hayatındaki her saniyenin boka sarması

Haftalardır yaşadığım durum.
Çok sinirliyim, çok öfkeliyim, dünya üzerindeki kırılabilecek her şeyi kırsam bile geçmeyecek öfkem sanki.

Boka batmış vaziyetteyim. Henüz fiziken kimse algılayamasa da ruhen tam bir yıkıntıyım.
Başkalarının dertlerini dinlerken çoğu zaman zerre umursamıyorum. dinliyorum ama. Dinliyormuş gibi yapmayı henüz öğrenemedim, yakında onu da öğreneceğim.

Tatlı bağımlılığım tekrar başladı. Sabah, akşam, gece bulduğum her fırsatta deli gibi tatlı ya da abur cubur yiyorum. Henüz birkaç kilo aldım, ailem dışında kimse fark etmedi.

KiloYa takıntılı bir insan olarak nereye kadar böyle gideceğimi merak ediyorum.
Bazen yediklerimi kusuyorum.

Ahaha öğrencilerim, arkadaşlarım bilse şuraya yazdıklarımı zerre otoritem ve karizmam kalmaz.

Ailemle aram bok gibi. Onlara göre gayet iyiyiz ama bana göre dönüşü olmayan yollara savrulmamıza çeyrek kaldı.

Benden hoşlanan, aşık olduğunu söyleyen bütün erkeklerin itinayla ağzına sıçtım şu yaşıma kadar. İyi erkekler defalarca bana denk geldi, üzgünüm haklarını defalarca gasp ettiğim hanımlar.

Aşkta şansımın olmasını hiç istemedim, başarıda benim gözüm sadece. Bir insanın diğer insana ölümüne bağlı olması kadar zavallıca bir duygu olamaz. Sadece yaptıklarımızla var olabiliriz, hissettiklerimizle değil.

Prag'da yeni bir başlangıç yapmak benim için en iyisi olacak sanırım. Kimseyi tanımadığım bir şehirde her şeye yeni baştan başlamak fikri hiç cazibeli gelmese de risk alasım var.
bu başlıktaki tüm girileri gör