serhat durmuş

birbirinde güzel müziklere imza atmış, youtube ta izlenmesi yüksek olan bir müzisyen. albüm çıkarmış ama gereksizler kadar değer görmemiş müzisyen. hşphop ve rap tarzı müzikleri mevcuttur. şu aralar yükselişte olan şarkısı la calin dir.

bilgi sözlük

başlarda büyük bir hevesle yazmaya başladığım sözlük. 3-5 aktif yazarı var ve epey güzel yazıyorlar.

burası için ümidim vardı. ancak aktif yazan yazarların ölü taklidi yapması, okunup okunmadığını anlayamadığım yazılarımı yazmamı engelledi. çok zor değil sözlüklerde bu tür şeyler. beğendiysen bir artı ver, beğenmediysen bas eksiyi ama ben bileyim yazar arkadaşlarım değerlendirmiş yazdığımı. elbette mesele artı eksi değil ama aidiyet duygusu önemlidir.

yanlış yerde yanlış zamanda olmak

kişinin kendini, bulunduğu zamana ve yere ait hissetmemesi. elbette bu çok genel bir tanım.

bu durumu daha özelleştirirsek - kişiye göre değişecek şekilde- hayatımızda yaşanıp da bittikten sonraki olaylar ve durumlar için kullanırız. çoğunlukla keşke olmasaydı dediğimiz durumlar, farklı şartlar altında farklı gelişebilecek olaylar için.

playstation plus

ekim 2018 oyunlarından biri killzone shadow fall olabilirmiş. sızıntılar böyle söylüyor. ve tahmin edin sızıntıyı yapan kim ? tabikii playstation türkiye... vizyon be kardeşim.

fifa 19

fifa 15 ile beraber simülasyon oyun mantığından uzaklaşan ea'nin son model çöp torbası.
buna vereceğiniz parayı yada torrentten çekiyorsanız vereceğiniz gb yerine gidin langırt oynayın. çok ciddiyim, hem bileklerinizi geliştirir, hem de aynı bokun laciverti.

arkadaş anlamıyorum. biz oyunda top fiziği yok diye ciyak ciyak ağlıyoruz. ama adamlar düzelteceği yere daha da ebesinin münasip tarafına benzetmişler. lan bir kere X basınca ramos, benzema'ya ara pası mı atar ? neyin kafasını yaşıyor bunlar.

fifa serisini artık daha hızlı oynanış yapısına geçirelim diyen hangi yetkiliyse onun ben gelmişini geçmişini düzeyim. fifa 14 devam.

the nun

the conjuring evreninde geçmesine rağmen baya kötü olmuş. tam olarak yorumlardaki gibiydi.

şunu anlamıyorum, korku filmlerinde sizi korkutması gereken şey film boyunca öküz gibi gözükürse ondan nasıl korkabilirsiniz ? sürekli korkulması gereken karakteri gördükten sonra olay zombi kafasına dönüyor anasını satıyım. çoğu korku fiilmi de bu salaklığı yapıyor. o yüzden korku filmlerinin artık tırt olduğu bir dönemdeyiz.

ulan filmin toplu şekilde değerlendireceğiniz senaryosu yok. resmen bölüm bölüm çekmişler. aralara jump scare ve bolca karanlık sahne... sizin yapacağınız işe sokayım.

filmin tek iyi yanı evrende geçen bir hikayeyi tamamlamış olması. yoksa hiç bir işe yaramaz atın çöpe gitsin.

ali koç

vizyonerli fenerbahçe başkanı mavi gözlü filan.. öf allah...

işte o vüjyon


vüjyonu acun ılıcalı olanın... neyse ... kestim. harcadığım vakte değmez.

plüton

plüton'un kaderi aslında kaçınılmazdı. asıl sorulması gereken soru, gezegen olamayacağınıı bildiğiniz halde neden '' ya plüton tekrar gezegen olsun '' diye tutturursunuz.

gezegen olabilmesi için ilk olarak yıldızın yörüngesinde hareket etmeli, ikinci olarak küresel bir yapıya sahip olma, üçüncü olarak ise yörüngesinin temiz olma şartıydı. ve plüton, kuiper kuşağında bulunduğu için bahsettiğimiz üçüncü maddeyi yerine getiremiyor. ama boyutunun da bununla doğrudan ilgisi var.

sonuç olarak plüton'a gezegen demek, güneş sistemine en az 100 tane daha gök cismi eklemek anlamına gelir. şimdi durduk yere kim bununla uğraşır. en iyisi ona '' cüce gezegen '' diyelim. o farklı bir sınıf olsun.

birde şöyle bir detay var.

plüton, 1930 yılında Clyde Tombaugh tarafından keşfedilmiş. bu keşifin bir farkı amerika'lılar tarafından yapılmış olması. güneş sisteminde bulunan gezegenlerin geriye kalanı tamamen avrupalı insanlar tarafından keşfedilmiş. yani amerika bir yerden de eksik kalmamak için '' ille de plüton gezegendir '' diye yaygara yaratıyor. gezegen olmadığı açıkça ortada iken böylesine baskı yaratılması neden olabilir ki ?

yinede büyük ihtimalle uydurduğum bir detay. dikkate alınması gerekmiyor.

the nun

amerika'da 2 hafta önce vizyona girmiş the conjuring evreninde geçen yeni film. gelen yorumlar pek iç açıcı olmasa da film yokluğunda gideri olacaktır. yarın vizyona giriyor.

geçen gün izlediğim Predator faciasından sonra kendime gelmek istiyorum.

amazon türkiye

bazı ürünler normalinden çok, bazıları ise daha uygun, hatta daha düşük fiyatla satılıyor.

kur dengesizliğinin tavan yaptığı şu dönemlerde ps vr paketi oldukça uygun fiyatla satışa sunulmuş. bir daha almayı düşünüyorum.

https://www.amazon.com.tr/Sony-PS-Worlds-Camera-PlayStation/dp/B07BGZBHWM/ref=redir_mobile_desktop?_encoding=UTF8&psc=1&refRID=EDZ9DA9KD9FRH9Y4DXWV&ref_=zg_bs_videogames_17

ken folletts the pillars of the earth

türkçe ismiyle '' ken follet'ten bir katedralin öyküsü''

kısa ve net şekilde. şimdiye kadar oynadığım en iyi point&click oyunudur. oyun 3 bölümden oluşuyor ve son 2 bölümün bu yıl çıkmasından dolayı benim için 2018, yılın oyunu ödülünü de almıştır. ( god of war, detroit, spider-man, rdr 2, bf 5 gibi oyunlar olmasına rağmen )

çok kısa oyunun hikayesinden bahsedecek olursak, 12.yüzyıl ingiltere'si ve dönemin dini yapısı konu ediniliyor. ve oyun bittiğinde dinler hakkında çok derin şüpheleriniz kalıyor. bunların yanı sıra savaşlar ve yine dönemin yaşam şekilleri çok güzel şekilde anlatılıyor. atmosfer olarak yine aynı hissiyatı verdiğini söyleyebiliriz. oyunun hikaye anlatımı konusunda biraz taraflı yorum yazmış olabilirim, zira dinler hakkında sorgulama isteği yaratsa da örnek alınabilecek güzel yanlarını da görebiliyoruz.

şimdi bu oyun neden çok iyi onu açıklayalım.

anlattığı hikaye oyunun başından sonuna kadar ilgi çekici ve merak uyandırıcı.
grafik tarzı harika. seslendirmeler çok iyi. oynanış sade ve olabildiğince seçenek dolu. seçimleriniz büyük ölçüde değişiklik yaratmıyor ama yine de fazlaca var. karakter geçişleri aşırı iyi. hikaye kurgusu ve karakterle olan bağ... vee olağanüstü etkileyici müzikleri... zaten benim nezdimde bir oyunu kaliteli yapan detaylardan en büyüğü müzikleridir, bu oyunda inanılmaz başarılı buldum. sanırım last of us 'dan sonra en iyisi...
kısaca oyunda eksi olarak sayabileceğimiz çok az şey var. sadece oynanış yapısı itibariyle herkese hitap etmiyor. sırf bu yüzden oynamayan bir çok insan var. bu durum oldukça üzücü. bu oyun eğer sanatsal anlatım biçimiyle değilde, fps kamera açısıyla çıksaydı olduğundan 10 kat fazla satardı. yeni nesil oyunculuğun durumu işte böyle .

broken sword, deponia gibi serileri severek oynamış biri olarak her açıdan daha başarılı buldum. aslında point click tarzı 90'lı yıllara göre ölüm döşeğinde diyebiliriz. yeni nesil oyun dünyası bu tarzdan epey uzaklaştı. şimdilerde moba, battle royale gibi oyun dünyasını etkisi altına almış akımlar mevcut. ilk olarak multiplayer ağırlıklı oyunlardan, artık tümüyle multiplayer odaklı oyunların çağına geçtik. oyunların hikaye modları paçavra gibi kenara atılmaya başlandı. en yeni örneği (bkz:call of duty black ops 4)

oyunda en beğendiğim ve spotify listemin başlarında kendine yer edinen parçasını da şöyle bırakayım.