataktan cikarmis olmasi gibi.

...

nitekim köse yazarliginin püf noktasinin ipte cambazlik yapmak oldugunu ise kavrayamamistir gibi geldi bana.
0 /