erman toroğlu

bundan bir iki sene once emre asik ile nobre arasinda yasanan "pandik" hadisesini basur muayenesi olarak nitelendirmis ve cem-i cumlemizi yerle yeksan etmis hakem eskisi.komedi programini buyuk merakla bekliyoruz.
turk spor dunyasinin ve tv’nin renkli sahsiyeti.bazen sadece onu gormek ve gulmek icin izliyordum programini.yaptigi yorumlar ne kadar dogru ve gercekci bilinmez ama kendine has konusma tarziyla begeni topluyor.ayrica sansal buyuka ile iyi bir partner.
magazin dünyasının medarı iftiharı, şansalın ekürisi henry’nin reklam arkadası ve ve ve o bir kabzıman..
internete dusen komik bir videonun basrol oyucusu.. aslinda mekan bir futbol tartisma programi.. hikaye soyle gelisir:
...
-pastirmali yumurta yaparken once tavaya biraz su koycan ki pastirma kavrulsun biraz sonra yumurta kircan ustune ama boyle top top kalsin dagilmasin...

gelisme bolumu daha ilginc konusmanin:

-yedikten sonra tuvalete gidince koku olur ya boyle cemen cemen o da millete pastirma yedigini gosterir. e gostersin canim kilosu 41 ytl ...... kendini belli etcek o kadar di mi?..


sürekli olarak sloganvari konuşmalarıyla dikkat çekmeye çalışan bir tür insan evladıdır bu...

’’bak sen bilmiyorsun,anlamazsın futboldan’’,’’burada son sözü hep ben söylerim’’gibi spor yorumcularının aslında söylemek istedikleri diye bir başlık altında ilk başta örnek olarak verilebilecek cins demeçleri vardır böyle...

geçen sene de show tv’de ne idüğü belirsiz bir çeşit tartışma programı sunma gafletine düşmüştü ki çok geçmeden onu bu hevesinden alıkoyabilecek yürekli insanların varlığına tanık olduk bir zaman sonra...

maraton programinda genelkurmay baskani nasil olmali diye yorumda bulunmustur...

ekranda ankaraspor-galatasaray maçı öncesi sahaya maça çıkan gazilerin görüntüleri yayınlanmaya başlayınca erman toroğlu da futbol konuşmayı bıraktı ve dakikalarca nasıl bir genelkurmay başkanı istediğini anlattı. toroğlu ses getiren konuşmasında şunları söyledi:

genelkurmay başkanı değişti. ordunun başına sevgili büyükanıt paşa geldi. öncelikle çok spekülasyonlar yapıldı. şu oldu, bu oldu. büyükanıt paşa oldu.... ben erman toroğlu olarak değil, bir türk vatandaşı olarak konuşuyorum. sevgili büyükanıt paşa genelkurmay başkanı oldu değil mi? genelkurmay başkanı asker. ben genelkurmay başkanı’nı asker isterim.

hilmi özkök paşa için diyorlar ki, "çok anlayışlı, çok demokratik, çok beyefendi..." olabilir. çok demokratik, çok beyefendi, çok kibar dışişleri bakanı isteyebilirim, başbakan isteyebilirim. siyasetçi çok demokratik olabilir, çok anlayışlı olabilir... ama ben asker genelkurmay başkanı istiyorum.

türk milletinin özü askerdir. bana çok demokratik bir genelkurmay başkanı lazım değil. çok beyefendi genelkurmay başkanı lazım değil. bana asker gibi adam lazım. benim sokaktaki halkım da bunu istiyor. anlayışlı, demokratik değil asker gibi adam istiyor. yumruğu koyacak masaya, "ben bunu yapıyorum lan" diyecek. kusura bakmayın, benim askerim çok fazla yumuşak inişe geçmeyecek. kodumu oturtacak, vurdumu oturtacak. adamın gencecik çocuğu gidiyor, vatan sağ olsun, millet sağ olsun... vatan sağ olsun da, bunlar yarı ölü. saha ne ki?

vatan

http://www.spor3.com/haber.php?haber_id=146732
hayatta en sevdiği kokunun maçtan sonraki koltuk altında oluşan ter kokusu olduğunu söyleyen zat.
maçtan sonra sürekli orasını kokladığını ve bundan büyük zevk aldığını söylemiştir.
hatta bu onda tik kalmış galiba programında sürekli koltuk altına doğru başını eğer.
bende miğdemi temizlemek için lavaboya koşarım.
neyse ki artık programı şifreli kanalda da miğdem rahat ediyor.
(bkz:ghetto).
konuşmasından pek bişi annamadığım yine de dinlemekten zevk aldığım itici insan (bkz:mazoşist)komik tarz konuşmada şansal buyuka’nın eline su dökemez.ata demirer bu bitirim ikilinin pek başarılı taklitlerini yapar.
bir sözüye, türkiyenin ucuz meyve ve sebze yemesini sağlamış bu yüzdende takdirmi kazanmış, bu günlerde de gizli gizli darbe yapma eğilimleri görünen futbolum genelkurmay başkanı, mareşal erman toroğlu.
futboldan baska her bir halti anlatan adam.
aslina bakilirsa o kadar fazla teknik yorum yapamamaktadir ve belkide bu yuzden futbol disi konulari ballandira ballandira anlatmaktadir.
’’kodu mu oturtan ’’bir yazı yazmış, ahmet altan kendisi hakkında.
içi,tarihin bir daha tanık olamayacağı nice ayarlarla dolu bu yazı metni şöyle....(ayar gücünü geliştirmek isteyenlere tavsiye edilir.)

kodu mu oturtur...
zeka, önemli bir şey...

zeka, sorunun ne olduğunu algılar çünkü.

akıl da önemli.

o da, sorunun çözümünü bulur.

eğer zeka yoksa sorunun ne olduğunu anlayamazsın, anlayamadığın bir sorunu çözmen de zaten söz konusu değildir.

zeka eksikliğinden dolayı karşılaştığın sorunun ne olduğunu kavrayamadığın zaman tepkiler ilkelleşir.

zekasızlık bir zincire dönüşür.

soruna kafa atmak, yumruklamak, “bir koyup oturtmak” istersin.

eğer senin gücün buna yetmiyorsa bu sefer daha da zavallılaşır “kodu mu oturtacak” birini aramaya başlarsın.

aklına da hiçbir soru gelmez.

“ya meslenin öbür tarafında benden daha güçlü biri varsa ve o bir kodu mu beni oturtursa ne olacak” demezsin.

osmanlı bu zekasızlığın epey örneklerini vermiş, kendisinden daha güçlü olanları “kodu mu oturtmak” istemiş, son dönemlerini hep dayak yiyerek geçirmişti.

sadece sorunu değil kendi gücünü de objektif olarak değerlendirmeyi becerememişti çünkü.

“moskova’yı alacağız” diye yola çıktığı savaşta rus orduları yeşilköy’e kadar gelmişti.

“bi komuş” sonra da oturmuştu.

oturduğu yerden de uzun zaman kalkamamıştı.

o sıralarda da “kodu mu oturtacak” padişah arayan zavallılar epey fazlaydı.

zaten, zekasız adam bulmak konusunda bu topraklar hiç sıkıntı çekmemiştir.

mebzul miktarda bulunur onlardan.

“kodu mu oturtacak” birini arar dururlar.

hiç akıllarına, “yahu bu adam dışarda kimseyi dövemez de dönüp bizi sopalarsa” diye sormak gelmez.

12 eylül’de “kodu mu oturtacak” bir devlet arayan, “o devlete hizmet ettiğini” sanan birçok insan o devletin pençesine yakalanıp, işkencehanelerde acılar çekmişti.

bunu hatırlamazlar.

sanırlar ki, “kodu mu oturtacak” bir adam geldiğinde küçük bir köpek yavrusu gibi onun bacakları arasında dolaşır, ona yardaklanır, onu över, onun gücünü kendi özel hayatında kullanırsın ama “kodu mu oturtacak” adamlar bacaklarının arsında dolaşan köpek yavrularını da tekmelerler.

bunun da çok örneği vardır.

ayrıca, “kodu mu oturtacak bir adam olsun ben de onun köpeği olayım” talebi dünyanın en haysiyetli, en yiğit, en erkekçe talebi de sayılmaz.

“niye köpek yavrusu olacaksın, adam ol çocuğum” derler insana.

türkiye “kodu mu oturtacak” çok adam gördü.

sorunlarımız çözülmedi.

aksine gittikçe büyüdü.

biz koca bir imparatorluğu “kodum mu oturturum” diyen budalalar yüzünden kaybettik.

sorunlar, çözülmek içindir.

zeka sorunu algılar.

akıl çözümünü bulur.

kafa atmak, aklın bulacağı çözümler arasında değildir pek.

güçlü birini bulup yaltaklanmak isteği de hem zeka hem haysiyet eksikliği gösterir.

sorunları çözmek, insanların acı çekmesini önlemek mi istiyorsunuz, önce düşünüp sorunun ne olduğunu anlayacaksınız, neden yüz yıldır o sorunun çözülemediğini kavrayacaksınız, “bunca kodular” da niye halledemediler diye soracaksınız.

sorunu anladıktan sonra çözümü bulmak için uğraşacaksınız.

sonra da o çözümü uygulayacak kararlılığı ve enerji göstereceksiniz.

uzun iş, değil mi?

kodu mu oturtmak daha iyi.

bu taş gibi kafayı zekayla akılla ne yoracağız, allah kafayı niye vermiş, “ko” gitsin oğlum.

zaten o kafa da pek başka işe yaramaz.

yarasa, zeki bir laf söylemeyi becerirdi.

http://www.gazetem.net/aaltanyazi.asp?yaziid=253

2 /