cemil meriç

edebiyat ve siyaset bilimi cevrelerince farkli ve etkili yorumuyla ilgi ceken okunmasi gerekli bir yazar. dikkat ederseniz okunmasi dedim hem kitaplari hem de kendi hayat seruveni ibret verici bir yazar...
ilk donem yazilarinda marksisttir.
(bkz:saint simon ilk sosyolog ilk sosyalist)
daha sonra ibn-i haldun, tagore gibi dogulu aydinlarin etkisinde dogunun felsefesini uretip batiya karsi konumlanmistir. bu donemde dogu kulturune siki sikiya baglidir. hatta bir parca islamci ve turkcu oldugu da soylenebilir. hic bir doneminde aydin kimliginden ödün vermemistir. "dogucu" yazilarinda dahi marxi saygiyla anmis, tarihsel materyalizmin hayati ve olgulari kavrayisini yuceltmis, klasik sag demogojiye prim vermemistir.
12 aralik 1916 hatay dogumludur.1987 de vefat etmistir.
istanbul universitesinde fransiz dili ve edebiyati okudu.ileri derecede fransizca biliyordu.elazig ve istanbul da liselerde fransizca ogretmenligi yapmistir.daha sonra istanbul universitesi edebiyat fakultesinde yabanci dil okutmanligi yapmistir.
genclik yillarinda fransizcadan turkceye kitap cevirmenligine baslamistir.victor hugo ve baljac dan yaptigi tercumelerle cevirmenlikteki basarisini ispatlamistir.
1955 de ileri derece miyop sonucunda gozleri gormez olmustur.buna ragmen buyuk bir azim ve ozveriyle calismalarina devam etmistir.
1984 de once beyin kanamasi ardindan felc gecirmis ve 1987 yilinda vefat etmistir.
“kavga, insanla kader arasinda degil artik, insanla kelime arasinda...”
hocamin kursude kendi lafi gibi bagirip “ulan ne laf etti herif be!” dedigim cemil meric sozudur. ardindan hocamiz -haftalar sonra- cemil meric’in bu ulke kitabini alip ozet yapmamizi istemisti. ne göreyim ilerleyen sayfalarda? hocami gozumde muthis yapan soz aslinda cemil meric’e aitmis. kac arkadasima da soylemistim hocam ne kadar dogru soyluyor diye!
lamia hanim’a yazdigi ask mektuplari da okunmaya degerdir. mektuplarini sanki kalemiyle yazmamista diliyle yazmis yazardir. mektuplarini okurken yaziyi gormez sesi duyarsiniz.

“mektuplarini uzulerek okudum. sen ki son liman, son umit, son dost, ilk ve son sevgilisin
sen ki yildizim, sen ki annem, sen ki cocugumsun... acilarimla hircinlastigina uzuldum.
istiraplarım cok mu cirkin, cok mu cocukca? onları senden mi gizleyecegim? sahneye maskeyle cikmak! ben aktor degilim.
sesinin tonunda minnacik bir soguyuş hissettigim an yokum.
acilarimin kaynagi sensin, evet ama hayatimin kaynagi da sensin, senin icin ve seninle yasiyorum.
sen ucuruma yuvarlanirken tutunulan dal, sen vaha, sen butun hayal kirikliklarimin dudaklarinda umitlestigi kadin.”
beynini patlatan adam düşünürdü okurdu...okurdu...geceler gündüzler boyunca...gözleri karanlık olup akıl ışığında yürekleri aydınlatan yalnız adam...
bir adada yalnız kalırsanız ve alacağınız 3 kitabı önceden seçme hakkınız varsa; -ki bunlar uydurma da olsa, belki bir gun birileri gercekten bu hakki taniyacaktir size, olur mu olur- alabileceğiniz kitabın birinin yazarı.
muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayan köprü olmak isterdim. kelimeden ve sevgiden bir köprü.
sakson köleleri boyunlarında bir tasma taşırlarmış:
efendilerinin adı yazılı...rmış bu tasmaya.
aydınlarımız da onlara benziyor; her biri bir şeyhin müridi.