aykut kocaman

paralı trollerin estirdiği bok fırtınası içinde bazı gerçekler kaybolur gibi oluyor. tabi gerçekler eninde sonunda ortaya çıkar ama yine de tarihe not düşülmesi açısından; ofb1907 tarafından titizlikle yazılmış derli toplu bir özet. kalemine sağlık.


++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

an itibariyle muhtemelen kendisi hakkında girilmiş en uzun entryi buraya bıraktığım spor adamı.

bu yazı belirttiğim gibi kendisi hakkında yazılmış muhtemelen en uzun yazıdır. ama bugüne kadar kendisi hakkında ne kadar iddia ortaya atılmışsa, hepsine en ince ayrıntısıyla, belgesiyle bilgisiyle, istatistiki verisiyle, şahısların demeçleriyle, kısacası her şeyiyle cevap verilmiştir. dileyen okur, dilemeyen bildiği gibi devam eder. bu yazı, benim bu adam hakkındaki ortaya atılan tüm iddialara vereceğim en kapsamlı cevaptır. bundan sonra sadece gülüp geçecek ve dikkate almayacağım. verecek bir cevabı olanları, aynı ciddiyet ve gerçeklerle, yazımı okuyup tane tane cevap vermeye çağırıyorum.

kendisi hakkında varsayım, iftira ve çarpıtmalarla dolu bir yazının ülkemiz gibi bir yerde çok alıcı bulması beni şaşırtmadı. günlerdir bu iftira yumağına cevap vermeyi düşünüyordum, bu gün oldu. yazı çok uzun. ancak maalesef 1 cümle iftira atmak kolay, açıklaması 10 sayfa bile sürebiliyor. insanları yalan dolanla zehirlemek kolay, gerçeği anlatmak zor oluyor.

ülkemizde artık birilerini hain ilan etmenin moda olduğu, hiçbir yaptırımının olmadığı, artık toplumsal lincin çok popülerleştiği bir dönemde, hele hele ekşi sözlük gibi fertlerin %90'ının saplantılı bir nefret ile yorum yaptığı bir yerde bu tarzda bir yazının yüksek beğeni alması zaten doğanın kanunu gibi bir şeydir.

yazıya girmeden peşinen belirtmek gerekir ki kendisi hakkındaki daha önce atılmış ve defalarca beğeni alan uzunca yazı, kronolojik verilerle ve gerçek olaylarla temellendirilmiş gibi dursa da, uzunca bir safsatadır. tekrar tekrar altını çizmek gerekir ki, olaylar tarafsız ve objektif şekilde değil, kişinin bakış açısını ve kendi yorumlarını bolca katan şekilde yazılmıştır. benim yazacağım yazıda ise kişisel yorum minimum seviyede tutulacaktır.

fakat yalan varsa, gerçek de var. çarpıtma varsa, doğrusuyla anlatım da var. elbette bu yazıyı yazmadan peşinen biliyorum ve söylüyorum: içinde itham, iftira ve hakaret olmayan hiçbir yazı, olanlar kadar tutmaz ve beğenilmez. çünkü kaos prim yapar, iftira ilgi çeker, birilerini hain ilan etmek ise tadından yenmez. ama ben tarihe notumu düşeyim, seneler sonra artık bu olayların modası geçtiğinde okuyanlar kendi değerlendirmesini yapsınlar.

uzun bir girizgahtan sonra esasa dönelim. bu yazıda bahsi geçen kişilerin genel karakterleriyle ve yaşadıklarıyla ilgili tüm bilgiler,
bu kişilerin aykut kocaman hakkındaki, şahitsiz ve delilsiz ithamlarının güvenilirliğini tekrar düşündürmek için verilmiştir. tamamı doğrudur.

- 1988/96 dönemi ve aykut kocaman'ın fenerbahçe'deki yeri-

aykut kocaman kulübe girdiği 1988 yılında, bugünün barış alıcı'sı, eljif elmas'ı gibi genç yetenek sınıfında değil, sakaryaspor'u üst noktalara taşımış, süper lig'in en iyi santraforlarından biri titriyle geldi. henüz ilk maçında 3 yahut 4 gol attı ve takıma galibiyeti getirdi. sezonun devamındaki efsaneleşen takımda en çok sivrilen kişi oldu ve 29 golle gol kralı oldu. hal böyleyken, takım içinde performans ve şöhret bakımından en sivrilen kişiyken bir adama sırf yeni geldi diye ağırlığı yoktur demek komiktir.

iftira yazısını kaleme alan kişinin vermek istediği mesaj - zaten açıkça da dile getirmiş- , aykut kocaman kulüpte futbolcu olarak geçirdiği 8 sezonda 2 kere şampiyon olabildi, onlarda da takım içinde etkisi yoktu. peki bunu yazarken neye dayanarak bu bilgiye ulaşıldı? takım içinde bir birey miydin? aykut kocaman'ın 1988 yılındaki ağırlığının 1992 yılındaki ağırlığına kıyasını hangi bilgiye dayanarak yaptın? elinde bir veri var mı? 1993 yılında yoğun şekilde aykut kocaman takımı karıştırıyor haberleri vardı da 1996'da bıçak gibi kesildi mi? ilk sezonunda şampiyon olundu çünkü yeni gelmişti, son sezonunda şampiyon oldu çünkü yaşlanmıştı gibi ucuz bir iddiayla geri kalan 6 sezonda aykut kocaman yüzünden şampiyon olunamadı demek nasıl bir yüzsüzlüktür? iddia sahibi yazının kalanında kendini yalanlıyor. çünkü takım içinde ağırlığını kaybetmiş hiçbir oyuncu başkanla prim pazarlığı yapamaz. o günün ağır topu kimse o yapar bu işi. öyle ucuz bir varsayım var ki bu işin içinde. 89-96 arası gelmeyen tüm şampiyonlukların faturası aykut kocaman'a çıkarılmaya endekslenmiş daha yazı başlamadan.

yani mazallah 1991-92 sezonunda aykut kocaman 25 maçta 25 gol atıp gol kralı olurken, üstüne düşen her şeyi yaparken eğer fenerbahçe şampiyon olsaymış, demek ki bu yazıyı kaleme alan arkadaş, aykut kocaman 34 maçın tamamında oynamadı, takım içi birliği tamamen bozamadı, o yüzden fenerbahçe şampiyon oldu diyecekmiş. bu kadar zorlama teori ancak buraya gider. ama aykut kocaman 1 gol ortalamasıyla bitirdiği ligi fenerbahçe kazanamadığı için baş suçlu ilan edilmiş. neden? çünkü sayın müfterinin muhteşem aykut kocaman teorisine göre şampiyon olunamayan sezonlarda fatura bir şekilde ona çıkarılmalı.

- tanju çolak'ın fenerbahçe kariyeri ve dışlanması -

tanju çolak ile ilgili iddiaların çıkış kaynağı tanju çolak'ın kendisidir. bu da ayrı bir komedi. olayın taraflarından birinin iddialarını baş köşeye koymak :) tanju çolak'ın karakterini uzun uzadıya anlatmayacağım. herkes tarafından detaylıca biliniyor. meşhur olup para kazandıktan sonra bütün ailesiyle iletişimi kesen, araba kaçakçılığından hüküm giyen, milletvekili olabilmek için taklalar atan, gittiği her yerde kavgaya neden olan biri. bugün kendisini türkiye'de 10 kişiden 8'ine sorsanız, muhteşem futbolculuğuna rağmen sevilmez, çünkü kişiliği bilinir. ama konu aykut kocaman oldu mu kendisinin iddiaları tek dayanak haline gelir.

esasında aykut kocaman ile ilgili atılan iftiralar, tanju çolak özelinde gerçek olabilir. tanju çolak'ın gittiği her yere huzursuzluk ve kavga götüren biri olduğu biliniyor. kendisi 89'un efsane takımına katıldığından sonra kavgalar artıyor. ve bu kavgaların sorumlusu ne hikmetse tanju çolak değil aykut kocaman oluyor. ikiliyi tanıyan kişilerin tamamı aykut kocaman'ın kişiliğini övüp tanju çolak hakkında iyi şeyler söylemezken, bu kişiler aykut kocaman'ın yancıları ilan ediliyor, geriye sadece araba kaçakçısı tanju'nun doğru olarak kabul edilmesi gereken sözleri kalıyor.

peki tanju bu sözlerinde ne diyor? burası önemli: "oğuz ile aykut çeteleşme kurdu, oğuz hep aykut'a oynadı, beni dışladılar" diyor. bu iddia oğuz çetin'e soruldu. kendisi yıllar sonra televizyon programında şunları dedi: "tanju geldikten sonra onun tutumlarından kaynaklanan problemler oldu. çete söylemini çıkarttılar. tanju ile 1.5 yıl beraber oynamışım ve o ana kadar tanju'ya 22 asist yapmışım, aykut'la 4 sene oynamışım ve aykut'a 19 asist yapmışım. ama tanju'ya değil aykut'a pas attığımı söylediler"

işte sadece tanju'yu dinleyince ortaya çıkan fotoğraf dışlanan gariban tanju. gerçeklere bakınca, oğuz'un aykut'tan daha çok beslediği tanju. ama gittiği her yerde huzursuzluk çıkaran tanju, fenerbahçe'de de çıkarmalıydı ve bu şekilde iddialarla ortalığı karıştırdı. ee formu düşmüş egolu bir topçu var ortada. ben bittim der mi? yoksa suçu sağa sola mı atar? nitekim tanju çolak fenerbahçe'den ayrıldıktan 10 ay sonra futbolu 31 yaşında bırakırken, aykut kocaman 35 yaşına kadar oynamış ve son maçında hat-trick yapmıştır. tanju çolak'ın iftiraları pili biten bir futbolcunun çevresini suçlama girişimidir.

- ali şen ve prim iddiası -

gelelim diğer iddiaya. ali şen'den istenen prim meselesi. az önce takımda hiç ağırlığı olmayan aykut kocaman'ın dönemin en güçlü başkanı ali şen'e ahkam kestiği anlara gelelim :) buraya gelmeden önce yine olaya konu olan karakterleri bir göz önüne alalım.

ali şen: kendisi kurt bir iş adamıdır. 2012 yılında fenerbahçe-şike kumpası dönemlerinde birden fazla kez gazetelere demeç vermiştir. kendisinin bazı demeçleri şu şekildedir: " cemaat fener'i ele geçirecekmiş, boş laf bunlar! ", "ben kulüp başkanıyken, fetullah gülen hoca'nın vermiş olduğu iftar davetlerine katılmıştım. kendisini dinlemişliğim vardır; çok da güzel şeyler anlatmıştı. o kişilerin, cemaatin; neden fenerbahçe kulübü'nü ele geçirme çabaları olsun? böyle bir şey olabilir mi? beni buna asla ve asla, kimse inandıramaz."

cemaatin asla fenerbahçe'yi ele geçirme çalışması olmadığına emin olan başkanımızın, o dönem fenerbahçe'yi uefa'ya şikayet eden galatasaray konusunda da bir eminliği vardır: " galatasaray'ın şike yapmadığına ben kefilim "

aynı ali şen, kulüp başkanlığı döneminde de kendi icraatlerini nasıl açıklıyor bakalım. "aygün'ün kafasına taş gelmişti. doktora sordum, mühim bir şeyi yok dedi. hemen aygün'ün kafasını mumyaya çevirin, sadece gözlerini göreceğim dedim. ertesi gün tüm gazetelerde aygün'ün fotoğrafını gördük. biz bu maçı oynamayız diye kıyameti kopardım. jandarmanın trabzon'a gelmesini istiyordum, niyetim buydu. masa başında kazanmak budur"

bunun gibi birçok röportajı vardır ali şen'in. kendi amaçlarına uygun sonucu almak için yalan söylemekten çekinmeyen biridir. şimdi hemen ali şen'in böyle biri olması aykut kocaman'ın prim isteğini aklar mı diye düşünenler olacaktır. tabii ki aklamaz. ben şu an sadece ali şen'in sözünün ne derece güvenilir olduğuna dair kısa bir giriş yaptım. şimdi aykut kocaman'ı aklayan kısıma gelelim.

dönemin başkan yardımcısı, ali şen'in sağ kolu şadan kalkavan, seneler sonra 2008 yılında bir dergiye bu olayla ilgili röportaj veriyor. bu röportaja bir bakalım.
+ sizce pareira gerçekten ali şen'den dolayı mı ayrıldı
- bize eşinden dolayı ayrıldığını söyledi. ama bence aykut ve oğuz'a üzüldüğü için ayrıldı. (hizipçi aykut konusunda efsane hoca pareira yazarımız gibi düşünmüyor anlaşılan)
+ oğuz çetin ve aykut kocaman neden gönderilmişti ?
- trabzon ile oynayacağımız maç bayram arifesiydi. oğuz ve aykut yanıma gelerek mümkünse takım olarak bayram öncesi paralarını almak istediklerini söylediler. dedim ki "çocuklar bankalar şimdi kapalı. trabzon maçı geçsin söz paralarınız ödenecek" o sırada ali (şen) bodrum'daydı. beni arayıp oğuz'la aykut'u kadrodışı bırakmamı istedi. meğer çocukların bayram öncesi paralarını istemeleri ali'nin kulağına gitmiş. ali de onları kadrodışı bırakma kararı almış. müsaade etmedim. "sen futbol şube sorumlusu ol sen bırak" dedim. sonra trabzon maçına çıktık. oğuz ve aykut'un golleriyle geriden gelip kazandık. sonra ali şen futbolcuların kulüple ilişkisini kesti. ben de selim soydan'la birlikte istifa ettim.

şimdi burdaki istenen para prim parası mı? yoksa oyuncuların bayram öncesi istedikleri birikmiş paraları mı? siz asbaşkanın röportajından ne anlıyorsunuz? yıllardır anlatılan hikaye, aykut'un başkanın karşısına dikilip "başkan bak önümüzde trabzon maçı var, sen bizim primleri yatır" dediği şeklindeydi. olayı birebir yaşayan şadan kalkavan'ın anlattığı ise çok farklı. acaba ali şen başkanımız yine kafaya taktığı bir kararı uygulamak için farklı hikayeler mi uyduruyor? acaba ali şen'den dinlesek bir de, şimdi ne der? dinleyelim:

+ oğuz çetin ve aykut kocaman'ı neden gönderdiniz?
- çeşitli sebepler var ama şık olmadı. bana gönder diyen de olmadı.
+ pişman mısınız?
- pişman? olmasaydı daha iyiydi. göndermeseydik daha iyiydi.
+ pişmansınız?!
- yani. oğuz ve aykut benim kalemim. oğuz fenerbahçe'de başkanlık yapabilecek biri. aykut da öyle. kimse mükemmel değil.
+ oğuz ve aykut ile bir araya gelip konuştunuz mu?
- geldik geçen sene. konuştuk. muhasebe yaptık. ikisine de yanlış yaptığımı söyledim. kusura bakmayın dedim .

bu da ali şen'in vicdan muhasebesi yaptığı açıklaması. trabzonspor deplasmanına jandarmalar gelsin diye oyuncusunun kafasını mumyalatan ali şen'in, aykut trabzon'da centilmence konuştu diye onu göndermeyeceğine inanan ekşi yazarımız, bir de soru eklemiş: o zaman neden oğuz çetin'i gönderdi yanında?

güzel soru. bu sorunun cevabını da oğuz çetin'den dinleyelim: "biz profesyonel futbolcular derneğini kurmuştuk. o dönem şenes erzik'e oy vermeye karar vermiştik. milli takımdan döndüğümüzde ali şen, engin ile benim oyumuzu başka birisine vermemizi istedi. durumu izah ettim. milli takım kaptanıyım, karar benim dışımda dedim. 15 gün sonra da şenes erzik'e oy verdik. sonra olanlar oldu"

görüldüğü gibi. efsaneleşen bir prim hikayesi. asbaşkan olayın yansıdığı gibi olmadığını söylüyor. ali şen yanlış yaptım pişmanım diyor. oğuz çetin tff seçimiyle ilgiliydi diyor. tabii her zaman sükunetini koruyan aykut kocaman bir şey demiyor. sadece gülüyor. müfterilere fırsat çıkacağını bile bile.

prim hikayesini de geride bıraktığımıza göre sıradaki konuya geçeceğim. bu arada "aykut gönderileceğini bildiği için centilmenlik sözleri etti, planını yapmıştı " gibi iğrenç ve mide bulandıran bir ithamı da tekrar göze sokmak lazım. yüreği nasır tutmuş insanlar var gerçekten.

- konyaspor teknik direktörlüğü ve tartışmalı gol -

neyse. sene 2005. aykut kocaman konyaspor teknik direktörü. konyaspor lige fena bir giriş yapmamış ama sürekli hakem hatalarıyla uğraşmakta. bir birikim var insanlarda. 1 ekim 2005 günü meşhur maç oynanıyor. anelka'nın el-faul karışımı golü oluyor. zannedersem konya 2-0'dan maçı kaybediyor. o gün ben dahil birçok fenerbahçeli, fenerbahçeli duruşuna yakışır şekilde üzülüyoruz. ayan beyan gayrinizami bir gol var çünkü ortada. fenerbahçe'ye yakışmayan. aykut kocaman da kendi ekmek yediği camiayı korumak adına feryat ediyor. burda bahsettiği şey kesinlikle " fenerbahçe kayrılıyor " değil. zaten 8 senesini fenerbahçe'de geçirmiş birinin bunu demesi, kendini inkar olur. kendisi büyük takımların küçük takımlarla oynadığı maçlarda kendi aleyhlerine daha kolay karar çıktığını, artık tahammül edilemez bir noktaya geldiğini söylüyor.

bu kez çok daha yüksek bir tonda feryat ediyor çünkü ortada acayip bir gol var. ekmeğini, emeğini savunan bir adam ne yaparsa onu yapıyor. en başta, bir fenerbahçeli'ye yakışanı yapıyor. beşiktaş maçı da, galatasaray maçı da olsa vereceği tepkiyi, fenerbahçe'yle oynadığı için vermemezlik yapmıyor. devamında gelişen karalama kampanyası, zaten aykut kocaman'dan bağımsız. o dönem fenerbahçe'ye karşı sudan sebeplerle yapılan bir şey. zaten bir olay olsa da saldırsak diyen fenerbahçe düşmanlarına, aykut kocaman'ın haklı serzenişi meze oluyor ve aykut kocaman suçlu oluyor öyle mi? siz önce fenerbahçeliliğinizi sonra adamlığınızı bir sorgulayın. bu olaya bakılması gereken tek bakış açısı budur. bunun tersi bir şekilde bakılsa, ne aziz yıldırım ne ali koç aykut kocaman'dan bahsederken " adam gibi adam " ifadesini kullanmazdı. hayattaki tüm manevi değerlerini, kazanç yolunda satmaya hazır kişilerin bunu anlamasını beklemiyorum ama fb kulübünün en son 3 başkanı da bu adamı övmüş. evet ali şen dahil. karşısında şapka çıkarırım demiş. bence siz de bi şapkayı önünüze koyun. ali koç daha aykut kocaman'ın adını anmadan yardımcılardan bahsederken aykut hain, ama ali koç aykut kocaman için: " bir hocadan fazlasıdır, adam gibi adamdır " dediğinde kulaklar sağır :)

bu arada 2006'da kaybedilen şampiyonluğun faturasının görevdeki daum'dan çok aykut kocaman'a çıkması da çok enteresan. zira herr daum, şampiyonluk maçında anelka'yı yanında oturtmuştur. benzerini aykut kocaman alex'e, hem de haklı olarak yaptığında ihalenin kime kaldığını az ilerde göreceğiz. zamanı var. ben burda sadece bu müfteri grubunun nasıl da omurgasız ve çifte standartçı olduğuna kısaca değindim.

konya meselesi edit: #82263480 numaralı entry'deki yazımdan tekrarlıyorum.

aslında bu konuyla ilgili benden sonra yazan yazarımız benim atladığım bir noktaya değinmiş. aynı aykut kocaman, 2015 yılındaki maçta şike şike diye bağıran konya seyircisine maçtan sonra bilezik niteliğinde açıklamalar yapmıştır. henüz daha konyaspor'daki başarılarını yaşamamıştır, yani vazgeçilmez biri değildir konya için. kovulsa kovarlar o açıklamasından sonra. işsiz kalır. ama bunları düşünmeden çıkıp konya seyircisine, kendi taraftarına karşı konuşmuştur. bunu yapan adamın 2005 yılında da hakemle ilgili konuşmasında art niyeti nasıl arayacağız? bu adam o an inandığı ne ise söylüyor. canı yanan emeği çalınan bir insan olarak konuşuyor. evet bir fenerbahçeli olarak kırılabilirsiniz aykut kocaman'a, belki yazıdaki en haklı nokta budur. keşke öyle konuşup bizi zan altında bırakmasaydı diyebilirsiniz. ama 2015 yılında çıkıp fenerbahçe için konya seyircisine ayar veren adamın, 2005 yılında bunları fenerbahçe'yi zan altında bırakmak için söylediğini düşünmek de art niyettir. o gün benim gibi fenerbahçeliler'in bile keşke olmasaydı dediği bir golden sonra çıkıp bu işin içinde emek veren birinin daha orantısız bir tepki vermesi normal.

ve bu mesele de tıpkı daum meselesi gibi. 2010 yılında hiçbir sorun teşkil etmiyordu. herkes normal karşılıyordu. ne zaman ki alex olayı yaşandı, "yav bu aykut bize şikeci demişti" diye bir goygoy çıktı.

- daum meselesi -

sene 2009. buraya da dikkat. 2009 yaz ayı. christoph daum teknik direktör. aykut kocaman sportif direktör. christoph daum'un istediği tüm mevkilere transfer yapmak için hummalı bir çalışma var. o sezon hem yerli hem yabancı olmak üzere birçok mevkiye transferler yapılıyor. 7 transfer yapılıyor. ve fenerbahçe'nin o güne kadarki transfer rekoru olan 31.5 milyon euro harcanıyor. bak aykut için değil he, iyi okuyun. daum için. hani kendisine verilen imkanlar başkasına verilmemiş olan aykut için değil. kulüp tam 31.5 milyon euro harcayarak transfer sezonunu kapatıyor. o günün rekoru bu.

sezon ilerliyor. fenerbahçe kötü bir futbol oynuyor. bugünlerde hücumcu diye anılan daum taraftar tarafından sıkıcı oynattığı gerekçesiyle ıslıklanıyor. çünkü takım 1-0 kazanıyor sürekli. yine 1-0 kazanılan bir iç saha maçındaki çok kötü futbol sonrası taraftarca protesto edilen daum, maç sonu çıkıyor ve şunları diyor: " ıslıklayan taraftar ne zaman 6'da 6 görmüş? " evet. bugün bir ponçik edasıyla pek bir sevilen daum, en ufak eleştiriye dahi gelemeyen ve başkalarını suçlayan bir karakter. bugün daum'u bu laflarına rağmen övenlerin, geçen sene aykut kocaman sadece tribüne gelin stadı doldurun dedi diye taraftara çattığını söyleyenler de aynı kişiler.

neyse, taraftar haklı çıkıyor. o sezon fenerbahçe 2 tane hükmen kazandığı maçı saymazsak 32 maçta 55 gol gibi rezil bir skorla sezonu kapatıyor. bursaspor'a şampiyonluğu kaptırıyor. bursaspor'dan hiçbir alanda (atılan gol, yenilen gol, averaj) daha iyi sonuçlar elde edemiyor. bursaspor'a evinde 2-0'dan maç kaybediyor. trabzonspor'a kupa finalinde 1-0'dan maç veriyor. ve bir daum klasiği olduğu üzere avrupa'da başarı elde edemiyor.

tüm bunların üzerine daum bir suçlu arıyor ve buluyor: aykut kocaman! öyle ya, daum hiç suçlu olamazdı. herkesin bir suçu vardı ama onun yoktu. çünkü kulüpten 2.5 milyon euro kazanıyordu ve istifa etmesi bekleniyordu. bugün daum'u aşk şiirleri ile anan taraftar o gün daum'u arıyordu stadyumda, saldırmak için.

eninde sonunda daum tazminatı ödenip kovuldu ve basın toplantısı yaptı. toplantıda kendisiyle soyunma odasında fiziki münakaşaya giren aziz yıldırım'a tek laf edemedi. çünkü bugün bile hala fenerbahçe'ye geri dönme hayali var. aziz yıldırım'a çatsa geri dönemeyeceğini biliyordu. o da aykut kocaman'ı hedef seçti. sene başında kendisi için 31 milyon euro gibi rekor bonservis bedeli harcanan daum, kadrosunun yetersiz olduğunu(şampiyon barcelona değil bu arada, bursaspor), istediği adamların alınmadığını, bunların suçlusunun aykut kocaman olduğunu belirtiyor.

oysa fenerbahçe'yi uzaktan yakından tanıyan herkes bilir ki, fenerbahçe'de ne kadar para harcanacağına tek bir kişi karar verir: aziz yıldırım. ama aziz yıldırım'a sallamak kolay değil. aykut kocaman'a sallıyor daum. sene başı 31 milyon euro harcanmışken, şampiyonluğu 3 milyon euro harcamamış bursaspor'a kaptırmasını, "kadrom yetersizdi" "transfer yapılmamıştı" gibi sebeplerle açıklamaya çalışıyor. transferleri yaptırmayanı da aykut kocaman olarak belliyor ve belletiyor. oysa sene başı rekor bir bonservis harcamış kulübün, daum'un devre arasındaki milyonlarca euroluk ihtiraslarını karşılayacak kadar yeşili kalmamış. transfer yapılmayacağı belli. buna rağmen, elinde 2 tane gol kralı olan(güiza, semih) daum'a, bir gol kralı daha (gökhan ünal) alınıyor. kendisi bunu da beğenmiyor bildiğiniz üzere.

bütün olayların suçunu aykut kocaman'a yıkıyor giderken. devre arasında transfer yapmadığını söylüyor ısrarla. bunun kararını tek başına aykut kocaman veriyormuş gibi. hemen burda önemli bir notu ekleyeyim. "geçen sezon süper lig'de yarışan 18 takım arasında devre arası transfer yapmayan tek kulüp fenerbahçe'ydi." ve teknik direktör aykut kocaman'dı. aykut geçen sene de kendisini sabote etmiş galiba :) gerçi geçen sene de neden devre arası adam alınmadı diye aykut kocaman'a küfrediyordu vefakar fenerbahçe taraftarı. kulübün durumu olmadığı için transfer yapamıyoruz, çalışarak eksiklerimizi kapatacağız diyerek çalışarak bu takımı 2. yapan hocasına sövüyordu. çok vefalıdır bizim taraftarımız. daum gibiler kıymetlidir onlar için. kadrom yeterli değil diyerek tüm sezonu bitiren dirk advocaat'lar kıymetlidir. ama aykut kocaman'a kimseye verilmeyen imkanlar verilmiştir. ona hep devre arası yıldız yağdırılmıştır, yersen.

işin esası, aykut kocaman'ın basına yaptığı açıklamarın çoğu futbolcu psikolojisi içindir. geçen sene göreve geldiğinde "kadromuz çok iyi" deme sebebi de budur. eğer yeterli transfer yapacak imkan yoksa, elde kalanların moralini yüksek tutma amaçlıdır. daum'un sene başındaki 30+ milyonluk harcamasının üstüne bi 15 milyon daha istemesi üzerine yönetimden "hayır" cevabını alan aykut kocaman, kendince medyaya "kadromuz yeterli" demiştir. tıpkı kendi döneminde de aynısını yaptığı için. "daum transfer istedi ama şu an harcama yapamayız" demesini burdaki ekşiciler çok isterdi ama kendisi fenerbahçeli'dir.

bir diğer husus da iş dünyasında, ya da hayatın farklı alanlarında hiçbir dönemece girmemiş, hiç hayatın sürprizleriyle karşılaşmamış insanların kendisini döneklikle eleştirmesidir. aykut kocaman daum'un yerinde gözüm yok demiş. ama göreve gelmiş. yahu bu adam açıklamasını yaptığında ilkbahar ayları. takım lider ya da ikinci. her şey güzel gidiyor. daum görevine devam ediyor. adamın neden hocalık düşüncesi olsun? sonra daum her zamanki gibi son maç krizine yakalanıyor, aziz yıldırım'ın tepesinin tası atıyor ve kendisini kovuyor. bütün bunlar yaşandıktan sonra "aykut senin hoca olmanı istiyoruz" diyor. e bu adam mı suçlu oldu şimdi? en baştan beri planlayan bu adam mı oldu? aziz yıldırım'ı tanımıyormuş gibi konuşan hastalıklı bünyelerle dolu burası.

daum meselesini çok uzun özetledim çünkü konuşula konuşula iyice gerçek sanılan uyduruk bir komplo hikayesi. meselenin özeti şu: daum'a sene başında kimsede olmayan bütçe veriliyor, daum'a yetmiyor, kendisi ek transfer isteyince yönetimden "bu senelik bu kadar" vetosu geliyor, aykut da bu işin elçisi. kendi beceriksizliğiyle bursaspor'a şampiyonluk kaptırıp sağı solu suçlamasından sonra aykut göreve getiriliyor. daum da bunun hep benim yerimde gözü vardı tribine giriyor. işin özü bu. yahu, şampiyonluğu bursaspor'a kaptırıp kadrosunun yetersizliğini mazeret gösteren küstah bir kokain bağımlısından bahsediyoruz. bu adamın ben suçluyum demesi mi normal, aykut'u suçlaması mı? aykut'u suçlama sebebi de aziz'e olan bitmeyen yağcılığı. göreve tekrar gelme beklentisi.

daum konusunu son bir cümle ile noktalıyorum. bu yazıdaki en mühim noktalardan birisi. hikmet karaman (2013): "yönetim görevime son vermeden önce başka hocalara teklif götürmüş. aykut kocaman da var aralarında. aykut hoca sağolsun 'görevde hoca varken görüşmem' demiş geri çevirmiş. daum'a gitmişler o kabul etmiş. "
kişi kendinden bilir işi ...

daum meselesi edit: bir yazar arkadaşımın hatırlatması üzerine aklıma geldi. 2009-10 sezonu devre arasında aykut kocaman, daum'un isteği üzerine dentinho transferi için brezilya'ya gidiyor. daum'un efsaneleşen çok istedim de almadılar olayı bu. kulübü dentinho için 12 milyon euro istiyor. aykut kocaman, 5.5-6 milyon euro civarına inerlerse anlaşırız diyor. anlaşma olmuyor. dentinho sene sonu shakhtar donetsk'e aykut kocaman'ın öngördüğü fiyata satılıyor. devre arası olduğu için bize daha yüksek fiyat çekiyorlar. olayın özeti bu. sene başı 31.5 harcanıyor, devre arası 12 daha harcanılması daum tarafından talep ediliyor. 43.5 milyon euro yani. aziz yıldırım bunu kabul eder mi sizce? aziz yıldırım kabul etse, bugün batmışız diye ağlayan taraftarımız şu an ne derdi? çünkü bahsi geçen dentinho, 2 sezon sonra beşiktaş'a geldi, gram top oynamadan silinip gitti. çöpe atılmış bir 12 milyon euro olacaktı. transfer yapılmadı olayının özeti bu.

aykut kocaman 2010'da takımın başına geldiğinde, bir önceki sezon 31.5 milyon euro harcayan fenerbahçe, aykut kocaman için 23 milyon euro harcamış. hani daum'a kimse alınmadı, aykut'a birçok adam yığıldı efsanesi için söylüyorum. devre arası daum'a gökhan ünal transferini yapan fenerbahçe, aykut kocaman'a kimseyi almamış. daniel güiza sakatlanıp nisan'a kadar oynamayacağı için mamadou niang alınmış, uğur boral sakatlandığı, roberto carlos ve gökçek vederson ayrıldığı için, miroslav stoch ve caner erkin alınmış. geri kalan issiar dia , ilhan eker , serkan kırıntılı transferleri ise toplam 6.5 milyon euro değerinde. ve transferin son günü joseph yobo kiralanmış. son gün lotosu oynanıp iyi çıkmış.

fenerbahçe'de genel prosedürdür bu. aziz yıldırım harcamasını sezon başı yapar, sezon ortası uçuk transferler yapmaz. bir örneği anelka'dır, diğeri sow. sow'da başkan hapisteydi zaten. başka yoktur. tekrar altını çiziyorum, süper lig'de geçen sezon devre arasında tek transfer yapmayan takım fenerbahçe'dir. aykut kocaman'lı fenerbahçe. yine mi alt oyma var? devre arası paramız yoktu da sezon sonu mu oldu diye bir mantık da komiktir. devre arasında tüm futbolcuların fiyatı 2 katına biner. 5'e alacağını 10'a alırsın, dentinho örneği gibi. kulübün kasası gibi konular daum'un zerrece umrunda olmadığı için bana ne isterim tribine girmiştir o ayrı. fenerbahçe'nin geçmiş transfer sezonlarını incelerseniz her sene başında yüksek harcama yapıp devre arasında sıfıra yakın harcama yaptığını görürsünüz. o zaman her sene ortasında birilerinin ayağı kaydırılıyor :)

daum'un yerine geçmeyeceğim mevzusunu #82263480 numaralı entryde daha ayrıntılı açıkladım. daum'un o gün nasıl da tüm camia tarafından istenmeyen adam ilan edildiğini, aykut kocaman'ın o koltuğu en istemeyen adam dahi olsa hem yönetim hem taraftarca en uygun aday olarak görüldüğünü açıkladım. bütün fenerbahçe taraftar portallarında, ekşi sözlük'te ve benzeri sitelerde daum gitsin, aykut kocaman gelsin diye tempo tutuyordu taraftar. çok zor bir şey değil. 16 mayıs 2010 - 25 haziran 2010 arasındaki tüm taraftar yorumlarına bakın tüm sitelerde, ezici çoğunluk aykut kocaman gelsin diyor. bugünün ersun yanal'ından farkı yok havanın. aykut kocaman oraya gözü olduğu için camia dinamikleri böyle istediği için oturdu. ama sonra işler değişti. alex de souza ayrılığı falan... alex ayrılınca, geçmişte aykut kocaman için tempo tutanlar bu kez daum'un altını oydu söylemini ele aldı. sanki o gün orda değillermiş de yeni akıllarına gelmiş gibi. bu alt oyma mevzusu yukarda verdiğim entry'de yazdığım gibi 1 ekim 2012 tarihine kadar sadece daum ve 3-5 kişi tarafından kabul görürken, alex'in ayrılışından sonra herkesin kabullendiği bir şey oldu. adam asmayı seven taraftarımız geçmişini unuttu yani. yanardönerliğini yaptı. daum kendi hataları yüzünden kovulmamış gibi, aziz yıldırım'ın daum'u kovmasının önünde 1 değil 10 aykut kocaman'ın duramayacağı gerçek değilmiş gibi, kendileri aykut kocaman'ın yolunu gözlememiş gibi, tüm bu sözde tezgahı aykut kocaman'ın tasarladığına inandılar. çünkü çok sevilen alex gitmişti. bu böyle kalmamalıydı. intikam için iftira atılmalıydı. bahsi geçen daum'un da daha 2 hafta önce cocu hakkında 8 puan farkı kapatır şampiyon yaparım açıklamasını yaptığını da unutmayalım. bir kez daha: kişi kendinden bilir işi. bu edit'in son sözü, lütfen bahsettiğim tarihlerde aratmalar yapın ve aykut kocaman kendi kuyu kazdığı için mi yoksa taraftar arzusuyla mı gelmiş bir görün.

- alex meselesi -

bu mesele en sevdiğim. en uyduruk olanı diyebilirim. çürümeye en yatkın olanı. bu yüzden seviyorum.
bir kere giriş cümlesi komple yalan. aykut kocaman gelir gelmez kafayı alex'e takmış :) be yavrum orada elinin altında internet var. orda istatistik siteleri var. bir bak bakayım aykut kocaman'ın ilk sezonunda alex ne kadar oynamış?

alex'le ilgili en yaygın iftira, aykut kocaman göreve gelince kendisini kesmiş, ama sonra alex'siz olmayacağını anlayınca alex'e sarılmış. bak sen şu işe. ben tam ters hatırlıyorum nedense. hadi bi bakalım.

2010-11 sezonu. aykut kocaman göreve gelmiş. sezon avrupa elemeleriyle başlıyor. alex elemelerdeki 4 maça da ilk 11'de başlıyor. ve bu 4 maçta ortalama 83 dakika sahada kalıyor. tabi alex maçın bitimine 5 dakika kala dahi oyundan çıkarılırsa bunu kendisine hakaret saydığı için "aykut bana kafayı taktı" şeklinde yazıyor. ama işin aslı öyle değil.

bu arada hemen şunu sıkıştıralım. avrupa ön elemesinde takım elendikten sonra, aziz yıldırım suçu alex'te buluyor. "bu takıma elenmek için sana ihtiyacım yok, gençlerle yerlilerle de bunlara eleniriz" diyor ve eşyalarını toplamasını söylüyor. araya aykut kocaman giriyor. aziz yıldırım'ı ikna ediyor. alex kalıyor. aykut kocaman alex'in yanına gidiyor ve şunları söylüyor "benim bu kulüpten ayrılışım üzücü oldu. sen de bu kulübün efsanesisin. senin de böyle ayrılmanı istemem"
kaynak alex de souza otobiyografisi. evet, geldiği andan itibaren kafaya alex'i takan, alex'i göndermenin yollarını arayan şeytan aykut kocaman, o efsaneleşmiş 10-11 sezonunu daha oynamadan, alex gitse kendisinin hiçbir zan altında kalmayacağı bir ortamda, "sonun benimki gibi olmasın" diyerek aziz yıldırım'ı ikna ediyor ve kalmasını istiyor. aykut kocaman konuşmadığı için, bunu da alex'ten öğreniyoruz. konuşmamak bu memlekette suçtur.

böyle bir yaklaşımda bulunmuş bi adamın, başından beri alex'i göndermek istediğini düşünmek, kafayı ona taktığını düşünmek nasıl hastalıklı bi beynin ürünüdür. hadi alex olayın tarafı olduğu için o günün heyecanıyla başka hislere kapılabilir. bugün böyle der, 10 yıl sonra aykut'un da haklı olduğu taraflar vardı der, ali şen gibi. siz olaylara dışardan bakıyorsunuz. bu ne haset, bu ne kin, bu ne öfke? adam sonun benim gibi olmasın diyerek gitmesine engel olmuş. kovacak adam orda kovar. yani bu meselenin buraya gelmesinde alex'in de payının olduğunu, hatta alex ve aziz yıldırım'ın egolu tavırlarının çok daha fazla yer tuttuğunu gösteren diyalogtur bu benim için.

alex zaten kendi kitabında bunu çokça söylüyor. soyunma odasında sürekli aykut kocaman'ın kararlarını tartışmaya açtığını, dalga geçtiğini, sürekli eleştirdiğini kendisi belirtiyor. dürüstlük yapmış. ama burda sorun, alex bunları kendi hakkı olarak görüyor. kulüp efsanesi olduğu için. ama antrenör gözünden kabul edilemez bir durum bu. bunun aynısını bugün başka bir topçu yapsa, tüm taraftarlar küfür eder. ama bizim taraftarımızın huyudur bu. bir topçu iyiyse, efsaneyse, her şeyi yapmaya hakkı vardır anlayışı. bu da o ağzınıza doladığınız kurumsallığa baştan ters.

süper lig sezonunda yine alex forma buluyor. hem de herkesten çok. ilk yarı oynamıyordu 9 puan geri düştük, sonra oynamaya başladı farkı kapattık olayı baştan aşağı yalan. alex sakat olduğu konya maçı hariç ilk yarıdaki 16 maçta da oynuyor. ilk 11'de başlamadığı da tek bir maç var, trabzonspor maçı. yani alex ilk yarıdaki 17 maçın 15'ine ilk 11 başlıyor. 1'ine sonradan giriyor. ilk yarıyı da zaten 12 golle kapatıyor. bu bir önceki sezonki gol sayısından fazla. yani alex ilk yarı oynamadı gol atamadık, ikinci yarı alex'e sarıldı gol attık lafı da tam bir yalandır. aksine fenerbahçe ligin ilk yarısında daha çok atmıştır. ama ikinci yarısında daha az yemiştir. savunma. çaktın mı köfteyi?

alex mevzusu konuşulurken hep söylenir de söylenir. alex'in performansı şampiyon yaptı da yaptı diye. kimse de sorgulamaz, yahu madem öyle, neden bu performansı başka hocalarda gösteremedi? neden aykut kocaman gelene kadar 4 sene şampiyonluk özlemi çektik diye. aykut kocaman geldiği ilk günden itibaren ortasahayı, alex'in arkasını tutacak şekilde dizayn etmiştir. ve alex kariyer rekoru kırmıştır. aragones'le değil, daum'la değil, zico ile değil, aykut'la. bu kadar basit. o beğenmediğiniz koşu mesafeleriyle, emre'nin selçuk'un topuz'un köpek gibi koşup alex'e rahatlık sağlamasıyla alex de yeteneğini ortaya koymuştur. futbol zaten budur.

11-12 sezonunda yine alex 11'in parçasıdır. fakat o sezon ligde 40 maç vardır. hafta içi maçları da sıktır. aynı zamanda türkiye kupasında yola devam edilmektedir. yani maç temposu yoğundur. fenerbahçe ne zaman 3 güne bir maç oynasa, alex'in performansı düşmektedir. ne zaman maçlar yeniden haftada bire düşse, alex bildiğimiz performansıyla oynamaktadır. çünkü alex canavar değildir, insandır. vücudu tempoyu kaldıramamaktadır.

nihayetinde alex süper finaldeki galatasaray maçında sakatlanmıştır. ayağında şişlik oluşmuşur. kendisinin oynamak istemesi üzerine 10 gün sonraki bjk maçında oynamış ve sakatlığı daha da ağırlaşmıştır. üstelik o maçta hiçbir varlık gösterememiş ve fenerbahçe süper final'deki tek yenilgisini o maçta almıştır. ve o maçtan 9 gün sonra en son maç vardır. alex belki de bjk maçında oynamak istemese, sakatlığı uzamayacaktır. ama oynama isteği yine işi bu noktaya getirmiştir. bütün hafta boyunca antrenmanlar alex'siz yapılmıştır, maç programı alex'siz yapılmıştır. alex'le yapılan görüşmelerde alex bizzat kendisi "yetişmem zor" mesajı vermiştir. bütün bunlardan sonra alex, maça bir gün kala aykut kocaman'a gelip, ağrılarının geçtiğini oynayabileceğini söylemiştir. aykut kocaman da doğal olarak, bjk maçında dili yandığı için, "maç planlarını hazırladık, eğer kilidi çözemezsek seni 65-70'te oyuna alacağım" demiştir. alex de buna saygı duymuş ve ayrılmıştır.

alex'in gs maçında oynamama hikayesi budur. bunları alex kendisi 8 ekim 2012 tarihli basın toplantısında açıklamıştır. burdan "alex'le şampiyonluk geleceğine gs kadıköy'de şampiyon olsun" anlamını çıkaran insanın içi irin dolmuştur ve uzak kalınması gereklidir. aykut kocaman 10 teknik adamdan 9'unun alacağı bir kararı almıştır. böyle yapmayan bir adam o bjk maçında da alex'i oynatmazdı.

12-13 yani alex'in son sezonuna geldiğinde, alex oynanabilecek 12 maçın 10'unda forma giymiştir. forma giyme ortalaması da 75 dakikadır. bunlar olurken alex'in yaşı 35'dir. yazıyla otuzbeş. 75 dakika şans bulmuştur. o sezon fenerbahçe 64 maç oynamıştır. ve aykut kocaman alex'e "yaşından ötürü seni zaman zaman dinlendireceğim, sen bir bayrak oyuncusun, zaman zaman benim yanımda olmalısın, futbolu bıraktıktan sonra da teknik ekipte olursun" sözlerini etmiştir.

fakat bunlar alex'e yetmedi. maalesef yetmedi. o güne dek oynanan 12 maçın 10'unda ilk 11 başladı ve ortalama 75 dakika süre aldı. oynamadığı maçların 1'inde teknik direktör kararından oynamadı. diğer maçta oynamama sebebi antrenörüne twitter üzerinden "kıskanç" yazmasıydı. evet düşünebiliyor musunuz? 35 yaşında bir takım kaptanı, teknik direktöre twitter'dan kıskanç yazıyor. haliyle bir maç ceza aldı kulüpten. buna rağmen aykut kocaman alex'in heykel açılışına giderek büyüklük gösterdi. kıskanç aykut kocaman evet. alex sonra otobiyografisinde o tweetinin bir hata olduğunu da söyleyecekti. ama maalesef o gün yine durmadı alex. ortalama 75 dakika süre almasına rağmen, her oyundan alındığında, 35 yaşında bir emektar değil de 23 yaşında enerji patlaması yaşayan bir genç gibi tepki gösterdi. ve sonunda ayrılık geldi. tüm bu alex hikayesinden, alex'i göndermek için fırsat kollayan bir aykut imajı çıkarıyorsanız, siz iflah olmaz bir ruh hastasısınız.

son olarak alex'in aykut kocaman'la birlikte istatistikleri:
aykut kocaman'ın hoca olduğu 100 maçın 84'ünde forma bulmuş.
forma verilmediği 16 maçın 6 tanesi türkiye kupasında alt turlar, 2 tanesi kart cezası, 5 tanesi sakatlık, sadece 3 maçta aykut kocaman oynayamazsın dediği için oynamamış. evet 100 maçın 3 tanesinde. gs maçını da saydım merak etmeyin. alex'in aykut kocaman kararıyla oynamadığı maç yüzdesi %3.
şimdi merak eden olur, bu adam 84 maç oynamış ama ortalama kaç dakika oynamış. bu 84 maçta da ortalama 78 dakika sahada kalmış. maçlar 90 dakika biliyorsunuz. alex de bu sırada 33-35 yaş aralığında.

evet, gerçekten kendisini hep kesmeye çalışmış, altını oymaya çalışmış, göndermeye çalışmış, şampiyonlukta tüm pay alex'in, ayrılışında tüm pay aykut'un.

- medya meselesi -

bu mesele trajikomiktir. aykut kocaman kadar medyada kendisiyle ilgili hakaretamiz sözler kullanılan hoca sayısı azdır. kendisinin giyiminden tut sakalına, konuşma şeklinden tut görüntüsne kadar her şeyine laf edilmiştir. kendisinin elbette destekçisi de vardır, her hoca gibi. ama ben burda şu an sadece aykut'u kimler koruyor kimler saldırıyor kısmına gireceğim. çünkü taraflı ve iftira dolu yazımızın son kısmında yabancı dil bilmeyen spor yorumcularının aykut kocaman'dan haber aşırmak için aykutçuluk yaptığı, yabancı hoca istemediği yazılıyor.

şimdi bi bakalım. geçen sene kendisi hakkındaki entrylere bakılırsa sözde gazeteci serdar ali çelikler'in kullandığı kelimelerin, anlattığı hikayelerin bol bol geçtiğini görüyorsunuz. aa demek ki aykut'un medya gücü öyle acayip falan değilmiş. hatta türkiye'nin en büyük spor kanalında bir sözde spor yorumcusu, haftanın 2 gününü tamamen bu adama sallamak için ayırıyormuş.

neden sözde spor yorumcusu diyorum? kendisinin geçenlerdeki ibretlik olayı fazlaca meşhur olmuştu. serdar ali, burayı okuyorsan ronaldo yazın fenere önerildi. neyse efendim. kendisinin gayet karşıtları vardır, gayet önemli yerlerde reyting almaktadırlar, öyle ki sözlüğe de bol bol taşınmaktadırlar.

abdülkerim durmaz, ahmet çakar ... kendisine düşman ikili. gerçekten yabancı hocalarla ingilizce diyaloğa girip sohbet edebilecek harika yetkinlikte kişiler. hele hele abdülkerim.

kendisini medyada övenlere bakıyorum. bu sene mehmet demirkol aykut kocaman'ı göreve getiririm demiş. ki kendisi geçen sene bol bol sallamıştır aykut kocaman'a. acaba gs lisesi mezunu demirkol'un hangi yabancı hocayla konuşamama durumu vardır?

ali ece. geçen sene kendisini bol bol övmüş ve iyi iş yaptığına değinmiştir. hatta conte ve klopp gibi hocaları takip ettiğini söylemiştir. herhalde ali ece'nin de haber alamama kaygıları var.

cüneyt kaşeler. medyadaki has aykutçulardandır. gelgelelim vitor pereira ile ingilizce atışan arkadaş da kendisidir. bak sen şu işe :)

kendisini uğur meleke, önder özen, altan tanrıkulu gibi etliye sütlüye karışmayan kavgası gürültüsü olmayan adamlar da bolca övmüştür. kendisini en çok eleştirenlere bakıyorum: serdar ali çelikler, abdülkerim durmaz, ahmet çakar, hıncal uluç...

durum budur yani. ahmet ercanlar üzerinden eleştirilmiş. fenerbahçe'yi takip eden ve fenerbahçeli olan herkes bilir ki, ahmet ercanlar her sezon başı her fenerbahçe teknik direktörüne övgüler yağdırır. bu adamın huyu bu. aykut kocaman'ı ayrıca seviyor bunu herkes biliyor ama bu adamın her sezon başı haberlerine bakın. övgü doludur. kısa bir araştırmayla şuraya advocaat'ı, cocu'yu, pereira'yı övdüğü tonla haber getirebilirim. ahmet ercanlar üzerinden aklınca aykut muhabirlere haber veriyor algısı yapmak da güzelmiş kerata seni.

fenerbahçe muhabirlerinin kötülediği bir adam gösterebilir misiniz? ercanlar, selim kul, sercan hamzaoğlu, diğer meslektaşları. tamamı her gelen hocanın iyi yönlerini anlatırlar. şöyle başarılı böyle deha derler. aksi görülmüş mü? bana yeni gelen bir antrenör hakkında karalama yazan bir spor muhabiri gösterin. gösteremezsiniz.

yani tüm bu medya desteği gürcan bilgiç ile emre bol'dan mı ibaret? ya bu 2 adamı toplayıp karesini alsan kadrolu aykut kocaman düşmanı serdar ali çelikler kadar yer tutar mı? adamın geçen sene her söylediği manşet oluyordu. ahmet çakar'la abdülkerim'i söylemiyorum bile.

bu adamın harbiden ciddi bir medya gücü olsaydı, geçen seneki kadroyla 2. yapmasının başarı olduğu herkese aktarılırdı. fenerbahçe'nin forması bile 2. olur goygoyu yapılmazdı. ama ne oldu? aykut kocaman gitti. cocu geldi. fenerbahçe 15. sırada. bu seneyi ilk 10'da kapatırsa iyidir goygoyu başladı medyada. geçen sene forması bile 2. olan fenerbahçe'ye bu sene ilk 10 yetiyor. bunu kim çıkardı?

son olarak da bu 15.'liğin faturası kendisine çıkarılmıştır.

özet;
kendisi fenerbahçe tarihinde hakkı en çok gasp edilen insanlardan birisidir. her zaman sessiz kalmayı tercih ettiği için her suç kendisine kalmıştır. sözlerinin beş kuruşluk değeri olmayan tanju çolak, ali şen, daum gibi adamların, kendi üzerlerindeki baskıyı atmak için kurban seçtiği kişi olmuştur. bugün de cocu ve comolli kurtarılmak için kendisi yıllarca emek verdiği fenerbahçe'sine ihanet ediyor gibi gösterilmiştir. eski uydurma safsatalarla bezenen bir roman da ısıtılıp önümüze koyulmuştur sözlükte. kendisinin en büyük hatası sosyal medyada ve ana akım medyada kendisi hakkında çıkarılan dedikodulara ve atılan iftiralara kulaklarını tıkamak olmuştur. cocu görevdeyken fenerbahçe'yi şampiyon yaparım diyen, hikmet karaman ayrılmadan bursa'yla anlaşan daum, kendisini benim yerime göz dikiyor diye suçlamıştır. kendisi başarısızdır çünkü. kovulmuştur. bu hikaye gibi diğerleri de internette büyümüştür. ali şen şampiyon kadroyu dağıtmış, gs'nin önünü açmıştır. savunmasını bu prim olayına bağlamıştır. aykut kocaman'ın en büyük hatası bu şekilde genişleyen yalanlara erkenden cevap vermemesi olmuştur. bir sosyal medya ekibi yoktur kendisinin. danıştığı profesyoneller yoktur. kendisi hakkında her gün yeni bir yalan çıkmaktadır. o ise daha önce ifade ettiği şekilde hiçbirine bakmayarak kendi işini yapmaya çalışmaktadır. ama yaptırmazlar hocam. burası türkiye. sen bunlara çıkıp haddini bildirmedikçe, seni iş bile yaptıramaz hale getirirler. en sonunda uğruna ömrünün en sıkıntılı zamanlarını geçirdiğin camiana ihanetle suçlanırsın.



https://eksisozluk.com/biri/ofb1907
bu başlıktaki tüm girileri gör