kütahya

restore edilmiş konaklarında barınılabilecek,küçük ama güzel şehir.çıkıp fincan almaya gidip,döndüğüm yer.
kış aylarının çetin geçtiği şehir. çeşmeler donmasın diye tüm çeşmelerin sonuna kadar açılıp şarıl şarıl akıyor vaziyette bırakıldığını ancak sabah kalkınca çeşmelerin akarken donarak değişik şekilli sarkıtlar oluşturduğunu görebileceğimiz şehir.
(bkz:hava er eğitim tugayı)
tek kanallı tv’de olağanüstü hal bölgesinden haberlerle ruhumun sıkıştığı çocukluk dönemimde, nedense/nasılsa, kendi halinde, huzurlu, adeta masalsı bir hayatın sürdüğü il olarak aklımda tescillediğim kent.

hiç gitmedim, görmedim. yıllar yıllar sonra çok da samimi olmadığım bir arkadaşım oldu kütahyalı sadece.

bugün sol frame bakınca fark ettim ki, rasim ozan kütahyalı, bu kentin kalbimde ve zihnimdeki aziz imajına zarar veriyor. neyseki epeydir izlemiyorum, silinir gider umarım sesi kulaklarımdan.

şu sıralar çok özlediğim şehrim,memleketim..is kokusu falan kalmamıştır ayrıca ..

not : iş bu entry defalarca editlenecek ve sayfalara sığmayacaktır, bilginize..
Kentin simgesi porselen ve çini işlemeleri ile süslenmiş bir vazodur. Halkı genellikle tutucu olan, esnafının öğrenci ve askeri sevmediği bilinen, iç ege'de karasal iklimde bulunan bir anadolu kentidir.