boğaziçi köprüsü

istanbul’da avrupa ve asya kitalarini birlestiren, muthis bir manzarasi olan, 1973 yilinda acilmis, sik sik intihar olaylarina sahne olan ve istanbul denince akla ilk gelen yerlerden biri.
dunyanin en islevsel koprulerinden biridir kanimca.uzerinden gecen arabalar ve intihara kalkisan insanlar yetmezmis gibi maraton kosulur uzerinde bu da yetmez venus williams gelir tenis maci yapar.yeter mi? yetmeeeezzzzz. david coulthard gelir bir de f1 arabasiyla gecer uzerinden gosteri niyetine.cefakar koprudur bogazici koprusu.yakinda futbol maci da oynanirsa sasmamak gerek.
zamaninda turgut ozal akillisi tarafindan hisseleri cikartilip sanki bir sirketmis gibi hisseleri halka satilmis olan koprudur.koprunun giselerinden her sene elde edilen karin belli bir kismi bu hissedarlara gitmektedir,bu hissedarlara satildigi icindir ki koprunun giseleri kaldiralamamaktadir...
binlerce insanin intihar etmek icin sectigi yer.ama her nedense intihar etmek icin burayi secen kisilerin onemli bir bolumu atlamaktan vazgecerler.zaten bi insan gercekten intihar etmeye niyetliyse bunu evinde ilac yardimiylada yapabilir.bu yuzden bence bu kopru intihar yerinden cok show yapma yeridir.
istanbul boğazı üzerinde asya ve avrupa’yı birbirine bağlayan 1073 m. boyundaki asma çelik köprü. ortaköy ile beylerbeyi arasındadır. yapımına 1970 yılında başlanmıştır ve 29 ekim 1973’de zamanın cumhurbaşkanı fahri korutürk tarafından hizmete açılmıştır.

bilinen en eski bogaz geçisi m.ö. 511 yilinda gerçeklestirildi. iskit seferine çikan pers krali darius’un 700 bin kisilik ordusu, gemilerin yan yana getirilmesiyle olusturulan yüzer köprü ile trakya’ya geçti. mühendisler bogaz’in bir köprü ile geçilmesi konusunda zaman zaman degisik projeler üretse de bunlar tasari halinde kaldi. örnek olarak 1940 yılında nuri demirağ’ın girişimiyle türk muhendisler ve amerikalı uzmanlar tarafından boğaz köprüsü projelendirilmiş ve bu işe talip olunmuştur ama o zamanki iktidar tarafından "boğaza köprü olmaz, yıkılır" diye bu teklif rededilmiştir. 20. yüzyilin ikinci yarisinda istanbul’un hizla gelismesi ve avrupa-asya arasindaki trafigin artisi bogaz’a köprü yapilmasini zorunlu hale getirdi. bogaziçi köprüsü’nün yapimina 1970 yilinda baslandi ve 29 ekim 1973 yilinda tamamlanarak hizmete açildi. avrupa ve asya ile sabit baglanti olarak türkiye ulasim aginin çok önemli bir halkasini olusturan köprüde o dönemden bugüne trafikte beklenenin çok üstünde bir artis gerçeklesti. köprünün ilk hizmete açildigi yil günlük ortalama araç geçisi 32 bin iken 1987’de bu sayi 130 bine çikti. 2004 yilinda ise köprüden günlük geçen araç sayisi 180 bin.

istanbul boğazı üzerinde asya ve avrupa’yı birbirine bağlayan 1073 m. boyundaki asma çelik köprü. ortaköy ile beylerbeyi arasındadır. 29 ekim 1973’de zamanın cumhurbaşkanı fahri korutürk tarafından hizmete açılmıştır.

bogaziçi köprüsü’nün yapimina 1970 yilinda baslandi ve 29 ekim 1973 yilinda tamamlanarak hizmete açildi. köprü 1073 metre boyundadir.avrupa ve asya kitalarini ayiran bogaz’dan karsidan karsiya kolayca geçebilme fikri yüzyillar boyunca çekiciligini korudu. bilinen en eski bogaz geçisi m.ö. 511 yilinda gerçeklestirildi. iskit seferine çikan pers krali darius’un 700 bin kisilik ordusu, gemilerin yan yana getirilmesiyle olusturulan yüzer köprü ile trakya’ya geçti. mühendisler bogaz’in bir köprü ile geçilmesi konusunda zaman zaman degisik projeler üretse de bunlar tasari halinde kaldi. örnek olarak 1940 yılında nuri demirağ’ın girişimiyle türk muhendisler ve amerikalı uzmanlar tarafından boğaz köprüsü projelendirilmiş ve bu işe talip olunmuştur ama o zamanki iktidar tarafından "boğaza köprü olmaz, yıkılır" diye bu teklif rededilmiştir. 20. yüzyilin ikinci yarisinda istanbul’un hizla gelismesi ve avrupa-asya arasindaki trafigin artisi bogaz’a köprü yapilmasini zorunlu hale getirdi. bogaziçi köprüsü’nün yapimina 1970 yilinda baslandi ve 29 ekim 1973 yilinda tamamlanarak hizmete açildi. avrupa ve asya ile sabit baglanti olarak türkiye ulasim aginin çok önemli bir halkasini olusturan köprüde o dönemden bugüne trafikte beklenenin çok üstünde bir artis gerçeklesti. köprünün ilk hizmete açildigi yil günlük ortalama araç geçisi 32 bin iken 1987’de bu sayi 130 bine çikti. 2004 yilinda ise köprüden günlük geçen araç sayisi 180 bin.

00:00 itibari ile parali veznelerin kapanacagi ve tum geci$lerin ogs isimli sistemle yapilacagi kopru.para odemek istiyorsaniz da ikinci kopruden geci$ yapmaniz gerekmektedir.
1970’ de başlanıp 1973’ de bitirilmiş. tam tamına 573 milyon liraya mal olmuş. dört yılda masrafını çıkarmış.yüksekliği 64 metre, eni 33.40 metre, kule ayaklarının uzunluğu ise 165 metre imiş.
şimdi dört senede kendini amorti ettiğine göre devlet halka hizmet için değil yatırım için bu köprüyü yapmış demektir. anti sosyal devlet anlayışı bu olsa gerek.
açıldığının ilk yıllarında yayalara da açık olan köprüdür. fakat malum intihar şovlar artınca yayalara kapatılmıştır bu köprü.
bu kopruyu iki sebeple cok severim.

bir tanesi belli, heybetine baka baka denizin kenarinda bir restaurantta yemek yiyip raki icmek tarif edilemez bir keyif.

ama daha da tarif edilemez bir keyfi vardir buranin.

hani her 10 kasim tarihinde, saatler tam 09:05 i gosterdigi anda, kopru uzerinde bulunan tum arac suruculeri, cevrelerinde kim varmi$, arkalarinda kac araba varmi$ siklerine takmaksizin arabalarini durdurup direksiyondan kalkip mustafa kemal ataturk’un anisina saygi duru$unda bulunurlar ya, hani kimse onlardan oyle bir $ey talep etmemi$ken ve hicbir $ekilde boyle bir $ey planlanmami$ken tum suruculer ayni anda ayni $eyi yaparlar ya saygilarindan, hani ne olursa olsun hangi konumda olursak olalim mustafa kemal ataturk sevgisinin hicbir mani tanimadigini bize her sene usanmaksizin yeniden gosterirler ya, i$te bu keyfin yaninda yemek ne ki raki ne olsun.

i$te bu sebeplerden bayilirim ben bu kopruye.
tavşan kanı çay boğaz manzarasından bile keyifliydi. herkes dışarılara atmıştı kendini. hatta bir de dayanamayıp boğazdan atmak isteyen oldu

bariyerlerin arkasına geçmiş bir kişi köprü trafiğini bir süre durdurdu ama neyse ki ikna edildi de trajedi yaşanmadı. biz de çayımızı kumpirimizi ve waffleımızı yedikten sonra karnımız tok sırtımız pek ayrıldık mekandan.

bugüne kadar hiç utandırmadı beni istanbul; boğazıyla, istiklal’iyle, köprü trafiğiyle, yemeğiyle içmeğiyle hep beklediğimden bir fazlası çıktı. sanırım bu gidişle çıkmaya da devam edecek.

bekle beni istanbul!

0 /