mevlana celaleddin i rumi

"gel ne olursan gel" cagrisiyla 13.yy dan beri insanlari etkisi altina alan,insan olmayi herseyin uzerinde tutan ve halen dunyaca okunmakta olan siirlerin yazari kisi.
yedi ogudu:

1.comertlikte ve yardim etmede akarsu gibi ol.
2.sefkat ve merhamette gunes gibi ol.
3.baskalarinin kusurunu ortmede gece gibi ol.
4.hiddet ve asabiyette olu gibi ol.
5.tevazu ve alcak gonullulukte toprak gibi ol.
6.hos gorurlulukte deniz gibi ol.
7.ya oldugun gibi gorun , ya da gorundugun gibi ol.
(bkz:yorumsuz)
gonuller sultani mevlana.

gozlerini dis dunyadan biraz da kendi iclerine cevirmek isteyenlerin

kendi ruhunda yolculuk yapmak isteyenlerin

kendini bilmek ve tanimak isteyenlerin rehberi.

yuzlerce yildir her turlu karanligi aydinlatan isik.

hile ve care diye ’zindani delip de cikmaya’ derler. yoksa birisi zaten acilmis deligi kapatirsa yaptigi is, soguk ve ters bir istir.
mevlana’nin muhtesem sozlerinden birisi de: "dun dunde kaldi cancagizim, bugun yeni seyler soylemek lazim"dir. asmis bir sozdur kanimca. dibe vurulan anlarda kisinin gecmisten, gecmisin getirdigi umitsizlikten siyrilmasini saglar niteliktedir. cunku zaman zaman bosvermek, unutmak en iyisidir. gecmise takili kalmak tuketir beyninizi, yer bitirir sizi. ani yasamak, mutlu olmak, aydinlik gunlere yelken acmak vardir.
(bkz:tecrubeyle sabittir)
mevlana (1207-1273)

mevlâna 30 eylul 1207 yilinda bugun afganistan sinirlari icerisinde yer alan horasan yoresinde, belh sehrinde dogmustur.

mevlâna’nin babasi belh sehrinin ileri gelenlerinden olup sagliginda "bilginlerin sultani" unvanini almis olan huseyin hatibî oglu bahaeddin veled’dir. annesi ise belh emiri rukneddin’in kizi mumine hatun’dur.

sultânu’l-ulemâ bahaeddin veled, bazi siyasi olaylar ve yaklasmakta olan mogol istilasi nedeniyle belh’ten ayrilmak zorunda kalmistir. sultânu’l-ulemâ 1212 veya 1213 yillarinda aile fertleri ve yakin dostlari ile birlikte belh’ten ayrildi.

sultânu’l-ulemâ’nin ilk duragi nisâbur olmustur. nisâbur sehrinde taninmis mutasavvif ferîduddin attar ile de karsilasmistir. mevlâna burada kucuk yasina ragmen ferîduddin attar’in ilgisini cekmis ve takdirlerini kazanmistir.

sultânu’l-ulemâ nisâbur’dan bagdat’a ve daha sonra kûfe yolu ile kâbe’ye hareket etti. hac farizasini yerine getirdikten sonra donuste sam’a ugradi. sam’dan sonra malatya, erzincan, sivas, kayseri, nigde yolu ile lârende’ye (karaman) geldi. karaman’da subasi emir musa’nin yaptirdiklari medreseye yerlesti.

1222 yilinda karaman’a gelen sultânu’l-ulemâ ve ailesi burada 7 yil kaldi. mevlâna 1225 yilinda serefeddin lala’nin kizi gevher hatun ile karaman’da evlendi. bu evlilikten mevlâna’nin sultan veled ve alâeddin celebi adinda iki oglu oldu. yillar sonra gevher hatun’ u kaybeden mevlâna bir cocuklu dul olan kerra hatun ile ikinci evliligini yapti. mevlâna’nin bu evlilikten de muzaffereddin ve emir alim celebi adli iki oglu ve melike hatun adli bir kizi dunyaya geldi.

bu yillarda anadolu’nun buyuk bir kismi selcuklu devletinin egemenligi altinda idi. konya ise bu devletin bassehri idi. konya sanat eserleri ile donatilmis, ilim adamlari ve sanatkarlarla dolup tasmisti. kisaca selcuklu devleti en parlak devrini yasiyordu ve devletin hukumdari alâeddin keykubad idi. alâeddin keykubad, sultânu’l-ulemâ bahaeddin veled’i karaman’dan konya’ya davet etti ve konya’ya yerlesmesini istedi.

bahaeddin veled, sultanin davetini kabul etti ve konya’ya 3 mayis 1228 yilinda ailesi ve dostlari ile geldi. sultan alâeddin onu muhtesem bir torenle karsiladi ve ona ikametgâh olarak altunapa (iplikci) medresesi’ni tahsis etti.

sultânu’l-ulemâ, 12 ocak 1231 yilinda konya’da vefat etti. mezar yeri olarak selcuklu sarayi’nin gul bahcesi secildi. gunumuzde muze olarak kullanilan mevlâna dergâhi’na bugunku yerine defnedildi.

sultânu’l-ulemâ olunce talebeleri ve muridleri bu defa mevlâna’nin cevresinde toplandilar. mevlâna’yi babasinin tek varisi olarak gorduler. gercekten de mevlâna buyuk bir ilim ve din bilgini olmus, iplikci medresesi’nde vaazlar veriyordu. medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup tasiyordu.

mevlâna 15 kasim 1244 yilinda sems-i tebrizî ile karsilasti. mevlâna sems’te "mutlak kemâlin varligini" cemalinde de "tanri nurlarini" gormustu. ancak beraberlikleri uzun surmedi. sems aniden oldu. mevlâna sems’in olumunden sonra uzun yillar inzivaya cekildi. daha sonraki yillarda selâhaddin zerkubi ve husameddin celebi, sems-i tebrizî’nin yerini doldurmaya calistilar.

yasamini "hamdim, pistim, yandim" sozleri ile ozetleyen mevlâna 17 aralik 1273 pazar gunu hakk’in rahmetine kavustu. mevlâna’nin cenaze namazini vasiyeti uzerine sadrettin konevi kildiracakti. ancak sadreddin konevi cok sevdigi mevlâna’yi kaybetmeye dayanamayip cenazede bayildi. bunun uzerine mevlâna’nin cenaze namazini kadi siraceddin kildirdi.

mevlâna olum gununu yeniden dogus gunu olarak kabul ediyordu. o oldugu zaman sevdigine, yani allah’ina kavusacakti. onun icin mevlâna olum gunune dugun gunu veya gelin gecesi manasina gelen "seb-i arûs" diyordu ve dostlarina olumunun ardindan ah-ah, vah-vah edip aglamayin diyerek vasiyet ediyordu.

"olumumuzden sonra mezarimizi yerde aramayiniz! bizim mezarimiz âriflerin gonullerindedir"

hz. mevlâna
sanildigi gibi iranli degil öz be öz afganistanlidir.farsca’yi kullanmistir cunku; islam dunyasinda edebiyat alaninda farsca ileridedir ve yaygindir.
0 /