medya

medya gunumuzde 4.guc olarak tanimlanmaktadir. dolayisiyla medya da, yasama, yurutme ve yargi gibi ozgur ve bagimsiz olmalidir. bence basinin ozgurlugu yani dar anlamiyla sansur uygulanmamasi bagimsizligindan ayri dusunulemez. bir ulkede basin ozgur bile olsa medya disi belli gruplarin egemenligi altinda olabilir. bunlar 1940’lar japonya’sinda oldugu gibi devlet destekli olabildikleri gibi bugun turkiye’deki gibide olabilirler. ozgur bir basin yasama ve yurutmeyi denetleyen hatta zaman zaman yargidaki usulsuzlukleri belirleyen ve insanlara ulastiran 4.guctur. basin halkin isteklerini ve tercihlerini yonlendiren yegâne guctur bu yonuyle yasama, yurutme ve yargidan ustundur. bu sebeple basin ozgurlugu o ulkenin halkinin ozgurlugudur. ama ozgur olamayan basin hizmet ettigi cikar grubunun devlet veya holding fark etmez cikarlari dogrultusunda yayin yapar ve halki gerceklerden uzak tutar. nitekim abd’de bagimsiz bir gazete olan washington post, watergate skandalini ortaya cikarmistir. turkiye’de ise ortaya cikan butun yolsuzluklar aslinda birinin sahibi oldugu medya ile bir baskasini karalamasidir. yani karsilikli olarak kirli camasirlarin ortaya dokulmesidir.
turk medyasinda belirli gruplar olusmustur: dogan grubu, star grubu, sabah grubu vb… butun bu gruplarin baskanlarinin gazetelerinden baska, holdingleri, bankalari, istirakleri vardir, ve bu sebeple hukumetlerle yakin iliski icersindedirler. bu durumda her holding sahibi oyunun kurallarini kendince belirler ve anlasilabilecegi hukumeti sectirme yoluna gider. ne yazik ki ulkemizde butun medya gruplari istedikleri partileri iktidar yapmak icin ugrasirlar. bu partiler iktidar olduktan sonra medya ve iktidarin iliskileri al gulum ver gulum boyutunda ilerler. medya iktidarin hatalari ve yolsuzluklari uzerine gitmez, iktidar medya patronuna ihaleler verir ve halk uyurken, gazeteler, televizyonlar, radyolar ve dergiler burclari, magazini, sisirilmis futbol haberlerini verir. halk bunlari takip edip uyusurken medya patronu aldigi ihalelerle daha zengin; iktidar elestirilmeyerek istikrarli! ve guvenilir!; halk ise daha fakir olur hem maddi hem de manevi yonden. tabi ki turkiye’de de bagimsiz ve ozgur bir medya vardir ancak televizyon buyuk sermaye gerektirdigi icin televizyonu yoktur, gazetesi ise 24 ocak kararlari ile gazete kâgidinin subvansiyonu kaldirildigi icin pahalidir. gazete kagidinin subvansiyonunun kaldirilmasi ise basli basina bagimsiz basinin devlet tarafindan susturulmasinin kanitidir. 24 ocak kararindan sonra bagimsiz gazeteler ya satin alinmis ya da kapanmistir. ayakta kalabilenler ise fiyatlarini arttirmak zorunda kalip okuyucu kitlesinin buyuk bolumunu yitirmislerdir. su anki iktidara baktigimizda bu anlayis kendini daha cok hissettiriyor, bu ortamda karikature dava acanlar yarin medyayi iyice susturmak isteyebilirler. bugun hicbir holding televizyonunda ya da gazetesinde hukumet elestirilmez ya da hukumetle ters dusulunce gudumlu bir sekilde elestirilir. iktidarlar ve diger kurum kurulus ve kisiler ancak bagimsiz yayin organlarinda tarafsizca elestirilebilir. bazi holding gazetelerinde calisan ilerici ve aydin yazarlarimizi da bu sekilde degerlendiriyoruz. turkiye’de medya 4.guc olma niteligini bazi insanlarin cikarina kullaniyor olmasi tum ulkenin kaderini olumsuz yonde etkiliyor ve bir turlu istedigimiz toplumsal gelismeyi gerceklestiremememizi acikliyor. dun devlet eliyle uygulanan sansur bugun patron eliyle uygulaniyor. bu sayede halk uyutuluyor, insanlar televizyonda gelin kaynana programlarini izlerken, isadamlari ve iktidar kendi cebini dolduruyor, kendi sistemini kuruyor.
emperyalistler cok guclu medyalara sahip olurlarsa satin alamayacaklari adam, parti, sivil toplum kurulusuyoktur! turkiye’de her gun her saat izlemeye mecbur kaldigimiz, onlarca kanalda birden oynayan ‘amacli’ programlar ‘amacli’ gucler tarafindan yasayis seklimizin donum noktasi olarak sunuluyor. tedirginlik duyanlar ise donum noktasinin geleneklerimizi de terk ederek parcalanmaya dogru oldugunu cok iyi biliyor.
basin, ulkede yasayanlarin her turlu sorununu ve bu sorunlarin karsisinda uretilebilecek cozum onerilerini gundeme getirmek, tartismak, halkla ulke yonetimi arasinda kopru islevi gormek, halkin gozu kulagi oldugu kadar ulke yonetiminin dili de olabilen bir isleyisle kisileri kuresellesen somurgeciligin girdabindan tamamen alikoymakla yukumludur. bu baglamda, turkiye cumhuriyeti’nin varligini ve birligini korumayi amaclayarak bir araya gelen tum arkadaslarimin ulusumuzun cikarlarina hizmet eden basin-yayin araclarinin daha guclenerek emperyalizme hizmet eden uyusturucu basinin defedilmesi ozlemini paylasiyorum.
yukarida belirttigimiz bagimsiz basin ciliz bile olsa oldukca, holding gazetelerinde ki ilerici yazarlar oldukca ne olursa olsun bu ulkedeki aydin insanlar tukenmeyecek ve gunu geldiginde bu cikarci cevreleri yerlerinden kaldirip yerlerine ataturkcu, aydin ve bu ulkeyi gercekten seven insanlari getirecektir.
eski romada insanlari devlet islerinden uzak tutmak icin kullanilan arena ve gladyatorlerin gunumuzde turkiyede uygulanan versiyonu. ikisi de insanlara eglencelik sinirsiz malzeme sunarak insanlari ayakta uyutma yontemi uygulamistir uygulamaktadir.
medya etkisini, gücünü dolaylı yoldan anlatan iki su an aklıma gelen 2 onemli kitap vardır. bu kitaplar kesinlikle okunmalıdır.

1)(bkz:fahrenheit451)(ray bradbury)

2)(bkz:1984)(george orwell)
0 /