çay

rivayete gore adamin birinin bir sebeptenten dolayi uyumamasi gerekiyormus.adam da gunlerce dayandiktan sonra artik uyumamak icin goz kapaklarini kesmis.goz kapaklarini attigi yerde ise yillar sonra cay bitkisi yetismis.iste o gunden sonra cay icenler adamin uykusuzluguna ortak olurmus.
icmekten hic zevk almadigim dolayisiylada bir iki denemeden sonra bir daha icmedigim ve icmeyecegim hede.
içindeki bir maddenin, böbrekte bulunan ve kandaki su oranını ölçen reseptörleri kapatması sonucu, böbrekler sanki kanda su oranı yüksekmiş gibi davranarak, suyu dışarı atarlar. yani çok içildigi takdirde vücudu susuz bırakır. çok çay içen kişilerin bol bol su içmeleri tavsiye edilir.
türkiye’de çay yetiştirme konusunda ilk girişimin tanzimat devrinde 1888 yılında yapıldığı, dönemin yazılı belgelerinden anlaşılmaktadır. edinilen bilgiye göre japonya’dan getirilen çay tohumları bursa ilinde ekilmiş, ancak ekolojik özelliklerin çay yetiştiriciliği için uygun olmaması nedeniyle bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
519 yılında, bugün çin diye bilinen orta imparatorluk’ta dharma adında bir budist rahip gelir. dharma; tutkularını yenip bedenine gem vurduktan sonra, geceleri uyumayıp her türlü gevşemeyi kendine yasaklar; tek başına, yapraklarla beslenerek yaşar. sonunda uykuya yenik düşen dharma kötü bir düşle uyanır. bu zayıflığı kendine yediremeyen rahip, sorumlu tuttuğu gözlerinden alır hıncını ve iki göz kapağını kesip fırlatır. bir gün sonra aynı yere döndüğünde göz kapaklarının toprakta kök saldığını ve harika bir bitkinin boy attığını görür. bu bitki; o güne kadar hiç kimsenin haberdar olmadığı çay bitkisinden başka bir şey değildir.

çinliler ise bu içeceği i.ö 2737 yılında keşfetmişlerdir. efsaneye göre çin imparatoru shen nong, bahçesinde yabanıl bir çay ağacının altında otururken, kaynayan içme suyuna ağaçtan birkaç çay yaprağı düşüverir. bu şekilde keşfedilen çay, çin’de o gün bu gün içilen çaydır.

çayın anavatanı çin olduğu halde, çay tarihi en iyi japonya’da belgelenmiş. 6. yüzyılın sonlarında çayın, tibet, kore ve japonya’ya girdiği tahmin edilmekte. 700 yıl boyunca zen keşişlerinin keyifle içtiği çay, ancak 13. yüzyılda geniş halk kitlelerinin içeceği haline gelmiş. 1650 yılında hollandalılar batıya yaptıkları yolculuklarda çayla tanışmış. peter stuyvesant ilk çayı amerika’ya; o günlerde hollanda kolonisi olan bugünkü new york’a getirmiş. 19. yüzyıla gelindiğinde ise tüm kuzey denizi civarı artık çayı tanıyormuş; özellikle de hollandalı, ingiliz ve kuzey alman burjuvalar demlenen yapraklara düşkünlükleriyle anılmışlar.
bugün dünyadaki sudan sonra en yaygın içecek olan çay soğuk olarak da içilebilir. bu düşünce 1904 yılında saint louis dünya fuarı’nda ingiliz richard blechynden tarafından geliştirilmiş. o yakıcı havada, sıcak çayını satmak için çareyi çayı buz küplerinin üstüne dökmekte bulmuş; böylece satışları birden bire artmış.

poşet çay düşüncesi de müşterilerine küçük ipek torbacıklar içinde çay numuneleri gönderen new york’lu büyük tüccar thomas sullivan’a ait.

0 /