hayata dair iç burkan detaylar

valequentill
saat sabaha karşı 04.00 civarıydı, bir hastahane bahçesinde sigaramı içiyordum... mevsimlerden kış olmasına rağmen havası pekte kötü değildi istanbul’un. önümdeki hastahane binasının 3. katında çocukluğumu beraber geçirdiğim bir arkadaşım yatıyordu... 3 gündür oradaydım, yukarıdaki arkadaşım kendini 4. kattan aşşağıya bırakmadan sadece 2 saat kadar önce beraberdik. sonradan aldım haberini... o zamandan beri de hastahanede yanındaydım... benimle beraber bir kaç kişi daha vardı orada... amaçları sadece eğlence olsun , zaman geçirmek olsun hep boş olan kişiler... bakkaldan aldıkları topla futbol oynuyorlardı... geceleri ise dışarı çıkıp içiyor , hastahanede olay çıkaracakları an bekleniyordu... 6 günlük hastahane macerasının her gününde futbol oynadılar ve her gece sarhoş oldular... yukarıda yatan ise bin pişman acılar içinde kıvrandı durdu... doktorların kararı en az 6 ay yatacak olmuştu hastahaneden çıkarken / kovulurken. 2 ay durmadı... önce sağ kolundaki alçıyı sonra da iki bacağındaki alçıları kendisi kırdı... babasının uyarılarına aldırış etmezdi , nefret ediyordu hatta ondan... 1 ay içinde yürümeye başladı... ayaklarının ağrıması ona engel olmadı, geçtiğimiz gün; o sabah babasının sahibi olduğu kıraathaneye gitti bir kaç arkadaşıyla... amacı harçlık almaktı. gittiğinde babasını değil de orada çalışan , çaycılık yapan genci buldu... ondan para istedi ama alamadı ve buna sinirlenip elinde ki cep telefonunu kıraathanenin camına fırlattı. cam paramparça yere düşerken içinde hala kin vardı. babası az sonra gelecekti. bekledi. babası geldi ve olanları görünce bir yandan aklında camın masrafı diğer yandan olanların sıkıntısı içinde buldu kendini. çocuğunun isteğinide geri çevirdi haliyle ve bir anda tartışma çıktı çocuk ve baba arasında... babasına tokat atmaya kalkınca iş ciddiye bindi fakat adam ne yapsın... ’vur’ dedi. rahatlayacaksan ’vur , döv’. gözledi dolu dolu olmuştu... bir babanın en kötü anıydı... çocuğundan tokat yemek ve karşı koymayıp daha fazlası için izin vermek kolay birşey olmasa gerek. çocuk bu kez koluna girdi babasının ve sürükleyerek telefoncuya gidip babasına az önce attığına karşılık bir telefon almasını söyledi... attığı telefon bozulmamıştı ama yoldan geçen bir çocuk alıp kaçmıştı o kargaşada... adam razı gelmeyince çocuktan bir kaç tekme , tokat daha yedi... sonrasında arkadaşları ki olayın başından beri izlemişlerdi... çocuğu uzaklaştırdılar oradan... o günden beri görüşmedim , görüşmeyeceğim çocukluk arkadaşımla...

bu olayda üstünde durulması gereken konular ise şunlar;

çocuğun 4. kattan atlaması , hastahanede yanında kalma habanesiyle bulunan gençlerin duyarsızlığı , çocuğun kendi iyileşmesi için gerekenleri yerine getirmemesi , telefonunu cama fırlatması ve fırlatılan telefonun çalınması , çocuğun babasına vurması , o babanın cevabı , arkadaşlarının olayı baştan sona izleyipte çocuk babasına tekme tokat eşliğinde saldırınca müdahale etmeleri... kısaca insanlarımız , hal ve hareketlerimiz , vicdani değerlerimiz , öfkemiz , insanlığa ait olupta yitirdiğimiz bütüüün niteliklerimiz.
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol